niğde'de bir gözlemecide yapılan, içinde süt, bal, ceviz, fındık, muz gibi enerji veren şeylerin olduğu mükemmel karışım. içtikten sonraki enerjiye doyum olmaz. alışkanlık yapar.
antikçağın materyalist felsefesinde, bu sözcük, maddenin mutlak olarak artık bölünemez, en küçük öğesi anlamına geliyordu, bu ilk öğe, bileşerek ve topaklanarak, bütün doğayı oluşturuyordu.
hakkındaki ilk çalışmalar john dalton (1766-1844) tarfından yapılmıştır, parçalanabileceği fikride otto hahn (1779-1868) tarafından ilk kez ortaya atılmıştır. bize okullarımızda öğretilenler bunlar. halbuki onlardan 1000 yıl önce yaşamış ve dönemin en büyük ilim merkezlerinden harran üniversitesi'inde rektörlük yapmış kimyacı cabir bin hayyanın (721-815) şu sözleri asrımızın ilim adamlarını bile hayrete düşürmektedir:
"maddenin en küçük parçası olan cüz-ü la yetecezzada (atom) yoğun bir enerji vardır. yunan bilginlerinin iddia ettiği gibi onun parçalanamayacağı söylenemez. aksine parçalanabilir ve parçalanınca da öylesine bir güç ortaya çıkar ki, bu güç bağdatın altını üstüne getirebilir."
merak ediyorum neden bize bunlar öğretilmiyor da hala dalton, hahn öğretiliyor.
(edit: cabir bin hayyan' ın bu sözü çeşitli kitaplarda belgelere dayandırılmış şekilde bulunmaktadır.)
samsun da sadece ramanzan ayında üretilip sokaklarda, cami önlerinde 'iftaaaarlık atooooomm' nidalarıyla satılan şeker ve yumurta akının üstüne basılmış kartopu görüntüsü verinceye dek fırınlanan yerel ve maliyeti düşük bir iftar sonrası tatlısıdır.
her atomun bir adet çekirdeği ve etrafında dönüp duran elektronları varmış. çekirdeğin bir futbol topu büyüklüğünde olduğunu düşünürsekmiş, elektronlar dünya büyüklüğünde bir yörüngede dönüp dururlarmış. yapı taşı deyince akla taş maş gibi içi dolu birşeyler geliyodu halbuki ama kocaman bir boşlukmuş atom dediğimiz şey, vay anasını. bir de orta sahanın ortasında duran sinek ile stadyumun dış çeperi uyarlaması vardı bu canlandırmanın. hedef kitle tribünler anlaşılan, örnekler habire futbol sahasından geliyor.
atomun günlük hayatımızda en çok karşılaştığımız özelliği ışık yayması. atomu uyardığımızda atom denge konumundan uzaklaşıyor ve tekrar denge konumuna dönerken dışarı ışık yayıyor. burda uyarmak derken "hareketlerine dikkat et, efendi ol" tarzı bir uyarma değil, yanlış anlaşılmasın. atoma enerji veriyoruz demek istiyoruz. elektronlar fazla enerjinin etkisiyle bunalıma giriyor ve fazla enerjilerinden kurtulmak için dışarı ışık tanecikleri atıyolar durmadan. nasıl biz üzerimizde enerji birikince rahatsız oluyoruz, spor salonuna gidip ter atıyoruz, onun gibi yani. atoma enerji vermenin en bilindik yolu onu ısıtmak. evdeki ampuller hep bu mantıkla çalışıyor. aman elinizi kolunuzu sokup çarpılmayın şimdi durduk yerde, gözünüzü seveyim. pişman etmeyin beni.
atomun % 99.95i boşluktur. herşey ama herşey atomlardan oluşmuştur.
bi de böyle bişey var: heisenberg belirsizlik ilkesi
yani nötron, proton, elektron olayı da sakat.
belki de atom yok. belki de o % 0.05lik kısımda bi bok yok.
bbc'nin 3 bölümlük belgeseli. fizik profesörü jim al-khalili tarafından hazırlanmış ve sunulmuştur. atomun müthiş varlığını oldukça tatmin edici bir basitlikle anlatan, kaçırılmaması gereken bir belgeseldir.
bazı yerlerde (bkz: denizli) içiboş olarak adlandırılan, tatlı türü, nasıl tarif etsem böyle içi boş, fos bişey beyaz kurumuş marşmelov( nasıl yazılıyo bilmiyorum) gibi, yerken etrafa dökülür saçılır pek güzel kıtır kıtır bi yiyecek.
mersin'de atomcu sait'te kati suretle içilmesi gereken içinde hindistan cevizi ve çikolata gibi biliumum enerjik malzemelerle yapılan,tadı da harika olan bir içecek.
yunanca; atomos, bölünemez anlamına gelir..
atomun yapısını açıklayan ve bugün için kabul edilen son teori kuantum atom teorisi'dir
atomlar, boyutlarının görünür ışığın dalga boyundan çok küçük olması sebebiyle optik mikroskoplarla görüntülenemezler. atomların pozisyonlarını belirleyebilmek için elektron mikroskobu, x ışını mikroskobu, nükleer manyetik rezonans (nmr) spektroskopisi gibi araç ve yöntemler kullanılır..