ataol behramoğlu   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. birçoğumuzun aşağıdaki dizelerini hatırlayacağı ünlü şair.

    bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
    yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
    bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
    ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

    (bkz. kumdan kaleler)
    (atlantis, 15.06.2004 17:59 ~ 18:01)
  2. ünlü bir şair,nihat behramın kardeşi.

    ölüm düşüncesinden
    ürküntü duymazdım belki
    iki tarih arasına sıkışmak
    onurumu incitmeseydi...
    (stars giggle meh every nite, 27.11.2004 16:50)
  3. "durdum baktım arkandan sen giderken
    bana bir hoşça kal bile demeden giderken
    insan neler duyar anladım o zaman
    can alıp başını benden giderken"
    (stars giggle meh every nite, 27.11.2004 17:00)
  4. yaşadıklarımdan öğrendiğim birşey var
    yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
    sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
    .......
    .......
    yaşadıklarımdan öğrendiğim birşey var
    yaşadın mı büyük yaşayacaksın
    ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
    çünkü ömür dediğimiz şey
    hayata sunulmuş bir armağandır
    ve hayat
    sunulmuş bir armağandır insana
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 13.12.2004 19:10)
  5. yabancı bir şairin şiiirini kadsedinde izinsiz kullandığı için yıldız tilbeye dava açmıştır.
    (fırtık, 30.04.2005 14:15)
  6. cellat uyandı yatağında bir gece
    "tanrım" dedi "bu ne zor bilmece :
    öldürdükçe çoğalıyor adamlar
    ben tükenmekteyim öldürdükçe..."

    dizelerinin sahibi.bir çok şiiri bestelenerek şarkı halini almıştır.
    (toumai, 29.06.2005 22:41)
  7. gözlerimiz birbirine göre
    ellerimiz,dudaklarımız
    ve aşk bize göredir

    gece tam aşka göre
    rüzgar geceye göre
    ve yağmur rüzgara göredir
    (bkz: göre)
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 13.08.2005 15:18)
  8. bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
    yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
    kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür güm-
    bür bir telâş
    gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
    düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
    bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! ey kaz
    kafalılar! ey sadrazam!
    sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda, sandviç yi
    yoruz, dünyadan konuşuyoruz.
    çiçekler açıyor durmadan, savaşlar oluyor, her şey nasıl bitebi
    lir bir bombayla, nasıl kazanabilir o kirli adamlar
    uzun uzun düşünüyor, sularla yıkıyorum yüzümü temiz bir
    gömlek giyiyorum
    bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu hân-ı yağma
    ama yorgunum, şimdi, çok sigara içiyorum, sırtımda kirli bir
    pardesü
    kalorifer dumanları çıkıyor göğe, cebimde vietnamca şiir ki
    tapları
    dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum öbür ucundaki
    ırmakları
    bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda
    köprülerden geçiyorum, karanlık yağmurlu bir gün, yürüyorum
    istasyona
    bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya
    insanlar, motor sesleri, sis, akı;p giden su
    ne yapsam... ne yapsam... her yerde bir hüzün tortusu
    alnımı soğuk bir demire dayıyorum, o eski günler geliyor aklıma
    ben de çocuktum, sevgilerim olacaktı elbette
    sinema dönüşlerini düşünüyorum, annemi her şey nasıl ölebilir,
    nasıl unutulur insan
    ey gök! senin altında sessizce yatardım, ey pırıl pırıl tarlalar
    ne yapsam... ne yapsam... dekart oluyorum sonradan...
    sakallarım uzuyor, ben bu kızı seviyorum, ufak bir yürüyüş
    çankaya'ya
    bir pazar, güneşli bir pazar, nasıl coşuyor yüreğim, nasıl karışı
    yorum insanlara
    bir çocuk bakıyor pencereden, hülyalı kocaman gözlü nefis bir çocuk
    lermontov'un çocukluk fotoğraflarına benzeyen kardeşi bakı
    yor sonra
    ben şiir yazıyorum daktiloda, gazeteleri merak ediyorum, kuş
    sesleri geliyor kulağıma
    ben mütevazı bir şairim, sevgilim, her şey coşkulandırıyor beni
    sanki ağlayacak ne var bakarken bir halk adamına
    bakıyorum adamın kulaklarına, boynuna, gözlerine, kaşlarına,
    yüzünün oynamasına
    ey halk diyorum, ey çocuk, derken bende bir ağlama
    ilençleniyorum bütün bireyci şairleri, hale gidiyorum portakal
    almaya
    ilençleniyorum o laf kalabalıklarını, kurumuş yürekleri, bireyin
    kurtuluşunu filan
    ilençliyorum o kitap kurtlarını, bağışlıyorum sonradan
    uzun kış gecelerinden sonra, masallarda anlatılan
    durup durup bunları düşünüyorum, bir sevinci bir hüzün izliyor
    arkadan
    yüreğim ipesapa gelmez bir bahar göğü, türkçe bir yürek kısaca
    beklemek usandırıyor, telaşlı telaşlı bir şeyler anlatıyorum sağ
    da solda
    bir otobüse biniyorum, inceliyorum bir böceği tutarak kanatla
    rından merakla
    yürürdüm eskiden baharda, o yıkıntıların ve çayırların olduğu
    alanlara
    aklıma şiiri gelirdi o yaşlı amerikalının sonbaharı anlatan şiiri
    çayırlar vardı o şiirde, baharı anımsatan ne de olsa
    böylece yeniden hazırlanıyorum bir coşkuya, yeniden sokakla
    ra fırlamaya
    kendimi atmak bir uçurumdan balıklama
    büyük ve mavi bir şey izlenimi var bende, gördüğüm filmlerden
    mi ne
    bir şapka, telaşlı bir gök, sıcak yapay bir dünya
    anlat anlat bitmiyor, bitmiyor bendeki daüssıla
    bütün sevgilerimi harcayabilirim bir çırpıda, yağmurlu o yollar
    geliyor aklıma
    benzin kokuları, ıslak direkler, babamın esmer bir somun gibi
    tombul ve sıcak elleri
    uyurdum. bir de bakmışsın yeni bir filim sinemada, şehirde ye
    ni bir kız, kahvede yeni bir garson
    o üzgün ve sabahlıklı dururdu balkonda...
    şimdi ne var hüzünlenecek bunda, nedir bu çatlatan yüreğimi
    bu telaş
    sanki yarın ölecek gibiyim, birazdan polisler gelecek ya da
    gelip alacaklar kitaplarımı, daktilomu, bu şiiri, sevgilimin fo
    toğrafını duvarda
    soracaklar babanın adı ne, nerde doğdun, teşrif eder misiniz ka
    rakola
    dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür ucundaki
    ırmakları
    bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor vietnam'da
    ağlayarak bir yürek resmi çiziyorum havaya
    uyanıyorum ağlayarak, bir gün mutlaka yeneceğiz!
    bir gün mutlaka yeneceğiz, ey ithalatçılar, ihracatçılar, ey
    şeyhülislâm!
    bir gün mutlaka yeneceğiz! bir gün mutlaka yeneceğiz! bunu
    söyleyeceğiz bin defa!
    sonra bin defa daha, sonra bin defa daha, çoğaltacağız marşlarla
    ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda
    yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla
    yürüyeceğiz çoğala çoğala...

    dizelerinin yazarı, üstüne fazla söz söylemeye gerek olmayan şair ...
    (kral çıplak, 04.10.2005 21:14)
  9. en sevdiğim şiirin şairi

    (bkz: aşk iki kişiliktir)
    (kedikara, 15.01.2007 02:37)
  10. çok beğenirdim ben de hatta hala beğenirim, yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var, aşk iki kişiliktir vs... ancak bu tarihten beri eski tadı alamam.
    2002 kışı yer denizli çatalçeşme oda tiyatrosu salonu. şiir ve müzik dinletisi, konuklar: ataol behramoğlu ve haluk çetin. dinletinin ortasında dinleyicilerin gözlerinin içine baka baka organizasyon komitesine az kitap ve kaset getirdiği için sahneden giydirmesi şoka girmeme sebep olmuş aradan kısa bir süre geçtikten sonra aynı şeyleri tekrarlayıp beni kısacık zaman zarfında kendinden soğutmuş insandır. o yüzden artık okuyamıyorum ...
    (coughlin yasası, 15.01.2007 11:36)
  11. telesekreterime okunan ataol behramoğlu' nun muhteşem şiiri...

    güz güneşi benzeşiyor bahar güneşiyle
    biri kışa girerken
    biri kıştan çıkarken
    biri yeni bir aşk öncesinde bir kederden sonra
    biri biten bir aşk sonrasında bir kedere girerken...
    (tunabaşar, 10.06.2007 13:23 ~ 23.08.2007 00:15)
  12. ayrılan

    aşkı doğuran şey nedir;
    o yakınlığı iki can arasında?
    ve kopuş ne zaman başlar?
    ne zaman biter bir sevda?

    bir kurt gibi içten içe
    gelişip büyür çürüme
    bir an gelir ki aynı mekandasınızdır
    ayrı duygusal zamanlarda

    ataol behramoğlu
    (tanrim ben nerdeyim, 27.06.2007 16:55)
  13. şair yazar..

    birçok güzel şiirle birlikte "bellum omnium contra omnes" şiirinin de sahibi..

    "bellum omnium contra omnes"

    "insan insanın
    kurdudur" diyor
    bir düşünür
    ve ekliyor:
    "bellum omnium cantra omnes"
    yani
    yatkındır savaşa
    birbiriyle herkes...

    şu sonuç çıkar
    bu saptamadan:
    doğası gereği
    savaşçıdır insan...

    doğruluk payı
    var mı bu görüşte?
    yanlışlık var mı?
    varsa nerde?...
    insan insanın
    kurduydu belki
    gerçek kurttan
    yokken farkı...
    onu kurttan
    ayıran özellik
    akıl olmalı
    ve üretkenlik
    ürününü
    emeğinin
    alırsan, sevinçle
    dolar yüreğin
    ve hele ortak bir
    yaratıysa bu
    daha da büyür
    mutluluğu
    oturursun
    aynı sofraya
    emektaş olmanın
    mutluluğuyla
    şimdi sormak
    gerekir yeniden
    insan insanın kurdu mu gerçekten?
    insan insanın
    kurduydu belki
    gerçekten kurttan
    yokken farkı
    ama gelişen
    bir şey var onda
    sevgiye, iyiye
    doğruluğa
    yaratırken
    emeğiyle
    yaratır çünkü
    kendini de...
    soruyu yeniden
    ve şöyle sormalı:
    sevgiye, iyiye
    barışa kim karşı?
    emeğinin
    hakkını alan
    ne çıkar umar
    savaştan?
    dünyayı ortakça
    kardeşçe üreten
    ne yarar umar
    kötülükten?
    şimdi değiştirip
    bu kavramları
    yeniden ve şöyle
    söylemek olası:
    emekçi insan var, barıştan yana
    dünyayı kardeşçe yaratan, üreten..
    ve kurtlar - savaşta çıkarları...
    vurarak, kırarak, ezerek sömüren...
    (witchontheroof, 05.07.2007 02:16 ~ 18:40)
  14. (bkz: kızım)
    (bkz: bebeklerin ulusu yok)
    (depresif, 13.12.2007 11:11)
  15. istanbul üniversitesi fen-edebiyat fakültesi rus dili ve edebiyatı bölümü başkanıdır kendisi ve rus devleti tarafından liyakat madalyası ile ödüllendirilmiştir ilber ortaylı ile. bu ödül şu ana kadar sadece 11 kişiye verilmiş.
    (zogo, 01.03.2008 11:16)
  16. öğrendim ki...
    kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
    kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
    gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

    öğrendim ki...
    güveni geliştirmek yıllar alıyor,
    yıkmak bir dakika.

    öğrendim ki...
    hayatında nelere sahip olduğun değil
    kiminle olduğun önemli.

    öğrendim ki...
    sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
    ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

    öğrendim ki...
    kendini en iyilerle kıyaslamak değil
    kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

    öğrendim ki...
    insanların başına ne geldiği değil
    o durumda ne yaptıkları önemli.

    öğrendim ki...
    ne kadar küçük dilimlersen dilimle
    her işin iki yüzü var.

    öğrendim ki...
    olmak istediğim insan olabilmem
    çok vakit alıyor.

    öğrendim ki...
    karşılık vermek
    düşünmekten çok daha basit.

    öğrendim ki...
    bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
    hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

    öğrendim ki...
    'bittim' dediğin andan itibaren
    pilinin bitmesine daha çok var.

    öğrendim ki...
    sen tepkilerini kontrol edemezsen
    tepkilerin hayatını kontrol eder.

    öğrendim ki...
    kahraman dediğimiz insanlar
    bir şey yapılması gerektiğinde
    yapılması gerekeni
    şartlar ne olursa olsun yapanlar.

    öğrendim ki...
    affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

    öğrendim ki...
    bazı insanlar sizi çok seviyor
    ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

    öğrendim ki...
    ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
    bazıları hiç karşılık vermiyor.

    öğrendim ki...
    para ucuz bir başarı.

    öğrendim ki...
    en iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

    öğrendim ki...
    düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
    kaldırmak için elini uzatır.

    öğrendim ki...
    iki insan aynı şeye bakıp
    tamamen farklı şeyler görebilir.

    öğrendim ki...
    aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

    öğrendim ki...
    her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
    daha uzun yol yürüyor.

    öğrendim ki...
    hiç tanımadığın insanlar,
    iki saat içinde,
    senin hayatını değiştirir.

    öğrendim ki...
    anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

    öğrendim ki...
    duvarda asılı diplomalar
    insanı insan yapmaya yetmez.

    öğrendim ki...
    aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.

    öğrendim ki...
    karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
    nereden geçtiğini bulmak zor.

    öğrendim ki...
    gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
    gerçek aşkların da!

    öğrendim ki...
    tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
    ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

    öğrendim ki...
    aile hep insanın yanında olmuyor.
    akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
    aile her zaman biyolojik değil.

    öğrendim ki...
    ne kadar yakın olursa olsunlar
    en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
    onları affetmek gerekir.

    öğrendim ki...
    bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
    bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

    öğrendim ki...
    yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
    dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

    öğrendim ki...
    şartlar ve olaylar,
    kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
    ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

    öğrendim ki...
    iki kişi münakaşa ediyorsa,
    bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
    etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

    öğrendim ki...
    her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
    ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

    öğrendim ki...
    sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
    (begooo, 10.03.2008 19:35)
  17. an itibariyle atvdeki yaşamdan dakikalar adlı programda gitar eşliğinde şiir okuyan şair, çevirmen.
    (lavaşkiri, 13.04.2008 12:27 ~ 03.06.2008 20:05)
  18. (bkz: toprağa düşen)
    (mornemeses, 23.04.2008 02:28)
  19. cumhuriyet sonrası türk şiirinin yalın temsilcilerinden biridir.. herkes gibi nazım'dan fazlaca etkilenmiştir, yakın zamanda cumhuriyet kitap'tan beyaz, ipek gibi yağdı kar isimli 50 yıldan 100 derleme şiirini muhteva eden bir kitabı yayınlanmıştır.
    (pa, 08.05.2008 02:38)
  20. beyfendinin çağdaş türk şiiri antolojisi diye bir çalışması vardır. bu çalışmada bence en ilginç olan nokta ise; ataol beylerin (bkz: nazım hikmet)'e 16 sayfa ayırırken, abeysi mi gardaşı mı böyök şair nihat behram bey'e 20 sayfa ayırmasıdır.

    aile şirketi modu yani. tebriklerimi yolluyor, ikisini de öpüyor, daha nice nice başarılı yıllara, diyorum.
    (wozzeck, 18.05.2008 23:38)
  21. (bkz: tek başınalık)
    (jenesaispas, 24.08.2008 15:07)
  22. ben mi? evet...
    bir gün çıkıp gideceğim kapıları, evleri, dergileri, hüzünler bırakarak...
    bir çiçek merhaba diyecek...
    hoşgeldin diyecek dağ...
    orman gülümseyecek...
    anımsayışların, bekleyişlerin, ümitlerin ya da ümitsizliklerin
    hırsların, yarışların, tasaların kalktığı yerde
    tam anlatının, salt anlatının kaldığı yerde başlayacak şiir...
    hiç kimseye seslenmeyen, kendi kendine yeten sadece...
    kendi mantığı; kendi güzelliği içinde tutarlı...
    ama halkın yaşantısı girecektir oraya, çünkü yaşayan büyük
    bir şeydir halk...
    deniz ve ufuk girecek, karınca yuvaları, gökyüzü, kozalaklar
    ve kopuk ve artık hasetsiz bir aşk...
    yani sevişmek denizle, koşulsuz, önyargısız, hesapsız...
    yani uzanmak ve düşünmek binlerce yıl..
    doğan, ölen ve yaşayan şeyleri...
    doğumu, ölümü ve yaşamayı
    yani dingin ve büyük olan herşeyi anlatmak...
    ben mi?evet. çıkıp gideceğim bir gün...
    tasasız, gözyaşsız, geride birşey bırakmadan ve birşey beklemeden
    ilerde...
    sadece yağmur sularından pırıl pırıl bir yürek
    artık kendi kendinin anlamı ve nedeni olan bir yürekle...

    ataol behramoğlu

    ne güzel gitmeler....ne güzel anlatım .....
    (aysigma, 08.09.2008 11:44)
  23. mustafa suphi destanı'nın yazarı, son dönemlerde yetişen en büyük şairlerden birisi.
    (onurene, 17.09.2008 12:49)
  24. onun türküsünü, guevara'nın

    dağların ve nehirlerin
    türküsünü söylemek istiyorum
    büyük gökyüzünün ve kırların.
    mavi çiçeğin türküsünü söylemek istiyorum
    umudun ve sevdanın.
    kahraman bir yüreğin türküsünü söylemek istiyorum
    aslan türküsünü guevara'nın.
    odalar ve sofalar kuşatmış beni
    sandalyeler, masalar, tabaklar
    gökyüzü kuşatmış beni, içim daralıyor
    gelenekler, korkular, kuşkular
    kuşatmış beni.
    rotatifler, silahlar, yasalar
    ah, akşam diyor
    sevgilim, aşkım benim
    iniyor dağlara
    örtüsü gecenin
    bir çocuk durmadan
    büyük nehirleri özlüyor
    kaybolmuş sevinçleri özlüyor.
    bu yürek durmadan
    geçiyor dağlardan
    gölgesi çetelerin
    körlerin ve yetimlerin
    türküsünü söylemek istiyorum
    yavrusu ölmüş ananın
    hastaların türküsünü söylemek istiyorum
    hapiste yalnız bir adamın.
    sevgili bir yüreğin türküsünü söylemek istiyorum
    kardeşimin, guevara'nın.
    ah, nasıl da acı
    böyle susup durmak
    kötüler, cellatlar elinde
    bunalırken güzelim halk
    fabrikalar yanlış çalışırken
    yanlış ekilirken toprak
    ayak, olmuşken baş
    baş, olmuşken ayak
    kavganın ve hürriyetin
    türküsünü söylemek istiyorum
    gür bir akışla akacak kanın
    eşitliğin türküsünü söylemek istiyorum
    halklar adına yükselen sancağın.
    sadeliğin, inceliğin, onurun
    türküsünü söylemek istiyorum
    onun türküsünü, guevara'nın.
    (onurene, 17.09.2008 12:53 ~ 13:00)
  25. (bkz: halkın dostları)
    (ohannes allahverdi, 17.09.2008 14:10)
 sayfa  / 2