bunların bir de staj raporunu ortada kayda değer hiçbir şey yokken %90ı yeniden yazılacak şekilde geri döndüren, quizlerde hesap makinası kullanılmasına gerek olmadığı halde başınızda dikilip hesap makinesini içine birşey yazmış mı diye kurcalayan, sınavlarda masum insanlara kafasını sağdan sola çevirdi diye kopya çekti muamelesi yapan, sınavını berbat eden çeşidi vardır ki bunlara layık olan sıfatlara burada dilim varmamaktadır. allahlarından bulsunlardır.
(bkz: odunla dövülesi insanlar)
(bkz: küfürlerin kifayetsiz kalması)
itü'deki, sınav kağıdı okuyan türleri (melek gibi olan istisnaları ayrılmak koşuluyla) mutlaka çukurlara canlı canlı gömülüp üzerlerine kireç serpilmeli. hatta toplu halde bir direğe bağlanıp oracıkta cayır cayır yakılarak elde tutulan adana kebapateşte kızartılıp yenmeli. sonra üzerlerine işenmeli. hatta küllerini de toplayıp gömmek lazım hastalık yapmasınlar diye. bir de onları çelikten yapılmış dikenleri olan yürüyen duvarlar arasında sıkıştırarak gebertmek de bir yöntem olabilir. en kuvvetli asit çözeltisi dolu bir havuza 5000 volt geriliminde elektrik verdikten sonra içine her taraflarına dikenli tel bağlanarak atılmaları da uygundur ne bileyim her yol denenmeli. denenmeli ki bunlar uslanmalı..
aralarında bir zamanlar öğrenci olduklarını unutanlar vardır. tavsiyem öğrencilerin onların birkaç yıl önce öğrenci olduklarını unutmamalarıdır. karşılarında artislikte yapmayın, ezilip büzülmeyinde...
biraz iyisinin dışarıdaki şirketlere kaçtığı, ama çoğu komplekslinin çakılı kaldığı, "küçük dağları ben yarattım" tavrında liderlik ve yönetim becerileri olmayan, aldıkları paranın hakkını verecek kadar çalışan garip tavırlı kişiler...
olabilmek için mezun olunmasına gerek olmayan, okurken de yapılabilen***meslek dalı.unutmamak gerekir ki yüksek lisanda ve doktorada okuyanlara da öğrenci denir.ha lisans zamanı öğrenciliklerini unutmuş, hemen hemen hepsi psikopata bağlamıştır orası ayrı (arada melek gibileri de var)
bunlardan bazılarının vaziyeti yürekler acısıdır. tabi oldukları yök kanununa göre üzerlerinde ders gösterilemediği için ders ücreti alma hakları yoktur. ama hocalarının girmediği birçok dersi onlar götürür, parasını alamadıkları bir sürü ders için emek harcarlar. bütün öğrenci ödevlerini, sınav kağıtlarını okurlar. öğrenci danışmanlığı, çalıştığı bölümün idari işlerini yürütmek gibi şeyler de onların vazifesidir. içlerinde, bir şekilde bu işlerden yırtan ve yata yata geçinenleri de yok değildir.
öğrenciye kök söktüren ya da kasıtlı olarak eziyet edenleri varsa da bazı hocalardan kasıtlı olarak eziyet gören, hakaret işitenleri de az değildir. sabırlı olmak hepsi için mecburidir. ama içlerinden birçoğu bu mecburiyeti, öğrenciye eziyet şeklinde geri döndürür. akademik hayatın başlangıcında yaklaşık olarak sekiz yıl devam eder. sağlıklı bir şekilde tamamlanırsa öğretim üyesi olunur; kitap, makale, tez, şu bu yazılır.
taksimde akşam 11 de görüp ommuza bir yumruk atarak dürterseniz kocası tarafından tehditkar bakışlarına maruz kalacağınız doktora öğrencisi. (bkz: ben bugün bunu yaşadım) (bkz: ben nasıl mezun olacam)
bi tanesi bile bugün beni yeterince çileden çıkarmaya yetmiş olan kompleksli insan tipleridir bunlar...
hayır,kardeşim sen ne oldun yani şimdiden...eline gözetmen diye bi kart alınca adam olduğunu sanıyosan,hiçbir şeysin!sınavda yeterince sinir ettiği yetmediği gibi,telefonları topladı,ek kağıtların mm'lik kaymasında bile gereksiz kişilik herkese bağırmayı borç bildi...sustum!
üstünr bi de tam sınavdan çıkarken bişiler söylemeye yeltendi arkamdan...baktım olmuyo,bende kendisine bize bu şekilde davranmak için kimsenin kimseye hak vermediğini,nasıl olupta konsantrasyon bozduğunu,ayrıca da kendisini ne sandığının hesabını kibar(!) bi dille sordum!herkese mi böle davranıyosun dedi,bu okulda herkes beni tanıyo,hak edene ama biliyomusunuz bu ilk oluyo dedim..
en son rengi kırmızıydı..çıktım!
sanırım,asiste ettiği derslerden kalıcam ya da dersin hocasını bu yönde zorlicak..
pişman mıyım,hayır!
muhtemelen 3 sene önce benim oturduğum sırada kendisi ikame etmekteydi.. "ayar" ve "tehdit" devinim halini aldıysa o sırada otururken yedikleri yüzünden kanımca; zira asistanlığın ilk maddesi olarak "artık öğrenci değilim"i kanıtlaması icap ediyor.. öyle görmüş öncekilerden, öyle olması gerektiğini düşünüyor..
peki sayın asistan, sen kimsin de beni -bir şekilde- "tehdit" ediyorsun? hocasıyla enseye tokat olduğum dersin asistanı kimdir, ne gibi üstün sıfatlarla donatılmıştır ki gözetmen olduğu sınavda terör estirir? dahası nasıl bir kendine güvendir ki o öğrenci "apışıp kalacak" sanılmaktadır?
-hop kopya çekmeyin!
-hiştt pencere kenarındaki gözlüklü!
-zaman doldu kağıtları arkadan öne doğru uzatıyoruz
-kalemleri bırakalım dedim.. -ne zaman dedin eşşoğleşşek ne zaman!-
-kalemleri bırakalım dedim, siz hala yazıyosunuz.. -hmm az önce dediydi, evet-
mamafih öğrenci sadece isim yazmaktadır.. soyad, okul numarası yazmaktadır.. bok varmış gibi dersin adının sorulduğu boşluğu doldurmaktadır.. işte o an asistan bir daha belirir.. cengaver ya.. dünyayı kurtaracak ya.. ayın asistanı seçilecek ya;
-o kağıdı elinden çekip almasını da bilirdim.. size müsamaha gösteriyorum!
ulan yavşak, 2 saatlik sınav süresince yazmadığım neyi yazıyo olabilirim sence? sabaha kadar sikik formüllerini ezberlemekten ebeme atlanmış, sınavda tüm formüller birbirine girmiş, olmamış; sen çıkmış "müsamaha" diyosun.. e şu durumda asistan okkalı bir ayarı hakkeder:
-çok beğendiysen al duvarına as kağıdımı? iki dakka bekle, isim yazıyoruz şurada heralde.. nolucan, ayın asistanı mı olucan başımıza?
-iki saattir niye yazmıyosun adını da şimdi yazıyosun?
-keyfim öyle istedi.. "çekmesini de bilirim" diyeceğine gel de çek o kağıdı o zaman.. tehdit etmekle, "yaparım" demekle olunmuyo..
aynı derste denetmen statüsünde dersin hocası bulunsa hiç bu tarz "kendini kanıtlama" yolları aranmayacak.. e asistanlar, sınav gözetmenleri de dikkat etsinler; "otoriter" olucam derken "göt" olmasınlar; sabaha kadar çalışılan bir sınavda her şey birbirine girerse bırakın sitem kadere gitsin, hedef olmayın..
(bkz: akıllı olsun akıllı)
bazıları sınav sırasında hocanın okuduğu soruları yazdıkça moraran sınıfa bakıp "hocam bir de seçmeli sorsak mı?" der ve ayarı alır maalesef. "bak, sen asistansın, 5 dil biliyorum ben, seni öldürür içeri girerim dünya bir şey kaybetmez, ben bir dil daha öğrenir çıkarım" bütün sınıf tek şey düşünmektedir o sırada: manyak lan bu kadın,iyi ki asistanı değiliz,kalsak da olur,yazık harcadı kızı
ömrümde ilk defa geçenlerde bir asistanın dediğini sonuna kadar yaptığını gördüm ve minnettarlığımı ifade edemeyeceğim. en saçma derstir belki de bölümcek almak zorunda olduğumuz ders. örneklemek gerekirse siz tıp öğrencisi olun ve size hmmm sayısal yöntemler dersi verilsin ne alaka değil mi? bunun gibi birşey işte aldığımız bu ders. sınav başlangıcı hoca dışarı çıkar çıkmaz asistan yapar babalığı
- hoca yokken kendi aranızda konuşmamak kaydıyla istediğiniz soruyu bana sorabilirsiniz der ve herhangi bir soruyu başlar çözmeye.
o sırada sınıfa hoca girer ve asistanımız hiç birşey olmamış edasıyla
- bu soruda herşey ortada bakın değerler verilmiş vs gibilerinden birşeyler açıklıyormuş gibi yapar
hoca gider aynı sahneler diğer sorular için tekrarlanır
benim gibi ulan adımı yazıp yarım saat dolsun giderim diyerek sınıfa gelenler (-ki %90) 3 soruyu asistanın üstün uğraşları sonucu yapar. 2 kolay soruyu da kendiniz yapın artık der ve sınıfın % 90 ı 5 dk sonra sınıftan çıkar
tek söylenebilecek şey büyüksün baba