ilk olarak
ibn-i haldun'un ele aldığı düşüncedir... ibn-i haldun'a göre; bireylerin üyesi oldukları sosyal grupların harekete geçmesinde en önemli olgu "dayanışma"dır... tarihin hiç bir devrinde salt fikir, ideoloji, kitleleri netice alacak şekilde harekete geçirmez... onun asabiye dedigi ruh,
zeitgeist -zamanın ruhu- harekete geçirir...
örneklendirecek olursak, lenin'i marxist ideolojiden ziyade rus halkının düşkünlüğü lider yaptı... filistinlileri tanklara karşı, taşlarla durdurmaya çalışan dini duygular -belki olmakla beraber- değil, onurlarının/ekonomik durumlarının/umutlarının pratik olarak ezilmiş olmasıdır... gene aynı şekilde akp'yi iktidar yapan onun şeriat getirme vaadi değil, toplumun bıktığı yolsuzluk/güvensizlik/yoksulluk/dini hürriyet eksikligi gibi ampirik konularda güven vermeleriydi [başarılı olup-olmadığı tartışılır]...
ne kadar küreselleşme olursa olsun, ampirik ihtiyaçlar marjinal söylemleri olan partileri de her zaman için iktidara getirebilir... çünkü insanlar ideolojiler ile harekete geçmezler [istisnası elbette ki vardır]... pratik hayatlarındaki değişmelerin dayanılmaz hal almasıyla eyleme geçerler... teoriden ziyade pratiktir elzem teşkil eden...
ibn-i haldun bu kuramdan bahsederken kendisine mikyas olarak cahiliyye devrini almıştır ama insanlar sadece ilk çağlarda değil, her zaman için ampirik davranırlar...