yaşam boyu unutulması mümkün olmayan, insanın beyninin durduğu ve çaresizliğin dibe vurduğu anı yaşadığı, tarifi yaşanmadan imkansız olan bir andır.
yaklaşık 10-12 saat süren ve isminizi, cisminizi, varlığınızı, kişiliğinizi her şeyinizi nizamiye kapısında bırakıp alelade bir üç numara
kelle halini aldığınız o sürecin ardından yatağa yattığınız andan itibaren gözlerinizi kapar, kendinize başbaşa kalırsınız. tüm yaşamınız, çocukluğunuz. ilkokuldan beri sürekli yapılan askerlik muhabbetlerini, "askerde ne yapacaksın, askerde şöyle böyle" laflarını duyarsınız. "ne ulan bu?" demek istersiniz, diyemezsiniz.
sevdiklerinizi hatırlarsınız, okulunuz, arkadaşlarınızla kahkahalarınız kulaklarınızda çınlar. dün akşam çok zor ayrıldığınız sevgilinizin sıcaklığı yüzünüzü ısıtır bir anda, ona dokunmak, hiç değilse sesini duymak istersiniz ama olmaz.
aileniz, anneniz, babanız. sizi teslim ederken size sarılmalarını hisseder kollarınızı kavuşturursunuz sanki oralardaymış gibi. hiç öyle ihtiyacınız olmamıştır belki annenize o an olduğu kadar. hiç ağladığını görmediğiniz babanızın sizden ayrılırken gizlemeye çalıştığı gözyaşlarını bir anda yüzünüzde hissedersiniz. farkında olmadan ağlamaya başlarsınız. koğuşta her köşeden bir hıçkırık sesleri yükselmeye başlar, kimse konuşmaz. o güne kadar sahip olduğunuz değerlerin ne kadar önemli olduğunu işte en iyi o askerliğin ilk gecesinde anlarsınız.