"eğer bizler olması gereken varlıklar olsa idik tükenmezdik" diyerek yaşama isteğini reddeden, o isteğe alaylı yaklaşan, ama hiç de telkinlerindeki gibi yaşamayan, aşkın metafiziği nin yazarı. sözde pesimist, gerçekte elden geldiğince hedonist alman düşünür.
yaşamın kadınlarla zaman kaybedecek kadar uzun olmadığını düşünen, "kanunlar kadınlara erkeklerle eşit haklar verirken, onlara erkek aklı da vermeliydi" sözü ile mizojinliği tescilli, benzerlerinin öncülü düşünür.
şu an türkçede aşkın metafiziği ve yaşam bilgeliği üzerine aforizmalar adlı iki kitabı olan, bilinmeyen zamanlarda "istenç ve tasarım olarak dünya" adlı eserinin de türkçesinin bulunabilir olduğu felsefeci yazar.
aşkın metafiziği adlı eserinin yazıldığı dönemin bilimsel düzeyi göz önüne alınırsa filozofumuzun orada öne sürdüğü düşüncelerin bizi bizden almasına, hayretler içerisinde bırakmasına hiç de gerek olmadığı görülecektir.
1788 yılında romancı bir anne ile tüccar bir babanın oğlu olarak dünyaya gelmiştir. babası intihar ederek ölmüştür. annesi ile ise hiç anlaşamamıştır. bir gün tarihin onu kenidisi dolayısıyla anacağını söyleyerek tüm bağlarını koparmıştır annesiyle. schopenhauer'in kadınları küçük görmesi annesi ile olan anlaşamamazlığının sonucudur.
babasından kalan servet sayesinde zorunluluklardan uzak, zevk, eğlence ve lüx içinde geçirebildiği yaşamıyla tezat bir şekilde kötümserdir bu filozofumuz. ona göre yaşam anlamsızdır, boşunadır, asıl olan acıdır. isteklerin hoşnutluk verecek bir yanı yoktur. gerçekleştirilemeyen istek acıya, gerçekleştirilebilenler ise can sıkıntısına yol açar yalnızca. bu nedenle isteklerimizin peşinden koşarak mutluluğa ulaşmak mümkün değildir. yapılması gereken iradeyi tümüyle yadsıyarak iç huzura ve dinginliğe kavuşmaya çalışmaktır. mutluluğa ulaşmak değil mutsuzluktan acıdan kaçınmak mümkündür ancak ve mutsuzluktan kaçınmanın en güvenli yolu da isteklerimiz minimum düzeyde tutmaktır. asıl yaşam bilgeliği vazgeçmek ve katlanmaktır.
başyapıtı olan 'istenç ve tasarım olarak dünya' yazıldığı dönemde hiç ses getirmeyerek kendisini bir hayli hayal kırıklığına uğratsa da ömrünün son yıllarına doğru hak ettiği ilgiyi toplamıştır.
1760'ta ölene dek sayısız eser yazmıştır, kurduğu sistem felsefe tarihininin gelişiminde büyük öneme sahiptir. kendisinden sonraki birçok filozofu etkilemiştir. bu noktada nihilist olduğunun düşünülmesindense, nietzscheyi bir hayli etkilediğinin, daha da önemlisi nietzschenin onun ardılı bir filozof olduğunun bilinmesi yararlı olacaktır. ve fakat nietzschenin öğretisi schopenhauer'ı aşmıştır.
22 şubat 1788 de danzing de doğdu.danzing in polonyalıların eline geçmesi üzerine aile hamburg a yerleşti.1805 te mali bunalıma giren baba,hayatına son verdi.schopenhauer 1809 da tıp öğrencisi olarak weimar a gitti.1810 da felsefe bölümüne girdi.kant felsefesiyle tanıştı;1813 te ilerideki baş yapıtı irade ve tasarım olarak dünya nın ilk sistematik düşüncelerini geliştirdiği doktora tezi,"yeterli neden önermesinin dört farklı biçimi"yle jena da felsefe doktoru unvanı aldı.1860 eylulunde,akciğer yetmezliğinden frankfurt ta hayata gözlerini yumdu.
en güzel yazılarından biri de kirpiler ile ilgili olan kıssasıdır:
çok soğuk bir kış günü üşüyen kirpiler birbirlerine iyice sokulurlar, soğuktan ve donmaktan korunmak için, ama bir süre sonra birinin dikenleri diğerine batmaya başlar. birbirlerinden iyice uzaklaşırlar, bu seferde soğuğun etkisi hissedilir. her seferinde aynı olay tekrarlanır, üşüyünce birbirlerine yapışan kirpiler, dikenler batınca birbirlerinden fazlasıyla uzaklaşırlar, ta ki hem soğuktan etkilenmeyecekleri hem de birbirlerine dikenlerini batırmayacakları orta bir mesafe bulana kadar. insanlar da kendi monotonluklarından, tek başınalığın boşluğundan kurtulmak için birbirlerine yaklaşırlar, ama çirkin alışkanlıkları ve dayanılmaz hataları onları birbirlerinden uzaklaştırır. orta mesafe ise nezaket ve iyi ahlaktır.
dogmalardan kurtulup okunduğu sabah insanın suratına suratına "gerçeği" çarpan bir yazardır.
aşkın metafiziği101 ile bunu anlamak mümkün zaten.
nietzsche'nin de etkilendiği bu zatı elbette "abii anneme aşık olduğumu iddia etti bu şerefsiz" ve benzeri düşüncelere sahip kişilere tavsiye etmemekle beraber aşırı duygusal düşünce, mor bulutlu hezeyan geçiren bünyeleri düzeltmek isteyen herkese eserlerini bir kutu remeron ile birlikte hediye ediyoruz. sonuç? çok kolaaay! diğeri? suntaaaa! **
ülkemizin nitelikli iş gücüne ihtiyacı var. gözcü yerine schopenhauer. aşk kadını seda sayan. gitti tüm entellektüel havam.
18 y.y. da yaşamış alman filozof. tüccar bir babanın oğlu olarak doğdu. annesi johanna edebiyata meraklı ve son derce güzel ve çekici bir kadındı . bundan dolayı eşi tarafından sürekli olarak baskıya alındı. baba schopenhauer girdiği bir depresyon sonucu intihar etti. böylelikle arthur ve annesi johanna özgürlüklerine kavuştu. anne johanna schopenhauer özlemini çektiği edebiyat dünyasına atılarak aşk romanları yazdı. yazdığı aşk romanlarıyla edebiyat çevresinde tanınan bir isim oldu ve ünlü alman yazar gothe ile yakın arkadaşlığı olmuştur. bu sırada arthur ise eğitimine yarıda bırakarak babasından kalan miras ile geçimini sağlamaktadır. annesi ile aralarında sürekli zıtlaşmalar olmaktadır. johanna oğlunun diğer insanlarla düzgün ilişki kuramamasından oğlunu eleştirmektedir. nedeni ise arthur un diğer insanları aşağılamasıdır. ilerde insanlara iki ayaklı hayvan diyecektir.yalnızlığı kendine hayat tarzı olarak seçmiştir. tek basına yemek yemek için iki kişilik yemek parası verecektir. bu duruma içerleyen arkadasına su cevabı verecektir: "aynı zamanda iki kişilik düşünüyorum." arthur bir çok alanda yazılar yazacaktır ama bir türlü anlaşılmayacaktır özelikle arzuların insanı ksır bir döngü içerisine soktuğunu arzular tatmin edildikçe bir baska yenisinin ortaya çıkacagını en iyisi arzularımı öldürmemiz gerektiğini söyleyecektir. ilk olarak kendisi bilinç altından bahsedecektir ve insanların davranışlarına yön veren seyin içlerden gelen dürtüler olduğunu yani tam olarak bilinç altı demesede bilinç altını kast etmektedir. bundan dolayı freudun orjinal dediğimiz bir çok görüşü schopenhaurden aşırdığı bir gercektir. nietzschede schopenhaurden etkilenmiştir aralarındaki tek fark nietzsche hayatta kalmayı güçlü olmayı savunurken;schopenhauer ise hayatı bir ızdırap olarak görmekte yaşamayı ise sadece işkencelerimizi uzatmaktan başka bir şey olarak görmemektedir. oda nietzsche ve diğer büyük yazarlar gibi sonradan anlaşılacağına inanmaktadır. ta ki ilerleyen yaşlarında şöhret üzerine yazdığı yazı bir çok bakımdan ses getirecektir. herkes bu sıradısı filozof ile tanışmak için evine akın edecektir. ünlü heykel tıraşlar büstünü yapacaklardır.. hayatı ile düşünceleri üzerine kuruludur bu yüzden ölümü hoş karşılamaktadır ve tekrara hayata gelse yasamak istemeyecegini yazmaktadır.1788 yılında kanepesinde otururken ölecektir. yüz ifadesine bakıldığında hiç acı çekmediği anlaşılmaktadır...
insanı doğrudan nihilizm batağına götüren felsefenin felsefecisi. annesinden hiç sevgi görmemiş trajik bir çocukluğun arkasından gelmiştir bu felsefe diyorum ben. kendisinden çok etkilenmiş olan nietzsche’nin felsefesi de en az onun kadar karamsardır. beni en çok etkileyen sözünü aktarayım:
“ ne isteyeceğini isteyemezsin”
'herşeyden önce, erkeğin doğası gereği aşkta vefasızlığa, kadının ise sürekli sadakata eğilimli olduğu gerçeği bu incelemeye girer. erkeğin aşkı, doyum bulduğu andan itibaren belirgin bir biçimde azalır. hemen hemen bütün öteki kadınlar onu, sahip olmuş olduğu kadından daha fazla çeker. erkek değişiklik özler. kadının aşkı ise, özellikle o andan sonra artmaya başlar. bu, türü koruyup onun varlığını sürdürmeye bu bakımdan da olabildiğince fazla çoğalmaya yönelik doğanın amacının bir sonucudur. bildiğimiz gibi erkek, kendisine yeterince kadın sunulduğu takdirde kolayca yılda yüz çocuk sahibi olabilir. kadın ise, istediği kadar erkeğe sahip olursa olsun ikiz ihtimalini hesaba katmazsak sadece bir çocuk dünyaya getirebilir. bu nedenle erkeğin gözü hep kadınlardadır. kadın ise buna karşılık tek bir erkeğe sımsıkı sarılır. çünkü doğa onu içgüdüleri gereği ve hiç düşünmeden, gelecekteki doğumun besleyicisi ve koruyucusunu yanında tutup korumaya sürükler. bundan ötürü erkeğin eşine sadakati yapaydır, kadınınki doğaldır. dolayısıyla da kadının ihaneti nesnel olarak, sonuçları bakımından olduğu kadar öznel olarak doğaya aykırılığı bakımından da erkeğinkinden çok daha az bağışlanabilir bir ihanettir'
annesiyle sürekli olarak kavga eden ve yüzüne ondan daha iyi bir yazar olduğunu söyleyen, 23 yaşında, öğretmenine; ' insanlık ve sorunları merak uyandırıcı, felsefe okuyacağım ' diyen ve varoluş felsefesinden başlayarak derin bir acının yön verdiği felsefesiyle yeni bir akım yaratan alman filozof. kitaplar hakkındaki tespiti : ' bir kitap kütüphanenin süsü olabilir, güzel bir bayanı etkilemek için kullanılabilir, okunursa en yararlısı olur kuşkusuz. '
"die welt als wille und vorstellung" yani i"stenç ve tasarım olarak dünya" adlı eserin sahibi olan kantçı alman filozoftur. ilk cildi dört kitaptan oluşan eserde yazarın yansıttığı; ontoloji, etik, estetik ve epistemolojigörüşleri yer almaktadır. yayımlanan ikinci ciltte de birinci kitapla ilgili ek bilgiler yer almaktadır. (1844)
"dolgun bir kadın göğsü erkek cinsi üzerinde müthiş çekici bir etki yapar;çünkü kadının çocuk doğurma işleviyle doğrudan bağlantılı olarak, yeni doğacak olana bol bol besin verebilecek olduğunun belirtsidir bu. buna karşılık, aşırı şişman kadınlar bizde tiksinti duygusu uyandırırlar. bunun nedeni,bu yapısal özelliğin urerusun(rahmin) atropi'sine(beslenme yetersizliğine),yani kısırlığa işaret etmesidir; bunu kafamız değil içgüdümüz bilir."
"okumak yazmak ve yaşamak üzerine" adlı schopenhauer kitabının arka kapağında yazanlar:
"dünyanın herhangi bir yerinde elde edilebilecek çok fazla bir şey yoktur. dünya sefalet ve ıstırapla doludur; ve eğer bir insan bunlardan yakasını kurtarırsa, bilsin ki can sıkıntısı her köşe başında pusuda beklemektedir. hatta daha da fazlası; genellikle galip gelen kötülüktür; ve gürültü ve şamatayla sesini en fazla duyuran budalalıktır. talih insafsız ve acımasızdır, ve insanlık acınacak durumdadır. bunun gibi bir dünyada kendinde (içinde) zengin olan bir insan noel zamanında aydınlık, sıcak, mutlu bir yuvadır, buna mukabil bundan yoksun olanlar karlarla kaplı soğuk bir aralık gecesidirler."
"eskiler çok haklı bir biçimde kadını ikinci cins olarak adlandırıyordu. bizim saygımıza, başını dik tutmaya, erkekle aynı haklara sahip olmaya layık değiller. onlar her bakımdan ikinci cinstir, zayıflıklarını gözönünde tutmak gerekir. onları ölçüsüzce onurlandırmak gülünçtür. iki cins arasındaki fark yalnızca nitel değil niceldir. eskiler ve doğulular kadını, böyle değerlendirmiş ve konumunu bizden daha iyi tanımlamışlardır. aslında hindistan'da yasa kadının bağımsız olmasını yasaklar. her zaman babası olsun, eşi olsun, kardeşi ya da oğlu olsun kadın erkeğin yetkesine boyun eğmelidir. kadınlar miras yoluyla ya da kendi kendilerine mülk edinmemelidir. hiçbir zaman serbestçe sermayeleri ya da gayrimenkulleri olmamalıdır. sürekli bir vasiye ihtiyaçları vardır. bu yüzden de hiçbir zaman yasaların önünde çocuklarından sorumlu olmamalıdır."
demiş olan kadın düşmanı niçe öncülü.
zihni himmetine nail olduğumu düşündüğüm nickime sebep olan fevkal beşer...
çok soğuk bir kış günü üşüyen kirpiler birbirlerine iyice sokulurlar, soğuktan ve donmaktan korunmak için, ama bir süre sonra birinin dikenleri diğerine batmaya başlar. birbirlerinden iyice uzaklaşırlar, bu seferde soğuğun etkisi hissedilir. her seferinde aynı olay tekrarlanır, üşüyünce birbirlerine yapışan kirpiler, dikenler batınca birbirlerinden fazlasıyla uzaklaşırlar, ta ki hem soğuktan etkilenmeyecekleri hem de birbirlerine dikenlerini batırmayacakları orta bir mesafe bulana kadar. insanlar da kendi monotonluklarından, tek başınalığın boşluğundan kurtulmak için birbirlerine yaklaşırlar, ama çirkin alışkanlıkları ve dayanılmaz hataları onları birbirlerinden uzaklaştırır. orta mesafe ise nezaket ve iyi ahlaktır...
"her insanın hatasında aslında kendi hatalarımızın olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. bunlar bizim de bir parçası olduğumuz insanlığın hataları ve hepimizin içinde aynı kusurlar var. sırf o anda bizde görünmüyorlar diye başkalarına kızamayız." diyerek hayran bırakmış filozof.
"dünya bir iblisin eseri" diyen alman filozof ve yazar..irrasyonalist ve karamsar olarak tanınır..tüm yaşamını hayatı anlamaya vakfetmiş ama bi bok anlamadığını açık açık belirtmiştir..
22 şubat 1788 de dantzig de doğdu. babası heinrich florison oğlunu gayet açık fikirli bir tarzda eğitmeye başladı. on yaşında iki yıl havre da kalır. sonra babasıyla bohemya ya yolculuk eder. babası (ticarette yerini almasını istediği için) 1803 te oğluyla avrupa yolculuğuna çıkar. schopenhaure bu yolculukta bir ‘yolculuk günlüğü’ tutar ki bu günlük bile ileriki yıllarda felsefesini de temel taşını oluşturan karamsarlığın damgasını taşır.
1805 yılında hamburg a geri döner ve ticaret eğitimine başlar, ama dersler ilgisini çekmez ve böylece 20 nisan 1806 da (babasının ölümünden hemen sonra ki babasının ölümüyle ilgili çeşitli rivayetler vardır. bunlardan biri cinayet diğeri ise kaza sonucu ölümdür.)
schopenhaure ticareti bırakır ve gotha ya giderek klasik yunan ve roma eğitimine başlar.daha sonra göttingen üniversitesine giderek orada tıp, fizik, kimya, astronomi ve tarih dersleri almaya başlar. 1810 da edebiyat fakültesine geçer ve orada ömrü boyunca derin bir saygı besleyeceği kant ile tanışır.
1813 te bağımsızlık savaşı nedeniyle thuringe deki rudolstadt a sığınır ve orada über die vierfche wurzel des satzes vom zureichenden grunde (yeterli neden ilkesinin dört farklı kökü) başlıklı tezine başlar.
schopenhaure 26 yaşında jena ünivesitesinden doktora derecesini alır ve 1814 te dresden e yerleşir ve orada über as sebn und die farben (görme ve renkler üzerine) adlı denemesini yayımlar, sonra da en temel eseri olan die welt als wille und vorstellung u (istenç ve tasarım olarak dünya)yazmaya başlar.1818 de bitirir.
1819 yılında berlin deki bir profesör mevkiine adaylığını koyar, fakat adaylığı onaylanmadan doçent olarak işe başlar. bu sırada da hegel ile mücadeleye girişir ki bunun için ders saatlerini bile çakıştırır. ne var ki bu mücadeleden yorulur ve 1820 derslerine ara verip italya ya gider. geri döndüğünde aphorismen zur lebenzweisheit i (yaşam bilgeliği üzerine aforizmalar) kaleme alır.
1831 in ağustos ayında kolera salgını nedeniyle frankfurt am mainia gider, (bu arada hegel salgında ölmüştür) haziran 1833 te frankfurt a kalıcı olarak yerleşir. bu dönemde über den willen in der natur u (doğadaki istenç üzerine) kaleme alır. 1836 da yayımlanır ve istenç teorisini geliştirir fakat ‘istenç ve tasarım olarak dünya’ dan daha fazla ilgi görmez. ardından 1841 yılında die beiden grundprobleme der ehtik (etiğin iki temel sorunu) yayımlar.
1843 yılında brockhaus yayınevine 'istenç ve tasarım olarak dünya' yı ekleriyle birlikte yeniden basmayı önerir, bu öneri kabul edilir ve eser kayda değer bir başarı kazanır.1848 yılında 'kalıntılar ile kırıntılar' ı kaleme alır. bınlar 1851 de yayımlanır. bu sırada schopenhauer ingiltere den başlayarak gittikçe ünlenmektedir. hatta 1855 yılında leipzig üniversitesi schopenhauer ın felsefesi üzeirne bir inceleme yarışması açar. 21 eylül 1860 da (yetmiş iki yaşında), beslenme rejimi ve sağlığı nedeniyle yüz yıl yaşayacağını ileri sürmesine rağmen akciğer embolisinden ölür.
edit : el emeği göz nurudur.
zorunlu edit büdüt : eduard sans ın schopenhauer kitabından faydalandım yalan yok.
boku çıkmış edit büdüt : kendisinin feslefesiyle ilgili de kapsamlı birşeyler yazacağım. söliyim dedim.