yunanistanın başkenti, birçok yabancının akın ettiği, mitolojide athena tarafından korunduğuna inanılan, bu sene olimpiyatların düzenleneceği, eski yunan tapınakları ve eserleri ile dolu güzel şehir...
sokakları ve gettoları ile istanbul'u andıran şehir.gazi isimli bir mahallesi vardır ki , bu bir isim benzerliğinden daha da öteye gider.geceleri sehrin tepesinden ısıkları ile muhtesem bir gorunume bürünen akropolis'i seyredersiniz.
avrupa'da bir tek cami bile bulundurmayan tek başkent. vaktinde yunanistan'da kilisenin ve ruhban takımının izin vermemesi sonucu ve şehrin görüntüsünü bozacağı iddiası ile olimpiyatlar öncesinde dahi cami inşa edilmemiştir.
benzer bir durum türkiye'de olsaydı kıyamet kopardı muhtemelen, olsun, yine de biz barbarız biz laik değiliz ve biz her zaman kötüyüz.
(bkz: http://news.bbc.co.uk/...)
google earth'den gördüğüm baklava dilimli şehir planlaması ile gece gece beni kendisine hayran bıraktırmış, simcity oynamaya teşebbüs ettirmiş şehirdir, tebrik ederim kendisini..
yaklaşık 400 yıl osmanlı himayesinde kalan yunanistan'ın başkenti atina'da halen yüzyirmibin kişi türkçe konuşabilmektedir. şehrin en dikkat çekici yapısı kuşkusuz akropolisdir. antik yunan döneminde bir mağbet, hristiyanlık döneminde bir klise, ve osmanlı döneminde venedik saldırılarına karşı türk garnizonunun mevzilendiği yer olan tanrıça athena adına yapılan en görkemli tapınak parthenon’u görmek gerçekten çok heyecan verici. akropolis şehrin 100 metre yüksekliğinde kurulmuştur bu nedenle aşağı şehri yukardan izlemek, bembeyaz binaların denizle buluştuğunu görmek ve şehrin keşmekeşinden -ki cidden çok esaslı bu keşmekeş- bir an bile kurtulmak için muhakkak görülmesi gereken bir yer. gazi'deki açık hava barlarda dans etmeden, kolonakide bir tavernaya gitmeden ve plakada alışveriş yapılmadan gelinmemeli.
bu şehrin taksilerini yoldan çevirmez de telefonla çağırır veya bir otelin önünden filan çevirip binerseniz 2 euro fazladan ödersiniz. ama taksicileri iyi niyetli ve taksi fiyatları ucuzdur.
her bir parçası başka bir telden çalan şehir. ommonia meydanına çıkan yollarda korku ile yürürken, preus limanında kendinizi bodrumda hissedebilirsiniz. tramvayla 20 dakikalık bir yolculuk yaparak denize girebilecek bir yer bulmanız mümkündür. metrosu oldukça kullanışlı inşaa edilmiştir, hiç yukarı çıkmadan şehrin bir ucundan diğerine geçmek mümkündür. akropolis geceleri ışıl ışıl tüm şehirden görülebilir. sıradan sokak isimlerinin türkiye'deki şehir isimleri ile aynı olması bir süre sonra şaşırtmaz. sokaklarda gezerken dilenciye de rastlarsınız, sanatçıya da. en çok da başıboş köpek sorunsalı vardır bu şehirde çünkü aileler evde beslemek amacı ile köpek alıp sıkılınca sokaklara bırakmışlardır. yaşanılası bir akdeniz kentidir, barcelona kadar görkemli değildir ama istanbul kadar doğaldır.
sokaklarında türkleri seven nüfusun da barındığı yunanistan'ın başkenti.
atina'yı gerçekten yaşayabilmek için turistlerin gittiği mekanlardan uzak durmanız gerekiyor. bunun başında tabiki plaka geliyor. eğer güzel bir yemek istiyorsanız kendinizi deniz kenarına atın. şehir merkezinden tram ile 20 dakika.
yaz aylarında atina'ya giderseniz eğer şehrin 40 derece üstü sıcaklıkta gün ortasında 3-4 saat durduğunu unutmayın. siesta zamanı yani. akşam yemeğine akşam 22.00'den önce giderseniz yer bulma problemi çekmezsiniz belki ama gerçek atina gecelerini kaçırabilirsiniz. zira bu şehir ispanyollar gibi eve gidip dinlenip geceye ve dolayısı ile yemeğe aşkam 22.00 den önce başlamaz.
deniz ürünlerine hayran kaldığım, yolda elimde harita ile yürürken gelip herkesin yardımcı olabilirmiyim dediği, türk olduğumu öğrendiklerinde komşu diyerek beni utandıran, restaurant'a girince benimle türkçe konuşan insanların olduğu, yaşadığı travmayı atlatmaya çalışan bir insan topluluğunun olduğu şehir.
izmir'e çok benziyor. hayat belki pahalı ama ona göre kazanıyorlar. avrupanın insan haklarının en çok uygulandığı yer ayrıca. her gün meydanda bir protesto ya da grev ile karşılaşabilirsiniz. tek kötü yanı istanbul gibi berbat olan trafiği.
yine de önyargı bir yere bırakılarak gidilip kendi gözleri ile görülmesi ve yaşanması gereken yer.
1458-1829 yılları arasında türk egemenliğinde kalmış ama bu egemenlikten günümüzde sadece iki minaresiz, biri çömlek müzesi, biri depo olarak kullanılan cami kalmış şehir. sürekli yaşamak için nea ionia veya iraklio gibi daha güzel ve yeni mahalleler tercih edilmelidir, keza yeni izmir veya pire'de falan bir ev tutulursa, çekeceğiniz vardır... ama panormou veya megaro moussikis gibi metro durakları yakınlarında da eski fakat düzgün daireler bulunabilir...