belki ilginizi çeker
  1. · gerçek dostluk
  2. · kıskançlık
  3. · harp akademileri
  4. · ikili ilişkiler
  5. · sevgilisi olmamak
  6. · hayata dair tecrübeler
  7. · yüzüncü buluşmada öpüşememek
  8. · kadınlar arasındaki kıskançlık
  9. · 
  10. · insana alışmak
gündem
  1. · kedi keserek internette yayınlayan kız
  2. · her yerinden öpüyorum rüştü
  3. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  4. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  5. · aşk ı memnu
  6. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  7. · the twilight saga new moon
  8. · tayfur havutçu nun jübilesi
  9. · uzak durulması gereken programlar

arkadaşlık  

  1. aslında farklı ve çok özel bir anlamı olsada zaman içerisinde bizim toplulumumuzda karşı cinsler arasında ki ilişkiyi simgeleyen bir kelime haline gelmiştir.
    (crownguard, 02.04.2004 22:56)
  2. insanları tanımanın bu kadar zor olduğunu bilmezdim önceleri, tanıyamamak daha kolaymış meğerse. yaşanan onca şey, bir yanılmaymış.iyi, hissedilene karşı bir kaplama olarak kalmış. ne yaparsak, ne edersek adı "iyi" olmuş. bencillik, başkalarını düşünmemek, "hep arkamdalar ne de olsa" fobisini tetiklemiş. arkadaşlık, beraber yapılan aktivitelerde, işine gelince arkadaşlıkmış sadece. sadece şartlar elverince, sadece aynı şeyi düşününce.

    yaptıklarına, en ufak bir desteği vereceğimi düşünüyorsan yanılıyorsun. aksine, bir anda dönüştüğün canavarı öldürmeye niyetim var. ego, çıkarcılık ... bunlar önceden de bildiğim şeylerdi bazıları için. fakat, aptal yerine koymak bazılarını, ister istemez ağzımın bozulmasına yol açıyor. muhtemelen, bu yolda ilerlediğin sürece, tanıdığım sen olmayacaksın, ama kendince çok güzel günler geçireceğine de eminim. fakat ne olursa olsun dostum, kendine verdiğin değer, ettiğinden daha fazla. kimseden ne üstünsün, ne de akıllı. sadece harcıyor ve harcanıyorsun bazı konularda. arkadaşlarınla devam et, izlediğin bu yolda. belki de bir hiç uğruna ama.. farkına varınca, başkalarına dediğin şeyi kendin yapma. çünkü sanmıyorum ki dünya üzerinde bir kişi, "o" kişi olamaz artık, olmayacak.

    ve ayrıca, sana hala dost diyebiliyorum diye kendini özel biri olarak görme. çünkü dostlarını iki dakikada edinip, kaybedebilen biri için, arkadaşlığın ne kadar önemli olduğunu anlamanı da beklemiyorum. hiç bir şey beklemiyorum, arkadaşım olmayan dostum.

    --------------------------------------------------------------------------------

    "we used to climb the highest peaks
    used to lay there in the breeze
    then you turned around to run
    so now ı'm gone"
    (ben bilmem beyim bilir, 26.09.2005 16:03 ~ 16:05)
  3. bir gün cephede, aynı siperde iki yakın arkadaş, düşmana karşı amansız bir mücadele vermektedir, hava kurşunlarla biraz daha ağırlaşmıştır. arkadaşlardan birisi biraz daha ilerideki sipere geçmek zorunda kalır. ama tam diğer hendeğe geçecekken vurulur, hendeğe yuvarlanır. geride kalan arkadaşı ise hemen komutanına gider, "komutanım, arkadaşım vuruldu, izninizle onu getirmeye gidiyorum" der. komutan hemen karşı çıkar "oğlum havada arı gibi kurşunlar geçiyor, arkadaşın şehit oldu, seni de kaybetmek istemem" der, ama asker üsteler. askerin bir kaç defa daha üstelemesi ile komutanın ikna olur, gönülsüzce de olsa izin verir.

    asker, arkadaşının yanına, mucizevi şekilde yara almadan sürünerek gider. ama arkadaşını kan revan içinde bulur, arkadaşı hala yaşamaktadır, her ne kadar bu pek uzun sürmeyecekse de. yaralı asker, arkadaşına eğilmesi için işaret eder ve kulağına birşeyler fısıldar, ölür. şehit olmuş arkadaşını sırtlayan asker, cephe gerisine kadar yine mucizevi bir şekilde, zorlukla da olsa gelir. fakat şehidi görünce komutan "oğlum, görüyorsun işte arkadaşın şehit oldu, kendi hayatını da riske attın" der. ancak asker buna karşı çıkar: "ama buna değdi komutanım, bana son sözünü söyleyebildi" der. komutan şaşırır, hemen sorar "ne dedi peki?". asker cevap verir: "senin geleceğini biliyordum".
    (camel, 05.01.2006 03:02)
  4. freud'a göre çıkar ilişkisi.
    (keyif pezevengi, 04.02.2006 03:08)
  5. mail forwardladıkça arttığına inanılan insan ilişkisi.
    (fantastik karakter, 04.02.2006 03:51)
  6. ikili ilişkilerimde başladığı zaman aşkı bitiren ve aşkın bittiği yerde başlayan durum.
    (julian apostate, 04.02.2006 11:15)
  7. basit bir çıkarma yaptık ondokuz sene olmuş,mahalle arkadaşımı gördüm bugün başka bir şehirde kankardeşimi.geçmişe,bugüne şöyle bir bakıyorum da sahici şeylerden biri gerçek arkadaşlık.içimdeki ses "ne var lan bunda bunca sene olmuş yenimi anladın" diyor..."sen sanki çok farkındasın diyorum,etrafına bir bak,çevrendekilere..birden susuyor.acayip bir sessizlik.kim lan bu insanlar sorusunu sormaya bile korkuyorum kendime.içimdeki ses ben mi kendim mi..bilmiyorum.kandırıkçılığın ne olduğunu bildiğimiz ama çıkar nedir henüz öğrenmemiş olduğumuz yıllar..şarkı geliyor birden aklıma hani herkes arkadaş..sonra birden eskidendi diyorum.ama senin için eskidendi.şu an o güzelliği yaşayan sayısız çocuk var..hepsi de büyümek istiyor.hani çocukluktan çıkmış olmanın verdiği garip haz,üniversiteyi bitirince de belirir bünyede hani.. ergen çocuğu,mezun öğrenciyi küçük görür gibi olur ya.güzel olan herşey batıyo kıçımıza,kendimiz batırıp kendimiz kurtulmaya çalışıyoruz..aşklarımızı da bu yüzden kaybetmiyormuyuz..yaş ilerledikçe daha derine batıyo..çocukluk,öğrencilik,aşk..yeterli zaman aşımından sonra da affediyoruz kendimizi.herkesin arkadaşlık hikayesi ayrı..benim bütün gerçek arkadaşlarım hepsi istanbula gitti liseden sonra,sevgilim dahil.biz kaldık.ben hep nefret ettim o şehirden.o da beni çok sallıyodu ya.ulan biriniz de ankaraya gidin.yok.bana da hak ver istanbul senden başka suçlayacak hiç birşey bulamadım.gerçek arkadaşlık daha başka birşeymiş öyle ilkokulu,lisesi,üniversitesi yok bu işin.üniversitede de yaşadık hatta dikenine katlanmayı da öğrendik.sevdik sevildik..yine dağıldık.kader.memleketine dönen,başka şehirde iş bulan.bu arada dönenler oldu istanbuldan.ulen yalvardım dönün "içtiğim rakı boğazımdan geçmiyo,tavla oynıyamıyom,başkasıyla yaptığım basket maçından zevk almıyom".sonunda bende iş değiştirip başka şehrin yolunu tutup anladım:arkadaşlık en sevdiğin şiir,şarkı gibi birşeymiş ezbere bilinen..rakı içip kapıyorum gözlerimi hepsi yanımda sanki.
    (smuredfath, 09.08.2006 02:09)
  8. yeterince zengin ve modern olmayan ülkelere özgü bir hastalık.
    (insanlığa adanmış bir hayat, 22.01.2007 21:46)
  9. "arkadaşlık ağaca benzer kurudumu yeşermez artık"
    (adyoisis, 08.07.2007 17:49)
  10. bir sıfatın isimleştirilmesinden ibaret bir kelimedir. insan çok değer verdiği, hayatının en önemli anlarında yanında olmasını istediği, en özel detaylarını paylaştığı bir insana da; beraber görünmekten bile haz etmediği, onu bir selam vererek başından savuşturmak istediği birine de ’hayırdır bu kim?’ ‘bir arkadaş’ şeklinde bir diyalogla arkadaşım diyip, bir arkadaşlık ilişkisi kurabilir. peki gerçek arkadaşlık hangisiyledir? tabiî ki hayatında devamlı olmasını istediğinledir.

    ama gün gelir can ciğer arkadaşım dediğin o insan arkandan ileri geri, bilip bilmeden, abuk sabuk konuşmaya başlar. ben bunu öğrendim ki dünyanın bile döndüğü bir zamanda insanların da dönmesi normalmiş. anladım ki sahte bir tiyatro oyunundan ibaret olan ömürde, arkadaşım dediklerin sadece bu oyunda ufak roller almış figüranlarmış ve kendi rollerini oynuyorlarmış. sen onlara değer vermişsin ama bilememişsin ki figüranlar oyunda sadece bir süre gözükür sonra da kaybolurlarmış. onların arkadaşlığı da kendileri gibi oyundaki bir senaryodan başka bir şey değilmiş. bunu anlayınca değerli dediğin kişinin, selam bile vermek istemediğin kişiye nasıl dönüştüğünü izlersin şaşkınlıkla. ama bilirsin ki insan bile ölüyor, arkadaşlıklar nasıl ölmesin? sen kendin sıfattan türettiğin bu isme değer verirsen, ben böyle ismin sıfatına tükürürüm.
    (panicatack, 14.06.2008 00:05 ~ 00:06)
  11. anlamını, yaşanırlığını içimize sindirebildiğimiz konusunda şiddetle kuşkular taşıdığım, içi boşlukta kalmalarda kavramlardan biri daha.sözcükler bu kadar keskin hatlı ama biraz da törpülü gelince buna gardını almak, izin vermemek, değeri yaşamamakta serpiştirilmelidir.nasıl serpiştirmek bir zorunluluğa oynamasın kine?! sonu can yakmalar, üzülmelerle bezeneceği sonucu varken.
    peki ne yapalım, bütün kavramları piç edenler var diye herşeyi ''mış'' gibi mi yaşayalım; dünya adına bütün savunduklarımıza bile ters düşerek, kendimizle çelişerek.en iyisi biz bu kavram karmaşalarından sıyrılıp çıkalım işin içinden...herkes kendi insanlığı ile sizde, bizde, onda, bunda, şunda anlam bulsun.sıkıştırılmışlığından beklentilerin demetlerinden kurtulsun.ha bunuda karmaşaya yolaklık etme denir ki, ne karmaşası olacaksa. kavram mı! olmayan şeyin mi?
    'neyse'ye geçiş verelim ve...hepsi akıl yürütmeleri, ki işarete mazharın silikliğinde.sorun insanlık denilen kavramda bunu taşıyabilmekte, taşıyabilen zaten bir arkadaş, dost hatta baba, dayı, teyze...
    kavramların ne suçu var kine?! onlar gayet şıklar. şık olmayan, yakışıksızlığı yaşatan bizden başkası değil.
    mutlaka vardır bir yerlerde bu kavramlarında göğsünü kabartanlar, bir oh çektirenler.
    (biyolojiksaat, 14.06.2008 15:00 ~ 15.06.2008 11:04)
  12. (melll, 14.06.2008 15:02 ~ 15:02)
  13. hakkında bir sürü site ve telefon hattı açılan şey
    (ntcik, 14.06.2008 15:14)
  14. arkadaşlık, dostluk kavramının niteliğini, kişinin arayıp soruyor olma katsayısı ile bağlantılı değerlendirenlerden, bir de herhangi bir sorunda muadil başka arkadaşlıklarla kıyas yapanlardan uzak durulmalı.
    (scherzi, 03.09.2008 00:57 ~ 00:57)
  15. lisedeyken bir söz ilişmişti kulağıma:
    klişe belki ama gerçek gibi sanki:

    "kardeş, mecburi arkadaş;
    arkadaş, seçilmiş kardeştir"

    arkadaşlık kardeşliktir..
    (kelebeque, 03.09.2008 01:10)
  16. arkadaşlık karşılıklı ego tatmini yapmak değildir. zaten arkadaş olan kişilerin kendilerine saygısı varsa bu ego tatmini olayını yapmazlar. ayrıca arkadaşlığı görmeden sevmek kavramına yaklaştıranlardan uzak durulmalı, hatta hemen kaçılmalıdır.
    (beyourself, 04.09.2008 09:58 ~ 12:37)
  17. ve bir genç, şöyle dedi: 'bize arkadaşlıktan bahset.'

    ve o cevap verdi:

    'arkadaşınız, cevap bulan gereksinimlerinizdir.
    o, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır.
    o sizin sofranız ve ocak başınızdır.
    çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız.
    arkadaşınız sizinle içinden geldiği gibi konuştuğunda,
    ne 'hayır' demek zor gelir, ne de 'evet' demekten çekinirsiniz.
    ve o sessiz kaldığında, kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir.
    çünkü arkadaşlıkta, kelimeler susunca, tüm düşünceler, tüm arzular
    ve beklentiler, gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar.
    arkadaşınızdan ayrıldığınızda ise yas tutmazsınız;
    çünkü onun en sevdiğiniz yanı, yokluğunda
    daha bir berraklık kazanır, tıpkı bir dağın,
    dağcıya, ovadan daha net görünmesi gibi...
    ve arkadaşlığınızda, ruhsal derinlik
    kazanmaktan başka bir amaç gütmeyin.
    çünkü, salt kendi gizemini açığa vurmak peşinde
    olan sevgi, sevgi değil, savrulmuş bir ağdır
    ve sadece yararsız olan yakalanır.
    ve arkadaşınıza, kendinizi olduğunuz gibi sunun.
    eğer dalgalarınızın cezrini bilecekse,
    meddini de bilmesine izin verin.
    çünkü salt zaman öldürmek için bir arkadaş
    aramanızın anlamı olabilir mı?
    onu, zamanı yaşatmak için arayın.
    çünkü o gereksiniminizi karşılamak içindir,
    boşluğunuzu doldurmak için değil.
    ve arkadaşlığın hoşluğunda,
    kahkahalar, paylaşılan hazlar olsun.
    çünkü küçük şeylerin şebneminde,
    yürek sabahını bulur ve tazelenir.'

    halil cibran
    (hippidihoppo, 04.09.2008 12:25)
  18. "banklarda oturan genç kız çiftlerini incelemek üzere belediye parkına geri döndük; kimi zaman öyle oluyordu ki kızlardan biri hoşken ötekisi hiç de değildi.
    'doğanın garip bir yasası bu.çirkin kadın daha hoş olan arkadaşının parıltısından yararlanmayı umuyor ve hoş olan da arkadaşının çirkinliğinin yarattığı fonda daha büyük bir parıltıyla parıldamayı umuyor; bundan bizim için çıkan sonuç dostluğun bitip tükenmeyen sınamalardan geçmesi.'"*
    (natalya casta, 04.09.2008 12:33)
  19. bu kavramın değerini yitirdiğini hatta böyle bişeyin artık varolmadığını düşünmek çok acı. hep bu sefer tamam işte benimde harika bi arkadaşım var, her zaman yanımda olabilecek biri var artık diye düşünüldüğünde, umutları söndüren bir olay olması insanı ister istemez karamsarlığa sürüklüyor. bir zamanlar yediğiniz, içtiğiniz ayrı gitmeyen, aileden daha çok vakit geçirilen arkadaşların saçma sapan insanlar uğruna sizden vazgeçmesi ne yazık ki çok acıdır fakat asıl acı olan da bu insanı/insanları nasıl bu kadar çok sevmişim nasıl arkadaşım demişim türevinde düşüncelerin beyninizi sürekli kemirmesidir. bi süre sonra kendine güveni, insanlara güveni yavaş yavaş unutturur ve kalabalıklar içinde yanlız kalmaya mecbur eder arkadaşlar(!)
    (mudflow, 28.09.2008 01:06)
  20. zordur arkadaşlık anlamak zordur bilmek zor anlayış göstermek zor...
    değerli olduğunu bilmelisin önce, karşındakine değer vermelisin kendini sevmelisinki karşındakini sevebilesin yalnızlığın zayıflığını zavallılığını bilmelisin ki onunla gurur duymayasın, anlayışlı olmalısınki herşeye rağmen sevebilmelisin onu, görmezden gelmelisin bazı şeyleri, acısını hissedebilmelisin içinde, beraber ağlamalısın belkide sevdiğini sevindiğini duyabilmelisin, gece gündüz demeden herşeyi yapabilmelisin, güvenmelisin; yanında kendini kaybedebilecek kadar...
    yanlış birşey varsa bağırarak tokat atarak kavga etmekte olabilirdi arkadaşlık ne olduğu çok da önemli değil aslında içten olmalı sadece...
    arkadaşlık dediğin içinden gelmeli insanın ve içinde olmalı samimi ve sıcak beraberken yanlızlığı ifade etmek kadar yalın olmalı.
    kağıt ve kalem arkadaşlarım birtek onlar ben yalnız ben onlar başkada hiç kimse değil...
    boş bir tualde arkadaşım olurdu, gökyüzüde, denizde... alev bile arkadaşım olurdu evren arkadaşım olurdu hepsi oldukları gibi doğal tüm çıplaklığıyla karşımda ve tüm gizli yanlarımı gösteriyorlar bana sormasamda gösteriyorlar zamanı geldiğinde şuan olduğu gibi...
    (mayıs, 23.10.2008 02:06 ~ 14.11.2008 00:41)
  21. bu gün, değerlimden bana gönderilen iletide yer alan bir kısım.
    ''iki arkadaş çölde yürüyorlardı. yolculuk sırasında bir tartışma yaşandı ve arkadaşlardan biri ötekine tokat attı. tokadı yiyen kişinin canı acıdı ama hiçbir şey söylemeden eğildi ve kuma şöyle yazdı:
    'bugün en iyi arkadaşım bana tokat attı.' "
    (seher, 02.06.2009 17:46)
  22. (so has, 12.08.2009 12:26)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil