1. asr-ı saadet, hz. peygamber o çağda yaşadığı için asr-ı saadettir. yoksa islam'ın en sorunsuz, en mükemmel çağı olarak anlaşılmamalıdır.

    hz. peygamber'in yaşadığı dönem, yaygın kanının aksine islam'ın en zor dönemidir. çünkü yeni bir din ortaya koyacaksınız ve insanların size inanmasını bekleyeceksiniz. bunun için çabalayacaksınız. savaşlar dahi yapacaksınız. hz. peygamber, sütten çıkmış ak kaşık bir topluma gönderilmedi. her türlü ahlaksızlığın ve kötülüğün yaşandığı bir toplum bu...dolayısıyla bu toplumu çevirmek, onlarla başa çıkmak ancak hz. peygamber gibi bir nebi'nin yapacağı bir işti. allah belki de en zor kavme en büyük peygamberini gönderdi.

    yapmaya çalıştığım, günümüzde sık sık yaygınlaşan bir yanlış kanaati bertaraf etmek. bu anlayışın temelinde asr-ı saadete dönme arzusu vardır. elbette ne kadar saf ve temiz bir inanç, ne kadar masumane bir tavır dini yaşamak adına. belki tadılmalıdır da bu duygu. ancak hz. peygamber'in dönemi islam'ın inanç ilkelerini ortaya koymak, dinin temel yapısının anlaşılması ve özellikle zahiri düzeyde islam'a aykırı olan puta tapıcılık gibi fiillerin ortadan kaldırılmasını amaçlıyordu. bu yüzden hz. peygamber, ilk dönemde puta tapıcılıkla savaşmış, arkadaşları da ondan sonra onun yolunu takip etmiştir.

    asr-ı saadete dönme arzusu her zaman için kendi dönemini gerileme, kayboluş, bozuluş olarak görme tehlikesini içinde barındırır. bir müslüman için bundan daha büyük bir yanlış anlama olamaz. çünkü kur'an varoldukça - ki bunun kıyamete dek olacağını bizzat kur'an söyler - islam'ı en güzel şekilde yaşayacak toplumun varolması potansiyel olan bir gerçektir. bunu aksiyon haline getirmek işte her müslümanın üzerine vazife olan bir iştir.

    dolayısıyla kendi dönemini bir bozuluş olarak görüp, asr-ı saadete dönme arzusu taşımak bazen sakıncalı olabilir. hiç bir dönem diğerinden daha temiz, islam'a ya da insanlığa daha yakın değildir. asr-ı saadet muhteşem bir asırdır, çünkü hz. peygamber o dönemde yaşamıştır. ama müslümanların dinlerini asr-ı saadetten daha rahat yaşadığı dönemler varolmuştur, varolacaktır. "daha doğru" demiyorum "daha rahat". ideal olan daha doğru yaşanmasıdır. zaten asr-ı saadet tabiri biraz da bunun için ortaya konmuştur. ama bu anlayış bizi önyargılara götürmemeli; asr-ı saadet'e dönme ütopyasının yerine kendi çağımızı asr-ı saadet yapmanın peşine düşmeliyiz. bir müslümana bu yakışır.
  2. müslümanlar için hz. peygamber'in yaşadığı asrı, kemalistler için cumhuriyet'in ilk dönemlerini, yaşlılar için gençliği, sorumluluk üstlenmeye başlamış gençler için önceki sorumsuz yıllarını, yeni mezunlar için üniversite günlerini, ekonomik durumu kötüleşenler için geçmişteki refah dönemlerini, işten çıkarılanlar için çalıştıkları zamanları, yalnızlar için sevgiliyle birlikte olunan geçmiş yıllarını, sağlığı bozulanlar için sıhhatli dönemlerini, işleri başından aşkın olanlar için ise eskinin avare günlerini ifade eden tanımlama.