gencimiz evlenmek isteyecek kadar çok aşıksa, kızı istemeden önce bir iki dua ezberleyip kız tarafına "inanan" rolü yapması mümkün ve faydalı olabilir.
insanları inançlarına ve inançlarından kaynaklı olarak yaptıkları şeylere göre yargılamanın yersizliğinin göstergesi.bir insan bir insanı gönlünün güzelliği için sever,bunun en güzel örneği.şekilciliğe karşı olsa keşke herkes, insanları sadece giyindiklerine göre yargılamasalar, tanımadan haklarında yorum yapmasalar.kimse kimsenin özgürlüğünü sınırlamadan ne yapmak istiyorsa yapabilse,gerçek demokrasi budur çünkü, işte o zaman herkes mutlu olacaktır kanımca.
ateist delikanlının el kitabında başörtülü bir kıza aşık olunmaz ibaresi yoksa gayet normal olan bir durumdur, hatta ateist genç için sevindirici bir haberdir, hayata tutunacağı bi dalı olmuştur, hayalini kurabileceği kavuşmayı arzulayacağı biri vardır hayatında.
aşık olmak için tek bir bakış, tek bir söz bile yeterken ister başörtülü olsun ister bikinili olsun (ikinci şık hormonlardan dolayı garip duygular uyanmasına sebep olup aşık olduğunu düşündürtse de genelde bu fikir yanıltıcıdır).
bi insanı görmeden de aşık olabilirsin, aşk tamamen insanın içinde kendi dünyasında yaşadığı bi duygudur.
inanıyoruz ki birgün bu ülkede eşcinsel evliliğe dahi izin verilecek ama korkarım konuda bahsi geçen aşk her iki taraftan biri taviz vermeden mutlu sona ulaşmayacak.
başına böyle bir şey gelen birini tanıyorum. itü'den bir arkadaşımız, türbanlı bir kıza aşık olmuştu. gerçi kendisi ne kadar atesittir bilemem (bana kırmızı kuşak ateist gibi göründü ama 3. dan olduğunu iddia edenler var). geyik bir yana, belki de içinde iman kırıntıları barındırıyordu.
herneyse, bu delikanlı, sevdiği kızın peşinden gidebilmek için okulunu değiştirdi. kızın okuluna geçti. sonra görmedim. sonra "uzun saçlarını kestirmiş, küpesini çıkarmış" dediler. iki ay sonra sultanahmet camii avlusunda görülmüş.
bu olaylardan bir sene sonra taksim dorock bar'da headbang yapıyormuş. saçlarını yeniden uzatmış. sormuşlar, halen aynı kızla berabermiş. kız hâlâ türbanlıymış.
demem o ki, değişmeye gerek yokmuş. en baştaki gibi de kalabiliyormuş. her ikisi de birbirini olduğu gibi kabullendikten sonra üçüncü şahıslara bok yemek düşüyor.
lakin bunlar yarın bir gün evlense esas boku çocuk yer. model olarak anneyi mi yoksa babayı mı seçecek? kim ne derse desin, böyle durumlarda eşler arasında eksiksiz olmasa da uyum olması gerek.
not: bu giride sanal reklam uygulaması yapılmıştır.
farklı fikirleri ,farklı hayat tarzlarını seçmiş olan insanların birbirlerini sevebilmeleri yolunda engelleri olmadığını gösteren durumdur.(gerçi başlıktan kız da onu sevmiş mi burası belli olmuyor ama ben sevmiş gibi kabul ediyorum.gönlümden öyle geçti birden)en azından ateist olana ahlaksız,o.çocuğu,pis pornocu diye saldırılmamış,başörtülü olana da aşağılanarak bakılmamıştır.birbirlerine saygı duymaları açısından da güzel bir hadisedir fakat mantıklı olarak bakarsak konumlar çok iyi dengelenemediği sürece aynı güzellikte sürmesi pek mümkün gibi gözükmüyor bana.zaman geçtikçe kendi aralarında sorun çıkabileceği gibi,dıştan ilişkilerine karışanların da sorun çıkartması muhtemeldir.
teknik olarak mümkün olamayacak bir durumdur.bir kere ateist insan tamamen dini kabul etmeyip kendi düşünce sistemiyle, mantığıyla ve kurallarıyla yaşayan bir insan olduğu için, din için hayatını kısıtlamış, muhafazakar düşünceyle yaşayan bir insana derin duygular beslemez.kendisi aşmıştır olayı çünkü.felsefeyle yaşar, içer coşar.türbanlıyla işi olmaz.inançlı bir insana aşık olabilir ama türban başkadır.inançla da alakası yoktur zaten.mantığına yenik düşmüş insanların uyguladığı bir şeydir.
mümin kadınların gayri müslim erkeklerle evlenmeleri en iyi ihtimalle mekruh olduğundan (haram demeyeyim bilip bilmeden) sonu hayırlı olmayan bir aşk hikayesine başlamaktır.
aşkın, karşı tarafın fikirlerine saygı duyarak da yaşanabileceğine, karşındaki insana fikirlerini dayatarak veya bildiklerinin havasını atarak, karşı tarafın fikirlerini küçümseyerek egonu tavan yapmadan da bir insana aşık olunabileceğine kanıt olacak, açıkçası böyle birşeyle karşılaşsam hayatımda en saygı duyacağım aşk şekli olur kendileri.
biraz düşük bir cümle galiba ama anladın sen onu.
inanç ile duyguların insan üzerindeki etkilerini gösteren durumdur. aslında zeka ile de alakalıdır. duygusal zeka ile hayatlarını sürdüren kişilerin genellikle düştükleri durumlardan biridir de. kişinin hayatında duygular galip geldiği için en tabii durumdur.
-ümmühan ben ben ben... ben seni seviyorum..
+ama onur biz ayrı dünyaların insanıyız biliyorsun değil mi?
-geçen gün kendi kendime "oğlum onur ya ateist olacaksın ya aşık.. bu ülkenin yüzde 99 aşık" dedim
+ayyyyy...kikikiki
-biriciğim, senin yanındayken camiler miğferim, minareler kışlam artık benim..
+o söz öyle değidi ama..
-beraber aşacağız bunları bebeğim, hadi uzat türbanından bir buse alayım
+ekiekiekikeki
türbanlı bir kızın ateist bir erkeğe aşık olması gibi gayet normal bir durumdur. bunda bir gariplik yoktur zira örtüler eylemlere engel olmamakla birlikte parklarda bahçelerde kuytu köşelerde bu tür birliktelikler sık sık görülür ve görüntülenir.
en nihayetinde evinin kadını olmasını sağlayacak bir eşle evleneceği için karşılıksız olması muhtemel aşk.ya da biri diğerini yoldan çıkarır o zaman tam dizi senaryosu olur o ayrı.