dünyada inananlarla inanmayanların sayısı yarı yarıya gibidir. aslında bir inanç değildir. tarihin eski dönemlerinden beri biriktirilen istatiski bilginin, günümüzde karmaşık matematiksel işlemler sonucu karşılaştırılmasıyla ortaya konan bir bilimdir. kabul edilmesi gerekir, çünkü şu anda a.b.d ve ingiltere'deki üniversitelerde astroloji (astronomi değil, vurgularım evet astroloji) bölümü vardır. bizde doğuş üniversitesi'nde geçen sene bölümü açılmıştır.
bir bilgi birikimidir ve matematiksel karşılaştırma sonucu yapılır. yakın çağ'a girilen dönemlere kadar, dünyada insanların burçlarına göre toplum içinde mesleklere kabul edildiği olurdu.(kaynağı harbi hatırlamyorum ama var böyle bir şey) osmanlı'da muhasebe işlerinde özellikle boğa ve başakların seçildiği bir gerçektir. astroloji ile az çok ilgilenenler, bunu gayet mantıklı bulacaklardır.
bilimsel olarak, insan bir manyetik alana sahiptir. her canlı da olduğu gibi biz de belli bir miktarda gerilimdeki elektrikle çalışırız, tekrar kaynak söyleyemediğim için çok özür dilerim ama beyin için yaklaşık 120 küsür volt olacaktı.(beyinsel faaliyetler ve sinir iletimi) dışarıdan etkilenmemiz normaldir. bu öyle saçma sapan fal hikayesi "yok seni büyülerim" olayı değildir kesinlikle.
her gezegen ve yıldızın kendine özgü ve hiç değişmeyen miktarlarda manyetizması ve elektromotor kuvveti olduğundan (ve doğal olarak yüzyıllardır bu miktarlar değişmediğinden) bıraktıkları etki eskiden beri değişmeden bize bazı beyin izleri bırakır, normaldir.
insanları bu olaya bir saçmalık gözüyle baktırmaya iten yunanlıların yaptığı çok tanrılı safsatasıdır. her burca bir tanrı gözüyle bakmışlar, bütün olayları burç özelliklerine göre uydurup, tanrı isimlerini burçlara göre vermişlerdir. bu yaptıkları saçmalığa bir kaç örnek olarak; koç = mars(romaca) = ares(yunanca) , akrep = pluton(romaca) = hades(yunanca yeraltı ve ölüm tanrısı) , yay = jupiter(romaca) = zeus(yuh artık biliyorsunuz)..... diye uzar bu saçma isimleri. böylece astrolojideki ciddiyetin içine etmişlerdir.
bu olaya en uzak adamlar bile yerine göre tuttuğunu kabul eder. hangi balık hayalci, hangi kova orjinal değil. hangi aslan erkeği, napolyon'a güç timsali büyük adam diye bakmaz. ya da hangi akrep kendini zaman zaman korkunç derecede ve sebepsiz yere uçlarda hissetmez. bunlar bilinir ama kabul edilmez. mesela bunu okuyan ve hiç bir şekilde astrolojiye kulak asmayan bir kova, burada ne yazarsa yazsın "haasssieee!!!" diye tepki verecektir. başaksa benim yazdıklarımdaki minicik bir hatadan koca yazıyı çürütmeye kalkışacaktır.
tabi tutup da her burcu şimdi tam burcunun insanı görmeyin. aynı burçtan iki insan insan arasında farklılıklar yaratacak binlerce kombinasyonda açı vs. vardır. sadece bariz olanlar görülür ki ben de zaten onları söyledim şimdi.
her neyse, sonuçta bu olay vardır, gerçektir. gayet maddi boyutlarda, somut ve bilimsel yöntemlerle insanları inceler ve matematiksel istatistiğe dayanır.
-rezzan hanım bu konudaki görüşlerimi okudunuz, sizce ben hangi burca mensubum?
+olaylara rasyonel yaklaşmakta ve idealist olarak kendini belli etme çabasındasın. sen tam bir öhöh öhöh bi saniye boğazım..
-rööööööööh
+doğum tarihin neydi?
-ekim
+evet tipik bir terazi, zaten görülen özelliklerine istinaden hedede hödödö bikbikbik
-allah sizi başımızdan eksik etmesin
yaratıcısı eski mısırdır.tabi daha sonra yunanistana ve romaya taşınmıştır.eh bu yüzdendir ki mars tanrısı ile venüs tanrıçası evlenir ve bir sürü cici çocukları olur ve buradan çıkan astrolojik kavram da koç burcu(mars tanrısı ve onun çocukları)ve terazi burcunun(venüs tanrıçası ve onun çocukları)birbirine en uyumlu çift olduğudur.
falcı: hmm. senin bi kız arkadaşın var. çok anaç bu. yay mı?
ben: yok diil
falcı: terazi de sorumluluk sahibidir öyle mi?
ben: hangi ay terazi?
f: eylül
b: yok diil
f: kız arkadaşın böyle seni çekip çeviriyo di mi eminsin.
b: evet öyledir.
f: o zaman tek ihtimal var bu özelliklerde aslan di mi? mart bu da.
b: yok kasım doğumlu (yeter mına koyim kıvranma)
f: akrep o zaman. e yükseleni başka demekki. sen de tipik bir kedi burcu özellikleri var. (bari burdan tutturalım)
b: ben boğayım canım olmadı gene.
f: olmadı di mi?
b: olmaz zaten. gel bak sana bi adam anlatayım. bu böyle yüzyıllar önce yaşamış, adı da kepler.ama burcunu bilemiycem....vs.
f: aydınlat beni abi.
bilimselliğinden bahsedenin aklından şüphe edeceğim tarihi olgu, güncel eğlence. doğuş üniversitesi'nde ders programında falan olmayıp, kurs niteliğinde açılmıştır (önüne gelen kurs açabiliyor maalesef). yurt dışında ise nadiren tarih dersi niteliğinde okutulmaktadır, neticede astronominin doğuşuna yol açmıştır. ilerici geçinen pek çok yayın kurumunun dahi "insanlar seviyor oğlum, koy" mantığıyla bünyesinde barındırdığı astroloji sayfalarından para götürenlere de afiyet olsundur.
ayrıca hiç şaşırtıcı olmasa gerek ki; pek çok falda olduğu gibi astrolojide de tahminlerin doğru çıkma olasılığı, kendini doğrulayan kehanet etkisinden dolayı normalden fazladır.
uzun yıllar boyunca genellemelere dayandığı için pek sallamadığım ama benim burcuma ayrı bir torpil geçtiği için de tamamen reddedemediğim bilim dalıdır. lakin astroloji hakkındaki fikirlerim astrogenetik hakkında birşeyler okuduktan sonra değişmiştir. astrogenetik,sunduğu sonuçlar itibatiyle,tamamen olmasa da,astrolojiyi desteklemektedir. astrolojiden daha bilimsel temellere dayanması sebebiyle de mantığa ters düşmemektedir. astrogenetik bilimindeki gelişmeler bizlere,ilerleyen yıllarda astrolojinin tesadüfen de olsa doğru sonuçlara ulaşmış olabileceğini gösterebilir.
genellemeler ile dalga geçilen, aşağılanan yurdumda, insanları 12 tip altına sokup, ayıla bayıla takip edilen saçma uğraştır. bayanların "fal" saçmalığından sonra inandıkları diğer saçmalıktır. "e be bilader; madem böyle genelliyorsun, hadi yükselen-alçalan saçmalığını da kattık; ikizlerin, üçüzlerin, dördüzlerin manen aynı kişiliklerde olması gerekmez mi?" diye sormaz kimse. hele bu "burç" hastası insanevlatlarının gazeteden takip ettiklerinde olduğu üzere; dünya üzerinde o bir aylık dilimde doğmuş herkesin aynı şeyleri yaşaması gibi saçma bir öngörüden bahsetmeye bile gerek duymuyorum.
kesinlikle bir bilim değildir. bilim, her şeyden önce çift yönlülük gerektirir; a eşittir b ise b'de a'ya eşit demektir. yani siz bir insanın sadece doğduğu güne, saate bakarak yarın başına neler geleceğini söylüyorsanız, bu gün başına gelenleri bildiğiniz birinin de ne zaman doğduğunu söyleyebilmeniz gerekir. bu bir!
ikincisi, bu işle uğraşanlar genellikle verilerin istatistiksel bilgilere dayandığını ve dolayısıyla bilimsel değeri olduğunu, hatta başlı başına bir bilim olduğunu savunurlar ki bunu söyleyenin ne kadar istatistik bildiği de tartışılır.
istatistik bilimi, araştırdığı konuyla ilgili tüm değişkenleri göz önüne almaya çalışır ve ne kadar fazla parametre kullanırsa sonuç ta o kadar doğru ve hassas olur.
örneğin 'ayakları daha büyük olan çocuklar daha zeki olur' diyebilir misiniz?
istatistik böyle bir şey söylemez. ayak numaralarının yanında o çocukların yaşlarını, aile şartlarını, beslenme durumunu, aldığı eğitimi vs. göz önüne alarak zekalarıyla ilgili bir sonuca varır. astrolojide ise kullanılan tek veri doğum günüdür. bunun yanında anne adı, baba adı gibi alakasız bilgileri de değerlendirenler vardır ki onlar cin de çıkarırlar, uzak durmak gerekir.
sonuç olarak astroloji bir bilim değil, olsa olsa geyik konusu olur.
astroloji üstüne kurs açmak herkesin yapabileceği bir şeydir. ancak "ortalıkta astroloji üzerine eğitim veren, araştırma yapan okullar vardır." demek gerçeği ucundan azıcık çarpıtmak oluyor. yoktur böyle okullar. olsa olsa bir iki merkezin para kazanmak yani astroloji neymiş öğrenmek isteyenleri söğüşlemek için açtığı kurslar vardır. eğer uluslararası tanınırlığı olan bir üniversitede b.s* veya b.a* derecesi (veya benzeri başka bir derece) veren bir program varsa yazın buraya, ben de astrolojinin bilim dışı olduğu iddiamı başka nedenlere dayandırarak desteklemeye çalışayım. ama yazmıyorsanız da vardır diye iddia etmeyin lütfen.
astronomi ile astroloji arasındaki ilişki yani astronominin astrolojiye dayandığı iddiası en kaba şekliyle simya ile kimya arasındaki ilişkiye benzetilebilir. daha bilimsel yöntemin ne olduğunun bilinmediği, sihir ile fizik arasında bir ayrımın düzgünce yapılamadığı dönemlerde insanlar (aynı bugün olduğu gibi) doğayı anlamak için ellerinde ne varsa onu kullanıyorlardı. simyacılar, alelade metali altına dönüştürecek felsefe taşını ararken elbetteki modern kimyanın da temellerini atıyorlardı. ancak teknik ilerledikçe ve bizim bilim felsefesi üzerine olan anlayışımız derinleştikçe sihir ile fizik arasındaki ayrımı daha kesin yapabilmeye başladık. felsefe taşı diye bir şeyin olmadığını öğrendik ancak bu çaba içerisinde maddenin doğası üzerine öğrendiklerimiz modern kimyanın inşasına başlamamızı sağladı. insanlık bu konuda tam da bilimsel yönteme yakışır bir şekilde hatalarından ders alıp kendisini geliştirmeyi bildi.
astroloji ile ilgilenirken de işler benzer şekilde başladı ama nerede olduysa bir yerlerde bir sorun oluştu ve hâlâ günümüzde bilimsel olarak desteklenmeyen gökyüzü cisimlerinin insan hayatını etkilediği iddialarına "inanan" insanlar kaldı. gerçi çok ararsak amatör "neo-simyacılar" da bulururuz eminim ama onlar sayılmayacak kadar azdırlar muhtemelen.
günümüzde doğruluğu yönünde ciddi hiç bir bulgu olmayan tam tersine sürekli yanlışlanan bir iddiaya inanmak herkesin kendi tasarrufunda olan yargılayamayacağım bir eylemdir. bana batan yok nasıl olsa. bir şeyin bilim dışı olduğunu iddia etmek onun yanlış olduğunu iddia etmek değildir. bilim dışı olduğunu iddia etmektir. yani nesnel bir şekilde doğrulanamayacağını iddia etmektir, daha fazlası değil.
gök cisimlerinin hareket ve konumlarının insanların karakter ve hayatlarına etkisini inceleyen bir disiplin. ancak dünyaya fiziksel bir etkileri bile olamayacak kadar uzak olan yıldızların, insanların hayatlarına ve kişiliklerine etkileyebileğine inanmak akılcılık ve bilimsellikle bağdaşmıyor.
günlük fal bazında bakılmadığında ve özellikle derinlemesine incelendiğinde, uğraşılması zevkli analitik, bilimsel bir araştırma alanıdır. bununla ilgili doğru adreslerden faydanlanmak işin iyi bir şekilde anlaşılmasınıda kolaylaştırabilir. örnekse; http://www.astrozoom.com/... adresli web sitesinden bu farkı az da olsa anlayabilirsiniz.
öncelikle derdimi aktarmak istiyorum ey sözlük. buradan herkese sesleniyorum ve hepinizi kucaklıyorum:
astronomi ve uzay bilimleri okumaya hala delirmeden devam eden ülkedeki sayılı birkaç insandan biri olarak, bir ortama girildiğinde, ne okuduğunuz veya ne iş yaptığınıza dair konu açıldığında astronominin astroloji ile karıştırılmasından ve zerre kadar bu tür bir bilgiyle donatılmamış ancak matematik ve fizikle ciddi hasara uğratılmış narin zihnime "aaa, öyle miii, astroloji çok harikaaa!" gibisinden sözler söylenmesinden bıkmış durumdayım. astronomi ve astroloji farklı şeylerdir. ve malesef, bilimsel eğitim alan astronomlar astroloji hakkında hakikaten fazla birşey bilememektedirler. bilseler bunu bir fıkra, bir masal gibi algılamaktadırlar. öhm..
bunu geçersek, bilhassa adornoya göre, kültür endüstrisinin yarattığı ve desteklediği beslediği bir uyuşturucudur. kaderinizin kendi elinizde değil, gökteki asla ulaşamadığınız ve asla sesinizi duyuramadığınız yıldızlara bağlı olduğunu söyleyerek sizi pasifize eder, sakinleştirir, dindirir. toplumsal dindiricidir. kanmayınız efenim. eğlencelidir, ancak masallar da eğlencelidir çoğu zaman.
bilim ilim irfan zannedenlerin vay haline olan, televizyonlara bu saçmalığı icra edenlerin çıkıp ben astro-logum dediğinde kendilerine ağız dolusu sövdürenlerin safsatası olan şey.
(bkz: bir götten uydurma olan astroloji)
bilim milim değildir. bu konuda çok doluyum sözlük, o yüzden ağzımı bozacağım, şimdiden özür dilerim. doğduğumuz anda bizden milyonlarca kilometre uzaktaki gök cisimlerinin konumlarının karakterimize etki edeceğini düşünmek en hafif tabiriyle saflıktır. nasıl belirler lan taaaa ebesinin damındaki jüpiter benim cimri mi eli açık mı olacağımı? kütle çekim kuvveti diyene uçan tekme atarım, zira sokaktan geçen kamyon bana jüpiterden daha fazla kütle çekim kuvveti uygular. hesap ortada.
eğlenceliktir. günlük işlerin sıkıcılığı ve akıcılığı içinde, astrolog geçinenlerin her gün uydurdukları günlük falları iş arkadaşlarının birbirlerine okuması sosyal bir gülümsemedir, önce hoşlanılan kişinin burcunun okunması da keyiflidir.
ama astroloji, günlük fal, hatta fal değildir.. astrolojiye dümdüz gidenler, bir doğum haritası çıkarabilirler mesela, evet belki de yalandır, belki ufak doğruluk payları vardır, ama düşündürüyor. özellikle doğum haritasını çıkaran kişi "sende bilmem ne burcu etkisi var, şu gezegen bilmem nedeymiş sen doğduğunda, hayatının şu yaşları sıkıntılı geçmiş, genel olarak şöyle bir hayatın var, diğer boğa burcu insanlarına birebir benzememen, doğum anında gezegenlerin dizilişi falandan dolayı, yükselen burç, ay burcu, bla bla" gibi cümleler sarfettiğinde, gevrek gevrek gülen yüzünüz, düşünen adama dönüşüyor.. doğum anı, gezegenlerin dizilişi, açılar, venüse giren mars, ulan çok mu bilimsel, karışık konuştu da kafam karıştı anlamadım ki.