1. asperger sendromu olan insalar, insanlara bakarak onların yaşlarını ve statülerini tahmin etmekte,yüzlerindeki ifadeye yada ses tonlarına göre kızgın mı, mutlu mu yada üzgün mü olduklarına karar verip, ona göre tepki vermekte, kısacası bizim doğal farkettiğimiz bu sinyalleri algılamakta zorlanmaktadırlar.

    asperger sendromu olan kişiler ortalama veya ortalama üstü zekaya sahiptirler.
    asperger sendromu, duygusal yoksunluğa yada kişinin büyütülme tarzına bağlı değildir. beyin gelişimini etkileyen değişik fiziksel etkenlerden kaynaklanabilir.

    otizmde de bulunan bir takım özellikler asperger sendromunda da görülmektedir.
    - iletişim kurmakta zorluk.
    - sosyal ilişkilerde zorluk.
    - hayal gücünde ve yaratıcı oyunlarda eksiklik.
  2. "asperger sendromu olanlar için sosyal etkileşime girmek ve bir ilişkiyi sürdürmek sonradan öğrendiğiniz yabancı bir dilde kendizi ifade etmeye çalışmak gibidir." denir: mümkündür ama sürekli bir çaba ister.
  3. asperger sendromundan muzdarip çocuklar atasözlerini, deyimleri, günlük hayatta kullanılan bazı mecaz kalıpları kullanıldığı yerlerle birlikte ezberledikleri ve zaman zaman tam yerinde kullanarak normal iletişim kurdukları sanısını uyandırdıkları için, sosyal iletişim bozukluğu tanısı genelde çok geç konur, hatta hiç tanı konamayabilir. hastalık otizmin uzak kuzeni olmakla birlikte hem otizmden hem de high-functioning otizmden daha zor teşhis edilebilen, ama yine de hastaları hayata daha kolay uyum sağlayabilen bir hastalıktır.

    asperger'li bir çocukla aranızda şöyle bir diyalog geçebilir:

    aspergerli çocuğumuz, diyelim ki mehmet olsun, eve geldiğinde ablası bir ağlama krizinden sonra tüm kanıtları ortadan kaldırmış, yüzünü gözünü düzene sokmuş ve çok neşeli bir suratla kapıyı açmıştır. (aspergerli çocuklar kişilerin neden üzüldüğünü anlayamadıkları için ağlamalarından çok korkarlar.)

    mehmet- (daha kapıdan girer girmez) sen ağladın, neden ağladın?
    abla- ağlamadım canım
    mehmet- peki

    15-20 dakika geçer, abla ağladığını bile unutmuşken mehmet gelir, sarılır ve:

    mehmet- ben senin hep yanındayım, ağlama tamam mı?

    mehmet, ablanın neden ağladığını ya da duygularını kesinlikle anlamamıştır, sadece annesi ağladığında babasının bunu yaptığını ve annesinin böylece ağlamayı kestiğini görmüştür.

    kısaca asperger'li bir çocukla yaşamak zordur, ama onlar her çocuk gibi özel ve güzel yaratıklardır.
  4. 2. dünya savaşı yıllarıydı. viyana'da dr. hans asperger'in kafası bir grup çocuk nedeniyle hayli karışıktı. ciddi sosyal uyumsuzluk sorunları olan bu çocukların hepsi de zihinsel yetenekleri çok iyi, çok parlak çocuklardı doğrusu. dr asperger, ilgilendikleri şeyler konusunda en ince ayrıntıya kadar bıkıp usanmadan konuştukları için ''küçük profesörler'' dediği bu ilginç çocukları anlamaya ve onlara yardım etmeye çalışıyordu. empatiden yoksunluk, arkadaşlık kuramama, diyalog yerine monolog tarzı konuşma, ilgi alanlarına aşırı yoğunlaşma ve fiziksel hareketlerde tutuklulukla betimlediği bu özel durumu 1944'te ''otistik kişilik bozukluğu'' olarak isimlendirdi. hümanist ve entellektüel bir doktor olan asperger, sosyal uyumsuzlukları olan bu çocukların olumlu yönlerini öne çıkarmış ve böylece onların özürlü etiketiyle toplama kamplarına gönderilmelerini önlemişti; çocukların bu özel yeteneklerini yetişkin yaşlarında da kullanabileceklerine inanıyordu. gerçekten de uzun yıllar takip ettiği fritz v. sonunda bir astronomi profesörü oldu ve newton'ın bir çalışmasında çocukken farkettiği bir hatayı çözdü. asperger'in hastalarından biri de nobel ödüllü yazar elfriede jelinek idi.

    1943'te, amerika'da bir başka viyanalı doktor, leo kanner'ın tanımladığı ''otizm'', asperger'in tanımıyla büyük benzerlikler gösteriyordu. otizmin modern anlayışının temelini atan bu iki doktor birbirinden habersizdi.

    klasik otizmde sosyal güçlükler, tekrarlayıcı davranışlar, alışılmışın dışında ilgi alanları, dil ve iletişim gecikmesi, öğrenme güçlüğü ya da zihinsel gerilik ve ortalamanın altında gelişimsel gerilik sözkonusudur.

    asperger sendromu (as) günümüzde otistik spektrum içinde yer alır ve klasik otizm gibi gelişimsel bir bozukluktur, fakat otizmden farklıdır ve kendine özgü tanı kriterleri vardır. dil geriliği veya genel gelişimsel gecikme olmaması, sendromu otizmden ayıran önemli bir farktır. otizm 3 yaşından önce kendini gösterirken, as'nin varlığı ancak okul öncesi dönemde belli olur; hatta erişkinliğe kadar hiç farkedilmeyebilir de. as'li çocukların ilgi duydukları şeyler zaman içinde değişebilmekte, kimi zaman da çocukluktaki ilgi alanları yetişkinlikte kariyerleri olabilmektedir. as'li ünlülerden isaac newton, albert einstein, marie curie, bela bartok, günümüzden bill gates akla ilk gelenler. en hafifinden bir kişilik tarzı şeklinde başlayıp en ağırından bir handikap olmaya kadar uzanan as, çok ama çok geniş bir yelpazenin rengarenk varvasyonlarından aslında. bu yüzden artık bir hastalık ya da bozukluk olmaktan ziyade bir farklılık olarak algılanmakta.

    alıntıdır.

    ''öyle görünüyor ki, bilim ve sanatta başarı için, bir tutam otizm de gerekli.''
    hans asperger
  5. otizmle çalışıldıktan sonra; bünyeye ilaç gibi gelen sendromdur. kişinin eğitsel performansı değerlendirilirken otizm örüntüleriyle örtüştüğü noktalardan ötürü zorlanılır. fakat aspergerin en büyük farkı; kişinin neden-sonuç ilişkisini bir şekilde kurabilmesidir.