1. içerisindeki x ve y'lerin birer örnekle aydınlatılmasını beklediğimiz dünyanın en sikindirik tespiti. atatürk'ün gittiği her şehirde bir şeyler söylediği doğrudur. çok da doğaldır bir lider olarak. lakin atatürk'te şehirler için bir övme v.s. yapma ihtiyacı olduğu tespitinde bulunmak dam üstünde saksağan vur beline kazmayı dan öteye gidemez.
    ayrıca;

    (bkz: affedersin ama yaptığın tespiti sikeyim)

    şimdi diyeceksiniz bu x, y ne alakadır. bir zamanlar bu yukarları böyle dutluktu diyem siz anlayın.
  2. böyle bir ihtiyaç var mıdır yok mudur bilemem. atatürk, gezdiği ve halka hitaben konuşma yaptığı şehirlerde hitap ettiği insanları onore edici sözler söylemiş midir? muhtemelen. ama yine de bunu iddiayı desteklemek için yaptığı konuşmalardan örnekler vermek lazım. naçizâne katkımı yapayım:

    "yirmi sene sonra tekrar diyarbakır’da bulunuyorum. dünyanın en güzel ve en modern bir binası içinde, modern, seçkin bir müziği dinleyerek... insanlığın uygar bir halkı karşısında, bu halkevi’nde..." diyarbakır, 15 kasım 1937.*

    * http://www.atam.gov.tr/...
  3. daha önceden farkedemediğim bir çabadır. bildiğim kadarıyla denizli hakkında bir şey söyleme ihtiyacı duymamıştır. denizlililer olarak bizler de onore edilmeliydik. gururumuz kırıldı. yeni farkettiğimiz bu ezilmişlikle daha ne kadar yaşarız bilinmez. hakkında bir şey söyleme ihtiyacı duyulmayan şehir vatandaşları olarak bir araya gelip birbirimize destek olmalı, acılarımızı dindirip yaralarımızı sarmalıyız.
  4. o atatürk'ün değil gezdiği şehirlerde yaşayan biçare insanların ihtiyacıdır... son 100 yılını, çocuklarını, belki adını dahi duymadığı cephelerde şehit vererek geçirmiş, bütün dünyanın rant ve paylaşım kavgasına ana sahne olmuş, örselenmiş, benliğini yitirmek üzere olan ve daha da fenası benliğinden utanan bir halk vardır tüm o şehirlerde.

    atatürk ne yapmış peki? her gittiği ile övgüler yağdırmış. neden? iktidara gelebilmek için mi? yoksa yerel seçimlere bir yatırım mıymış bu? değil.

    evet atatürk her gittiği şehirde o şehri övecek bir şeyler söylemiştir. desteğini esirgemeyen, kanını canını feda eden halkına yaptığı küçük bir jest, subjektif bir onurlandırmadır bu, kimi neden rahatsız etmiş anlamak mümkün değil...
  5. bir ülke düşünün; adım adım işgal edilmiş, horlanmış, yağmalanmış, köylerde kasabalarda kadınlarına erkeklerinin gözü önünde tecavüz edilmiş, erkekler bir samanlığa toplanıp samanlık aleve verilmiş, elinden kendini savunabileceği her türlü silah alınmış, hamile kadınların diri diri karnı yarılarak çocukları boğazlanmış.

    ülkenin kent ve kasabalarında bunlar olurken yönetim kesiminde olanlara bunlar ya duyurulmamış yada duysalarda kendi rahatları için kıllarını kıpırdatmamışlar.

    sonra bir gün birisi halkın durumunu görmüş, çığlığını duymuş ve onlara birlikte olurlarsa birşeyler başarabileceklerini söylemiş.

    halk o insana güvenmiş, olanı paylaşmış, yoku var etmiş ve yeni bir ülke kurulmuş. halka yol gösterici olan kişi önce cephede adım adım sonrasında kent kasabalarda onlarla birlikte yokluğu ve varlığı paylaşmış.

    zorlu günler geçip herkes az çok huzura erdiğinde halk o kişiye teşekkürünü soyadını vererek göstermiş. lider ise halkına duyduğu minnetini kent kent dolaşarak güzel sözlerle dile getirmiş.

    bilin bakalım bu ülke neresi ve lider kim? ve yanlış bunun neresinde?