şimdi ingilizlerin ''pure evil''dediği bir şey var değil mi?
nedir pure evil?..
aklımıza dünyanın en büyük kötülüklerini getirelim hadi..
milyonlarca masum insanı katletmek, soykırım , biyolojik silahlar , pedofili , yıkım , terörizm vs..
hepsi olabilir..
burdan ulaşmaya çalıştığım şey ''pure goodness'' yani saf iyilik.. ya da aslolan iyilik..
''neden kötülük bu kadar müthiş örnekleri büyük sayılarda verebilirken , saf iyilik örnekleri daha az bilinebilir''?
yapılması gereken şu.. büyük kötülüğün tam tersini almak..
günümüzde iyililiğin yeteri kadar irdelendiğini düşünmüyorum..
çünkü büyük iyi.. saf iyi fedakardır.. fedakarlık derken ;
para bağışlarına , ünlülerin otistik çocuklarla çekilen fotoğraflarına bakınca midem kalkıyor neredeyse..
yani inanmak isterim gerçekten kutsal bir amaca hizmet ettiklerine..
fakat ah ulan beni bu düşünceden döndüren immanuel kant ve günümüz politikası!!..
kant tam olarak olmasa da .. diyor ki ;
''bir dilenciye para verirsin çünkü kendi kötülüklerinden arınmak istersin.''
''bir dilenciye para verirsin çünkü kendini kahraman gibi görmek ve göstermek istersin.''
''bir dilenciye para verirsin çünkü cennete gitmek istersin ..'' vs vs..
''üçü de bencilliktir.. ego tatminidir!''
''fakat parayı dilenci mutlu olsun diye verirsen, bu saf iyiliktir ve yukarıdaki üç alternatifin sonuçlarını da kapsar.''
(bence bu daha büyük bir .. kant'ın insanların aklına bunu sokması da sadece bu ikiyüzlülüğü kırbaçlar bence..)
(daha büyük bir bencillik diyorum ben dilenciye mutlu olması için para vermeye..)
neyse..
demek istediğim her ne kadar kişi iyiliği denize atsa bile günümüz sistemi , politik amaçlara yaransın diye yapılmış gibi gösteriyor yapılanları..
tekrardan dönüyorum konunun özüne ;
belki de iyilik.. zilli mehmet efendinin ; karıncaları ezmeyeyim diye ayaklarına zil bağlayıp, zilleri duyan karıncaların kaçmasını istemesidir..
ya da seni ölümden kurtarabilecek bir sırrı açıklarsan zaten ölmüş arkadaşının isminin kötü anılacaktır.. fakat senin bu sırrı açıklamamandır..*
ya da peygamberin , islamiyeti yaymak için taif'e gittiğinde ,
taif kabilesi tarafından mübarek ağzının,ayaklarının, yüzünün taşlanarak kan içinde bırakılmasına rağmen ;
peygamberin allah'a ''ya rab!.. sen onları gazabına uğratma.. belki bazıları.. belki tek birisi yüzünü sana çevirir , doğru yolu bulur..'' diye yalvarıp yakarmasıdır..
örnekler çoğaltılabilir..
yani benim lafı getirmeye çalıştığım yer.. hayatta yapılabilecek en büyük iyilik denince aklımıza dilenciye balık vermek yerine balık tutmayı öğretmek gelmemesini istememdir..
daha hayalperest olmak belki..