allah düşmanıma vermesin denilen durumdur. ya hoşanılan kişiden ya da arkadaştan vaz geçilmesi gerekir. karar uzun vadede düşünülüp öyle verilmelidir.
aşk "pat" diye ortaya çıkan bişey olmadığı için kaçınılması kolay bir durumdur. hoşlanma, gülüşün tatlı gelmesi evresinde insan silkinip kendine gelmelidir. yani insanın "evet aşık oldum yapacak bişey yok" demeden durup düşünmesi gerekir. demediyse zaten seçimini yapmıştır.
tabi ki bu durum arkadaşın malum kişiye aşık olduğunun bilinmesi koşulu altında geçerlidir.
(tori, 19.11.2005 00:01 ~ 00:01)
olası bir durum tabi de mutlaka bir taraf daha şiddetli beğeniyordur. diğerinin aşkı zamanla yok olur bu yüzden arkadaştan durumu bir süre gizlemek kafidir. genellikle bir arkadaşın diğerine, aşık olunan kişiyi anlatması sonucunda bir beğeni sempati ağı sarar diğer arkadaşı. karşılaşıp tanışıldığında fiziksel de bir beğeni oluşursa o zaman aşka dönüşür.. ama bazı insanlar da vardır ki onların dönüp bakmayacakları insanlar, başkası tarafından beğenilince, onlar için birden kıymete biner sizden beter aşık olduklarını sanarlar.. aman deeyim .. onlardan korkun çünkü herkesin aşkına el uzatabilir onlar..gulyabaniler bence ..
uçsuz bucaksız gök yüzünde alakasız yerlerden gelip, alakasız yönlere doğru giden iki uçağın havada çarpmışması kadar; hem talihsiz ve hem de korkunç bir durum. bir nevi kaza
aşık olunan kişi sizi yakın bir arkadaşı olarak görüyorsa ve de ona aşık olan kişide sizi yakın bir arkadaşı olarak görüyorsa vahimler vahimi bir durum haline gelir.
bi kaybedenin mutlaka olacacağı,belki de arkadaşla sevdicek arasında seçim yapma sorununu getirebilecek içler acısı durum.hisleri gizlemenin yararlı olabileceğinin göstergesidir.herkes içinde tutarsa kimse fedakarlık yapmak zorunda olmıcaktır belki de.
ne güzel lan baksana sevdiklerimiz bile aynı denilip arkadaşlığın daha da pekişmesini sağlayabilecek durum...
(bkz:
hadi len)
her yaşta başımıza gelebilecek hadise olmakla birlikte, çoğunlukla lise sona kadar görülen hadisedir. zira bu yaşlardan sonra arkadaş diyerek tanımladığınız kişilerin sayısında ciddi bir azalma olur. 20-30 kişiden oluşan herhangi bir lise sınıfındaki herkese arkadaş derken, ileride bu tür bir zorunluluk hissetmez insan. bu durumda aynı sınıfta günde bilmemkaç saatinizi geçirdiğiniz kişilerle ortak bir kişide buluşmanız mümkündür. ortaokulda ve lisede, aklınızda güzel tatlar bırakan anılar edinmenize yol açar. (aşk ve onun getirdiği dengesizlerin toplamı, kavuşamamak, ayrılık acısı vs bunların hepsi güzel şeylerdir zira. trip yapmaya gerek yoktur yani; zevk almasak, aşkın zevkinin de bunalımının da bu kadar uzun sürmesi için çabalamazdık. neyse...)
tabi üniversite öncesi hafif atlatılabilecek (ki aslında atlatılmayanlarını da gördüm ya neyse; geneleme yapalım artık burada) bu durum, üniversitede biraz daha farklı yaşanır. bir kere artık yüzlerle anlatılan mevcutlara sahip anfilerde gördüğünüz insanların çok azına arkadaşım demeye başlarsınız. havuz dersleri sırasında sağdan soldan bir sürü arkadaş edinmemiş bir insansanız ve sınırlı bir grupla takılıyorsanız, işte arkadaşınızın sevdiği kişiye yazılacak, şansız elemanımızdan biri siz oluyorsunuz ne yazık ki. diğer arkadaşımızı tanımlamamız gerekirse eğer; yine aynı grupla takılan fakat aşık olduğu kişiyi gördüğü ilk anda tutku haline getirmiş bir kişidir ki herkes tarafından bilinir bu hissiyatı. bu nedenle onun aşkı legal sayılırken, sonradan aklı başına gelen sıfatına sahip diğer arkadaşımız yanlış yapmış gibi görünür.
bir de aşık olunan kişi var ki onun tanımını yapmak, bu ikisi kadar kolay değildir. sayısız senaryo yazılabilir hakkında. fakat genel olarak durumu özetleyecek olursak; şunlar akla gelebilir.
1. kendine ilanı aşk eden çocuğa ilgi duyması durumu
2. (içten içe) sessiz kalan çocuktan hoşlanması
3. grup dışındaki başka bir kişiye tutulması
tahmin edileceği üzere grup açısından en uygunu, 3. seçenektir.
(dikkat ediyorum da yazarken, hem kız, hem de erkek cinsinden uzak kalıp cinsiyetsiz bir tanım yapmaya çalışıyorum ama bir noktadan sonra; erkek gözüyle bakmaya başlıyorum duruma. bu nedenle aşık olunan kız, aşık olanlar erkekmiş gibi olan kısımları; kendinize göre değiştirmenizde fayda var.)
buraya kadar doğru düzgün bir şey anlatmamış olsam bile; başlığın gerçek tanımının aşık olunan kişinin durumuyla (1-2-3) yakından ilintili olduğunu fark ettirebilmiş olmam gerekli. (şimdi bunu başa alıp güzel bir başlangıç yapardım ama yaz yaz sıkıldım)
arkadaş dediğiniz kişi hakikaten sırtınızı yasladığınız biri ise bırakın gitsin. kardeşten gayrısı gün gelir yalan olur.
(coban, 18.11.2006 19:46)
arkadaşlardan birinin aşık olunan kişiyle ilişki yaşaması halinde diğerinin olgunlukla karşılaması gereken hadisedir.
(anorash, 18.11.2006 19:51 ~ 19:52)
sevgiliyi tanıştıramama sebebi.
(bkz:
kabus)
(bkz:
şok)
eğer aynı kişiye aşık olduğunuz arkadaş karşı cinsinizse, ikinizden en az birinde bir ibnelik ya da lezbiyenlik var demektir. ama çocukluk yıllarında arkadaşla aynı kıza aşık olmak,felaket değil aksine güzel bir olaydır.okul çıkışı 2 ayrı kızı evine kadar takip etme zorunda kalmazsın,ayrıca arkadaşa gaz bile verirsin kendi sevdiğin kıza aşık olsun diye.çocukluk güzeldir...
anaokulu zamanlarında hiç problem yaratmayan durummuş meğer.
aynı erkekten hoşlanıp, hiç kıskanmadan sırayla birbirlerine aynı kişiyi anlatan iki kız çocuğu tanıyorum. gül gibi geçinip gidiyorlar.
(bkz:
çocuk olmak)
arkadaşlığı bitirebilitesi yüksek, hoş olmayan durum. kötü bea...
biz; 11
* kişi bir gence aşık olmuştuk. saç baş birbirimize girdik, kavga ettik falan fıstık. sonra bu genç bizim mahalleden başka bir gençle el ele görüldü.dünyamız değişti. bambaşka olduk.
hatta o günden sonra cinsel tercihimi değiştirdim.
(bkz:
sözlük bana karı bul lan allahsız)
işte böyle bir durumdur.
yaşa göre sonuçları değişen aşk üçgenidir.
ilkokulda gökhan' la aynı kıza vurulmuştuk. deliler gibi aşıktık. okul çıkışı kızı evine kadar talip ederdik beraber. atardım kolumu omzuna, o da bana atardı kolunu. kardeş kardeş takip ederdik sevgilimizi. saf aşk budur.
şu dünyada şu şehirde o kadar insan varken gidip arkadaşla aynı kişiye aşık olmak kötü bir şeydir lakin burada önemli olan kimin daha önce "ya abi ben bu kıza/adama aşığım ya of" gibi yakınmavari sözlerle derdini arkadaşına anlatmasıdır. diğeri;
-geçirdiği hafif şiddetli şokun ardından "ehem öhöm" diye başlayarak "hadi ya sende mi" diyebilir ama biz bu cevabı önermiyoruz çünkü akabinde olaylar ilginç yönlerde gelişebilir ve daha sonra sıkı bir rekabet ortamı oluşabilir.
-gene geçirdiği hafif şiddetli şokun ardından sadece "hadi ya" diyerek aşkını unutmaya çalışıp yeni aşklara yelken açabilir.
*
aşkbu zaten çat orada pat burada arkadaşlığı bozmaya lüzum yok, yeni aşkalara devam
*ama eğer
kara sevda ise gözünüz bir şeyi görmeyebilir ve bütün gemileri yakabilirsiniz lakin yakmadan önce kızın/adamın da sizi sevdiğinden emin olun ki kendi kendinize gelin güvey olmayın.
en iyi arkadaşımla iki defa başımıza gelmişti. fen lisesi ortamı rekabet ortamı, olduğu için... geçti sonra meğer arkadaşlık çok önemli bişeymiş onu öğrendik! hatırladıkça çocukluğumuza güleriz.
bu durumu ortaya çıkartan kızın kendisidir. zamanında ikisi arasında bir şeçim yapmadığı için olur. zaten ne olursa o seçime kadar olur. doğru düzgün arkadadaşlar birbirini ezemez. seçimi kıza bırakırlar. bu arada kendilerini yer bitirirler. arkadaşlık katili olmamak için aşk bastırılır.
kız bu zulmü istediği kadar uzatır. hem de iki aşığa birden sahip olmanın keyfini sürer. hem de ne aşıklar? iş açıklığa kavuşana kadar büyür büyür büyür... hem de ne aşıklar? arkadaşını ezmemek için kıskançlık da yapamazlar. arada bir resmiyet olmadığı için sert de çıkamazlar. hem de ne aşıklar? baskı da yok. her şeye gülümseyen iki aşık. hem de biribiriyle arkadaş.
kız iki aşığıyla hayatının en güzel günlerini yaşar. o iki arkadaş ise akşamları aynı dert için kadeh vururlar.
- dostum nedir senin derdin?
- yok bir şey birader. can sıkıntısı işte. boş ver beni abi. asıl senin halin ne böyle....
sanki, bir şey bilmiyorlarmış gibi yaparlar. o anda birinin telefonu çalsa, diğerini kalbi kırılır. telefon açılmaz. arkadaş ezilmez. ötekine de mesaj gelir. muhtemelen de turkcellden tarife paketidir.
eğer bu adamlar iyi arkadaşlarsa, işin sonunda iki ihtimal varıdır. ya kız bu keyfi tadında bırakıp birini seçer. derin ama öldürücü olmayan bir yürek yarasıyla iş atlatılır. yoksa o iki arkadaş, o kızın keyfini öyle bir kaçırır ki... önce iki centilmen aşığın prensesi muamelesi gördüğü adamlar, sonra bir anda arka mahallenin kaşarı yerine koyar.
eski ve iyi arkadaşlıklarda genelde birer kere yaşanır. birincisi ders olur. ikincisi olmaz.
bu durumda arkadaşınızla artık arkadaş kalabilmeniz mümkün değildir , üstelik aranızdaki gerilim ve rekabet istesenizde istemesenizde sizi iki düşman haline getirecektir . sevdiğinizin ona yakın olması sizi üzecek ızdıraba sokacaktır . hele birde ortamlarınız aynıysa , bu muhteşem üçlü birbirini çok sık görmek zorundaysa al sana
dallas ın daniskası .