recep tayyip erdoğan'ın "artık şehit cenazesi istemiyoruz." diyen vatandaşa yanıtı.
şurada tam metni ve ayrıntıları mevcut:
http://www.milliyet.com.tr/...
"sakin olmalıyım" diyorum , "kendimi yakmamalıyım, hakaretle bir yere varılmaz.". zira daha önce rte'ye ithafen yazdığım hakaret içerikli bir giriden sonra çaylak edilmiş bir yazar olarak daha temkinli olmalıyım. ama olmuyor. sözlüğe geçmese de içim kaynıyor söylemek istediklerimle. elbet terörden bir yakınımı kaybetmiş birisi değilim; acısını bilemem zira ateş düştüğü yeri yakar. ancak en azından terör yüzünden acılı insanlara hitap ederken ne konuşulacağını değil ben aklı başında, haddini bilen her insan evladı bilir. hele hele böyle bir densizlik yapanın oğlunu sağlama alıp da bu lafları etmesi yenilir yutulur gibi değil.
askerlik yan gelip yatma yeri değilmiş. doğrudur... hiç kimse askerliğin öyle olduğunu söylememişti. buna bizim bu civarlarda sap yiyip saman sıçmak deniliyor. ama onca yıldır bir kişi de çıkıp askerliğin arkada acılı ana babalar bırakarak toprak altında yatma yeri olduğuna işaret eden açıklamalar yapmamıştı kederli halka.
edelman kaynaklı fişekli kredisi çoktan tükenmiş bir siyasi liderin bu denli satır arasında kaş çekecek, göz çıkaracak sözler sarfediyor olması, sinirlerinin ziyadesiyle yıprandığının, artık asabiyet harbi icabı o koltuğu işgal ettiğinin göstergesidir.
talihsiz, milletin onurunu hiçe sayan açıklamalarına bir yenisini ekleyen rte 'nin seçimin yaklaştığını ve kati başarısızlığı öngördüğünden kaynaklanan umutsuzluğunu seçmek artık zor değil.
(az daha yumuşatırsam esra ceyhan'a dönücem, zorlamayın.)
evet askerlik yatma yeri değil ama sen siyasetçi olarak elinden geleni yapacaksın, gerekirse abd ye resti çekip kandil dağına girmesi için askere talimat verip sorumluluğu üzerine alacaksın, yardım eden devletlere göz dağı verip desteği keseceksin, şehirlerde yandaşlarını bulup kontrol altına alacaksın ondan sonra asker şehit olursa o zaman biz "evet askerlik yatma yeri değil" deriz.
iran tarafından açılan ateş ile bir askerimiz şehid olsun, abd tarafından sağlanan uzaktan kumandalı bomba patlatılsın üç askerimiz şehit olsun, dünün ağası barzani sana gözdağı versin kandilde gezenleri seyret, hulasa hiçbirşey yapmamaya devam et ondan sonra da askerlik yatma yeri değil de bu yağmacı hasanın böreği değil, kusura bakmayın
aynı doğrultuda bir açıklamada lübnan'a asker gönderme konusunda devlet bakanı kürşat tüzmen den geldi. gaziantep'te "lübnan'a asker göndermeyin, çocuklarımız orada abd ve israil için şehit olmasın" diyen vatandaşlara tüzmenin cevabı "askeri piknik yapıp, çiçek toplasın diye göndermiyoruz. türkiye için en doğru olanı yapmak zorundayız" oldu.
askerlik yemen'de, kore'de, lübnan'da bok yoluna ölme ihtimalini göz önünde bulundurma yeridir. üstelik oralarda savaşırken ve ölürken kiminle savaştığınızı, ne için savaştığınızı sorgulama fırsatınız bile kalmayacaktır, bu da önemli değil. israil'e teröristler saldırmış ve komşumuz, can ciğer kuzu sarması dostumuz israil'i korumak bu kötü günlerde bizden başka kime düşer?
kendi ülkemizde terör kusan orospu çocukları her gün (sivil yaşamında bilgisayar mühendisi/programcısı olan) asteğmenleri, daha 20 yaşında erleri/çavuşları şehit edebilirler. ve bu ölümler sonucunda "kanı yerde kalmayacak, terörü bitireceğiz" demeçlerine inanırız biz, çünkü devlet büyüktür. ama bunların kökünü kazımak için sınır ötesi harekat yapmamıza abimiz amerika pek olumlu bakmayacağından ses çıkarmayız. üstelik şehitler vatan için ölmüşlerdir, ne var ki bunda?
ammaaa iş israil'e saldıran alçak teröristlere (!) gelince hemen onların sınırında sınır ötesi harekat yapmamız gerekecektir. çünkü biz başkasının yaşadığı acıya asla seyirci kalmayan yüce bir milletiz. kendi sınırımızda sınır ötesi harekat yapamayız ama komşumuz cici israil'i üzerlerse davet bile edilmeden tavşan gibi zıplaya zıplaya gideriz. barış götürürüz gittiğimiz yere, onların bizi nasıl karşılayacağı hiç umrumuzda değildir.
hatırlar mısınız, eskiden şehit aileleri "vatan sağolsun", "bin oğlum olsa hepsi feda vatana" derlerdi. artık pek kalmadı öyle insanlar. n'oluyor? bunu biraz düşünecek kimse var mı?
4 gün önce birisi ile konuşurken söylediğim sözün aynısı ki konu lübnandı . zamanında (1. körfez savaşı) ırak a asker gönderseydik şuan ne pkk sorunumuz olurdu ne ortadoğuda bu kadar etkisiz olurduk. o zaman genelkurmay yüzünden yapılan hareket ile askerin ne işe yaradığını anlamamıştım tabi sonra 28 şubat ile işlerinin ne olduğunu anladım.
tabi ırak la lübnan bir değil ve oraya silahsızlandırma için gitmiyoruz. ayrıca bosna da ve afganistan da başarılı olmuşken lübnan da neden olmayalım?
türk ordusu , türkiye cumhuriyeti ni savunmak için vardır.iki adet teröristin bok yemesinden kaynaklanan durumları düzeltmek için değildir.bu durumda oraya giden askerler boku bokuna ölebilirler.o zaman rte * sözlerine dikkat etmeli.
kendisini luftwaffe hücumu altındaki britanya savaş kabinesi'nin birinci bakanı winston churchill addeden bir muktedirin yürek parçalayan isyan çığlığıdır.
niye şaşırıyoruz ki?
kendisi yerine göre en ateşli çevre aktivisti, en inanmış insan hakları savunucusu, en pragmatik ekonomi gurusu, hatta en acar forvet olabilen sofistike bir siyasetçidir. zaten biz de o'nu biraz bu çok yönlülüğünden dolayı sevmedik mi? ve de seçmedik mi?
şimdi de ayağında botları, belinde palaskası, başında miğferi ile yeniden kurulan ortadoğu'nun gönüllü erkan-ı harp'ından biri olmaya soyunmuş. ne güzel! konsantre olmuş adam.
"askerlik yan gelip yatma yeri değil." değil tabi. hatta bir kaç tane de ben ilave edeyim: "burası ana kucağı değil asker ocağı." "çayda dem askerde kıdem." "oha adam mı öldürdün?" "lübnan'a ben mi gideyim bu şafaktan sonra?" jargon budur ve doğrudur. kendisinin kabine toplantısından çıkarken "torun bi cıgara zıplatsana!" diye seslendiğini duyarsanız zorunuza gitmesin yani.
böyle partiye böyle genel başkan, böyle kabineye böyle başbakan, böyle başbakana böyle üslup, böyle üsluba böyle ifade...
bunlar zaten belalarını bulmuşlar da, farkında değiller... kim bilir; belki bir gün kendi yavruları da denk gelir de, doğuda yapar da askerliklerini, onlar da en az şehit olan askerlerimiz kadar yan gelip yatabilirler... yürekleri varsa tabii...
sevgili(!) başbakanımız recep tayyip erdoğan'ın artık saçmalama katsayısının tavanlara vurduğunun en büyük göstergelerinden biri olan sözü.artık nefret bile edemiyorum,sadece ve sadece acıyorum böyle bir lafı diyebilen birisine,bir insanda izan noksanlığı bu derece de olabilir mi dedirten.
evet askerlik yan gelip yatma yeri değil kimse söylemedi zaten öyle olduğunu.ama iki tane kıçı kırık teröristin gencecik yaşamlara son vereceği yer de değil.
sen çocuğunu gözünden bile sakın,bir sürü zorluklarla büyüt,en iyi okullarda okut,geleceği için ne hayaller kur,sonra iki hayvan gelsin ve "tak!" üstüne de bu sözler.
hala başbakanımızın sözlerine şaşıran insanların olması, onun bu makamdan daha çok ekmek yiyeceğini göstermekte kanımca..ve hatta cumhuriyetimizin de başına geçer, orda da kasımpaşa ağzını değiştirmez.. merak ettiğim şu, bushla filan "your fucking country" filan diye mi konuşuyorlar..
ama başbakanımızın çok da üstüne gidilmemeli bu konuda bence.. e asker de yan gelip yatarsa başbakan o makamda çalışmak zorunda kalacak mazallah..
artık yuh!dedirten,böyle şuursuz kelimeler sarfedip arkasından sözleri söyleme nedenini, yüreğinin yanması!olarak açıklayacak kadar da şuursuz bir başbakana sahip olduğumuzu bir kez daha kanıtlayan sayın!recep tayyip erdoğan'ın tarihe geçicek hatta geçmiş özlü sözlerinden biri daha.
(bkz: ananı da al git)
aslında söylediğinde doğruluk payı vardır. çünkü bazı askerler yan gelip yatmaya devam ederse, bu lafı söyleyen kişi yakında cumhurbaşkanı olacak. bilmem anlatabildim mi?