atatürk ü eleştirmek 

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. hani şu çocukluğumuzda adını ilk öğrendiğimiz kahraman. tanıyacaktır çocuklarımız da umarım en az bizim tanıdığımız kadar, kahraman olarak. herkesi eleştirebilecek kadar özgürüz, demokrasi de budur deniliyor. benim değinmek istediğim nokta biraz daha duygusal boyutu oluyor bu düşüncenin. atatürk'ü eleştirmek, onu eleştirmeye yeltenmek, bir özgürlüğün göstergesi midir acaba? herkesi bitirdik de atatürk mü kaldı eleştirmeye değer? dünya üzerinde hiçbir ülke, kurucusuna toz kondurmazken bizim bu sözüm ona özgürleşme çabamız neden?

    konunun bu boyuta nasıl geldiği düşünülürse, atatürk eleştirisi adı altında gizliden gizliye bir karalama kampanyası gerek dış mercilerde, gerekse halk arasında kendince masumane bir tavırla (demokrasi adı altında) gayet basit cümlelerle devam etmekte.

    iş bu haldeyken birtakım kişileri görmezden gelmek olanaksız elbet. hani şu demokrasi kisvesi altında atatürk'ü eleştirmenin herhangi bir insanı eleştirmekten farkının olmadığını savunanları. bu özgürlüğü savunanların kendilerini dindar cephede gösteriyor olması da bir diğer ilginç mesele. yani bu noktada şöyle ufak bir varsayım yapılması doğru olabilir; burada karşı karşıya getirilen iki saf şu şekilde şekillenmekte; kemalizm- din.

    en küçük tanımıyla kemalizm; bir toplumun kendi ayakları üzerinde durabilmesi için ortaya konmuş kavramların bütününe verilen isim. gelişmeye açık, gelişen dünyaya ayak uydurmak zorunda ve eleştirilerek yücelir, muasır medeniyetler seviyesine (birilerinin ağızlarında sakız ettiği gibi değil) ulaşmak için bir ülkenin tüm gelişim sürecine ayak uydurabilmesiyle özgürlük adına atılmış en büyük adımlardan. altını çizmek gerekiyor, halkına eleştirebilme özgürlüğünü tanıyan kemalist ideolojinin ta kendisi.

    gelelim din tanımına; din halkları birbirine bağlayan, halkların kendi içinde kendi bütünlükleri için oluşturduğu veya onlar için oluşturulduğuna inandıkları kuralların bütünü. (toplumsal baskıları mevzu bahis etmiyorum bunu söylerken) değiştirilemez, gelişen dünyaya ayak uydurmak zorundadır (kimse inkar etmesin artık kimse el sıkışarak, helalleşerek alışveriş yapmıyor internet üzerinden bir şey satın alırken) eleştiriye açık değildir. bu sebeple de içerdiği kurallar kendisinin eleştirilmesine izin vermemektedir.

    bu iki tanımdan sonra şöyle bir sonuca varılabilir basit bir mantık yürütme sonucunda; kemalizm'i eleştiren kitle, bunun bir özgürlük, bir demokratik hak olduğunu savunurken, kendileri özgürce eleştirmeye tahammülsüz bir kitleyi oluşturmakta. bahsini ettiğim halk değildir bu konuda, belli yaptırım gücüne sahip üst kademe görevlileridir.

    konudan uzaklaşmak istemiyorum; kemalizm ve dini karşı karşıya getiren bu kesim aslında ideolojik bir kavramı değil kemal'in ta kendisini eleştiriyor kemalizm adı altında. ipler de burada geriliyor. biz bu kadar özgür müyüz? veya bu bir özgürlük müdür? atatürk'ü eleştirmek demokrasinin insanlara tanıdığı bir özgürlük müdür? bir toplumda demokrasi kavramının oturmasını sağlamış bir kişiyi, onun ortaya koyduğu demokrasinin getirisi olan özgürlüğü onu alt etmek için kullanmak ayıp değil midir? üstelik çok da özgür olmayı tercih etmeyen bir kısım çevrenin bunu istemesi bir çelişki değil midir?

    başta, duygusal bir boyuttan bakacağımı söylemiştim mevzuya, cümleler her ne kadar duygusal bir içerik taşımıyor gibi görünse de tamamen duygularla şekillenmiştir. mantık duyguların somut bir biçimde oluşmasına yardım etmiştir sadece.

    nihayetinde bütün bu yazı boyunca, "atatürk'ümüze nasıl kıyarlar?" diye sormaktan başka bir şey yapmadım.
    (why georgia, 28.07.2007 05:17 ~ 14:53)
  2. atatürk'e hakaret etmeye çalışmanın ılımlı adıdır.türkiye cumhuriyetinde dünyanın saygı duyup takdir ettiği bir lidere , komutana , cumhurbaşkanına hakaret etmek ayrıcalık olarak görülür.çin'de atatürk'ü bilmeyen lise öğrencisinin kalmaması yada dünya da atatürk'ü öven sürüyle kitap yazılması türkiye'de yaşayan insanların nankörlüğünün önüne geçememiştir.
    atatürk'ü eleştirmeye çalışanların en büyük savunması düşünce özgürlüğüdür.ancak düşünemediklerini hesaba katmamışlardır.
    ne büyük şanstırki atatürk onlara kendisine hakaret edebilecekleri bir ülke bırakmıştır.
    atatürk'e hakaret etmeyi bir görev sayan insanlara bu nankörlüklerini sorgıulamak adına önce bu ülke adına yapabildiklerini sormak lazım gelir.
    (malign, 28.07.2007 09:57 ~ 13:58)
  3. zannımca bir insanı, yaptıklarını yıkıcı bir şekilde eleştirmeden önce, eleştirdiğin alanda o kişiden daha iyi bir şeyler başarmış, en azından kendini kanıtlamış olman gerekmektedir ki "bence şu yanlış, böyle yapılması daha iyi sonuçlar doğurur" diyebilesin. bu nedenle, ülkenin (hatta dünyanın) atatürk'ü eleştirebilecek derecede kalifiye eleman barındırdığını zannetmiyorum. özellikle de mitinglerde halka para dağıtarak kazanılan oylarla ileri geri konuşmaya başlayan, kendini vatanın sahibi sanan ve atatürk'ün emaneti partiyi kendi malı zannedip tepkileri hiçe sayarak koltuk sevdasından vazgeçemeyen insanların mecliste olduğunu düşündükçe..
    (arch angel, 28.07.2007 10:40 ~ 13:49)
  4. bu eylemi gerçekleştiren şahısa insanın içinde '' sen kim oluyorsunda o'nu eleştiriyorsun nefes alıyorsan bugün varsan türküm diyebiliyorsan o'nun sayesinde '' lafını söyleme arzusu uyandıran olay.

    kimse mükemmel değildir evet atatürk 'te mükemmel değildi. ama bugün başımızdakileri görünce hangimiz keşke burda olsaydı demedik ki , hangimiz bugün yaşananları görünce o' na tapmak istemedik ki . ve belki bir kısıma değil ama milyonlarca insana bunları hissettiren bir insnaı eleştirmekte kimsenin haddi değil. o'nun gibi olmadığı sürece.
    (cruella, 28.07.2007 10:48 ~ 10:49)
  5. evrende hiçbir şeyin ya da kimsenin eleştiri gibi doğru yapıldığı takdirde vaad ettiği sonuçlardan bile daha süpersonik bilinç akışlarına sebebiyet veren güzel bir şeyden mahrum bırakılmaması gerektiği düşünülecek olursa; kesin ve kât'i surette yapılması gereken eylem. fakat burada eleştiri denen şeyden kasıt latife hanımın çorapları, ata'nın amerika sefirinin yanıbaşında sergilediği lenin jestleri, 32 kral 62 cumhurbaşkanının oturduğu masada verdiği karizmatik pozu falan değil elbette; sağlam kafayla yapılmış, belli dayanakları olan bilimsel nitelikli eleştiriden bahsediyorum.

    atatürk gibi tarihe mâl olmuş insanların hayatları gerçekten de öğretici ögeler barındırmakla birlikte; "onun gibi olmadan onu eleştirme hakkına sahip olamayız" tipi bir tutuculuk örneği sergilemek, birtakım şeyleri konuşmaya açmaktan ısrarla kaçınmak mevzuubahis kişinin de en nihayetinde insan olduğunu unutmakla açıklanabilir. fakat "aforizma atatürkçülüğü" geleneğine sebebiyet veren bu tip hassasiyetlerin oluşum süreçlerinin temeli incelenecek olursa karşımıza bir adım ötesi çılgın türklüğe soyunmak olan 10 kasım hezeyanı çıkıyor. bir başka deyişle; "benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır" cümlesini söylemiş insanın icraatlarını rasyonel ve objektif bir zihinle ele almak, araştırmak yerine 50 senedir ısrarla, benim bugüne kadar pek de işe yaradığına tanık olmadığım reenkarnasyon senaryoları üretiyor, ortaokul tarih kitaplarından alıntılar yapıyor insanlar.

    fanatik güdülenmenin zararlarını fikir üretmek için en faydalı yollardan biri olan eleştiri hakkından mahrum kalarak ödemeye çalışmanın ata'nın emanetine yapılan en büyük ihanet olduğunu söylememek olmaz. yoksa bir gün birisi çıkar, "senin gözlerin mavi bile değil. sen ne hakla atatürk'ün adını ağzına alırsın? ona nasıl kıyarsın?" der, hep birlikte hastaneye gider beyin cerrahından onaylı embesil raporu alırız. geçmiş sanıldığı gibi olandan bitenden ibaret bir süreç değil; şimdiyi ve geleceği kontrol etmemize yarayan asıl olgudur. ha bu algılandığı zaman zaten korkuya ve endişeye mahal, mavi lens takmaya da gerek kalmaz.
    (vandal mimar, 28.07.2007 14:17 ~ 06.08.2007 17:03)
  6. bir insan zorla sevdirilmeye çalışılarsa, zorlamayla yapılmış her şey gibi bu da vakit vakit ters tepecektir. ben ki her yasağa bayılan, her zorlamaya şiddetle karşı gelen bir küçük velet, nasıl olmuş da bu adamı sevmişim hayret. belki de onu allah'la karşılaştıran veya allah düşmanlığıyla suçlayanları değil de, yaptığı işleri doğru ve yanlış yönleriyle anlatan ve eleştiren yazılar okuduğum için, sadece bir simge olarak görmediğim için, bu bol yaldızlı şahsiyeti sevmişimdir.

    benim gibi başka küçük aptalların da sevmesi için atatürk'ü eleştirmek bazen gereklidir galiba, en azından objektif olduğumuzu kanıtlamak için. zira o sorgulamadan sevilmesi gereken bir kişi değildir. sorgulandığında da pek sevilesi bir karakter olduğunu çok rahat bir şekilde göreceğiz, bakmak istersek eğer...
    (tuygun, 28.07.2007 17:31)
  7. eleştiri kötülemek değildir.bir durumun olumlu veya olumsuz yönlerini konuşmaktır.hatta başkalarıyla tartışılmalıdır eleştiri yaparken.

    atatürk doğru kararlarının yanında yanlış kararlar da vermiştir, fakat bu hatalar gayelerini engelleyecek kadar büyük değilmiş ki bugün buradayız ve o'ndan bahsediyoruz.her doğru veya yanlış kararı tek başına vermemiştir, yanındakilere danışmıştır.bunun yanında yanındakilerin onaylamadığı ama başarılı olduğu kararlar da vermiştir.

    eğer eleştiri yaptığını sananlar atatürk'ü kötülemekten başka bir şey yapamıyorlarsa, bu o'nun neler başardığını bilmemek ya da içlerine sindirememektir.

    atatürkçü olduğumuzu söyleyen bizler de şunun farkında olmalıyız; atatürkçülük ve kemalizm atatürk öldükten sonra çıkan kavramlardır.amacımız atatürk'e tapmak değildir.o'nun kafasındaki devlet yönetimi, özgürlük, insalık anlayışını bilmek ve doğruluğuna inanıyorsak bu yolda gitmektir.ama ne yazik ki "atatürkçüyüm" diyen çoğu kişi, neden atatürk'ün düşündüğü türkiye cumhuriyeti'ni yaşatmamız gerektiğini bile bilmiyor.bazıları sırf daha okula başlamadan atatürk öğretildiği için atatürk'ü neredeyse tanrılaştırıyor.hacıcı hocacı, yok islamcı ya da atatürk ilkelerinden sadece milliyetçiliği alanlardan(..ki ne kadar kıttır bu insanlar milliyetçiliği de yanlış anlamışlar) bahsetmedim bile..

    biz önce kendi atatürkçülüğümüzü eleştirmeliyiz ki o'nu doğru mu anlamışız görelim.daha sonra atatürk'ün doğrularını da, yanlışlarını da tartışırız.yine de sonuç bellidir; atatürk bir liderdir ve bağımsız türkiye cumhuriyetini kurmuştur..gençlerine emanet etmiştir!
    (slowmotion, 28.07.2007 18:41 ~ 20:32)
  8. ya bilmemezlikten yapılan bir iştir ya da türkiye üzerinde oynanan oyunların bir parçası olunduğunun göstergesidir.
    (utnapistim, 28.07.2007 18:56)
  9. mümkün olan ama bir işe yaramayacak eylemdir. işe yaramamasının atatürk olmasıyla değil, olmuş bitmiş, ölmüş gitmiş olmasıyla alakası vardır. atatürk haksız atatürk suçlu atatürk kaka atatürk bobo. peki. şimdi napıyoruz?
    not: ışık hızıyla kötülendi bea
    (cherryblossomgirl, 01.10.2007 01:12 ~ 01:17)
  10. dogmalara saygım var. budist rahiplerle, katolik papazlarına, şeyhülislamlığa kadar uzanan yolda yer alan her türlü imam, fahik, tarikat ehlinden, brahmanist cenaha kadar herkesi kucakladım, müstesna kıldım. mevzu bahis eleştiriyi dogmatik platforma oturtup, '' atatürk'e laf söyleyemezsin, allah çarpar'' diyenlerle, kendi içinde metadatalar barındırdan ve değiştirilmesi teklif(!) dahi edilemez hükümlere mütemadiyen biat edenlere söyleyeceğim yok. onlar da rahat olsun. bununla beraber, muhalif olacağım güruhtan rahmet bekleyecek kadar da şuursuz değilim. sözüm, çağdaşlaşma hususunda eleştirinin ve münazara etmenin faydasını kabul eden dostlara. anlaşılabilmek temennisiyle yardırmak niyetindeyim.

    durumun bu konuma gelmesinde, eleştirmekten çekinmeyeceğim gazi paşa'nın payının yanı sıra, onu ''vatan evlatlığı'' pozisyonundan çıkarıp, ulu/yüce mertebelere layık görenlerin de payı olduğuna inanıyorum. şahsım adına en önemli mertebe biraz önce zikrettiğim vatan evlatlığı mertebesidir ki aklı selim, yüreğinde kurtuluş mücadelesi heyecanı yatan herkese yeteceği kanısındayım. abartmaya gerek yok açıkçası. misal verecek olursak; tekke ve zaviyelerin kapatılmasını sağlayan paşa hazretlerine layık görülen modern türbe kıvamındaki taş yapının söz konusu vefa borcu hususunun ne kadar yozlaştığını gözler önüne seriyor. emin olun ki bir vatan evladı için, bir buçuk metrekarelik bir kabir nice anıtsaraylardan, ulu mabetlerden daha evladır. kulaklarım çınlamaya başladı. ''ulan atatürk'ün ne yanlışı var bu meselede'' diyenlerin zatı-şahanelerime savurdukları talihsiz ithamları duyar gibi oldum. ''nereden bilebilirdi oysa atatürk?'' öyle değil mi dostlar? paşa'nın dünyanın en zeki, en ileri görüşlü liderlerinden olduğunu savunan kişilerin bu yanılgıya düşmelerini endişe ile takip ediyorum. ya atatürk'ün keskin zekasına hakaret ediyorlar ya da işlerine geldiği için bütün mesuliyeti ''atatürkçülük'' kisvesi altında saçmalayanlara atıyorlar. bir nevi kolaya kaçıp, sıyrılabileceklerini sanıyorlar. efendiler! şahsi kanaatimce; atatürk dünya üzerine gelmiş en zeki ve vizyonu geniş insanlardan bir tanesi. ve onun zatının/naaşının bu ulu(!) mertebeye ulaşacağını tahmin edememesine imkan tanımıyorum. o zaman hakkında edindiğim zanla büyük bir çelişkiye düşmüş olurum, üzülürüm.

    mustafa kemal otoriter bir insan. hem de mutlak otoritenin, yeri geldiğinde celallenmekten feragat etmemenin en önemli uygulayıcılarından. her fotoraf karesinde en önde, her kadrajın tam merkezinde. yeri geldiğinde tevazudan sıyrılan, yeri geldiğinde verdiği hükümlerden tereddüt etmeyen bir adam. eminim ki saygıya layık olduğunun bilincinde ve bu durumdan rahatsız olmayan bir adam. dolmabahçe'de ikamet etmekten de hoşlanan, anıtkabir'de yatmaktan da rahatsız olmayan bir adam. durum böyle olunca, ona karşı duyulan sorgusuz muhabbete çok da muhalif olduğunu düşünmüyorum.


    bu vatan ona çok şey borçlu. bu mutlak bir gerçek. ancak kim olursa olsun, ne yapmış olursa olsun bir insanın çıkıp, herşeyin en doğrusunu yaptığına inandıramazsınız beni. evren üzerindeki bütün tasarrufları doğru olan ve hatta bünyesinde mutlak doğruyu barındırabilecek birini tanımıyorum. dogmaları tenzih ediyorum demiştim, bir kez daha tekrarlamakta fayda görüyorum. bazen zaruretten bazen ise sadece(!) kendi doğrularının peşinden giderek yapmış olduğu manevralara mutlak bir inançla bağlı olmak ve tartışılmasına bile tahammül edememek ''bize bu yeter ve o'nun yaptığı herşey değişen dünyayla mutlak bir birliktelik sağlıyor'' anlamına geleceğinden bir nevi değişim ve gelişimi el tersiyle itmek anlamına gelecektir. dünyaya at gözlüğüyle bakmaktan tutun da, kör olup değnekle yön bulmaya çalışmaya kadar teşbih edilecek bir vaziyete bürünmek anlamına gelecektir.

    bu yüzden mustafa kemal paşa'yı da eleştirmekte en ufak bir beis dahi görmüyorum. bu demek değil ki; hizmetlerine vefasızlık derecesine varacak tavırlar sergilensin, meydanı boş bulan, aziz hatırasına saygısızlık edebilsin. sadece münazara edilsin. emin olun ki bir gün nefesi kesilip, toprağın bağrına düştüyse o'nun da yanlışları, eksikleri olmuştur.
    (ede, 01.10.2007 02:23 ~ 02:29)
  11. hiç sevdiğim bir laf değildir ama şöyle bir durum var bu konu dahilinde "sen bu adamın yaptıklarının çeyreğini yap , ondan sonra otur şu olmamış bu olmamış de".. şimdi bile bunu buraya yazarken tüylerim diken diken oluyor ama yoo durun ben bu yazıyı dalga geçme maksadıyla yazmıyorum aksine çok doluyum bu konuda.

    bazı mega kültürlü arkadaşlarımız var görmüşsünüzdür ; kafalarında binlerce soru işareti olmasına rağmen herhangi birşey hakkında konuşurken kesin yargılara varabilen. işte bu arkadaşlar eleştiri ile bok atma arasındaki farkları idrak edememiş olduklarından mütevellit yukarıda tırnak içerisinde verdiğim kalıp cuk oturuyor üstlerine.

    sanıyorum ki en can alıcı lafları şu ; "bu ülkeyi atatürk değil yüzbinlerce asker kurtardı". tamam askerler kurtardı da babacan , askerler dışardan gelen düşmanla uğraştı , onları sildi süpürdü. atatürk'ün yaptığı şey bambaşka , bakma senin gibi birkaç örümcek kafalı tek tük kalmış ama , atatürk olmasa siz şimdi her yerdeydiniz. öyle değil mi hayatım?

    kuyruk acısı diyecem , mantık dahilinde düşündüğüm zaman "lan" diyorum " niye kuyruk acısı olsun sonuçta bu herifler de bu ülkede rahat rahat yaşayabiliyorsa atatürk sayesinde , bunu biliyorlardır heralde" falan , sonra bir bakıyorum bilmiyorlarmış. üzülüyorum. ama bunun için de kendimi yıpratamam ki , üzülürüm onların haline bir yere kadar. hümanistimdir çünkü insanları severim. ama onlar kendilerine acımıyorlarsa ben de acımam hatta ne bok yerlerse yesinler derim bu derecede gaddarımdır.

    atam çok şeyler yaptı bu ülke için. aklı başında bi insanın tek başına kalkışabileceği işler değildi. "hölööww eheloow tek başına değildiğğğğ!" dediğinizi duyar gibiyim , ama önemsemiyorum , neyse konu bu değil , bu yüzdendir ki kendisine bir deha gözüyle bakılır. sadece türkiye de değil , biraz defter kitap karıştırın bakın zamanında neler söylemişler onunla ilgili.

    ayrıca dikkatle bakmanızı istediğim (bok atan arkadaşlara sesleniyorum yanlış anlama olmasın) önemli bir durum daha var ki zorlanmadan yapabileceğinizi düşünüyorum ; atatürk yok 1938 den beri , yeniden - eskiye bir tarayın bakalım koca ülke nasıl sikilir görebiliyor musunuz..

    canlarım benim.
    (chinaski, 01.10.2007 02:23)
  12. ülkemizde ne yazık ki hoş karşılanmayan bir durum. kendini atatürk'çü sanan o kadar bağnaz ve yobaz var ki ne zaman atatürk hakkında eleştirel nitelikte bir söylemde bulunsanız; ya vatan haini ya şeriatçı damgası vuruluyor. oysa ki bu sıfatları, eleştiren insanlara yapıştırmak o kadar kolay mı? . atatürk değil mi benim hiçbir lafım tabu değildir elbette yaptıklarımı tenkit edeceksiniz diyen. eğer bugün gerçekten atatürkçüyüm diyen varsa önce atatürk ü eleştirmekten başlamalı atatürkçülüğe. bu yazımı bile hoş karşılamayan bir çok kişi vardır şu an da, ama gerçekleri tartışmadan daha iyi bir yere varamayız. atatürk ün yaptığı devrimleri elbette örnek almalıyız ama örnek alırken biraz da sorgulamalıyız. çünkü ataürk te bir insan ve onunda siyaset hayatında yaptığı hatalar olabilir ve bunlardan da biz ders çıkartarak yolumuza yine onun devrimleri doğrultusunda devam etmeliyiz ama daha yukseğe çıkartarak daha ileriye götürerek...
    (11 dimension or string theory, 01.10.2007 02:33 ~ 02:34)
  13. (bkz: bunu yapan insan olamaz)
    (azwepsa, 03.10.2007 14:19)
  14. geçmişini yeterince tanıyamamış yada bazı güçler tarafından yalan ve yanlı bilgilerle beyinleri yıkanan sayısız vatandaşımızın yapmaya çalıştığı fakat elllerinde hiçbir haklı belgenin olmadığı bir eylemsi...
    (mystery222, 03.10.2007 16:58)
  15. atatürk'ü eleştirmek gayet normaldir. herkes eleştirilebilir, iyi ya da kötü. önemli olan sınırını, dozunu bilmektir.
    (beyourself, 14.10.2007 19:03 ~ 19:03)
  16. "ben size manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. benim manevi mirasım akıl ve bilimdir."
    diyen insanı eleştirmektir.
    (bu kadar yürekten çağırma beni, 23.01.2008 11:19)
  17. atatürk'e "bu adam" diyen bir akademisyenin, hakarette bulunduğu gerekçesiyle 15 ay hapse mahkum edildiği bir ülkede zor bile değil, artık imkansızdır herhalde. belki şu cümle bile hakaret kapsamına girer, hiç belli olmaz, korkmak lazım, aman.
    (küller, 28.01.2008 18:35)
  18. türkiye cumhuriyeti dahilinde yaşayan kimsenin olumsuz şekilde yapmaması gerektiğine inandığım eleştiri.
    (neo, 28.01.2008 19:01)
  19. kimsenin atatürk'e olumsuz eleştiri getirmemesi gerektiğine inanan insanlar üretmiş bir ülkede rahatlıkla linç sebebi olabilir.
    (küller, 28.01.2008 19:09)
  20. (bkz: kişi tapıncı)

    yıldırım hızıyla gelen edit: en sevilmeyenlerime sokarak beni şereflendiren kişi tapıcılarına selam ederim.
    (mühendis pervane, 28.01.2008 19:15 ~ 19:52)
  21. hayatta olduğu süre zarfı içerisinde ziyadesiyle eleştiriye maruz kalmıştır, bundan da gocunduğunu sanmıyorum ve de gerekli yerde gerekli cevabı verdiğinin örnekleri birer şehir efsanesi değil, tarihi gerçeklerdir.
    kötü manada kendisini eleştirenler her daim olacaktır, mühim olansa gerekli cevabı verebilmektir
    (subuo, 28.01.2008 19:27)
  22. (bkz: eleştirmek)
    (tatlı kavanozu, 06.02.2008 16:46)
  23. yerinde bir harekettir çünkü insan büyüdükçe kendi kendine düşünmeye başladıkça çocukluğunda kendisine dayatılan davranışları,durumları ve kişileri eleştirmeye başlar...bu eleştirme eylemi ergenlik döneminde anne-baba,öğretmenler,tanrı,cinsellik olarak başlar.artık kişinin konular ve kişiler hakkında bir fikir bir yargısı oluşmaya başlar.insan eğer bu eleştirileri yapmazsa kendisine dayatılanları körü körüne kabul etmiş, bağnazlaşmış ve körelmiş demektir.
    eleştirmek ve sorgulamak her zaman gerekli ve güzel bir davranıştır.ancak bu eleştiri hakaret olarak algılanmamalı sadece neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair yapıcı bir eleştiri olmalıdır.çünkü biliyoruz ki hiç bir insan mükemmel değildir.ancak atatürk eleştirilirken onun yaşadığı dönem ve koşullar önemle göz önünde bulundurulmalıdır yoksa yanılgıya düşmek mümkündür.
    (ağır hasarlı, 06.02.2008 17:33)
  24. "her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz."

    (bkz: mustafa kemal atatürk)

    bunu diyen bir adam eleştirilmek ister, tartışılmak ve aşılmak ister. atatürk'ü eleştirmek gayet normal ve olmasıda gereken bir eylemdir. büyük şahsiyetine, dehasına ve kahramanlığına saygı duyarak her türlü eleştiriyi yapmak gereklidir. yeter ki vefasız olmayın bunu yaparken. örümcek kafalı olmayın.
    (küçük çocukların balonlarını patlatan cani herif, 06.02.2008 17:36 ~ 17:38)
  25. şahsının kültleştirildiğini iddia ederken, bu argümana karşı ileri sürülen "hayır öyle değil" itirazını müteakip sunulan "öyleyse eleştirilebilirdir" önermesine ilişkin "otur bok yeme" şeklinde mukabele edilen cevapla yaşam bulan paradoksun üzerinde salınaduran bir fikir beyanıdır. *
    buradan öyle görünüyor.
    (altlejant, 06.02.2008 18:02 ~ 18:03)
 sayfa  / 2