öyle birşeydir ki, içerde birbirini tanımayan insanların olduğu, kimin nereye bakacağını bi türlü kestiremediği, genelde herkesin ayaklarına ya da kapıya doğru baktığı, genelde nezaketen binerken ve inerken "iyi günler" denildiği kısacası pek hoş olmayan bir durumdur.
hocalarla ve ya psikiyatri bölümüne gitmekte olan bir hasta ile aynı asansör içinde bulunduğunuzda yaşanması mümkün olan gerginliktir.
(dlord, 25.11.2005 16:21)
asansör adabına göre (bu ismi salladım) her binen yüzünü kapıya sırtını da ayna tarafına çevirse (reklamlardaki gibi) aşılıbilinecek gerginliktir.
not: bu durumda insanlar birbirlerinin ensesini görecek, saçlarına bakıp "ıyk kepek var saçında bitli bu" diye yorumlar yapabilecek, bu da önlerde duran kişilerde izleniyormuş hissi uyandıracaktır.
(venom, 25.11.2005 16:27)
asansörün arızalanması sırasında ortaya çıkabilecek vahim durum.
(bkz:
tabutta rövaşata)
sadece yalnızsanız yaşamayacağınız bir durum.
bir de üstüne üstlük sarımsak veya ter kokuyorsanız, karnınız veya bağırsaklarınız yirmi metre öteden duyulacak şekilde guruldayıp garip sesler çıkarıyorsa deymeyin o gerginliğin keyfine...
(gabriel, 25.11.2005 18:20 ~ 22:05)
asansörde sevişme fantezisi olan çiftler için yaşanması en güzel gerginliktir. hoş gerginliğin arkasında herhangi bir katta herhangi birine yakalanma riski vardır ama olsundur.
genelde herkesin yere bakmak suretiyle o kısacık zaman dilimi içinde üzerlerinden atmaya çalıştıkları can sıkıcı his.
asansörde osuran birinin hissettiği gerginliktir. "acaba kimse duydu mu?" " acaba çok kötü kokar mı?" diye diye beynini yer. hatta bi ara bütün kafaların ona döndüğü sanar bu osurgan arkadaş. nerden mi biliyorum? hiç canım bi arkadaş söyledi.
insanların etrafında görünmez mahrem halkaları vardır. halkalardan en büyüğü tanıdıkları içine alır. biraz daha küçüğü akrabaları, onun biraz daha küçüğü aileyi kabul eder. en küçük halka ise yaklaşık 1 metre çapındadır ve bu mahrem alana sadece sevgili/eş girebilir. asansör ise beden diline göre en küçük halkamızın yabancılar tarafından tecavüze uğradığı yerdir. bu yüzden asansörde insanlar gerginlik hisseder.
tuhaf düşüncelerin, hareketlerin...anlamsız sıkıntıların ortaya çıktığı gerginlik türü. ama asansörden iniş fazlasıyla rahatlatır insanı.
"günaydınlaaarr", "merhabalaaar" diyen plaza insanları için son saç ve şekil kontrolü fırsatıdır bu durum. herkes sessizleşince asansördeki aynaya bakarlar. zaten asansör gibi bir yere ayna koymanın iki sebebi olabilir; 4 duvarlı dar mekan sıkıntısını kırmak ve asansör gerginliğini azaltmak (insanların birbirlerini kesmek zorunda kalmamaları).
(draco, 18.06.2007 00:19)
asansörde iki kişi varsa ve biri osurduysa o asansördeki herkes kimin osurduğunu bilir. burda şair gerginliğe sesleniyor.
kapıya kıçınızı dönerek asansördeki diğer insanlarla yüz yüze kalmayı tercih ederseniz ikiye katlayabileceğiniz gerginliktir.
çalışanlar için gün içinde karşılaşılması muhtemel olan gerginliktir. bunun yanında 3 kişilik asansörün kapısında birden oluşan kalabalıkta herkes önce binmek ister sonra asansöre tıkışılıp 5 kişi çıkılmaya çalışılır hele de o kalabalıkta biraz toplu biri varsa kıçın göbeğin nereye denk geldiğine bile bakılamaz. sonra kapı açılınca dışarıya doğru sallanan kolanın fışkırmasına benzeyen bi olay yaşanır yere düşenler falan olur sonra da şişman ablamız tek mağdur kendisiymiş gibi dır dır eder. tek kişi olarak binildiğinde akla izlenen korku filmleri gelir acaba nezaman biri atlıcak üzerime diye korkulur iki kişi binilince karşıdaki insan potansiyel sapıklara benzetilir erkek ya da kız olmanız farketmez tırsmak için. asansör sıkıntının dışa vurumudur hep gergindir.
galiba herkesin içindeyken inmek için bindiğini kendine hatırlatmasının sonucu.
iş yerinde ise ve pazartesi günündeyse genelde şu şekilde gerçekleşir:
insanlar sırayla biner, asansör doludur. üst katlara yolculuk başlar.
(derin sessizlik. katları sayanlar, önüne bakanlar, saatiyle oynayanlar.)
sonunda biri sessizliği bozar:
"pazartesi..."
kilit cümle budur işte. üstüne yavaş yavaş "evet, pazartesi.", " pazartesi kalkmak zor oluyor.", "pazartesi sendromu." gibi içinde muhakkak pazartesi kelimesi geçen çok anlamlı cümleler sıralanır. o sıra katlar da geçer, herkes iner yavaştan.
haftanın diğer günleri bu kullanılmaz, ta ki cuma gününe kadar.
aynı tertip, cuma sabahı. derin sessizlik.
"cuma da geldi."
"evet cumaları seviyorum.", "haftasonu geldi." gibi tepkiler gelir bu sefer de gene yolculuk biter.
alternatif senaryolar:
"salı..."
"sallanır derler hakikaten hıhıhı."
yok, güzel olmuyor kabul etmek lazım.
apartman içindeki versiyonlarında asansördeki kişi tanımadık biriyse daha az zorlu geçer.
ancak x amca, y teyze gibi ebeveynlerin tanıdığı olup alakanın bulunmadığı bir kişi ile asansöre binilmişse gerginlik daha yüksektir. sessiz kalınsa ayıp olacak gibi gelir ama denecek bir şey de bulunamaz.
örnek verelim:
(ahmet amca ile gece eve dönen ayşe. )
"merhaba. nasılsınız?"
"iyiyim, sen nasılsın ayşe."
"ben de iyiyim, teşekkürler."
(derin sessizlik. asansör çıkmaya başladı.)
ayşe katları saymaya başlar, asansörün gidişini izler, ahmet amca ise saatine bakar.
"ee okul nasıl?"
"ııı iyi."
(derin sessizlik. çantasına bakan ayşe. migros poşetlerine bakan ahmet amca.)
"az kaldı mezun olmaya."
"ııı evet."
(derin sessizlik. eğer inilecek kat yüksek değilse mutlu sona az kaldı.)
asansör durduğu için ferahlamış bir sesle:
"iyi akşamlar."
yine daha güçlü ve ferah bir sesle:
"iyi akşamlar."
sonrasında kapı kapanınca "anne yemek var mı, ölüyorum açlıktan" türevi bir ses yükselir daireden.
bazı hallerde asansörün birkaç metre çevresine yayılıdığı görülen sinir-stres durumudur.
okulda bizi her konuda bir örnek uygulamasıyla eğiten-öğreten sistemimizden kalma alışkanlıkla, örn:
kütüphaneye gitmişsinizdir. altı üstü 3 kat çıkmak arkadaşınıza zor gelir. ama siz ikna olmak da neymiş, o iki günde bir bozulan asansörün yanına dahi gitmezsiniz. diyalog gelişir.
-bu sefer asansörle çıkalım ne olur?
-hayır olmaz, yürüyelim.(hırçın bir ifade)
-ya bak herkes biniyor demek ki bozuk falan değil! (ısrarcı)
-korkuyorum ben ondan! (işi duygusallığa vurmak)
-alemsin, sanki öcü. (dalga)
-burada bunu mu tartışacağız, şimdiye kadar çıkmıştık yani.
-çok inatçısın sen yaa, ne olacak bu halin?(ciddi ciddi söyler)
-inatçı mıyım, peki! öyle olsun.
-sen yürüyerek çık o zaman, bak geldi ben biniyorum.
-hayır kesinlikle olmaz bir de sana mı ağlayacağım, ya kalırsan.
-olmaz bir şey, altı üstü 3 kat, inanamıyorum bu kadar konuşulduğuna.
-bak işte yalnızca 3 kat, hadi gel lütfeeeeeen.(der ve kolundan tutarak, sevimlilikler yaparak ikna edilir şahıs, fakat bir süre sizi bir kaşık suda boğmak isteği ifadesi yüzünden silinmeyecektir.)
aşağıdaki linkte yer alan video izlendiğinde çok nahoş bir şekilde hissedilecek gerginliktir. hatta gerginliklerin hasıdır. allah kimsenin başına vermesin diye bir yakarışı hakeder.
http://www.zappinternet.com/...
(bkz:
asansörde 41 saat)
yabancı birbirini tanımayan insanlar için bakıcak yer aramak mal mal kapıyı seyretmektir..