belki ilginizi çeker
  1. · kıza hesap ödetmek
  2. · yaşlı bir nineye yumruk atmak
  3. · bu ülkeyi ya popçular ya da topçular kurtarır
  4. · babasının kredi kartıyla gezen 35 lik adam
  5. · veba
  6. · pire
  7. · birilerinin sırtından geçinenler
  8. · size kürdistan dan sesleniyorum
  9. · 1 mayıs 2008
  10. · piç
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · aşk ı memnu
  2. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  3. · umutların yitirildiği anda hayata giren sevgili
  4. · zongul ducks
  5. · aşk
  6. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  7. · author
  8. · artist 2007
  9. · britney spears ın müslüman olması

asalak  

  1. bir canlının içinde veya üzerinde sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı.
    (benign, 31.08.2004 20:10)
  2. (bkz: parazit)
    (the acme, 10.03.2005 17:15)
  3. bir canlının içinde veya üzerinde geçici süre yaşayarak ona zarar veren veya ondan beslenen başka canlı.

    insanlar ayrılabilir. çiftler eğer hayatlarını uzun vadede birleştirmek niyetiyle başlamışlarsa ilişkiye, ayrılığın her daim aralarında önemli bir ihtimal olması gerekir. birbirlerini sevdiklerinden o da. zarar görmesin diye karşılıklı. aslında ilişkinin başlangıç aşamasında hayatının sonuna kadar birarada olma sözü beklemek salaklığın daniskasıdır ama işte yapan modelleri mevcuttur ve rüyalarındaki aşkı arayan saf kızların da düştüğü bir tongadır bu da. adam bir de olgun, unu elemiş, eleği asmış tipliyse mantıklı görünen saçma açıklamalara inanılabilir, mümkün gelir. neyse mevzumuz o değil.

    peki nedir bu uzun vadeli ilişkileri bitiren potansiyel ayrılık sebepleri. efendim alışkanlıklar farklı olabilir. yaşam felsefeleri birbirinden çok ayrı, engelleyici olabilir kişilerin. sonra inanışlarındaki farklılıklar olabilir eğer taraflar hemfikir olma isteği taşıyorsa. sonuçta başlarken bişeylere kalbe ateş düşer. insan bilemez ki evvelden uyar mı bu adam bana diye. zaman gelir, sonra zaman akar gider, insanlar açılırlar, sererler ortaya yüreklerini, alışkanlıklarını gösterirler birbirlerinin her halini görürler ve zaman çizer rotasını bir ilişkinin.taraflar kaldırabileceğini kaldırır, kaldıramayacağı bir durum varsa biter. ve eğer ayrılık olursa geleceğin ortak oluşunun düşlendiği ilişkilerde, iki taraf da bilir ki sevilse de, ileride daha kötü şeyler yaşamamak için ayrılınacak paşa paşa. en mantıklısı bu. acı da olsa yaparlar hemfikir bir biçimde.

    ama bir ilişki asla ilk gün seni seviyorum cümlesiyle başlamaz. asla ben sana aşık oldum be diye telefonda ilgisizlikten şikayet eden sevgiliye haykırılmaz. daha önceden yaşadıklarından çok başka bu diye tanımlanmaz sanki beklemiş karşıdaki gibi. hele hele bu yalan olduğu aşikar sözlerin açıklaması istendiği vakit sen ikna olmak istemiştin denmez. telefon surata kapatılmaz! denmez ki ikinci gününde ilişkinin, bak eğer seni birkaç saat aramazsam bil ki telefonumu kaybetmişimdir ve sana ulaşmaya çalışıyorumdur. sonra aramamaya başlayınca sana ben rutinimi gösteriyorum, en doğal halime alıştırıyorum. anlamak için uyup uymayacağımızı denmez. denmez arkadaşım. diyen adama da piç derler. ve bundan öte bir doğru kelam da yoktur tanımlayacak. varsa bekliyoruz, hodri meydan.

    şimdi de size asalak insan modelinin oluşmasını sağlayan ön koşulları anlatayım. bu insan tipleri genelde özgüvenlerini envai çeşit sebepten yitirirler. büzülür, kabuklarına çekilirler. geçmişte yaşadıkları acı tecrübeleri, çevrelerindeki başka bireylerin de yaşatacağı üzerine paranoyalar savururlar sağa sola. bilhassa yeni sevgiliye. bir de teselli arar bu asalak bedenler. yok ben başkayım demenizi, seni bırakmam demenizi beklerler dilleri dışarda hevesle. deseniz de yetmez, mizacınız, huyunuz, felsefesiniz, görüşünüz taban tabana zıt olan ve kazık atan başka insanların söylemlerini kullandınız diye, sen de onun gibi konuşuyosun diye suçlanırsınız. salak bir ikna çabasına girersiniz potansiyel kazıkları atmayacağınıza dair. elden ne gelir böylesine yeter beh dediğinizi duyar gibiyim. ben demedim işte sayın okuyucular. sabreyledim bok varmış gibi bu asalak modellerde.

    gelelim hikayemizin devamına. bu adamlar kaybetmiş ve bir daha edinemeyecekleri korkusunu derinden hissettikleri özgüvenlerini geri edinme isteği duyarlar ansızın. böyle delicesine bir arzuyla çevrelerinde samimiyetle, saflıkla, bazen de şapşallıkla gözlerini süzen, değer veren, ağzından çıkacak lafı bekleyen kişiye doğru saldırıya başlarlar. önce derler ki efendim sorumluluklar önemlidir. ben alırım sorumluluğumu kendime düşen bir ilişkide -ki yalanın daniskasıdır pratikte bu-. ama karşımdaki almazsa işime gelmez. herkes işini bilsin, yolunu çizsin, yoksa giderim hee diye osuruktan tehditler savururlar. erdemli konuşmalar yapar, beklentilerini maksimum düzeye çıkarırlar ve üzerlerine düşecek minimum boyuttaki sorumluluktan da bu şekilde kurtulurlar. “geldim gidiyorum ahanda ama sen bana bağlan, hiç bırakmayacakmış gibi” zihniyetiyle etliye sütlüye karışmadan yaşamak isterler ortada ilişki diye adlandırılan alışlı ama verişsiz şeyi. e asalak bu, daha nasıl olacaktı işin doğası.

    bir de bu tiplere sabreyleyen insanları anlatayım. genelde bunlar hayalperestin allahıdır. romantik komedilerden iç çekerek çıkarlar. buğulu gözlerle süzerler elele gezen çiftleri ta ki bu asalak modele rastlayana kadar. sonra efendim bu asalaklar “olgun” da olduklarından, çok şey de yaşadıklarından, adam da sanıldıklarından sana değer veriyorum, senden çok seviyorum seni cümleleriyle etkilerler bu hayalperest safları. aman allah ortada artık ne laflar ne sözler, ben seni kırmaktan korkuyorumlar, sevgim derinleşir yaşadıkça söylemleri, kıskansam da söylemem seni kaybetmemek için geyikleri. yer bizim saf bunları. ne yapsın aptal julia roberts filmleri ve romantizm boku hep bu saflığına sebep.

    zaman geçer bu tuhaf ilişki modelinde de sayın okuyucular. kızımızın gözü açılır ama biraz farklı. der ki: ya bu herif iyi hoş, bir sevgilinin sahip olacağı neredeyse tüm özelliklerinden mahrum ama ne önemi var beh. seviyo mu seviyo. hem baksana açıklıyo ilgisizliğinin sebebini. dürüst de adam. ayrılsak da benim iyiliğim için ayrıldığını söylüyo. ah ne süper adam varsın ben tinerciler tarafından kaçırılırken ayaklarını götüne vura vura kaçsın. roller efendim bunlar, rollerden beklediklerimiz cart curt diye yazar durur, yazar inanır, bazen inanmaz, inandırılır falan feşmekan derken kızcağız eksikliklerini kapatmaya, hasır altı etmeye başlar er kişimizin. altı ayın dört ayı böyle geçer. affederek, görmezden gelerek, beklentileri minimuma indirerek ve sürekli vererek kendinden. hislerinden.

    asalak bu, durur mu öyle sakin sakin. ortada koskoca ego var zamanında fıs diye söndürülmüş. sömürülecek de taze ruh karşıda. ne duruyoruz ki denir ve başlanır sözlük tanımlamaları yapar yerli yersiz benim şuan yaptığım tanımım gibi. ıq muhabbeti mi yapmaz , anlattığı sosyolojik zırvalarına kızın yorum yapmayışı yüzünden -kırılmasın er kişinin hevesi diye o da allah görüyor- , cahillikle, aptallıkla mı suçlamaz. ama hepsi gizli kapaklı he. farkedilirse reddediliyor asalak kişi tarafından. hatta abarttığınız için kompleksli oluyosunuz inceden. onun bile sorumluluğunu alamıyor düşünün. karşıdaki evliya ya, ya sabır der durur. der ki lan insan bu, elbet kötü huyu var. bu da biraz megaloman, ne edek. affet, sallama, görmezden gel, ezmişler zamanında toparlansın kendine gelsin. insan gibi konuşmayı öğrencektir bok atmadan zamanla. sen rahatladıkça o da rahatlar diye beklenir beklenir. maruz kalınan üstü kapalı aşağılamalara kah göz yumulur, kah şaka yollu tepki verilir. ama kırılır işte, her gün üzgün uyanır, her gün sözlük yazısını okuduktan sonra içi sıkılır, boğulur gibi olur. aman kendi kaşınmış ne yapalım. allahından bulsun bu kadar gözü kapalıysa. buldu da zaten.

    uzatmayayım altı ayda dört ayrılık. tam üç tanesi asalağımıza ait. asalağımız her ikisinde gitme diye haykıran, gözleri yaşlı bir hayalperestle benliğinin zirvesini yaşıyordur. bir tanesi dişi kişi tarafından olur. çözdüğü ana denk gelir ortadaki dümeni. kendini korumak istediği ama iyice bağlandığı bir dönem. ama asalağımız için yeterli değil bu kadar sömürü. ve gidilir kıza, yarım ağızla gel denir. ben seni bırakmam ki denir. bi de utanmadan sen gidince öldüm ben, çok fena oldum. ahanda ölüm yazım denir. ama unutmuştur asalak bişeyi. üzgünken yazı yazamazdı o. ayrılıktan beş dakika sonra yazmıştır ya bir güzel, nasıl olmuştur o iş. ah hayalperest ah.

    sonra bir de dönemimizin belası facebook var canlarım. orası sözlükten sonra ikinci piyasa mekanı asalağımız için. resimler konur, in a relationshipler yapılır. eski sevgililere nispet, kuyruk acısı bırakanlara gönderme. aman aman sevgilim de var bakın. hadi güzeller, yarışın bu kızla. arayın beni de zamanında çok fena dağılan kaportamı toparlayayım.

    gel zaman git zaman. bizim hayalperest bakar ki sosyolojik zımbırtıların da ötesinde insanın belli olaylara belli duygulara verdiği sabit tepkiler var. işin bir doğası var. aşıksa bi adam ister teorisyenin allahı olsun, en öküz adamdan öküz olabiliyor. kıskanırsa deliye döner. özlediyse kalkar gider sevgilinin mekanına, onu görmeye. arar yerli yersiz. ne yedi ne içti sorar. aman bildik aşık erkek olur tüm erkekler yedisinden yetmişine. değişmez bu adamdan adama. bunu da herkes bilir. bizim hayalperest de tabii. sorgular ara ara, aman ne açıklamalar gelir bir duysanız. dudak uçuklatan türden. yetmemiş ki daha sömürmek, ne yapsın. daha şişecek o özgüven. karşıdakini kötü hissettirmeden, ilk duygularının saflığını alıp götürmeden olur mu bu iş olmaz. ellerin ellere muhtaçlığı mı anlatılmaz şarkılarla, terkedileceği korkusu mu dillendirilmez yerli yersiz dizlerinde yatarken kızın. evlerden ırak okuyucularım.

    ve şimdi uçkuruyla başı belada asalağımızın. artık yeter değil mi? aldatılmanın meşru kılınması umuduyla ismini zikretmeyeceğim bir yazar kişinin oldukça yanlı ve seviyesiz bir entry’si favorilere eklenir. o yazının karşılığı verildi yazar kişiye, meselemiz değil bu şuan ama dostlar bu adam birgün bir bok yerse eğer bunu meşru kılacak kılıfı bulmuş da onu bir de favorisine eklemiş. artık nasıl acı verdiyse bacak arasında beyninden bağımsız hareket eden özgür şey. rasyonaliteyi silecek süpürecek aman, uyarısı yapılır sevgiliye ağırdan. bir onda var ya arzu, bir o çözmüş ya seksin doğasını iki kıçı kırık seks hikayesiyle. herkes aseksüel yaşıyodu anasını satıyım. kafa basmıyodu da bir onun çalıştı.

    ve gelelim finale, akıbetine asalak ve hayalperest arasındaki sömürü ilişkisinin. gün gelir kızımız rahatlar artık. övgü dolu konuşmaları geride bırakır. şakalar yapabilir sevgiliye. kendi olur. günlük hayat sohbeti etmeye başlar. içinden geleni söyler. alttan almaz artık be daha ne olsun. direnilecekse, gerileceklerse çekinmez artık. hatta bedenine yaklaşılmasının kontrolünü de ele alır ve sömürülmeyi ortadan kaldırır bu konuda. kendi isteğini ön plana getirmeyi başarır.

    aman hayalperest ne yaptın sen? ortadaki tüm o akışı, egonun toparlanması eylemini aksattın tümüyle. yani artık anlaşılır ki asalak tarafından, buradan alacağını aldı. ve kendisi keşfeder ki altı aylık ilişkide hala aşka geçememiş. hoşlanmada kalmış. bir o biliyor ya aşkı uzman kişi ya level level gelişiyordu bu işler. yani efendim maymun gözünü açınca, bu maymun iştahlı asalak da keşfeder altı aydır keşfedemediği aşka geçemeyiş problemini. son bir haftadır başkarından etkilenmiştir hatta ama öyle erdemlidir ki ayıp olmasın diye ayrılma gereği duymuştur hayalperestten. bunu ayrılık konuşmasına da iliştirir. aman ne güzel.

    ama ayrılmak istiyorum bile diyememiştir. telefonda üç kere haykırmasaydı o kız ayrılmak mı niyetin diye belki de ikna edip kör topal devam edecekti kimbilir. yani ayrılığın bile sorumluluğunu alamıyor sayın asalak kişilik. onun yapabildiği en cesaretli iş sanırım bir sonraki nefesini alabilmek.

    biten biter, giden gider çok da bi tarafımda afedersiniz. inanın gidişiyle gördüm ki zarardan ötesi yokmuş bu ilişkinin bana. can acıtan, kan emen, duygu sömüren bir yalancıymış. ama yalan kötü bişeyse, yalan söyleyenin suçu değildi değil mi? karşıdaki talep ederdi. yani bu asalak beyimizin her boka bi kulpu var. o hiçbir koşulda kendine bile dürüst, samimi olamazken size karşı olmasını mı bekliyorsunuz? nafile. siz dürüst müydünüz? olmasaydınız kardeşim. o da sizin saflığınız.
    (çiğnenmiş sakız, 01.06.2009 01:57 ~ 02:34)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil