askerlik yan gelip yatma yeri değildir tabii ki.
askerlik yemen'de, kore'de, lübnan'da bok yoluna ölme ihtimalini göz önünde bulundurma yeridir. üstelik oralarda savaşırken ve ölürken kiminle savaştığınızı, ne için savaştığınızı sorgulama fırsatınız bile kalmayacaktır, bu da önemli değil. israil'e teröristler saldırmış ve komşumuz, can ciğer kuzu sarması dostumuz israil'i korumak bu kötü günlerde bizden başka kime düşer?
kendi ülkemizde terör kusan orospu çocukları her gün (sivil yaşamında bilgisayar mühendisi/programcısı olan) asteğmenleri, daha 20 yaşında erleri/çavuşları şehit edebilirler. ve bu ölümler sonucunda "kanı yerde kalmayacak, terörü bitireceğiz" demeçlerine inanırız biz, çünkü
devlet büyüktür. ama bunların kökünü kazımak için sınır ötesi harekat yapmamıza abimiz amerika pek olumlu bakmayacağından ses çıkarmayız. üstelik şehitler vatan için ölmüşlerdir, ne var ki bunda?
ammaaa iş israil'e saldıran alçak teröristlere (!) gelince hemen onların sınırında sınır ötesi harekat yapmamız gerekecektir. çünkü biz başkasının yaşadığı acıya asla seyirci kalmayan yüce bir milletiz. kendi sınırımızda sınır ötesi harekat yapamayız ama komşumuz cici israil'i üzerlerse davet bile edilmeden tavşan gibi zıplaya zıplaya gideriz. barış götürürüz gittiğimiz yere, onların bizi nasıl karşılayacağı hiç umrumuzda değildir.
hatırlar mısınız, eskiden şehit aileleri "vatan sağolsun", "bin oğlum olsa hepsi feda vatana" derlerdi. artık pek kalmadı öyle insanlar. n'oluyor? bunu biraz düşünecek kimse var mı?
gerek yok değil mi? nasıl olsa
her türk asker doğar!