|
|
- küçük şeylerin tanrısı adlı ,kendi yaşantısından izler taşıyan kitabın hintli yazarı.ayrıca bu kitabıyla ingilterenin en saygın edebiyat ödülü kabul edilen ve sadece ingilizce yazanlara verilen booker adlı ödülü de almıştır.
geçmişine bakacak olursak;
"yoksulluğun,hastalığın kol gezdiği,derme çatma sinemaların kirli perdelerine yansıyan görüntülerdeki gibi erkeklerin kadınlara tecavüz ettiği,insanların yapabilecekleri ve yapamayacaklarının inandıkları tanrıya,konuştukları dile,tenlerinin rengine göre belirlendiği bir yerde hayata karıştı.hindistanın güney eyaletlerinden kerala'da 1961 kasımında dünyaya geldi.yazılı olmayan yasaları çiğneyerek bengalli bir hinduyla evlenen ve aşkları bitince boşanan süryani annesiyle ve onun içinde bulunduğu toplumla örtüşmeyen fikirleriyle eğlenceli fakat bir o kadar da karmaşık bir çocukluk geçirdi,16sında yeni delhi'ye gitmek için evi terk etti.belli bir babası yoktu,adressizdi,herhangi bir kasta ya da dine mensup değildi ve toplumunun bu kavramlar üzerinden yarattığı kısıtlamalardan da uzaktı.kölelik edecek ikinci bir adam aramadığı için,hayatını tek başına ve tüm önyargılara rağmen bildiği gibi idame ettiği için hayrandı annesine.ama gene de öğütler bunaltıyordu onu.annesinin ciddiye alınası bulduğu tek öğüdü "ne yaparsan yap sakın evlenme.ekonomik olarak bağımsız hale gelinceye kadar da bir adamla yatma" olmuştu,ki buna da delhiye gittikten sonra çok fazla riayet edemedi,evlendi,ayrıldı.bu dönemde gittiği italyada yazmaya başladı ve yazmaktan ne kadar keyif aldığını keşfetti.oynadığı siyasi içerikli bir film nedeniyle mahkemelik oldu,ardından dört yılda tamamlanan kitabı küçük şeylerin tanrısını yazmaya koyuldu.bu romanın başarılarından sonra dahi aldığı ödülleri,olumlu olumsuz tepkileri gözünde büyütmedi,duydu ve unuttu.edebiyatın dünyayı anlamlı kılmaya çalışmanın yollarından olduğunu düşünüyordu sadece,ödüller önemli değildi,ve bir başka kitap yazıp yazmayacağını bilmiyordu.yazmak zorunda bile hissetmiyordu çünkü ilk kitabının başarısı geleceğiyle değil geçmişiyle ilgiliydi ona göre.yalnızlığı,kimsesizliği seviyordu ama politik eylemlerden de uzak durmuyordu.2000 yılında narmada kıyılarında kurulan hidroelektrik santraline karşı düzenlenen protesto grubundaydı.zenginlerle fakirlerin aynı şeyleri istemesini sağlayıp sadece zenginlere istediğini veren küreselleşmeye karşı olduğunu her fırsatta ifade eden de oydu.ve iki yıl önce istanbulda biraraya gelen ırak dünya mahkemesinin vicdan jürisi başkanlığını üstlenen de yine oydu...
hiçbirşey söylememek de konuşmak kadar siyasal bir eylemdi ona göre.kıyımlara sessiz kalanlara ateş püskürüyor,"tatil günlerinde yapılan protestoların savaşı durdurmayacağını" savunuyordu."15 şubat 2003te beş kıtada on milyonu aşan insanın ırak'ta savaşa karşı yürümesi harika birşeydi ama yeterli değildi.o gün cumartesiydi ve hiç kimse işini bırakmak zorunda kalmamıştı" demekten dahi çekinmiyordu.savaşları körükleyen milliyetçi duygulardan hoşlanmıyor,"ben bir vatansever değilim,ben hindistanı seviyorum diyen ve başımın üzerinde bayrak dalgalandıran biri değilim"diyebiliyordu,ama delhi'de yaşıyor,sorular sorarak,gürültü patırtı çıkararak demokrasiyi kurtarabileceklerine olan inancını koruyabiliyordu.
ona göre "haklı olmak yetmez,kazanmak da gerekiyor"du..."
|