arap kabile üyelerinin herhangi bir konuda suçlu olup olmadığına bakılmaksızın grup tarafından sahiplenilmesinin sebebi olan olgu, birlik ruhudur. bu açıklama kavramın algılanması hususunda ip ucu vermesi açısından işlevsel olmasına karşın genel anlamıyla basit bir arap kabileciliğinin dışında
ibn haldun'un tarih felsefesini üzerine kurduğu maddi işleyişin temel hareket ettiricisidir asabiyet. ibn haldun umranının üzerinde yükselip battığı asabiyet mefhumunun günümüz yansımasını milliyetçilik olarak ele alırsak, milliyetçilik gibi topluluk-aidiyet refleksleri tarih içerisinde asabiyetin çeşitli biçimlerde ortaya çıkardığı birlik ruhunun öznel bir yansımasıdır diyebiliriz.
ibn haldun açısından islamın asabiyetten gördüğü yardım, mukaddime'nin dergah yayınları baskısının girişinde şu şekilde ele alınmıştır;
"şayet islamın daveti ve tebligatı, hususui olarak kureyş, umumi olarak mudar ve arap asabiyetine dayanmasaydı hedefine ulaşamaz, gerçekleşme şansına sahip olamazdı. bu yüzden kur'an ve hadislerde asabiyet kesin, şiddetli ve ısrarlı bir şekilde reddedilmemiştir."
burada dikkatimizi çekmesi gereken; bu tarih felsefesinin (genel yorumlayışla tanrısal yazgının maddi dünyada maddi tezahürü şeklinde ele alınacak dahi olsa) tarihsel gerçekliğe yaptığı vurgudur. böylece, belkide ibn haldun düşüncesinin maddi-pragmatik birlik üzerine yaptığı tahlilde, ilkesel cemaatin ideolojik özcülüğünü ortaya çıkaran bir tür hegemonik alanın ilk nüvelerine rastlıyoruz.