belki ilginizi çeker
  1. · atatürk mac arthur görüşmesi
  2. · mustafa kemal in amerika ya verdiği mesaj
gündem
  1. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  2. · darwin i bitiren balık
  3. · zongul ducks
  4. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  5. · yılmaz özdil
  6. · ezel
  7. · bir kadının bilmesi gerekenler
  8. · hoşlanan kişinin görüşme talebini reddetme yolları
  9. · delirmiş olmak

atatürk ün amerika ya konuşması  

  1. an itibariyle izleyip, göz yaşları içinde yazdığım girimin ana konusudur.
    bir insan düşünün ki 100 sene önceden, önündeki 200 sene sonrasını görebilmiş, sadece ülkesinin ve yüce türk milletinin değil, dünyanın barışı için savaşmış. bir insan düşünün ki dört bir yanını çeviren düşmanlarının liderlerini bile ayakta titretmiş, saygıdan önünde eğdirmiş. bir insan düşünün ki aslında sıradan bir şahsiyet olduğunu, halktan biri olduğunu asla unutmamış, insani değerleri üst seviyede tutup bir liderin yapması gerekenden fazlasını yapıp ülkesini kurtarmış. bir insan düşün ey zeki türk milleti, senin dış güçlere emanet ettiğin iç politikanı ayaklar altına aldırtmayan, aksine "türk milletini türklerden başka kimse yönetemez" mantığıyla ilerleyen. işte o insanı birazcıkta burdan izleyin:

    http://www.youtube.com/watch?v=j9x1xyfeoeU
    (gestalt, 16.04.2007 15:40)
  2. http://www.kanalturk.com.tr/... adresinden seyredilebilinecek vidyo.gerekli yorumlar sayfada yapılmış zaten atamın sesini duymak beni şu saatte,ve özellikle bu günlerde son derece duygulandırmıştır.
    (bir bilen, 01.05.2007 02:42 ~ 02:51)
  3. sahte bir videodur.

    edit: sahte olduğu kadar belli ki açıklama yapmak zorunda hissetmedim. ama galiba bu net durumu göremeyen arkadaşlar var.

    şöyle ki verilen tarih 1925... kusura bakmayın ama 1925'te o kalitede bir kayır çekmek mümkün değildir. konuşma sırasındaki ağız hareketlerini yakalayacak kadar hızlı kare alan kameraların icat edilmesi için biraz daha zaman gerekiyordu. zaten ses senkronizasyonun yapılması mümkün değil. ilgilenen arkadaşlar sesli sinemanın ne zaman çıktığına şöyle bir baksınlar. bu genel bilinen bir gerçektir. atatürk'ün sesi atatürk'e de ait değil. atatürk hayranlığı yapan bir kitlenin atatürk'ün sesini tanımaması beni vahamete düşürüyor. evet atatürk'ü tanımak demek atatürk'ün sesini tanımak değildir. ben kendisini her yönüyle seven ve kendisiyle ilgilenen bir insan olarak kendisinin sesini tanıyorum diyelim ve de sesini tanımayanları bu yönüyle eleştirmiyorum. ama bu ses ona ait de değil. mimikleri ve jestleri suni. bunu böööyle uzatabilirim fakat şöyle özetliyim. bu video ne teknik açıdan ne de konu açısından bana inandırıcı gelmedi. hatta tiksinç buldum. birilerinin ortaya çıkıp da "atatürk'ün videosu heyooo", "paylaşım için tsk" "ne mutlu türküm diyene rap people" vesair açıklama yapmalarına zemin çıkarmaktan başka bir işe yaramayan bir çalışma. tamamen amaçsız fütursuz bir kayıt.

    ha evet bir de eksileyen arkadaşlar var. siz aynen devam. (bkz: swh) zira siz eksi oyları basınca kayıt orjinal olucak.

    bu kaydı orjinal hale getirmek için 120.000 eksi oya ihtiyaç var. haydi türkiyem!
    (tuygun, 01.05.2007 09:00 ~ 10:10)
  4. kayıt hiç sahte gibi durmuyor. görüntüyle konuşma tam örtüşmüş. eğer sahteysede baya iyi bi stüdyo artı uzman bi kadro lazım gibi böyle birşey yapmaya. bi yandan kim neden böyle teknik bir iş için vakit harcasın diye düşünürken bir yandan da neden olmasın diyorum? ama bence sahte değil.
    (adsız, 01.05.2007 11:21)
  5. film sahte mi nedir bilemiyorum ancak şimdilik gerçek kabul edelim. filmde konuşulan mevzulara "oha atam oha şu an bunları yazıyorum ve ağlıyorum biliyor musun?" gibi üç nokta duygusallığıyla yaklaşmanın pek alemini göremedim. arkada o zamanlar abd'nin filmden anlaşıldığı kadarıyla tribal duruşuyla ünlü sefiri, önde mustafa kemal, belli ki amerika'dan bir görüntü almaya gelmişler ve klasik diplomatik konuşmalardan biri yapılıyor. bu tür dostluk konuşmaları hemen her gün birkaç ülke lideri arasında gerek sözlü olarak gerek sms veya msn'den yapılır, mesajlar iletilir. mustafa kemal de yaptı diye, "nasıl ayar verdi bak amerika'ya" yahut "adam geleceği görmüş yahu farkediyor musun" demek ve de üstüne üstlük bir de gözleri dolup ağlamak, bana fetullah gülen vaazleri esnasında ağlayan cemaatin düşünce sistematiği açısından bir fikir veriyor.

    bu arada bu videoyu izleyince makarios'un bir röportajındaki bölüm aklıma geldi. (bkz: http://www.cyprus-conflict.net/...) bizi ilgilendiren bölümü kısaca özetlersem:

    "çin halk cumhuriyeti'ne yaptığım bir gezide mao binlerce kişi önünde bir konuşma hazırlamıştı. mao iki ülkenin tarihte beraberce oynadığı rolü anlatırken bir papaz kıyafetleri içindeki kendime baktım, bir de onun üniformasına baktım. mao 'iki ülke..' derken sözünü kesip bağırdım: 'bana iltimas mı geçiyorsunuz? iki ülkenin tarihi rolleri hakkında konuşmayı keser misiniz? kendimi gülünç hissediyorum. 700 bin kişilik bir adayla, 800 milyonluk bir ülkeyi nasıl karşılaştırırsınız? birbirine benzer nasıl bir tarihi rolümüz olabilir? ben bir filin yanındaki sinek gibiyim.'"

    diplomasi böyle kibarlıktan kırılan bir şey işte.
    (wondrous, 12.07.2007 10:53 ~ 10:58)
  6. film sahte diyenler için, tam da 1925 yılında çekilmiş sergei eisenstein'a ait meşhur "potemkin zırhlısı" filmini öneririm. dudak hareketleri anlaşılır mı anlaşılmaz mı görülür.

    sese gelince: "hareketli resimleri kaydedilmiş sesle birleştirmek fikri nerdeyse sinemanın tarihi kadar eskidir; ancak teknik zorluklardan dolayı 1920’lerin sonlarına kadar filmlerin çoğu sessiz film olarak çekilmiştir". çoğu dediğine göre demek ki bu film de azınlık olan kısma dahil olabilir. ayrıca "sesli film çekme düşüncesi, 1896’da bu konuda çalışmalar yürüten edison’dan beri var olsa da, bu teknoloji ancak 1920’lerin ilk yarısında geliştirilebildi". deniyor, tam da atatürk'ün konuşmasına denk gelen yıllar. belki de atatürk için amerika tarafından yapılan bir jesttir bu. hı?

    alıntılar wikipedia'dandır
    (camel, 12.07.2007 11:16)
  7. potemkin zırhlısından daha kaliteli olan bu vidyo kaydını yayınlamak için bu kaydı ellerinde bulunduranlar 70 sene beklediler. abd bize bi gıcıklık yaparsa bunu onlara kapak olarak sunmak için elimizde tuttuk şimdi zamanı geldi ahan da yayımlıyoruz diyorlar. aslında ileri görüşlü gazi paşa yaptırdı bunu. bu kadar şahane bir kaydı iyice saklayın, aman kimse görmesin, ola ki abd bize yamuk yapar o zaman yayınlarsınzı dedi.

    tabi ki gazi paşa bu kayıtlar sırasında stüdyoya giremeyeceği için, şimdiki zamanın dizi oyunculuğuna soyunan şarkıcıları gibi seslendirmesini başka birisine yaptırdı. hatta şivesini de bu kayıt için özel olarak değiştirdi.

    edit: akıllı olmak lazım. sapıtmamak lazım.
    (tuygun, 26.07.2007 13:38 ~ 13:52)
  8. türk gençliğinin ne durumda olduğunu görmeme gene vesile olmuştur. rahmet içinde uyu saygıdeğer komutan değerli insan...
    (oldz, 26.07.2007 13:54)
  9. tüm sözlükte araştırdım ancak gazi'yi konstantiniye kahini olarak tanımlamış bir giri bulamadım. hadi bırakın sözlüğü tüm yurt sathında bunu iddia edecek kişi sayısı, yine ütopik çılgınlar topluluğu olan türk budun derneğiüyelerinin sayısı kadar olamaz. anıtkabir'de gazi'yi ziyaret edip, ruhuna bir fatiha okuyanların onu istanbul kahini olarak düşündüklerini iddia etmek saçmalıktır.

    acaba mustafa kemal atatürk bu sözleri söylerken geçmişteki hangi olaylardan yararlandı?

    wilson ilkeleri ile gazi'nin bazı düşünceleri büyük benzerlik içerisinde idi. atatürk birinci dünya savaşı sonrasında imzalanan anlaşmaların, yeni bir dünya savaşı çıkartabileceğinden şüpheleniyor, ona göre kendisi zamanında birçok ülke ile antlaşmalar ve dostluklar yaparak türkiye cumhuriyeti'nin bir savaşa girmesini engellemek istiyordu.

    yine almanya'da 1932 yılında hitler liderliğindeki nasyonel sosyalist parti iktidara geldiğinde atatürk tehlikenin farkına önceden varmış ve mcarthur ile görüşmesinde durumun vehametinden bahsetmiştir, sadece bu bile ileri görüşlülüğüne delalet bir anıdır. balkanlara kafkasya'ya bakarsak, önce demir perde
    ülkelerinin diktasında, sonrasında ise sorosçu zihniyetin iktidarında ezilen halklardan oluşuyor oralar. buralardaki durumu önceden kestirmek gayet güç, ancak cumhuriyetin ilk yıllarındaki dış politikalarda bazı durumlara gayet egemen olunduğunu görmek mümkün.

    http://www.angelfire.com/...

    ekleme: atatürk macarthur görüşmesi ile bu videonun gerçekliği veya sahteliği tam ispatlanmamıştır.
    (dünyayı kurtaran adam, 17.01.2008 16:03 ~ 16:14)
  10. atatürk mac arthur görüşmesi gibi bir kolpa varken mazide bu konuşma da son derece kolpa geliyor. kısaca hatırlayacak olursak, hiçbir tutanağı, belgesi olmayan atatürk-mac arthur görüşmesi bir soğuk savaş yalanı çıkmıştı. sırf atatürk'ü ileri görüşlü gösterdi diye sıkı sıkıya bağlandığımız bir yalan.
    (azwepsa, 17.01.2008 16:11)
  11. birilerinde mustafa kemal atatürk ile recep tayyip erdoğanı kıyaslama saçmalığına neden olmuş video. atatürk' e hitaben kullanılan oha'yı kendilerine en içten şekilde haykırıyorum.

    (bkz: yazık)
    (billy, 17.01.2008 17:23 ~ 18.01.2008 01:16)
  12. (naylon brando, 08.06.2009 22:51)
  13. atatürk'ün muhteşem vizyonunun yanı sıra, 1925 yılında ankara gibi allahın dağı bir yerde ses ve filmi senkronize kaydedebilmiş olması ne kadar büyük bir bilimadamı olduğunu ortaya koyuyor. biraz önce izledim, izlediğimden beri görüntü titriyor.

    şimdi konuşmayı inceleyelim :

    '' türk milleti zaten demokrattır. eğer bu hakikat şimdiye kadar medeni beşeriyet tarafından tamamıyla anlaşılmamış bulunuyorsa, bunun sebeplerini muhterem sefirimiz osmanlı imparatorluğu’nun son devirlerini işaret ederek çok güzel ifade ettiler. ''

    ikinci cümle ilkinin daha açık ifade edilmiş kopyası. ilk cümle de zaten pek bir şey söylemiyor.

    '' amerikalılar bu mevhibe ile mümtaz bir millet olarak beşeriyet dünyasında arzı mevcudiyet eyledi. büyük bir millet birliği kurdu ''

    burada hafif bir yaranmacılık sözkonusu, ama diplomatik ifadelerde böyle şeyler olur.

    '' işte bu noktadandır ki türk milleti amerika milleti hakkında derin ve kuvvetli bir muhabbet hisseder. ümit ederim ki bu müşahede iki millet arasındaki mevcut olan muhabbeti kökleştirecektir. ''

    her türlü devlet başkanı konuşmasında bolca bulunabilecek gelişigüzel laflar bunlar. bu lafların arkasında mucize bulan, bu laflardan hareketle mustafa kemal'i anladığını idrak eden arkadaşlar, allahaşkına bir daha okuyun, yetmedi başka şeyler de okuyun, çok okuyun, hep okuyun.

    '' temsil etmekle mubayi olduğum türk milletinin, yeni türkiye cumhuriyeti’nin insani gayesi işte bundan ibarettir. bu yüksek gayede zaten çok yükselmiş bulunan amerika milletinin, türk milleti ile beraber olduğundan şüphem yoktur ''

    dikkat ederseniz biz sizin yanınızdayız'ı çok net ifade etmiş atatürk. burada önemli olan bizim sizin yanınızda olmamız değil, sizin bizim yanımızda olmanız, biz sizin yanınızdaysak siz de bizi kollayın'ı belirtmiş açıkça.

    mustafa kemal, diplomatik yönü de en az askeri yönü kadar üstün, ilerigörüşlü bir liderdi.sadece 1. dünya savaşı sonrasının karışık ortamında cumhuriyeti kurabilmesi bile üstünlüğünü belirtmek için yeter. ama bu konuşma onun dehasının bir işareti değil, sıradan diplomatik ifadelerin dillendirilmesi sadece. ağlayacak titreyecek bir şey yok.
    (scherzi, 08.06.2009 23:07)
  14. filmin gerçek olduğuna inanmamı gerektiren ve birbiriyle örtüşen birkaç sebep var: öncelikle filmin çekilme tarihi 1925. peki nedir bu 1925'in özelliği diyecek olursanız türkiye'nin sovyetler birliği'yle 10 yıl sürecek dostluk antlaşmasını imzaladığı yıl olması derim. şimdi o günlerde batının durumuna bir bakalım: dünya savaşı biteli 2-2,5 sene kadar olmuş (lozan'daki batı temsilcilerinin 1. dünya savaşı'na katılan devletlerin temsilcileri olduğunu unutmayalım), almanya'da komünizm direkten dönmüş ve tüm avrupa komünizm tehlikesi karşısında tir tir titremektedir (ufak bir not: hatta bu korku o derece büyüktür ki avrupa'nın "liberal" devletleri hitler'in iktidara gelmesine hitler komünist düşmanı olduğunu her fırsatta açıkça beyan ettiği için hiç ses çıkarmamışlardır. tabii işler sonra farklı yönlere kaymıştır o ayrı konu). sovyetler birliği'nin o dönemki dış politikası ise devrimi dünyaya yaymak üzerinedir. daha sonraki dönemde bu dış politika devlet politikası olmuştur. dolayısıyla, komünizm "en büyük düşman"dır ve türkiye'nin sovyetler birliği'yle yaptığı antlaşma kafa karıştırıcı özelliğe sahiptir. ancak hemen belirtmekte fayda var, bu kafa karıştırıcılık ne türkiye'nin, ne de sovyetler'in devasa güçlerinden değil avrupa'nın savaş sonrası kırılgan oluşundan ileri gelmektedir.

    şimdi de ülkemizin iç politikasına dönelim. bildiğimiz üzere 1924 yılında terakkiperver cumhuriyet fırkası kurulmuş, çok kısa bir süre içinde devrim karşıtlığının kalesi haline gelmiş, kapatılmış ve sonrasında da takrir-i sükun dönemi başlamıştır. bu süreç sonucunda da, türkiye anti-demokratik bir havaya bürünüvermiştir. dolayısıyla, bu anti-demokratik hava ve sovyetler birliği-türkiye yakınlaşması batının türkiye'ye sırtını dönmesi için yeterli bile olabilir. bu da türkiye'nin asla istemeyeceği bir olgudur. çünkü türkiye, henüz yeni kurulmuş bir devlettir ve devletin yıllık bütçesi 100 milyon tl'yi ancak aşabilmektedir. ülke sürekli dış ticaret açığı vermektedir, lozan antlaşması gereği 1929 yılına kadar gümrük duvarlarını iç sanayii koruyabilmek adına yükseltmesi, daha genel ve doğru bir ifadeyle iktisadi bağımsızlığını tam olarak sağlayabilmesi ve milli bir iktisat politikası güdebilmesi imkansızdır. 1925 yılının türkiye'si tarımsal küçük üretimin egemen olduğu, demiryollarının yabancı şirketlerin elinde olduğu ve fransız tütün rejisi idaresinden bile yeni kurtulmuş (1925) olduğu bir yıldır. ayrıca, devletin ordusu o derece zayıftır ki genel bütçeden orduya ayrılan pay %20-25'ler seviyelerinde gezinmektedir. dolayısıyla devletin kendisine müttefik araması kadar doğal bir şey yoktur ve olamaz.

    bu yazdıklarım, dönemin çok çok genel hatlarıyla kısa bir bilançosundan ibaret. her yeni devlet gibi (buna sovyetler bile dahildir) yeni türkiye cumhuriyeti de uluslararası ilişkilerde kendine bir yer bulma çabasında olan bir devlettir. ancak bu devletin diğer devletlerden farkı çok zeki ve politikanın kurallarını çok iyi oynayan bir lidere, yani mustafa kemal'e sahip olmasıdır. yukarıda anlattıklarım, kendisini küçültmek amacıyla yazılmadı, tam tersine türkiye'nin kurucu lideri dönemin şartları ele alındığında çok zor ve zekice bir manevrayı başarabilmiştir. ancak, karşısında olduğum nokta, atatürk'ün yaptıklarının, söylediği sözlerin, tarih bilimine ihanet edercesine saptırılmasıdır. eğer mustafa kemal'in söylediği sözler tüm dünya halklarına tarih ve siyaset bilimleri ışığında anlatılabilse, bugün içi boş, mustafa kemal'i sadece söylemlerden ibaret (yurtta sulh,cihanda sulh yada köylü milletin efendisidir gibi) sanan bir atatürkçü nesil değil, atatürk'ü anlayan, hangi sözü ne zaman söylediğini, konjonktürel şartlar içerisinde ele alabilen bir neslin yetişmesi için belki de ilk adımlar atılabilirdi.
    (pharaoh, 11.06.2009 18:47)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil