imkansız aşktır. zordur, canınızı yakar. " madem senin olmayacak neden sevdin o zaman yarraam" demezler mi adama? deselerde haklılardır aslında. " ama aşk bu, her suale cevap veremez ki vermez. aşk bazen imkansızı sevmektir, çaresiz kalacağını bile bile sevmeye devam etmektir. ne kadar uzak olursa olsun (mesafeyle sınırlı değil yanınızdayken de uzak olması) seversiniz. hatta her geçen gün daha çok artar aşkınız. velhasıl zordur be hacı, zamanı geldiğinde de sırf o mutlu olsun diye ondan uzak kalmayı, arkadaşlığından bile vazgeçmeyi göze almaktır.
beklenti olarak yanlış, eylem olarak doğruyu ifade eder. birine aşık olunur, -ki hareket başlasın. sahip olunmaz. sahip olmak için aşık olan zihniyet, olayı alışveriş yapmak için para kazanmak gerektiği gerçeği ile karıştırıyordur. eşyayı çalmamalısın ama kalbini çalabilirsin...
aşkların en güzelidir. en azından gözünde büyüttüğün gibi kalır, asla kötü bir yönünü görmezsin, her düşündüğünde seni mutlu eder. buzdolabımı seviyorum.
zarar görmemek için çoğunlukla yapılır bu, amaç kendini doyurmak zaten beklemiyordur ondan bir şey hayalleri de sınırsızdır istediği gibi onunla kendine bir dünya kurar mutludur o dünyasında kendisiyle oluşturduğu aşkla, işte gerçek aşk bu mudur budur diyemeyeceğim her türlüsüne de inanmıyorum.
bazen gözlerinin çooook uzaklarda birinden bahsederken gülmesi. olabiliyormuş. belli etmemek için didinmeler ama sadece ondan bahsederken gülen gözlerin seni ele vermesi. zor ama çok güzel. zoru sevenler için daha da güzel. içinde hep bir umut ve hayal.yağmuru anlatan şarkılara ağlamak tabi...
yaralayan da yaraları saran da o ama kendi yaptıklarından bihaber. mutlu olmak da karalar giymek de ondan gelir sadece. bazen gözünü karartmak onun için bazense küfürler etmek ruhuna sırf yanında yok diye.
düşüp ayağını kırdığında ayağının acımasına yokluğunun tuz biber ekmesi ve tabi ayağın alçılı geçecek günlerdeki yokluğu...sessizce ağlamak bir şiirin akabinde...
....
burda olacağım geri dönersen,
yeşeren karaağaçlar altında bekleyeceğim seni,
bekleyeceğim çıplak ağaclar altında,
dönünceye dek en son asker,
bekleyeceğim seni daha da çok.
sen geri gelince savaştan
göremeyeceksin kapıda başka bir çizme.
yanımdaki yastık hep boş kalacak.
dokunmamış olacak dudağıma başka dudak.
bıraktığım gibi diyeceksin her şey,
sen geri gelince savaştan,
sen geri gelince.
ben aşığım. biliyorum asla benim olamayacak. acı çekiyorum acı. ama o bunu asla bilemeyecek. şimdi artisin tekiyle birlikte. ulan orlando bloom delikanlı mısın lan sen... ahh miranda ahh. rüyalarımın kadını. aşığım sana..
ekşi sözlük'ten beklenen ve asla gelmeyeceğini düşündüğünüz onay gibidir. artık ekşi sözlük'ten beklediğiniz onay canınızı sıkmaya başlar, günler günleri izler; karşınıza itü sözlük çıkmıştır. kabul edersiniz onu, başlarda çaresizlikten. sonra her şey iyi giderken birden ekşi'den gelen onayla bir seçim yapmak zorunda kalırsınız: zor anlarınızda sizinle olan itü sözlük mü; yoksa size acı çektirmekten başka bir şey yapmamış olan ekşi mi?
tabi ki... *
hiç bir zaman kendisinin olamayacağını bildiği ve bunun can yakmasıyla başa çıkmak zorunda olan kişinin düştüğü zor durumdur. kendilerine allahtan sabır diliyoruz.
narcissos, suda yansıyan aksine bakarak kendi kendisine aşık olmuştur. kendisini, aynı zamanda bir başkası olarak da yorumladığı için; narcissos'u tarihteki ilk şizofreni vakalarından biri olarak bile ele alabiliriz.
narcissos kendisine aşık olmuştur, evet. bunu inkâr edemeyiz. o halde, narcissos'un aşkını sizinkinden ayıran şey nedir? hatta, kendi kafasında yarattığı bir düşünceye aşık olan bir şizofrenin aşkı ile, sizinkini ayıran şey nedir?
yaptığınız şey, şehvet ile aşkı karıştırmak. aşk, bir kişiye bedensel olarak sahip olma isteği, cinsel dürtüleri tatmin etme isteği değildir. genellikle ülkemizde "aa şu kadının götü güzelmiş, aşık oldum ben" mantığında olan heyecanlı gençler bulunduğu için, aşk kavramının suyu çıkarılmış, medyamız sayesinde üç yaşındaki çocukların bile ağzına sakız edilmiştir.
aşk bir çıkar ilişkisi değildir. "ben onu sevdim, o halde o da beni sevmeli", "ben onu aradım, dur bakalım o beni arayacak mı" düşüncesi aşk değildir. platonik aşk kavramının sahibi platon, liseli kız muhabbetlerinde "tek taraflı aşk" olarak kullanılsın diye ortaya atmamıştır.
vay benim milletime. yok mazoşizm diyeni mi ararsın, mallık diyeni mi. kendi tasavvuf edebiyatınıza, evliyalarınıza ayıp ulan, al işte yetişen nesil.