ya aşk yarası almış birisi ya da aşkına karşılık alamayan birisinin inancı. eğer ilki ise aşık olmaktan korkuyor demektir eğer ikincisi ise yaşanan umudu kalmamış demektir.
bir bardak soğuk hayalkırıklığı üzerine yaşanan hadise. insanın küçük bir hayalkırıklığı yüzünden aşk denen duygu parçasından soğuyabileceğinin kanıtı. bu inanca sahip olan insan ayaklarının yere bastığını da anlamaktadır.
yaş çeyrek asırı hafiften geçmiştir.gramofondaki ses "maziye bir bakıver neler neler bıraktık" demektedir. diyeceğim o ki, göte giren şemsiyeyi açma gafletinde bulunmaya pek müsaittir zemin. eski aşklar bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçer.yaralar kabuk tutmuştur,kaşınır ama ellerin kolların bağlı, neylersin? zaman aşımına uğramıştır yaptığın ve sana yapılan hatalar. artık hiçbiriniz için "hatalıysam ara" uyarısı geçerli değildir. köpek öldürenden bir kaç yudum alınır, yanında mezeniz "aşk bize küstü usta". dost meclisinin muhabbet konusu aşktır, konuşmacı da siz. "bu saatten sonra ne aşkı lan" dersiniz, "önce aşık olup, sonra sevgili olmak eskidendi.şimdi olsa olsa tam tersi olur" der sigaradan çatallaşmış sesiniz.
oysa tüm bunlar yalnızca damarlarımızda ağır ağır dolaşan arabesk kanın etkisidir. yaşlandığını hissettiğiniz kalbinizin her daim sizi utandırmaya yetecek güçte olduğunu anlamanız çok uzun sürmez.heyecan yaparsınız, kekelersiniz,düşünmeden edemezsiniz,kızarır bozarırsınız.tıpkı eski günlerdeki gibi. böyle gitmez fekat, ağzınızdan küfürlü bir "sikerim böyle aşkın ızdırabını" serzenişi çıkar. ve fonda jeton sesi.
- ne, aşk mı dedim? bu yaşta?
kalbiniz cevap verir:
- kırıcı oluyorsun kuzum, ne varmış yaşımda?
inanılan tüm değerlerin biri ya da birileri tarafından seri bir şekilde sömürülmesinin ardından,paranoyaya dönüşen duyguların,inancı ve azmi baltalaması sonucu,bir kez daha aynı şekilde sevemeyeceğini düşünmesi..
bir kızla tanışırsın.çok fazla ortak noktanız olduğunu farkedersiniz.güler siziniz eğlenirsiniz.birlikte olduğunuz zaman 1 saniye gibi gelip geçmeye başlar.yavaş yavaş arkadaşlıktan öte birşeyler hissetmeye başlarsınız.önce hoşlanıyorum diye düşünürsünüz.ayda 5-6 defa görüşmek az gelir.her gördüğünüzde kalbiniz daha bir hızlı çarpmaya başlar.acaba açılsam mı dersiniz.bu böyle sürüp gider.derken artık onsuz geçen saniyeler yıllar gibi geçmeye başlar.1 gün göremezsiniz onsuz hayatın bomboş olduğunu anlarısınız.sudan çıkmış balık deyiminin anlamını kavrarsınız.meğer hayatınızın çoğunu o dolduruyormuş.sonra duygularınız daha da kuvvetlenir.artık aşık olduğunuzdan emin olursunuz.çünkü söylediği her kelime mesajda yazdığı her harf kayıtlıdır hafızanızda.sonra artık dayanamaz olursunuz ona açılmaya karar verirsiniz.aslında cevabı önemli değildir sevsin ya da sevmesin ne farkeder ki?arkadaşım olarak kalsa da olur dersiniz.günü gelir bakarsınız gözlerinin içine söylersiniz." ben seni arkadaşım olarak görüyorum " der.türkçesi=" senin gibi birine aşık olacağımı nasıl düşünürsün".tabii siz o an herşey eski haline dönecek sanırsınız.herşey 3 gün önceki gibi eğlenceli olacak zannedersiniz.yanılırsınız.ne kadar çok sevdiğinizin farkında bile olmaz.yavaş yavaş arayı soğutmaya başlar.siz üzülmeyesiniz diye yapar bunu da güya.zanneder ki onunla zaman geçirirken üzüleceksiniz.halbuki düşünemez ki siz onsuz zaman geçiremiyorsunuz.hayatnızın büyük bir bölümünü kaplayan şey ortadan kalkmış olur böylelikle.sonsuza kadar gitti elinizden.uzun süre depresyon, arkadaşların tesellisi zar zor kurtulursunuz.gün gelir yakışıklı biri kızı sizin binde biriniz kadar bile tanımadan çıkma teklif eder.işin kötüsü kız da onu sizi tanıdığının bine biri kadar bile tanımıyordur.ama sizi değil onu tercih eder.çünkü siz 1.75 siniz o 1.88.o kaslı siz göbekli.o yakışıklı siz tipsiz.1-2 ay çıkarlar.sonra o yakışıklının aslında 3-4 kızla daha ilişkisi olduğu ortaya çıkar ve ayrılırlar.kız gurur yapar sizinle konuşmamaya devam eder.siz ne diyeceğenizi bilemezsiniz konuşmazsınız.aşkı böyle tanıdığınız için de şöyle dersiniz."bir daha aşık olmayacağım ben".bir daha hiç aşık olmayacağına inanmak bu olsa gerek.(based on a true story)
alevli tutkulu bir aşk yaşanmamış olsa da yakınlaşmaya çalışan karşı cinse karşı hissiz olduğunu görmek, eskinin unutulmaya yüz tutmuş sayfalarındaki küçük aşkları özlemle anmak, uzun zamandır aynı şeyleri hissedemiyor olmak bu eylemi yapmaya zorlar insanı.
kişinin aşk hayatında yeniden ufak çalkantılar başlasa da hepsi geçici olunca kişi kendini aşık olma potansiyeli olmayan bir insan olarak görmeye başlar.
(bkz: aşk bomboş bir park şimdi)
doğruluşu olmayacak bir şekilde düşmekten korkmaktır. karşınıza istediğiniz herşey olan biri çıktığında bile ona aşık olamazsınız. çünkü kim ne derse desin aşk hüzün ve kederle birlikte vardır. ve o yollardan bir daha geçmek sizi öldürebilir .önlenemez bilinçaltı refleksleriyle hayatınıza giren bütün iyi kızları itersiniz. yokolmaktan ve bir daha hiç varolamamaktan ölesiye korkarsınız çünkü.
birine deli gibi aşık olursun sonra hayat sizi bi şekilde ayırır. yoğun bir depresyon geçirirsin. onu unutana kadar neler çekersin neler. bir daha aynı acıları yaşamak istemezsin. zaten kimse de onun gibi değildir. işte o anlarda bir daha hiç aşık olamayacağına inanırsın. gerisi kadere kalmış.
herşey tamamdır işte bu dersin, bu sefer kırdım şeytanın bacağını, buldum artık kalbimin sahibini, sonra bir bakarsın bütün kapılar teker teker kapanmaya başlar. sen zorlarsın, zorladıkça kapıdaki kilit sayısı artar, zorladıkça kapının üstüne kırılması imkansız zincirler dolanmaya başlar. aman ya dersin yemişim aşkı meşki, iyiyim ben böyle sakin kafa, tek tabanca. sonra fonda hafiften ara damar bir slow çalmaya başlar. gönül telleri titrer durumdadır zaten, şarkının da yardımıyla idrak edersiniz, yok ben artık hiç aşık olamayacağım. aslında kısır döngüdür bu olgu.