cumhuriyet devri şairlerinin en nev'i şahsına münhasır olanı. şiirleri kimsenin şiirine benzemez. ikinci yeni derler ikinci yeniye benzemez. ne hurufilik vardır onda ne de saf lettrism. kendine özgüdür işte. o bir karanfilli şairdir. aynalarda görünen güzel onu da sene 1958'de aynaların içine alıp gitmiştir. (bkz: ayna)
başlangıçta divan şiirinden sonraları serbest şiirden etkilenen istanbul doğumlu şair. az önce öğrendim ki kendisi galatasaray lisesi'nde 8 sene okumuş.
asaf halet çelebi'nin şiiri, geleneksel türk şiirindeki mazmunların, modern şiir diliyle yeniden ifade edilmesi gibi bir özelliğe sahiptir. kısa mısralardan oluşan şiirleri vardır; daha çok sezgiye ve çağrışımlara dayalı bir anlatıma sahiptir.
asaf halet'in şiirinde, tasavvufa, mistisizme ait çeşitli sembollere rastlanır ve şiiri bu sembollerden hareketle anlaşır.
örneğin ayna şiirini inceleyerek, şiirini nasıl bir çerçevede yazdığını anlamamız mümkün:
bana aynada bir suret göründü
benden başkası
bilmem memleket-i çinden midir
ya maçinden mi
-anlatım ilk mısralarda sadedir, mısralar kısa, herhangi bir söz sanatı yok. şair aynaya bakıyor, aynada kendisini görmesi gerekirken kendisinden başkasını görüyor. bu kişi çin memleketinden mi, yoksa maçinden mi şair bilmiyor. (maçin, çin'in de ötesi, çin'den de uzaktır.) bildiği; bu bu aynada gördüğü suretin çok uzak bir diyara ait olduğudur.
sordum kimsin diye
bir kahkaha atıp
ben çin padişahının kızı
çoktandır aşıkınım dedi
-bu suret çin padişahının kızıdır; şaire aynadan niçin göründüğünü de ifade ediyor aslında, "çoktandır aşıkınım". şaire görünmesinin sebebi budur.
dedim
çık o aynadan
hayalimi çalan
hayalim olmazsa olmasın
yalnız var olduğuna inanmak için
ellerim sana dokunsun
-hayalimi çalan demesi, aynaya baktığında kendi hayalinden başkasını gördüğü içindir.. şair inanmak için, çin padişahının kızının aynadan çıkmasını ister.
bana çin padişahının kızı
gelemem dedi
ancak bir gün hayalin gibi
seni de alıp kaybolacağım
-gelemeyeceğini söyler, "ben gelemesem de bir gün sen geleceksin" anlamındadır aslında.. ve şiir biter.
*
bir ayna düşünelim, aynanın iki tarafı var; bir tarafında şair, diğer tarafında aynanın içinde çin padişahının kızı var. çin padişahının kızı şaire aşık; bu yüzden görünüyor ancak şairin de ona aşık olduğuna dair bir bilgi yok.
şairin istediği, çin padişahının kızının kendisinin yanına gelmesidir; istemesinin sebebi de var olduğuna inanmak için. "hayalimi çalan" der çin padişahının kızına; çünkü şairin yerine geçmiştir, hayalini çalmıştır. aslında şairin önemsediği, hayalinin görüntüsünün aynada olup olmadığı değildir; çin padişahının kızının gerçekten var olup olmadığıdır. bunu anlaması için gerekli olan aynadan çıkıp gelmesidir. fakat çin padişahının kızı, aynadan çıkıp gelemeyecektir; şairi alıp götürecektir.
şiirde "ayna" bir semboldür; burda şairin benliğiyle, kendisine aşık olan çin padişahının kızı arasındaki münasebet, tasavvuftaki ruhla (akılla) nefs arasındaki münasebet gibidir.
burada ruh olan çin padişahının kızıdır, nefsi temsil edense şairdir.
-maddi varlığı itibariyle şair nefsin, çin padişahının kızı da ruhun sembolüdür. ve tasavvufta nefisle ruh arasında bir aşk söz konusudur. insan -sembolik manada- bütün alemin özü olduğundan, insanın kendi iç dünyasında, ruhla nefis arasında bir münasebet vardır ve bu aşktır. nefsi heva da ele geçirmek ister, ruh da. nefsin ruha olan aşkı, aslında ruhun nefse olan aşkından kaynaklanır. nefs ise bundan habersizdir; şairin aynada aslında gördüğü kendisidir, kendi ruhudur ve o kendisine aşıktır.
fakat şair burda çin padişahının kızına diyor ki: "aynadan çık." sebebi var olduğuna inanmak. -bu, aslında şiirin yazıldığı dönemle ilgili bir husustur; çünkü 20. asrın ilk yarısı bütün dünyada inanç buhranının olduğu bir dönemdir, insanlar inançlarını büyük ölçüde yitirmişlerdir ya da bu konuda ciddi bir şüphe içerisindedirler. devir pozitivizm, materyalizm devridir. ve bir materyalist, pozitivist insanın bir şeye inanmak için o şeyi görmesi, o şeye dokunması gerekir. maddeye dokunduğumuz gibi, ruha dokunamayız.
çin padişahının kızının ise cevabı çok kesin: "gelemem, ama sen geleceksin." gelemez çünkü ruhun maddi olan aleme gelebilmesi için madde olması gerekir.
bu durumda ayna'nın madde ile mana arasında, bu alemle metafizik alem arasında bir köprü olma özelliğini görüyoruz şiirde; bunu çin padişahının kızının gelemeyecek, şairin oraya gidecek olmasından da anlamamız mümkün.*
günü ve saatleri ne yapacaksın,
senelerin bile ehemmiyeti yoktur
seni ne tanıdığım günleri hatırlarım,
ne seneleri..
yalnız seni hatırlarım
ki benim gibi bir insansın
tanımamak tanımaktan iyidir
seni bir kere tanıdıktan sonra
yaşamak acısını da tanıdım
bu acıyı beraber tadalım
mâra..
başın omuzumda iken sayıkladığıma bakma
beni istediğin yere götür
ikimiz de ne uykudayiz
ne uyanık
şiirini anlamak için özel gayrete gerek yoktur. insan mayasında aşk olduğunu hatırlayanlar kama pet kama ta dese de om mani padme hum dese de aç cübbeni cüneyd dese de bilirler herşeyin bir olduğunu ve çirkin'in bir dedikodu olduğunu.
gerçek soyismi çelebiler'dir. orhan okay'ın hazırladığı asaf halet kitabı şairin hayatı hakkında daha fazla malumat isteyenler için okunması gerekir bir eserdir.