olmayan bir "kahraman"ın ismidir. ama ihtimalleri de düşünmek lazım tabi ki;
7 düvel bir olup da senin varlığını tehtid eder hale geldi ise, yıllar süren zulüm ve kederden artık nefes bile alacak halin kalmadı ise, halkın tam bir kaos ortamında - zengini aşırı zengin, yoksulu aşırı yoksul vaziyette ise, yüzyıllardır hüküm sürdüğün canın vatanına o 7 düvel birden göz dikti ise... dost bildiğin, kardeş bildiğin bir çok milletin (içeride ve dışarıda) <caps>"hain"</caps> olduğu ayyuka çıktıysa... halkının artık yaşamaya tahammülü kalmadı ise ve bu "savaşçı" halkın bu durumdan kurtulmak için gözünü budaktan esirgemeyecekse... işte tam o anda askeri dehası, ileri görüşlülüğü, altın sarısı saçları ve masmavi gözleriyle bir adam çıkıp da "beni takip edin sizi kurtaracağım" derse ve o adamı takip edip de kurtulursanız, alın size kendi atanız.
yoksa öyle dıravdan ata üretmek kolaydır efendim. ama lütfen bizim atamızı kullanmayın bu işler için. atakürtmüş... hadi başka kapıya. şimdi siktirin gidin lütfen.
not: vazgeçtim lan, altın sarısı saçlarına ve masmavi gözlerine kurban olun siz onun.
google grafik arama motorunu açıyoruz oraya atakürt yazıyoruz sonuç ;
aradığınız - atakürt - terimlerini içeren herhangi bir belge bulunamadı.
öneriler:
* tüm sözcükleri doğru yazdığınızdan emin olunuz.
* başka anahtar sözcükler deneyiniz.
* daha genel anahtar kelimeler deneyiniz.
* daha az anahtar kelime deneyiniz
aynı işlemi atatürk yazarak tekrarlıyoruz sonuç:
atatürk için yaklaşık 30.300 sonuçtan 1 - 20 arası sonuçlar (0,07 saniye)
....
türkiyenin ünlü filozofu! ahmet altan çevir kazı taktiği ile zamanında bir yazı yazar, bundan ne kazanır, amacı nedir, durulan ortamı böyle tabir-i caizse kelime oyunlarıyla tekrardan karıştırmayamı çalışmıştır bilinmez.
gereksiz yere laf ebeliğine soyunanların ürettiği saçmalıklardır bunlar. bu saçmalıkların aslında güzel bir tarafı vardır, bu laflarla gaza gelip içindeki "ırkçıyı" açığa çıkaranlar olacaktır ve kürtler böyle kötü de falan da filan da diyeceklerdir.. ortada atakürt diye bir kelime yokken bunun üzerine gereksiz tartışmalara girmek, belki de birçok tartıştığımız meselenin geçmişte böyle saçma şekilde ortaya çıktığını gösteriyor bize. delinin biri kuyuya taş atmış...
ahmet altan 'ın kadınlar hakkında kitaplar çıkarmaya devam ederek istanbul'un bütün motorları arasında "ay ne romantek!" izlenimi verip piyasa yapmaya devam etmesi isteğini uyandıran tanım.
ya öyle olsaydı diyerek yola çıkıp, kürt sorununu afedersiniz kaba etinden kavrayan bu ahmağa cevabım "ya baban anneni fikseydi? bak annen babanı fikmiş ortaya sen çıkmışsın" şeklindedir.
yazarın bahsettiği kahraman(!) atakürt, osmanlı devleti nden kalan topraklarda bir kürt devleti kursaydı, o devletin birinci politikası ülkedeki türkleri yok etmek olurdu. türklerin kürtlere yaptığı gibi din kardeşimiz vs. edebiyatı yapmazlar ve ne kadar türk varsa yok etme kaygısı güderlerdi. elbette ki bunu yapmaları için türklerin silaha sarılmalarına, dağa çıkıp ayrıcalıklar talep etmelerine, kürt askerlerini öldürmelerinede gerek olmazdı. yok edilmek için türk olmaları yeterli bir neden olurdu. (bkz: al sana sürrealist yaklaşım)
bu yazının inversini alacak olursak ortaya çıkanların yaşananlardan, en azından şundan 20 yıl öncesine dek yaşanmış olanlardan daha farklı bir şey anlattığını göremeyiz. bunu çoğumuz kabul ediyor muyuz? ediyoruz.
yazı basit bir "tersine çevirip nasılmış göstermek" çalışması iken hala "atakürt diye bir şey yoktur o atatürk'tür" çerçevesine tıkılıp kalmak kanımca ya ciddi bir disleksi vakasına, ya da art niyetlilik/aşırı önyargılılık durumuna işaret ediyor. sözlükten ayrılmış bir yazarın ifadesi hoşuma gitti, aynen kullanıyorum: bir fabl okurken "e bu karga konuşuyor, kargalar konuşmaz ki!" demeye benziyor.
yazıyı yazanın başarısız romantizm yazarı ahmet altan olmasını siktir ettim, atakürt olmaz onun adı atatürk'tür mantığını da siktir ettim, baştan sona okuyorum, "yahu hakikaten öyle olsa ne garip olurdu değil mi?" diyorum. bu ufak düşünce cimnastiği de inşallah birlik ve beraberliğimize darbe vurmuyordur diye umuyorum.
kendini prometheus gibi göstermek için kutsal değerleri hiçe sayarak ahmet altan'ın yazdığı, aslında güzel mesajlar içeren lakin bir halkın kutsal değerlerine bu denli duyarsızca yazı yazmanın anlamsızlığından ötürü ahmet altan'a da kıl olmama sebep olan yazı.
ahmet altan'ın zamanından çok ileri yazılmış bir yazısıdır. o dönem bu yazı yüzünden kendisi yargılanmıştı, şimdi okuyoruz, hiç bir şey dememiş, bugün herhangi bir liberal demokratın yazabileceği ve benzerleri de pekala hemen her gün bir sürü gazetede çıkan türden bir yazı, kürt lafını bol kullanmış, o zamanlar da bu tepki sebebiymiş, bugünse kulak dolgunluğumuz var ve normal geliyor, askerler ve genelkurmayolog yazarlar bile bol bol kullanıyor, kimseye kürt dedin diye dava açılmıyor. yazının tek suçu olması gerekenden senelerce önce yazılmış olması. süründürdük ahmet altan'ı yıllarca boşuna, afferim bize.
ahmet altan sadece empati yeteneğini kullanmıştır. yazıdan sonra başına gelenler türkiyede eleştirme, düşünme açısından nerede olduğunun bir kanıtıdır.
ahmet altan'ın, çok da tepki toplayan ve görüldüğü üzere toplamaya da devam etmekte bulunan, olayları tersinden okumaya yönelik, empati temelli yazısının farazi lider ismi. bu yazısında altan biraz ezber bozmak, biraz tepki çekip insanları sarsmak için, tabir yerindeyse iğneyi önce kendisine batırmıştır. tabi faşist kesimlerden gerekli çemkirmeye de maruz bırakılmıştır kendisi. gönül isterdi ki ona çemkiren her bir bünye kendi içinde mantıksal ilintisini kurmuş ve savunumunda kavramsal karşılıklarını bulmuş halde bunu yapabilsin. heyhat!
şimdi;
böyle bir kahraman var mıdır? olması mümkün müdür ya da? bunlar konunun en tartışılmaması gereken kısmı esasında. bu konuda fikir beyan eden her bir tc vatandaşı bünyeye bakıp bakıp aklımın almadığı şeyleri sıralamaya, yapılan mantıksal ilintisizlikleri saptayıp tek tek kelimelere dökmeye, anlamaya ve anlamlandırmaya, bunu yaparken de kendi argümanımı geliştirip temellendirmeye ve aktarmaya çalıştım çalıştım da, olmadı, yapamadım, elimde kalan tek şey kafa karışıklığı oldu. şimdi zat- ı muhteremler, konuyu öyle karmaşık haliyle veremeyeceğimi anladıktan sonra kısa bir liste halinde, gördüğüm mantıksal ilintisizlik ve hataları yazmak isterim; böylesi daha kolay en azından:
1. atakürt diye biri olabilir mi? olabilemez mi? osmanlı'nın egemen unsuru her ne kadar uzaktan farklı görünse de türkler'di ve kurtuluş savaşının özne kimliği de bu sebeple türklük oldu. eğer bu kimlik yerinde kürt kimliği olsaydı atatürk yerine atakürt adında bir lider de elbette ki olabilirdi (faşistlere/ kemalistlere desturlu not: atakürt adında bir lider olabilirdi dedim, o lider atatürk'e muadil olurdu demedim*.).
2. google arama motoruna atatürk yazdığınızda bilmem kaç yüz bin sonuç çıkıyorken atakürt yazdığınızda yanlış mı yazdınız diye sorgulanıyorsunuz. güzel. de... pardon ama, ne bekliyordunuz? gerçekte varolmayan, örnekleme için uydurulan kavramsal boyutlu bir farazi liderin google'da sonuçlara boğulmamasından daha doğal ne olabilir? yani bu farzetme halini "aha da bizim atatürk'ümüz için yüz binlerce sonuç çıktı ama sizin atakürt'ünüze tek bir sonuç çıkmadı!" çemkirmesine alet ederken, kendinizi çocuk gibi hissetmiyor musunuz azıcık olsun? hele varolmayan bir isim üzerinde arama yaptırıp, diğer yandan tarihe malolmuş bir diğer isim için çıkan sonuçla o farazi olanınkini karşılaştırıp bundan gurur duymak ve bunu insanların gözüne zafer nidaları eşliğinde sokmak, bilmiyorum ne kadar savunmaya elverişli bir araç olabilir.
3. ahmet altan, kadınlar hakkında roman yazan, romantizm anlatıcısı bir yazar olabilir ama bu onun siyasal konularda fikir beyan etmesine engel olmamalıdır. yani bu konularda yazan birinin siyasete dair yazılar da yazabilmesi gerekmeli ve yadırganmamalıdır.
bir kaç ay önce yine buna benzer bir olay gerçekleştiğinde, bülent ersoy vicdani redde mail sözler sarfettiğinde de yine benzer çemkirmeler ona da yapılmıştı. ve hatta ona çok daha ağır sözler, onun cinsel kimliğindeki bir zamanlar varolan netame hakarete dönüştürülerek söylenmişti. onun tam anlamıyla anne olamayacağı, onun tam bir kadın bile olmadığı (bu sözler benim bile içimi çok acıttı ama ne çare, söyleyenler düşünmediler bile bu sözlerin ilgilisine ne kadar acı vereceğini; o zaten bu histen ne kadar uzak olduğunu gözümüzün içine bakarak kendisi söylemişti.), bu sebeple şehit annesi olmaktan bahsetmeye hakkı olmadığı, kaldı ki, onun bir şarkıcı olduğu ve görevinin sarhoşları daha fazla içirtmek olduğu, siyasete bulaşmanın onun haddi olmadığı (ben siyasete bulaşabilirim diliyorum; ilgili mercilerden olurumu almam mı gerekli yoksa?)... vs. ona sahip çıkmak da vatan hainliğine eş görüldü o aralar. ne demeli..
o ayrı hikaye tabi de, şimdi efendiler, bir durum varsa ortada ve siz buna katılmıyorsanız, yapmanız gereken, katılmadığınız şeyi eleştirmek, kendi savunmanızı yapmaktır.
ama biz maalesef buna alışmadık pek. bir "sözde" kelimesi vardır ya hani, her bir şeye katık edilir; katılmadığınız, birilerinin katılmasını da istemediğiniz şeye "sözde"yi yapıştırırsınız, sonra rahat bir şekilde onu çürütmüş olarak koltuklarınıza kurulur, oturursunuz. sizin "sözde" lediğiniz şeyi araştırmalarıyla destekleyip savunanları da en iyi ihtimal çiğ yumurtaya, çürük domatese tutar, olmadı sırtından vurur kaçarsınız. karşı argüman geliştirip savunma yapmak size terstir çünkü. iknaya gerek de yoktur. amaç bertaraf etmekse, her yol mübahtır.
burda ve ersoy olayında da benzer bir durum var işte. kişiler bir laf etmişler, katılmayanlar çıkmış, hatta katılmayanlar azımsanmayacak kadar da çokmuş, her kafadan bir ses çıkmış, herkes bir savunma yapmış. ama savunmalar da hep o lafı edeni yok saymaktan, küçümseyip adam yerine koymamaktan ibaret olmuş. herkes konuyu yanlış tarafından tutmuş, çekiştirmiş ama kimse de içinden çıkamamış.
bu türkiye'ye has bir demokrasi geleneği. başa çıkamadığın, antitezini üretemediğin, cevap veremediğin şeyi söyleyeni, söylediği şeyi söylemeye yetkin olmamakla itham et, varsa onun özelinde hakarete alet olabilecek şeyler, onları da söyle, çekil köşene. budur. bırak artık o utansın.
ey kari, hepimizin katılmadığı konular vardır; olacaktır. bu konular biz katılsak da katılmasak da vardır ve onları ortadan kaldırmanın yolu, hakarete yönelmek değildir. geliştir antitezini, yap savunmanı paşa paşa, sonra bu bünye de bir kaç satır yazacağını düşünerek başlayıp, kafa karışıklığından mütevellit sayıklama halinin ittirmesiyle bu uzun şeyi çiziktirmesin. ne o yorulsun, ne sen yorul.
son bir söz eklemek gerekirse; ahmet altan, kim aksini iddia ederse etsin çok etkili bir yazı yazmıştır. empati, her zaman hataların görülmesini kolaylaştırıcı bir yöntem olarak kullanılmaktadır. burda da işe yaradığı gelen tepkilerden anlaşılmaktadır.
bu açıdan bakıp düşününce, bu yazıyı okuduktan sonra "bak bu da doğru aslında" demeyen birilerinin olduğu bilmek, görmek de beni üzdü.
almanya'da yaşayıp çocuğuna türkçe isim koyamayan, yasalarca bundan men edilen, o yüzden çocuğuna hans adını takmış olan, yıllarca çocuğunu bu adla anmak zorunda kalan bir türk'ü düşünün desem? amaan, ne diyorum ben. zaten atakürt de "sözde"...
suya bir taş atayımda ortalık bulansın , başkalarıda bu fikiri çürütmeye çalışsın matığıyla gündeme getirilen. belli bir kaynağa dayanmadığı için doğal bir mit içine sokulmaya çalışılarak içine gizem katılan bir ahmet altan kıçından uydurması.
(bkz: bir selamet ile siktir git yahu)
ahmet altan'ın türkiye'nin en acı gerçeklerinden birine empati kurarak yaklaştığı tarihi yazısıdır. ne yazık ki olumsuz tepki verip ahmet altan'ı yerin dibine sokmaya çalışanların büyük çoğunluğunun yazıyı okuduğunu sanmıyorum. büyük ihtimalle biri onlara ''duydun mu ahmet altan atatürk'e atakürt diye hakaret etmiş'' diyerek konuyu aktarmıştır. yazıyı okuyup da hala bir saniye durup düşünmeden çemkirenlerde ise empati duygusunun olduğunu sanmıyorum. hatta eminim, yok öyle birşey onlarda. onlar başka bir fezanın canlıları.
bir memeye vatanı satarım diyen, cumhuriyet baş savcısına hukuk dersi vermeye çalışan bir adamın populerite yaymaya çalışmasının sonucunda ortaya attığı bir kelime. neymiş atatürk değil de atakürt olsaymış. hep vardı böyle adamlar, şimdi de sürüsüne bereket ve her daim olacaklardırlar. avrupa parası yer bunlar, yedikleri paralardan sonra da türkiyeye sıçarlar, hazımsızlık sorunu da yaşamazlar. niye yaşasınlar, insanda bilgi olur birikim olur, vicdan olur, haysiyet olur, saygı olur, sevgi olur. bunlarda varmı böyle bir olgu, kesinlikle yok. varsın olsun gene mazlum halkım faşist damgası yesin bu aydın geçinen kara cühelalar yüzünden.