belki ilginizi çeker
  1. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · tunceli alevileri dinsizdir
  2. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  3. · thierry henry
  4. · uludağ sözlük
  5. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  6. · yılmaz özdil
  7. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  8. · rdw
  9. · adamın ömrünü yemek

aslında bütün padişahlar içiyordu olm  

  1. kısmen doğru bir cümle. hepsi değildir ama içen varmış. içtikten sonra sabah namazını kılmak için hamama gittiklerini duymuştum.
    (bkz: tüm pislikten arınmak)
    (bindikbialametegidiyoruzgıyamete, 05.01.2009 15:47)
  2. soner yalçının siz kimi kandırıyorsunuz? adlı kitabında değindiği konulardan bir tanesinin arkadaş arasında söylenişi.

    buyrun;

    adı: osmanzade taib ahmed (1660-1724).

    şairliği, padişah özel kâtipliği ve tarihçiliği vardı. 11 kitap yazdı:




    "hadikatü'l-müluk" adlı eserinde; sultan ı. osman'dan ıı. mustafa'ya kadar 22 padişahın hayatını kaleme aldı. "hadikatü'l-vüzera" adlı kitabında ise, ilk osmanlı veziri alaaddin paşa'dan, rami mehmed paşa'ya kadar 108 sadrazamının hal tercümelerini yazdı. bizim yararlanacağımız kitabının adı ise "telhisü mehasini'l-adab". kitabın adından da anlaşıldığı gibi taib ahmed efendi'nin bu eseri; meşhur arap ilahiyatçı/edebiyatçı cahiz'in (776-868) "minhacü's-süluk" ile tarihçi mustafa ali efendi'nin (1541-1600) "mehasinü'l-adab" isimli kitaplarının sadeleştirilmiş bir özetiydi.


    sadrazam damat ibrahim paşa'ya takdim edilen bu eser 15 bölümden oluşuyordu. üçüncü bölümde, islam halifeleri ve osmanlı padişahlarının özel hayatlarına ilişkin bilgiler mevcuttu.




    "telhisü mehasini'l-adab" adlı esere göre, osmanlı'nın ilk sultanları ağızlarına içki koymamışlardı. ilk padişah osman gazi, dini bütün şeyh edebali'nin damadı olduğundan "kadehin gül rengine rağbet etmemişti". ancak bu eserin aksine, bazı tarihçilere göre, osman gazi bizanslı beylerle (tekfur) şarap içmişti.





    taib ahmed'e göre, osman gazi'nin oğlu orhan da içkiden uzaktı.
    her iki padişah da içmiyordu ama toplantılarında komutanlarına iltifat etmek maksadıyla içki/"dolu" sunmuşlardı. bu adet, yıldırım bayezid, çelebi sultan mehmed ve sultan ı. ve ıı. murad döneminde de devam etmişti.




    taib ahmed'e göre, "fatih sultan mehmed han ve sultan bayezid-i veli, komutanları ve vezirleriyle arada sırada iyşü nuş (içki álemi) ederlerdi. hatta bayezid-i veli, sadrazam gedik ahmed paşa'yı işret (içki) sırasında katletmişti".


    yine kitabın aksine, bir iddiaya göre, yıldırım bayezid içki içiyordu. padişahın içki ve bezm (içki meclisi) düşkünlüğünün sebebi, eşi sırp prensesi olivera’ydı.




    dönelim tekrar taib ahmed efendi'nin kitabına:


    yavuz sultan selim içki kadehine fazla iltifat etmezdi, ancak ara sıra içerdi. heyhat, çabuk sarhoş olup şiir okurdu. bir gün bir eğlence sırasında yine sarhoş oldu; ayağa kalktı; elindeki kadehi öne doğru uzattı ve üzümden ilk şarabı çıkardığı iddia edilen iran şahı'nı anımsayıp şiir okudu:

    "bint-ül inebin bikrini cem etti izale."
    (üzümün kızının bekâretini cem yok etti!)

    kanuni sultan süleyman'ın, ilk zamanlarında musiki dinlerken içki içmişliği vardı. ancak daha sonra içkiyi yasakladı.

    "osmanlı'nın yasağı üç gün sürer" deyimi doğruydu. kısa bir zaman sonra içki yasağı unutuldu, meyhaneler yeniden açıldı.



    padişahlar arasında içkiye en düşkün isim ıı. selim'di. lakabı "sarhoş"tu. bu dönemde sınırsız içki serbestliği vardı. ilginçtir, ıı. selim içkiye düşkün olmasına rağmen, beş vakit namazını da kaçırmazdı. ve sonra, halvetiyye şeyhi süleyman efendi'nin telkiniyle içki içmeye tövbe etti. hatta bir gün hastalandığında hekimlerin iyileşmesi için verdiği ilacı, "içinde içki vardır" diye içmedi.




    içkiye karşı padişahlardan biri de, ııı. murad'dı. içki içmediği gibi huzurunda lafının edilmesinden bile hoşlanmazdı. bunun altında yatan sebep ise şuydu: şehzadeliği sırasında babası ıı. selim bir gün kendisini içki sofrasına çağırdı. içki içmesine izin verdi. ama padişah daha önce harem kethüdası hekimbaşı kurdoğlu'na, şarap kadehinin içine baş ağrısına neden olacak bazı maddeler koymasını istemişti. şehzade bu oyundan habersiz şarap kadehini ardı ardına içince birkaç gün baş ağrısından duramadı ve içkiye tövbe etti.


    bir diğer padişah, ııı. mehmed de babasının yolundan gitti; içki içmedi. ama onun döneminde osmanlı kötü bir alışkanlıkla tanıştı: tütün.
    allah'tan tütün günah değildi!




    osmanlı padişahlarının içkiyle ilişkileri hep inişli çıkışlı oldu. içki yasağı bazen şiddetle uygulandı, bazen ise görmezden gelindi. bu uygulamalarda, padişahların kişisel yaşamlarının etkisi vardı: örneğin, ı. ahmed çok dindardı ve onun döneminde içki yasağı çok etkiliydi.


    osmanlı devleti için 17. yüzyıl, "duraklama" dönemiydi. osmanlı savaş kaybettikçe gericileşti. içki yasakları bu dönemde arttı. tüm kötülüklerin sebebi bu uğursuz içkiydi!


    ıv. murad kendisi içmesine rağmen halka alkol, sigara ve kahve kullanılmasını yasakladı. içki içenler darağaçlarında sallandırılırken ıv. murad'ın şeyhülislamı zekeriyazade yahya efendi bakın şiirinde ne diyordu:



    "mescitte riyamişler etsin ko riyayı

    meyhaneye gel kim ne riya var ne mürai..."

    (bırak mescitte ikiyüzlüler devam etsin riyakârlığa

    sen meyhaneye gel ki orada ne riya var ne riyakâr.)

    eee, şimdi bu şiiri nasıl değerlendireceğiz?


    tasavvufta “meyhane” tekke-dergah anlamına geliyordu. şarap ise ilahi aşkı sembolize ediyordu.



    hadi diyelim ki, şeyhülislam efendi, tasavvufi anlamda kullandı meyhaneyi. fakat şuradan da şu sonuç çıkmıyor mu? meyhane, şarap tasavvufta kullanılacak kadar değerliydi.



    neyse devam edelim.
    sultan ibrahim döneminde yeni keyif verici maddeler ortaya çıktı: bunların başında, burundan çekilen enfiye (burun otu) vardı. bir tür uyuşturucu olan enfiyeyi zamanla padişahlar ve sadrazamlar kullanacaktı.
    bir sonraki padişah ıv. mehmed, avcılığa ve eğlenceye çok düşkün olmasına rağmen içkiden uzak durdu. hatta yasakları katılaştırdı.
    ve 17. yüzyıldaki içki yasağı, osmanlı'yı yeni bir alkol çeşidiyle tanıştırdı: rakı.
    rakı, -görünürde sudan farklı olmadığı için-, içki yasağını delmek maksadıyla osmanlı'ya giriverdi.
    görüldüğü gibi, bize ait zannettiğimiz rakı maalesef "milli içkimiz" değildi.



    "rakı" sözcüğü türkçe değil arapça'ydı. arap ülkelerinde "arak" denilmekteydi.


    rakıyı osmanlı sarayı da pek sevdi. ııı. ahmed, çoğunlukla geceleri hünkâr sofasında, balkonda yumuşak yastıklar içinde yarı yatmış bir halde oturur, sadrazamı, şairleri ve dalkavuklarıyla rakı içerdi.


    bir sonraki padişah ı. mahmud da içkiyi seviyordu.


    içkinin seyri 18. yüzyılda da değişmedi. bazen yasaklandı, bazen serbest bırakıldı. ne zaman paraya ihtiyaç duyuldu, içki içimi serbest bırakıldı. çünkü alkolün alım satımından alınan "zecriye vergisi" hayli yüklüceydi!
    fındıklı mehmed ağa bu durumu "silahdar tarihi" adlı eserinde şöyle yazdı:




    hazine çok sıkıntı içindeydi, içki yasağı kaldırıldı. meyhanelere ve tütün içmeğe izin verildi. tütüne de ayrıca gümrük kondu.
    aynen bugün gibi, ithal edilen içkiden alınan fon getirisi hayli yüksekti. türkiye içkiden alınan özel vergilerde dünya şampiyonuydu ve bu “rekor”



    akp döneminde kırılmıştı!


    osmanlı sarayı tarih boyunca ne trajedilere tanıklık etti: ııı. mustafa, yemeğine zehir konularak öldürüleceği korkusu nedeniyle hep panzehirler kullandı ve bunun sonucu uyuşturucu bağımlısı oldu!
    osmanlı'da içkiye savaş açan son padişah, sultan ııı. selim oldu. musikiye olan ilgisiyle bilinen bestekâr padişah, ne kadar meyhane varsa hepsini kapattı. yasağa rağmen içki içmekte ısrar edenleri astırdı.




    sonra ne oldu?


    son dönem osmanlı padişahları arasında içkiye en düşkün kişi sultan ıı. mahmud, yasakları deliverdi.
    tarihçi necdet sakaoğlu'na göre, abdülmecid içki bağımlısıydı; bazı geceler kör kütük sarhoş durumda mabeyinciler tarafından arabasına konulup saraya götürülürdü.




    sultan ıı. abdülhamid'in anılarına göre, kardeşi padişah v. murad'ı içkiye alıştıran, geceleri sık sık buluştuğu şair namık kemal'di.


    sultan ıı. abdülhamid'in de içtiği biliniyor. ama o ne rakı, ne şarap içiyordu. o, "şeker suyu" rom içiyordu!


    "batıcı ittihadçılar'ın padişahı" sultan v. mehmed reşad, ağzına içki koymazdı…




    "hain olup olmadığına" henüz karar verilemeyen son padişah sultan vahideddin de içki kullanmayanlar arasındaydı.


    gelelim sonuca: şimdi biz meseleyi "ayık kafa" sorununa indirgeyip padişahların, şehzadelerin içki içmelerindeki temel meselelere gözümüzü kapatıp, "osmanlı'yı büyütenler, ayık kafayla gezmiyordu, batıranlar ise hep ayıktı" gibi absürt bir değerlendirme yapabilir miyiz?




    ama ne yazık ki yapanlar var!


    içki içen halifeler bile vardı!




    osmanzade taib ahmed'in "telhisü mehasini'l-adab" kitabında islam halifelerinin içkiyle ilişkileri de yer alıyor.
    halifeler fethettikleri topraklarda içkiyle tanışmışlardı. oysa islam'ın ilk yıllarında sert bir yasak vardı. hz. ömer, hamamda vücudunu şaraplı suyla yıkayan halid bin velid'e, "şarabın içilmesi kadar vücuda sürülmesi de yasak" demişti.


    gelelim halifelere...




    tarihçi taib ahmed efendi, halifeler hakkındaki bilgileri, islam dünyasının önemli ilim adamları arasında gösterilen cahiz'in (776-868) "minhacü's-süluk" adlı kitabından almıştı. bu kitapta, içki içen emevi ve abbasi hükümdarları şunlardı:


    müslümanlar arasında içkinin yayılmasının nedenlerinden biri de, emevi halifelerinden yezid bin muaviye, abdulmülk bin mervan, yezid bin abdulmülk, velid bin yezid gibi kimselerin içki düşkünü olmalarıydı. arap hükümdarlarından numan ve hişşam ile küçük emirliklerden çoğu haftada bir gün işret ederlerdi (içerlerdi).



    (...) emevi hükümdarlarından yezid bin velid ayyaş idi; vaktini sarhoş olup ayılmakla geçirirdi. abdülmelik ayda bir kere; velid bin abdülmelik haftada bir kere; süleyman ve merdan bin mehmed üç günde bir kere içerlerdi.

    (...) abbasiler'den zevkusefa sofralarına en ziyade rağbet eden halifeler; hadi, reşid, emin, me'mun, mu'tasam, vasık, mütevekkil idi. abbasi halifelerinden ebul abbas haftada bir kere salı gecesi içerdi. hadi ve mehdi iki günde bir kere; harun ve me'mun haftada iki kere içerdi. bunlar nihayet giderek ayyaş olmuşlardır. mu'tasım, perşembe ve cuma günlerinde ve toplantılarda içerdi. ama vasık, cuma gecesi ve toplantı günlerinde içmez, diğer geceler içmezse uyuyamaz, rahat edemezdi…

    emevi ve abbasiler'den içki düşkünleri olduğu gibi içkiye karşı hükümdarlar da vardı. örneğin, emeviler'den ömer bin abdülaziz ve abbasilerden muhtedi ile mansur gibi birçok halife de içkiye karşı mücadele vermişti. fatimiler'den mustansır içki sofraları kurdurmasıyla bilinirken, hakim biemrillah tam tersine içkiye düşmandı.


    islam içkiye izin vermiyordu. (maide suresi 90-91 ve bakara suresi 219). islam inancına göre içkinin bir damlası bile haramdı. içki murdardı. bu nedenle içenlerin cezaya çaptırılması gerekiyordu.


    bin harep, velid bin akabe, yezid bin muaviye, ömer bin hattab vs. islam'da içki cezası alan ilk isimlerdi. aslında mazeretleri vardı: "biraz ferahlamak" ve "türlü düşüncelerden kafalarını kurtarmak!" gibi.
    nedeni ne olursa olsun, yasağa, cezaya rağmen, bazı halifeler hem de konumlarını bile göz ardı ederek, haram olduğunu bile bile içki içmişlerdi.
    eh ne diyelim; günahları boyunlarına!



    bunları biliyor muydunuz?

    - osmanlılar şaraba “hardaliye” diyordu! şarabın içine hardal dalı koyarak dinin yasağından kurtulduklarını düşünürlerdi! kimi de hurma, kuru üzüm, elma, kayısı gibi meyvelerden “nebiz” adı verilen içki yapıyor ve bunun günah olmadığını iddia ediyordu! ıı. abdülhamid de romu “şeker suyu” niyetine içiyordu!





    - “akşamcı” deyimi ne zaman nasıl dilimize girdi? 16. yüzyılda şeyhülislam ebussuud efendi’nin, cuma namazı kılınan bir şehre gündüz içki girmesini yasaklayan fetvası üzerine, istanbul’da içki akşamları girmeye başladı. bu yasak müslümanlara da kapı araladı ve gecenin karanlığında içki içmenin adı “akşamcılık” oldu.





    - türklerin milli içkisi kısrak sütünden mayalanma yoluyla yapılan kımızdır. 1960'lı yıllarda bazı türkçü/bozkurtçu gençler rakı, şarap değil, "milli içki" diye kımız içerlerdi. ülkücülüğe ne zaman "türk-islam sentezi" yerleşti, bu hareket içinde kımız içme geleneği son buldu.



    - içki yasağı hiçbir dönemde hiçbir ülkede tam olarak uygulanamaz. ayrıca bazı islam düşünürleri, kimi hadislere dayanarak islam'ın içkiye izin verdiğini ispat etmeye çalışırlar. bunlardan biri de milli şair mehmet akif ersoy'un damadı, ilahiyatçı ömer rıza doğrul'dur. islamiyet ve dinler tarihi üzerine eserler vermiş doğrul, iyi bir içiciydi. sirkeci'deki konyalı lokantası'nda hem içkisini içer, hem de yazılarını kaleme alırdı.

    kuranıkerim'i "tanrının buyruğu" adıyla türkçe'ye çevirdi. "çeviri parasını içkiye yatırdı" diye çok eleştirildi.

    - milli şair mehmet akif ersoy, 24 yaşına kadar içti, sonra bıraktı. yakın arkadaşı neyzen, mehmet akif'i içkiye başlatmak, mehmet akif ise neyzen'e içkiyi bıraktırmak için çok uğraştı. ikisi de başarılı olamadı.

    - türk ressamları arasında en çok içki içenlerden biri de çallı ibrahim'di. neyzen, bir akşam elinde rakı şişesi çallı ibrahim'e giderken, bakırköy hastanesi'nin başhekimi mazhar osman'la karşılaştı. mazhar osman, daha hastaneden yeni çıkan neyzen'i elinde şişe ile görünce çok kızdı. hemen şişeyi kendisine vermesini istedi. neyzen, içkinin yarısının çallı ibrahim'e ait olduğunu söyledi. mazhar osman, "o halde hemen yarısını boşalt" dedi. neyzen, "boşaltamam, üstteki bölüm çallı'nın" yanıtını verdi!

    - türkiye'deki siyasal islam'ın manevi lideri necip fazıl kısakürek, uzun bir dönem içki içip kumar oynadı. ama daha sonra ikisine de tövbe etti.

    - şair yahya kemal, içki masasında en küçük bir münasebetsizliği bile hoş karşılamazdı. yakın arkadaşı yakup kadri karaosmanoğlu'ndan öğrendiği bektaşilerin, "masaya nasıl oturdunuz ise öyle kalkınız" sözünü pek severdi.



    - bülent ecevit içki sevmezdi. turgut özal, semra hanım'ın ısrarıyla sadece bir kadeh konyağa hayır demezdi. süleyman demirel ise keyifli olduğunda bir iki kadeh içerdi.



    - islami temelde gelenekten kopmayan, şeriata karşı gelmeyen ve ancak batılı bir yaşamı savunan şair namık kemal, rakıya pek düşkündü. babası, ıı. abdülhamid'in müneccimbaşısı mustafa asım her mektubunda adeta oğluna yalvarırdı: "n'olur şu içkiyi biraz azalt!"
    (rwac, 05.01.2009 15:57 ~ 15:58)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil