• isle of dreams
    itü sözlük yazarlarına özel %20 indirimli biletler için son tarih 19 temmuzkayıt ol
  • videolar

  • +1 görseller

    • atatürk ün bursa nutku
    • atatürk ün bursa nutku
    • atatürk ün bursa nutku
    • atatürk ün bursa nutku
    • atatürk ün bursa nutku
    • atatürk ün bursa nutku
  1. " türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. bunlarin lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir. hemen müdahale edecektir. elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır. polis gelecektir; asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. genç, "polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi degildir" diye düşünecek, fakat asla yalvarmayacaktır. mahkeme onu mahkum edecektir. yine düşünecek: "demek adliyeyi de islah etmek, rejime göre düzenlemek lazım!" onu hapse atacaklar. kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber; bana, ismet paşa'ya, meclis'e telgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını , kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin icabını yaptım. müdahale ve hareketimde haklıyım. eğer buraya haksız gelmişsem, bu haksızlığı meydana getiren sebep ve amilleri düzeltmek de benim vazifemdir!" işte benim anladiğim türk genci ve türk gençliği!"

    m.kemal atatürk
  2. sözlükteki siyaset ile ilgili tartışmalara son noktayı koyan atatürke ait bilinmeyen ya da daha doğru bir deyiş ile kasıtlı olarak öğretilmeyen , unutturulan , atamızın biz gençlere mirası olan ve bilinmesi gereken söylevi.
  3. her ulusal bayramda , özellikle çocuk ve gençlik bayramlarında unutulan , atamızın yüce konuşması.

    edit: kendi fikri olmayıp ota boka saldırabilecek kadar evrimleşmiş olan zihniyetlerin hangi mantığa göre bu ve benzeri onlarca (benim veya başkasının) giriye neden eksi bastığını idrak edemiyorum.

    bir insan neden tanım girilerini eksiler diye sormak geliyor içimden. herhalde "her ulusal bayramda , özellikle çocuk ve gençlik bayramlarında unutulan , atamızın rezil konuşması." gibi birşey yazsa idim sanatımın doruk noktası olacaktı bu giri...
  4. ilk defa duyduğum çok güzel bir konuşma. tammen kişisel mücadeleyi öğütlediği için bazıları tarafından yanlış anlaşılması muhtemel
  5. atatürk'e ait olduğu iddiası, "rejimi*, devrimleri savunuyorsun diye seni içeri atabilirler" uyarısında bulunan atatürk'ün sonuç olarak kendi kurduğu devletinin polisine, adliyesine, ordusuna sanki "güvenemediği" gibi yaman bir çelişki içermekte olan metin. verilen mesaj da "polise, mahkemelere, orduya rağmen" havasındadır.

    ayrıca atatürk'ün söylevi olacak bu metinde "cumhuriyet" kelimesinin hiç geçmemesi de dikkat çekicidir.

    düzeltme: bir tane geçiyormuş, kaç sefer okumama rağmen farketmemişim. teşekkürler absolution.
  6. atatürk'ü putlaştırmanın önemli örneklerinden biri daha. bahsi geçen yazıyı okurken bunu bir kişiye atfetme duygusu -ki bu kişi atatürk ise daha da kalıplaşır- esas olarak kafalarımızdaki tabular ve gözlerimizdeki at gözlüklerinden ileri gelmektedir. atatürk'ü bir din bir dogma olarak gördüğümüzden -kabul etmesek de- ve bahsi geçen yazıda olması düşünüldüğü gibi olayları hiç bir dogmaya takılmadan, akıl ve mantık yoluyla sonuca varan gençler olmadığımızdan, bahsedilen yazıdaki düşünceyi, manayı değerlendirmektense; "kim söylemiş", "nasıl söylemiş", "önceki söyledikleriyle tutarlı mı", "atatürk söylediyse doğrudur", ya da "atatürk söylediyse yalandır" sorularından zihni bulanan bizler, kısır tartışmalara mahkum oluyoruz. bu konuda ister istemez duygusal davrandığımız açık. çok sevdiğimiz değer verdiğimiz -ya da tam tersi- biri bizim gibi düşünüyor ya da düşünmüyorsa ona göre tepkimizi koyuyoruz. burada özellikle dikkat edilmesi gereken, yazıda övülerek anlatılan "kendi inanç ve kanaatinin icabını yapan" gençler olmaktır, gerisi sadece tarihçilerin işi olabilir.
  7. vaktin birinde biriki dingil tarafından kaleme alınmış, mustafa kemalle de gerçekle de zerre alakası olmayan çakma nutuktur. yazan muhtemelen ortaokul veya lise terktir. olaylara karışmıştır.
  8. atatürk'ün kaleminden çıkmış olsaydı, daha evrensel olurdu, bir zamana bağlılığı daha az olurdu, ve en önemlisi kendi kurduğu ve cumhuriyeti savunmak için çalışmış ve halen çalışmakta olan polis, yargı, ve orduya güveni olurdu dedirten nutuk. birileri kendi ve büyük ihtimalle menfi mücadelelerini 'bakın ben atatürk'ün bursa nutkunda anlatılan türk genciyim, türk insanıyım' diye savunabilmek için yazdırmış olduğu izlenimi taşımaktadır. içinde geçen ismet paşa ibaresi ise bu yazının 1960lı yıllarda kaleme alınmış olabileceğini anlatır.

    ekleme: bilgilendirmek amacı ile: bir yerde okuduğum bursa nutkunda nutkun aslının sözlü olduğunu ve içinde ismet paşa ifadesi yerine başbakan ifadesi geçtiğini söylüyordu.
  9. "türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir"

    türk genci yapılmış olan devrimlerin (cumhuriyet dönemi devrimlerinin) koruyucu ve kollayıcısıdır. ayrıca rejim cumhuriyet rejimidir ve bu rejimin kollayıcısı ve koruyucusu yine gençlerdir.


    "bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir. hemen müdahale edecektir."

    eğer ben bu rejimin genci isem hayatım pahasına bu rejimi benimsemişimdir. ülkemin varlığı ve güvenliği uğruna cunhuriyeti korumak yine benim vazifemdir. eğer ben rejimi zayıflatan durumları görüyor isem ve bunu anlatırken zorda kalıyorsam ve engelleniyorsam atamın eseri gözümün önünde yıkılıyorsa ve buna dur demek gerekirse her türlü yola başvururum. 'benim ordum, polisim ya da mahkemelerim var, onlar baksın' demek boş mantıktır. aptal insanların boş fikirleri. belirli bir sistemin içinde dönen çarklar sistemin bozukluğundan payını alırlar ki siz bunu benden iyi bilirsiniz. dolayısı ile ordu, mahkeme ya da polis her zaman yoldaşınız olup cumhuriyet rejimini ya da atamızın devrimlerini korumaz. en güzel örnekler yanıbaşınızdadır bakın ve görün.


    polis gelecektir; asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. genç, "polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, fakat asla yalvarmayacaktır. mahkeme onu mahkum edecektir. yine düşünecek: "demek adliyeyi de islah etmek, rejime göre düzenlemek lazım!" onu hapse atacaklar.

    ben eğer sistemin bozuk çarkına dokunur, onu düzeltmeye çalışırsam çarkın dişlileri arasında ezilebilirim. bu durumda hapse de düşebilirim. mahkemede suçlu da bulunabilirim.


    "kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber; bana, ismet paşa'ya, meclis'e telgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin icabını yaptım. müdahale ve hareketimde haklıyım. eğer buraya haksız gelmişsem, bu haksızlığı meydana getiren sebep ve amilleri düzeltmek de benim vazifemdir!" işte benim anladiğim türk genci ve türk gençliği!"

    bu arada ben yine kanun yoluyla itirazımı yaparım. burda bozulan mahkeme, polis vs gibi kurumlar ve çalışanlarıdır; kanunlar değil. kanunları işletenler bunu sizin aleyhinize çok rahat kullanabilirler, bunu da siz benden iyi bilirsiniz. bu durumda beni bu şekilde haksız duruma getiren her şeyi ortadan kaldırmak yine benim görevim. ama ben yalakalık yapıp büyük yerlere "beni kurtarın haksızlık yapıldı ben bunları düzeltmeye çalışıyordum şu bu" ayakları çekersem işte o zaman kendimden ödün veririm. "ben bu yola baş koydum. bu nedenle yapmam gerekeni yaptım. nerelerin bozulduğunu gördüm." diyebilmeliyim. son olarak da bunları düzeltmek yine benim görevim ya da ben gibi düşünen binlerce arkadaşımın...* * *


    her devrim, rejim lafını duyup bunları belli çevrelerin kalıplarına sokmayın yok "evrensellik" yok "ileri görüşlülük" deyip "atatürk böyle demezdi!" ayaklarına girmeyin. anlatılanın ne anlattığını adam gibi anlayın.
  10. (alıntı)
    şubat 1933'te bursa ulucami'de toplanan 100 kadar irticacı camilerde türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. ayaklanma kısa sürede bastırılır. atatürk bursa'ya gider. çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırasında bir kişi atatürk'e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıta ve adliyeye olan güveninden ötürü..." atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve aşağıdaki konuşmayı yapar:

    türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

    polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. genç, "polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. mahkeme onu yargılayacaktır. yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"

    onu hapse atacaklar. yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. araya girişimde ve eylemimde haklıyım. eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."

    işte benim anladığım türk genci ve türk gençliği!

    mustafa kemal atatürk
    bursa, 5 şubat 1933


    atatürk'ün bu ünlü konuşmasıyla ilgili olarak prof. dr. ahmet taner kışlalı, "kemalizm, laiklik ve demokrasi" adlı kitabında şu yorumu yorumu yapar: "tarihte bu sözleri söyleyebilen bir başka devrimci çıkmış mıdır? başında bulunduğu devletin bile 'zaaf' içinde olabileceğini düşünen, geleceğin siyasal iktidarlardan kuşkulanabilen, ama gençliğe böylesine 'sınırsız' bir güven besleyen, böylesine 'çek' veren, gençliği böylesine 'son çare' olarak gören bir devrimci yoktur! ve atatürk, hem gelecek iktidarlar hem de gençlik konusunda yanılmamıştır."
    (alıntı)



    'gerçekten gençlik konusunda yanılmamış mıdır?' diye soruyorum kendime..
    cevap vermeye korkuyorum..