bir tanrıya inanma/inanmama temelinde dinsizlik olarak ifade edilebilir ancak bu bağlamda ateizm hiç bir zaman bir din olarak kabul görmez/görmemelidir.
(bkz: dinsizlik bir din ise, sağlık bir hastalıktır)
başına a konulan teizm in olumsuzlaştırılmış hali,dinsizlik ya da inançsızlık olarak da nitelendirilir,nietzsche ''tanrı öldü'' diyerek doruk noktasına ulaştırmıştır.
ateizm, en kısa ve genel tanımı ile din ve tanrı kavramlarının gerçekliğinin bulunmadığını, bunların sadece insan aklındaki zaaflardan kaynak alan temelsiz inançlar olduğunu savunan felsefedir. tamamen bilime dayanır. bilimin henüz aydınlatamadığı konuları ileride aydınlatacağına inanır. bilimsel düşünceye göre bir şeyin varlığı iddia ediliyor ise o şeyin varlığını ispatlamaya gerek vardır. bu nedenle ateistler, tanrının yokluğunu ispatlamaya çağrıldıklarında bunu saçma ve bilimsel düşünceye ters bulurlar. tanrının varolmadığı değil, varolduğu ispatlanmalıdır.kaynat www.turandursun.com )" onmousedown="return bkc('459614','www.turandursun.com+')">www.turandursun.comdur.
insanın ve insan beyninin sınırsız olmadığını kabul etmek istemeyen, ya da kabul ederek insanın algı alanı dışında bir şeyin varolabileceği olasılığını değerlendirmek istemeyen, bilimsel olduğu iddia edilen ama bu olasılığı neden değerlendirmediğini anlamadığım düşünce tarzı.
tanrı tanımaz kendileri ve fakat bu tutum "madem tanımıyorsun, birşeyler yapıyorsun kendi çapında vs. demek dert ediyorsun bu konuyu kendine, yoksa bir şüphen mi var tanrının olmadığından" dedirtir ve kendisiyle çelişir. tedirgin, rahatsız ve arayış içinde bir tutum. (bkz: olur öyle)
dogmalara karşı.dogmatik benimsemeyi tamamen reddetmis.sorgulamadan kabullenmeyen kişinin -izm'i.
george h. smith'in sınıflandırmasına göre ateizmin "negatif ateizm" (ya da "zayıf ateizm") ve "pozitif ateizm" (ya da "güçlü ateizm") olarak iki çeşidi vardır. negatif ateizm, tanrı'nın varolmasını prensip olarak mümkün görmekle beraber, varolduğuna dair hiçbir gerekçe bulunmadığı gerekçesiyle tanrı'yı reddeder.
pozitif ateizm ise, tanrı'nın varolmasını mümkün görmez.bunu tanrı kavramının geçerli bir şekilde tanımlanmadığı, içinde çelişkiler taşıdığı veya absürd olduğu, vs. gibi gerekçelere dayanarak yapar.
ateizm tanrinin olmadığına inanmak değil,varolduğuna inanmamayı savunur,bir inanış değildir.
insanların işleyiş itibariyle günümüze kadar gelip,şekillenmiş ve farklı boyutlarda karşımıza çıkan bazi güdüleri,bazi istekleri vardır.bunların arasında da,bir gruba ait olma isteği,aidiyettir.örneğin bir saab otomobil satın aldığınızda aslında saab'ı otomobil olarak değil araçla beraber size enjekte ettiği,duruşu ve yaşam tarzını satın alırsınız.ancak din,bu kategoride asla betimlenemez ki;bu mantık destekçilerinin de aklında noksanlık ararım.kişi yada -lerin bir toplumda olması, bir grupta,kolonide, kavimde yaşaması, mutlakiyet sezisini doğrularcasına dine bağlı olmasını gerektiremez.din kelime anlamiyla yol demektir.yani izlenen yol,izlenmek istenen yol.ne anlamda somurursanız beyninize.açılımı genişleterek tekrarlıyorum,
din hayat tarzı değil,seçilen yoldur.din hayat tarzı değil,seçilen yaşam tarzını düzenlemeye yönelik kuralların tümüdür,tümleşiğidir.yönlendirici kollektif yaptırımlardır.
"yarattıklarını cezalandıran ve ödüllendiren ya da bizim yaşayacağımız bir irade türüne sahip bir tanrı düşünemiyorum. bedensel ölümden sonra kişinin yaşamını sürdürdüğüne ne inanırım, ne de inanacağım..."
bu akımın kankaları agnostisizmve deizmolur genelde. dinlere karşıtlıkları açısından benzerler ama gelgelelim tanrı konusunda anlaşamazlar, o mevzu da pek mühim değildir gerçi.
ateizmi benimsemiş kişiler tanrı varlığının akılla çeliştiğini öne sürerler. bu bana bir çeşit hiperego gibi gelir.insanları inandıkları ve inanmadıkları için elbette yargılayamayız.ama aklın tanrının varlığı ile çeliştiğini söyleyebilen birinin gelmiş geçmiş ve gelip geçecek en zeki mahlukat olması gerekmez mi?işte burada hiperego ateizme dahil edilmiş olur.
bi düşünür demiş ki:madem bir tanrı var nasıl oluyor da tüm kötülüklere parmağını bile kıpırdatmadan katlanıyor?işte sorun budur aslında.tanrının var olup olmadığı değil neyin ne olduğunu anlama çabasıdır.bir ateist gibi yaşayıp daha doğrusu öyle görünüp en ufak birşeyde allah'a sığınan tipler de çoktur.(bkz: düşen uçakta ateist olmaması)
bir felsefi görüş içermeyen, herhangi bir fikri savunmayan, sadece "reddetme" üzerine kurulu olan ve tanrının olmadığını savunmayıp sadece varlığını reddeden, bu sebeple bir inanış veya bir felsefi akım olmayan düşünce biçimi.
tanrının varlığını reddeden insanlar olarak bilinse de aslen şöyledir.bir yaratıcının varlığına şiddetle karşı çıkmak.ateizm bir din değil dinsizliktir.satanistlerle çok karıştırılır.satanistler ateist değildirler.onlar tanrının varlığına inanıp şeytana taparlar.budistler veya ilahi din olmayan diğer küçük dinlerin mensupları ateist değildirler çünkü onlar da bir yaratıcıya taparlar.ateistler tanrı olgusuna toptan karşı çıkarlar.genelde ateistlere tanrının olmadığını kanıtla gibi sorular sorulur ki çok mantıksızdır.çünkü ateistlere göre tanrı diye birşey yoktur zaten.bu olmayanın varlığını kanıtlamak gibi birşey olur.ateistler genellikle şüphecilik gibi felsefe alanlarından gelirler.önemli temsilcileri david hume ve onun en büyük hayranlarından olmasına rağmen ondan daha etkin bir filozof olan ımmanuel kant'tır.
ateizm iddia değildir, çünkü kendisi bir iddianın reddidir.
örneğin bir adam önümüzdeki ay tutulması sırasında intihar edilirse, çok güzel bir dünyaya gidileceğini söylüyor olsun. (bu adamınki bir iddiadır, inançtır.) şimdi siz bu adama inanmadığınız zaman, sizinki de bir "iddia" ve "inanç" olur mu??... elbette olmaz. ama bu adam 1 tane değilse ve çevredeki insanların çoğunluğu böyle düşünüyorsa, sizin bunu reddetmeniz -yanlış olarak- bir iddia ve inançmış gibi değerlendirilecektir... işte aynı yanlışlık, teizmin çok yaygın olduğu ortamlarda da ateizm için yapılacaktır.
einstein'da(her ne kadar sevmesem de)ıdeas and opinions adlı eserinde ateizme yönelik sorular sorar ve kısmen de olsa tanrının varlığını eleştirir.hatta şöyle de bir sözü vardır.
"yarattıklarını cezalandıran ve ödüllendiren ya da bizim yaşayacağımız bir irade türüne sahip bir tanrı düşünemiyorum. bedensel ölümden sonra kişinin yaşamını sürdürdüğüne ne inanırım, ne de inanacağım..."
tanrıyı ve dini öğretileri akla ve mantığa dayandıramamanın,doğduğu anda kendisine sanki bir misyonmuş gibi yüklenen din üzerindeki sorulara cevap bulamanın çıkış noktası olan inançsızlıktır.
bir müslüman için neden güzel olan herşey haram kılınmıştır,madem haram olacak kadar kötüdür neden yaratılmıştır,madem her ikiside tanrı katında eşittir,kuldur ve aralarında bir fark yoktur neden erkeğe kadın hakkında karar verme yetkisi verilmiştir neden erkeğe kadına bir eşyaya sahip çıkmak gibi sahip çıkması öğütlenmiştir gibi sorular bu tür sorulara örnek teşkil edebilmektedir.
ateizm inanmamaya inanmak olarak tanımlanabilir ancak aha işte sonuçta o da birşeye inanmak oluyor diye safça muhalefete açık bir tanım olduğundan fikrimce pek yeterli bir tanım olmayacaktır.çünkü bir kavrama,bir fiile inanmakla bir dine,bir felsefeye inanmak arasında oldukça büyük hatta devasa uçurumlar vardır.
elbette ateizm de bir inançtır. ateizme inanan insan, kendi doğasından gelen inanç ihtiyacını, inançsızlığını inanç olarak görmek suretiyle kendini bir şekilde birşeylere inanmaya zorlamaktadır.
şimdi bir gezegen hayal edin. bu gezegende zeki yaşam türüyor, bir süre öyle ebleh ebleh yaşıyor bunlar. sonra "nereden geldik nereye gidiyoruz?" zekasına eriştikleri vakit bu organizmaların bir kısmı cevapları gözlem ve deney ile bulmaya çalışmaya başlıyor. diğer kısmı ise evrenin bir yerinde dev ördeklerin yaşadığı domates şeklinde başka bir gezegen olduğuna, evrenin kökeninin de bu gezegen olduğuna inanmaya başlıyor. bunun için hiçbir kanıtları yok, ama bunda hiçbir sorun yok, "inanmaktan" bahsediyoruz. sorun şurada başlıyor: buna inanmayan diğer zeki organizmaları, sırf buna inanmadıkları için adomatist diye sıfatlandırıyorlar, çok doğalmış gibi adomatist olmanın da bir inanç olduğunu söylüyorlar (aynı zamanda adomatistlerin o çok bariz gerçeği göremeyecek kadar salak olduğunu, veya karizma yapmak için domates gezegenine inanmadıklarını düşünüyorlar, ama bunun anlatmak istediğim şeyle birinci dereceden ilişkisi yok). buradaki sorun ne domates'in varlığı, ne o'na inanmak, ne de inanmamak. sorun domates'e inananların domates'e inanmayı ilk durum olarak, nötr hal olarak kabul etmelerinde, bunun dışında ne varsa buna göre kurgulamalarında. halbuki nötr hali, ilk durumu bozan, ortaya bir inanç atan ve buna inanan onlar. diğerleri deney ve gözlem ile azimle aramaya devam ederken "aradığımız cevaplar burada" diyen onlar. eğer bu gezegende domates fikri, inancı gelişmemiş olsaydı, çevrelerinde domates'ten bahsedenler olmasaydı diğerleri domates fikrini akıllarına bile getirmeyeceklerdi.
bazılarının varlığına inandığı bir şeyin varlığına inanmamak bir inanç, bir sıfat değildir. bu, inanmayanları ilgilendiren, onları bağlayan bir durum değildir, o bazı inananların derdidir sadece. evet o şey inananlar için çok büyük, çok önemli olabilir, her şeyin merkezi de olabilir, ama aynı zamanda inanmayanlar için hiçbir şey ifade etmez o şey, hayatlarının, düşüncelerinin bir parçası değildir. inanan biri her gün inandığı şey hakkında düşünebilir, ama inanmayan biri hiçbir zaman kendi kendine "ben buna inanmıyorum" diye düşünmez (bunu anlamak için noel baba'ya inanmamanızın hayatınızda nasıl bir yer kapladığını düşünün). bu yüzden onun üzerinden sıfatlanmak istemezler, bu yüzden bunun da bir inanç olduğunu duymak istemezler (noel baba'ya inanmamanız bir inanç mıdır? bunun üzerinden tanımlanmak ister misiniz?). inanmayan birine "bu da bir inanç" derseniz o kişinin dünyasıyla ilgili hiçbir şey bilmiyor, anlama zahmetine de katlanmıyorsunuz demektir, kendi cetvelinizle ölçüp biçiyorsunuz demektir. bu saygısızlıktır, benmerkezciliktir, en masumca ihtimalle dargörüşlülüktür.
bireyler inanmadıkları şeyler üzerinden tanımlanmamalıdır. yoksa unicorn'ların, uçan spagetti canavarı'nın, marslıların, noel baba'nın, kısaca aklınıza gelebilecek her türlü inanç nesnesinin varlığına inanmayanları da bunlar üzerinden tanımlamak gerekir, herkese sonsuz sayıda şeye inanmamakla ilgili sıfatlar yüklenir. aynı şekilde bireyler olmadıkları şeyler üzerinden tanımlanmamalıdır, bir mimara amühendis, adoktor, abakkal, analbur demek gereksizdir, sadece mimar deriz, olmadığı şeyleri kullanmayız. tanrı olmadığı şeyler üzerinden tanımlanır (bkz: negatif teoloji), bireyleri olmadıkları, inanmadıkları, düşünmedikleri şeyler üzerinden tanımlamak ise laf salatasıdır, vakit kaybıdır.
işte ateizm budur.
edit: bunu yazdıktan sonra richard dawkins'in the god delusion'da ve katıldığı televizyon programlarında konuya benzer şekilde yaklaşıp "o zaman hepimiz athoristiz" dediğini gördüm. uçan spagetti canavarı'nı da kullanıyor. ama o benimle aynı sonuca varıp "ateist"in gereksiz bir sıfat olduğunu söylemiyor; tam tersi, giriştiği farkındalık kampanyası dahilinde ateist sıfatını (belki geçici olarak) öne çıkarmak, bayrak sallamak istiyor. arkadaşları dolduruyor hep bunu. tanısan seversin.
iki buçuk yıl sonra edit:
"ateistlerin ateist olma sebeplerine bakalım. hiçbiri dünyaya geldiği anda anne ben inanmıyorum dememiştir. ya yaşadıklarından ötürü, ya da dinlerin mantıksız olduğu sonucuna vararak ateizmi benimsemişlerdir."
benim derdim bu kafa işte. küçük penceresinden bakarak ve biraz akıl yürüterek bütün ateistlerin önce inanıp sonra vazgeçmiş insanlar olduğundan emin olan kafadan bahsediyorum. o kadar emin ki bu dediğinden, bir ateistin "benim aklıma bile gelmemişti tanrı fikri, birilerinden duyduğumda da çok saçma geldi, hiçbir zaman inanmadım, hep böyleydim" demesi karşısında ya çok şaşıracak, ya da yalan söylediğini düşünecek. çünkü doğal olan, "default" olan inanmak bu kafaya göre. başka tür kafaların olduğunu kafası almayan bir kafa bu.