|
|
- hakim olduğu bünyede çıkışma,kolay sinirlenme,kavga etme,kıllanma gibi endikasyonlar yaratan olmaması istenen ama olduğu zaman da idare edilmesi gereken mizaç.
- (bkz. asabiyeciler asabi insanlar mıdır sorunsalı)
- (bkz. mazeretim var asabiyim ben)
- kişinin sahip olduğu gıcıklık ve sinirlilik potansiyeli.
- kişiyi bokuyla kavga etme eğilimine sokan ruh hali.
tüm sevdiklerinizi olur olmadık nedenlerle fırçalayarak kırabilirsiniz.
bir nesneyi tekmelerken üstünde "attention! fragile!" yazıyor olmasını iplemezsiniz.
sonra özür dileme faslında "asabi bi bünyem var, elimde değil" der, yırtarsınız.
- bir nevi boylumlamadır. zindan gibi.
- hararetle girilen girinin ardından girinizin silindiğini görünce sözlükten istifa etmektir.
- böyle bir karşıya çıkan en ufak bir kıl davranış ile tek kişiden tüm insanlığın öcünün alınmaya çalışılması olayıdır ki,yer yer gelir ve gider.atom bombası gibi nerde patlayacağı belli olmayan gök gürültüsü gibi gürleyen kişilik yerleşim birimlerinden mümkün mertebe uzak durmalıdır.
- engel olunamayan sinir hali.
- arap kabile üyelerinin herhangi bir konuda suçlu olup olmadığına bakılmaksızın grup tarafından sahiplenilmesinin sebebi olan olgu, birlik ruhudur. bu açıklama kavramın algılanması hususunda ip ucu vermesi açısından işlevsel olmasına karşın genel anlamıyla basit bir arap kabileciliğinin dışında ibn haldun'un tarih felsefesini üzerine kurduğu maddi işleyişin temel hareket ettiricisidir asabiyet. ibn haldun umranının üzerinde yükselip battığı asabiyet mefhumunun günümüz yansımasını milliyetçilik olarak ele alırsak, milliyetçilik gibi topluluk-aidiyet refleksleri tarih içerisinde asabiyetin çeşitli biçimlerde ortaya çıkardığı birlik ruhunun öznel bir yansımasıdır diyebiliriz.
ibn haldun açısından islamın asabiyetten gördüğü yardım, mukaddime'nin dergah yayınları baskısının girişinde şu şekilde ele alınmıştır;
"şayet islamın daveti ve tebligatı, hususui olarak kureyş, umumi olarak mudar ve arap asabiyetine dayanmasaydı hedefine ulaşamaz, gerçekleşme şansına sahip olamazdı. bu yüzden kur'an ve hadislerde asabiyet kesin, şiddetli ve ısrarlı bir şekilde reddedilmemiştir."
burada dikkatimizi çekmesi gereken; bu tarih felsefesinin (genel yorumlayışla tanrısal yazgının maddi dünyada maddi tezahürü şeklinde ele alınacak dahi olsa) tarihsel gerçekliğe yaptığı vurgudur. böylece, belkide ibn haldun düşüncesinin maddi-pragmatik birlik üzerine yaptığı tahlilde, ilkesel cemaatin ideolojik özcülüğünü ortaya çıkaran bir tür hegemonik alanın ilk nüvelerine rastlıyoruz.
|