belki ilginizi çeker
  1. · deadwing
  2. · rockpalast live
  3. · araba kullanırken dinlenmesi gereken şarkılar
  4. · porcupine tree
  5. · steven wilson
  6. · arriving somewhere
gündem
  1. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  2. · ugg
  3. · colin kazım richards
  4. · zongul ducks
  5. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  6. · aşk ı memnu
  7. · yeşim salkım
  8. · google
  9. · serkan

arriving somewhere but not here  

  1. çok güzel ve uzun (12 dk) porcupine tree şarkısı. deadwing albümünden.

    never stop the car on a drive in the dark
    never look for the truth in your mother's eyes
    never trust the sound of rain upon a river rushing through your ears

    arriving somewhere but not here

    did you imagine the final sound as a gun?
    or the shattered windows of a car?
    did you ever imagine the last thing you'd hear as you're fading out was a song?

    all my designs simplified
    and all of my plans compromised
    all of my dreams sacrificed

    ever had the feeling you've been here before?
    drinking down the poison the way you were taught
    every thought from here on in your life begins and all you knew was wrong?

    did you see the red mist block your path?
    did the scissors cut a way to your heart?
    did you feel the envy for the sons of mothers tearing you apart?
    (çarut, 29.01.2006 17:44)
  2. porcupine tree grubuna hayran olma nedenim. olağanüstü bir parça. tek kötü yanı 12 dakika olması. keşke daha uzun olsaydı...
    (siyah, 06.12.2006 18:35)
  3. mükemmel bir porcupine tree şarkısı. bu şarkının sözleri üzerine epey yazılıp çizilmiş; hem daha önceden yazılıp çizilenleri birleştirerek hem de kendi düşüncelerimi ekleyerek sözleri bir de ben incelemeye çalışayım dedim.


    ***

    arabada yalnız olup olmadığı yoruma açık olan esas oğlan, gecenin bir yarısı yolda giderken bir nedenle arabasını yol kenarına çeker. radyo/teyp açıktır, bir şarkı, dışarıda yağan yağmurla beraber gecenin sessizliğini bastırmaktadır. derken esas oğlan aniden ölür. ölüm şekliyle ilgili birkaç teori üretilebilir:

    a) karanlıkta--sarhoş(?)--bir sürücü yol kenarındaki arabayı görmez ve bir trafik kazası yaşanır.
    b) birisi--bir nedenle--aniden gelip elindeki silahla esas oğlana ateş eder ve onu öldürür.
    c) esas oğlan kalp krizi gibi bir nedenle aniden ölür.
    d) esas oğlan başka herhangi bir şekilde ölür/öldürülür.

    (şıklara sonra döneceğiz.)

    neyse efendim, şimdi konuyu hooop diye başka bir yöne çekiyorum: hayalet.
    pek meşhur ve pek güzel ghost filminde de gayet iyi incelendiği üzere, bir insan beklenmedik, ani ve acımasız bir ölümle karşılaşırsa iki dünya arasında sıkışır. bu durumun genel nedeni, ölen kişinin mutlaka yapması gereken bir şeyinin, söyleyecek bir sözünün, düzeltecek bir yanlışının olmasıdır. işte biz bu varlık türüne hayalet diyoruz.

    "ee, ne alaka?"

    şöyle ki, deadwing albümündeki şarkıların sözlerinin steven wilson imzalı bir hayalet hikayesinden türemiş bir senaryo üzerine yazıldığı varsayılıyor. bu bağlamda sözlere daha yakından bakalım:


    "never" sözüyle başlayan ilk dizeler esas oğlanın hayaletinin düşünceleri olarak görülebilir. "karanlıkta yol kenarında durma, annenin gözünde doğruyu arama, yağmurun sesine güvenme..." birincisinin nedeni belli; durma, yoksa ölebilirsin. (öldün zaten.) ikinci uyarının nedenini çözemedim, çözen varsa beri gelsin. üçüncü uyarı ise "yaklaşan bir arabanın, ya da bir saldırganın sesinin şiddetli bir şekilde yağan yağmurun sesi yüzünden duyulamayacağı ihtimali" nedeniyle olabilir.

    "arriving somewhere, but not here"; araba kullanmakta olan her insan bir yere ulaşmaya, varmaya* çalışır. o yer bir yol kenarı olsa bile... araba gitmek içindir. lakin konuyu sadece arabaya bağlamamak lazım, iki ayakla bile, hatta sürünerek bile bir yerlere ulaşılabilir. belki de esas oğlan bir yere--ev, aile, sevgili, eş, dost--ulaşmayı planlıyordu, ya da bir şeyleri* planlıyordu; ama bu ani ölümle kendini hiç beklemediği bir yerde buldu. yani bir yerlere vardı, ama kesinlikle esas planı oluşturan "oraya" değil.

    "did you imagine" ile başlayan dizeler ölüm anını anlatıyor. ilk dize "ölmeden önce duyacağın son sesin bir silah patlaması mı olacağını düşünürdün?" diyor. bunu göz önüne alacaksak teorilerden b şıkkına gidip silahlı saldırı olayını düşünebiliriz. ikinci dize "yoksa arabanın camının parçalanma sesini duyacağını mı?" diyor. burada hem a, hem b şıklarına gidebiliriz. ancak, son söz tüm teoriler için geçerli olabilir; "kendinden geçerken duyacağın son şeyin bir şarkı olacağı hiç aklına gelir miydi?" (radyo/teyp açıktı.)

    "all" ile başlayan dizeler ölen/ölmekte olan esas oğlanın düşünceleri. kendisinin tüm tasarıları basite indirgenmiş. [yaşamak ya da ölmek.] esas oğlan tüm planlarından feragat ediyor, çünkü bunları asla gerçekleştiremeyeceğini, öleceğini farkediyor; dolayısıyla geleceğe dair tüm hayallerini bir kenara bırakıyor ve...

    gereksiz üç nokta kullanımından dolayı tutuklanmak istemem, ama tam olarak buradan sonra gelen üç dize hakkında iki farklı yorum yapılabilir;

    birincisi, bu üç dizenin tam da ölüm anında esas oğlanın aklından geçenleri yansıttığı şeklindedir. "buraya daha önce gelmişsin gibi, değil mi?" ve "tüm düşüncelerin tam da bu andan* itibaren başlıyormuş, ve şu ana kadar tüm bildiklerin yanlışmış gibi geliyor, değil mi?" sorularıyla o andan öncesinin bulanıklaşması anlatılırken, öleceğini farkeden bir insanın o ana kadar bildikleriyle o "öleceğini farketme" anından sonra düşündüklerinin farkı vurgulanmış. bu noktada, ilk yorum üzerinden ilerleyeceksek hala a, b, c ve d şıkları dahilinde olabilecek bir ölümle karşı karşıyayız.

    ikincisi--ve daha aksiyon bazlı, daha ilgi çekici olanı--için the crow filmine dönelim. eric ve sevgilisi shelley'nin nasıl öldürüldüğünü ve eric'in intikam için nasıl geri döndüğünü hatırlayalım. hatırladık mı? tamamen aynı hikaye işte. esas oğlan ölüyor, daha doğrusu öldürülüyor. hayalet/doğaüstü bir varlık olarak geri gelen esas oğlan, ölümlü bir insanken bulunduğu mekanlara geldiğinde oraları yavaş yavaş hatırlıyor. ölümüne kadar yaşadığı her şey artık ona çok uzak; varlığının tek amacı ise kendisinin--ve belki sevgilisinin de--ölümüne neden olanlardan alınacak intikam. bu noktada yukarıdaki a ve c şıklarını eleyip b ve d'ye yoğunlaşabiliriz. "esas oğlan bir kaza ya da bir hastalık nedeniyle ölmemiş, 'öldürülmüş' " diye düşünmek bu noktada daha mantıklı. ikinci yorum üzerinden ilerleyeceksek d şıkkını hala elimizde tutabiliriz, çünkü ölümün bir silah aracılığıyla gerçekleştiğini tam olarak bilmiyoruz. hatta sarhoşken trafiğe çıkmayı bir cinayet sebebi sayarsak a şıkkını da hala dikkate alabiliriz.

    son üç dize ise, üstteki tüm anlattıklarımı bir kenara bıraksak bile, bir hayalet hikayesinin tam ortasında olduğumuzun en büyük kanıtları. birçok inanışa göre, ölen bir insanın ruhu ödüllendirilecekse "beyaz ışığa", cezalandırılırsa "karanlığa" ve "ateşe" doğru gider. fakat esas oğlanın ruhuna hiçbir tarafa "geçiş izni" vermeyen kızıl bir sis mevcut. yani ruhun/hayaletin daha yapması gerekenler var. dolayısıyla geri dönüyor. hayaletlik kariyerime yeni başlamış olsam bulunduğum durumu gerçekten kavrayabilmek için benim de yapacağım gibi, kendisi önce bedeninin yanına dönüyor. bedeni nerede? acil servise kaldırmışlar; en azından iki kadın** var bedenin başında, açık kalp ameliyatı uygulamakla meşguller. ("did the scissors cut a way to your heart?") esas oğlan/hayalet tam bu sırada ameliyatta bulunan kadınların oğullarına imreniyor; çünkü onlar hala hayattalar.

    ***

    deadwing, halo gibi doğrudan ölüm temasına bağlı şarkıların yanısıra lazarus gibi "ölümden hayata geri dönmek" konusunu işleyen bir şarkının da bulunduğu bir albümde bulunan bu şarkı için "hayalet hikayesinin bir parçası" demek çok da saçma sayılmamıştır umarım.
    (thecrimson, 22.07.2008 07:44 ~ 20.10.2008 01:33)
  4. resmen ders niteliği taşıyan mükemmel porcupine tree şarkısı; sözlerin giriftliğini, iniş ve çıkışların yerli yerindeliğini bir kenara bırakmaya cüret edersem, ki edeceğim sanırım, "bir şarkıda bass ve davul en fazla ne kadar uyumlu olabilir" sorusunun cevabı olarak konservatuvarların müzik bölümü öğrencilerine dinletilmeli ve özümsetilmelidir. aslında hangi porcupine tree şarkısını ele alırsak alalım bass ve davul yürüyüşleri her zaman çok iyidir; fakat bu şarkıda ikisinin mükemmel birlikteliği hakikaten insanın aklını başından alıyor.

    arriving somewhere but not here'ı dinledikten sonra, insanların neden "i climbed the porcupine tree and i’m not coming down!" diye bağırdıklarını anlayabilir, 4. dakikada giren soloyla da kendinizi aynı ağacın tepesine çıkmış, aynı sözleri haykırırken bulabilirsiniz. evet, bu solo, dünyanın başına gelmiş en güzel şeylerden biri. "arriving somewhere…" deki canlı kaydı ise bu insanların ne derece ciddi müzisyenler olduklarının herhangi bir tartışmaya gerek bırakmayacak kanıtı.

    abartıyor muyum? abartıyorsam da abartıyorum ya, evet şahane, süper. ayrıca bunu canlı dinlemeden ölürsem başka bir hayalet hikayesi daha yaratır, ortalığı kan gölüne çeviririm bu da böyle bilinsin.
    (alternatif maliyet, 28.08.2008 21:26 ~ 21:27)
  5. saatler boyu tekrar tekrar dinlenebilecek bir porcupine tree şaheseri.
    (the godless endeavor, 20.11.2008 18:41 ~ 18:42)
  6. her iki solosunu da mikael akerfeldt'in attığı, insanüstü bir yapıya sahip porcupine tree şarkısı.
    diğerleri için :
    (bkz: trains)
    (bkz: heartattack in a layby)
    (bkz: collapse the light into earth)

    edit : peace sells and i m buying'a teşekkür ederek, şarkının sadece ikinci solosunu akerfeldt'in attığını belirtmek durumundayım.
    (nebkheperouri, 05.01.2009 23:39 ~ 23:47)
  7. bu kadar çok durup kalkıp, bu kadar çok vites değiştirip aynı zamanda bütünlüğünü bu kadar güzel koruyabilen çok az şarkı vardır. girişiyle, çıkışıyla, bestesiyle, sözleriyle, gitar sololarıyla, duruşları kalkışlarıyla porcupine tree tarihinin açık ara en görkemli şarkısı, steven wilson efendinin sanatının zirvesidir.
    (pushitonmeshitonme, 28.01.2009 23:32)
  8. hacı ben bi yere gidiyodum ama yanlış oldu galiba demenin ingilizcesi.
    (orc, 28.01.2009 23:33)
  9. uzun süredir rastlamadığım güzellikte bir şarkı. bu yüzden, porcupine tree gibi bir grubu da artık dinleme listeme ekleyebilir, üzerinde uzun araştırmalar yapabilirim. bak art arda 11. dinleyişim oldu bu. takriben boşa geçmemiş bir 2 saat eder.
    (calm of desolation, 16.05.2009 18:19 ~ 18:19)
  10. muhteşem şarkı. dinlemek gerenk. upuzun böyle allah ne verdiyse var içinde. büyülüyor ulan öyle güzel.
    (balefulwhisper, 29.10.2009 17:43)
  11. kesinlikle hayatında genelde başarısızlıklara uğramış kişinin, gece şehirler arası otobüs yolculuğuna cuk oturan fon müziğidir. resitaldir. ubik teenage gruplarının koca bir albüm çıkaracağı şarkıdır.
    (karadut, 04.11.2009 23:53)
  12. bu şarkıdan sonra söyle bir dialog yaşamışlığım var.
    badabim : kalk gidelim ya abi olmuyo böyle lanet olsun..
    x kişisi : nereye?
    b : bilmiyorum ama gitmek uzaklaşmak istiyorum off
    x : porcupine tree-arriv.... mi dinledin sen ?
    b :evet..
    evet kalkıp gidesim,uzaklaşasım geliyor benim bu şarkıda..
    (badabumusevenbadabim, 05.11.2009 00:38 ~ 00:39)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil