samimiyet ne olursa olsun sonuçta kutlanaması gerektiği halde yapmamak ve sonucunda o kişiyi üzücek durum.
*
(bınar, 09.08.2004 02:49)
ertesi gün
-ya, senin bu vakitler yaşgünün vardı perşembe mi? sana şööle kralından bi pasta yapalım.
denerek kıvıralabilecek durum.
eğer çok karışık bir dönem geçiriyorsanız arkadaşın anlayışla karşılaması gereken durum. özellikle yaz aylarında daha çok gerçekleşen bir durumdur bu, günlerin ve tarihin tam farkında olunamadığı için doğumgünü arada kaynayabilir. kişiyi kötü hissettirir ama önemsendiğini bilen arkadaş böyle bir duruma anlayış gösterir.
aradan kaç gün geçmiş olursa olsun, ona fırsat tanımadan arayıp doğumgününü hatırlatmadığı için sitem edilir
gerçekleştiği insanların, ne doğumgünü kardeşim ben bilmem öle şey gavur icadı bunnar diyerekten bişeylerin arkasına sığındığı olay..
(geyik, 09.08.2004 18:34)
eğer arkadaşınızın doğumgünü olduğunu onunla sinemadayken, kendisini arayan başka bir arkadaş vasıtasıyla öğrendiyseniz yerin dibine girmenizi sağlayabilecek felaket bir durum..
insanın kendini affettirmek için eğlence mekanlarında sabahlamasına neden olabilecek durum
farkına varıldığında eğer o arkadaş gerçekten yakın arkadaşsa başınızdan aşağıya kaynar suyun dökülmesine neden olan olay.
arkadaşın sizin için önemine göre değişen bir umursama durumunu beraberinde getirir.ve de efektler cabası.
(bkz.
oha sıçtık)
(pudra, 31.08.2004 16:14 ~ 19:23)
insanlar bu duruma düştüğünde, yüzleri hangi renge bürüneceğini seçemez hale gelir.(neyse ki henüz başıma gelmedi) unutmak insana mahsustur ama yine de suç suçtur. ne yapsan da özrün kabahatinden büyüktür. kimisi "ya unuttum şimdi, bari hiç gözükmeyeyim de yüzüne farkına varmasın" şeklinde yol seçse de artık bu da teknoloji sayesinde kaçış olmaktan çıkmıştır.
yani ayıptır. her şeyin bir karşılığı vardır hem...
önceki sene ilk kutlayan kişi en yakın arkadaşınızsa, siz onun doğum günü için uğraşmışsanız, giyeceği elbiseyi birlikte seçip almışsanız, kutlamayı yapacağı yere beraber karar vermişseniz, bir nevi ev sahibi edasıyla ortalıkta dolandıysanız sizin doğum gününüzün unutulması çok fazla koyacaktır. saat 00:00 itibariyle telefona bakılır, bir mesaj beklenir. ertesi gece 00:00 olur, bir hüzün kaplar kişiyi. unutulmuş olmanın dayanılmaz ağırlığı altında ezilirsiniz. sonunda bekleyiş başlar, ne zaman hatırlanacaksınız, ne zaman fark edecek sizin bir yaş daha büyüdüğünüzü? aslında geçen o bir sene değildir büyüten, doğum gününüzdür, bütün bir gün boyunca en azından bir "doğum günün kutlu olsun" mesajını beklediğiniz gündür. büyüdükçe hayal kırıklıklarına alışırsınız, aldırmaz olursunuz. düşünürsünüz, "vardır önemli bir nedeni, belki kafası çok doludur, o kadar yoğun ki hatırlayamadı, hem telefonunu değiştirmişti, hatırlatma notu eski telefonunda kalmıştır, yenisine kaydetmemiştir" dersiniz. "onunki 11 temmuz ama, neden ben ezbere biliyorum ki onun doğumgününü!!"
o değil de, 3. gün oldu, hala tık yok...
(misuf, 10.12.2006 00:00)
doğumgünü takılmıyorsa doğal olan şey. hatırlamak şöyle dursun bildiğim doğumgünü sayısı bir elin parmaklarını geçmez benim. benimkini de kimse hatırlasın istemem. alışık değilseniz bir günde ilgi alaka manyağı olmak sıkıcı olabiliyor. hediye almak da vermekten daha zordur.
aslında bir ay öncesinden aklınızda olan bir gündür. günleri sayarsınız hatta. ama o gün nedense kutlayamazsınız unutursunuz. hep böyle günlerde kafanız bir şeyle meşgul olur. günün sonunda dank eder. ama doğum günü olan arkadaşınız o gününün 00:01inden beri triptedir. artık çok geçtir.
eğer düzenli olarak yapılırsa sorun olmaktan çıkar. neredeyse sıfır hafızayla bu yaşa kadar gelmiş bir insan olarak düşüncem şu ki, samimi bir şekilde kutladıktan sonra 6 ay önce de kutlasanız, 1 ay sonra da, karşınızdaki kişi anlayışla karşılıyor.
hatta altı ay önceden kutladığınız insandan bir de "kusura bakma doğumgünün 2 gün önceydi biliyorum ama sen de beni biliyorsun" gibi bir özür dilerseniz artık ömür boyu tüm yıldönümü kutlamalarından muaf tutulacağınız deneyimimle sabittir. şahsen garanti ederim.
özetle, işin sırrı insanları doğumgünlerini zamanında kutladığınızda şaşıracak hale getirmek.
(bkz:
@1426934)
(radula, 10.12.2006 01:53 ~ 20.08.2007 01:23)
geçen senelerde beraber kutladığınız doğum günleri mesafelere yenik düşüp unutulabilir ,karışabilir;
-onbiri senin doğum günün değil mi?
napcan doğum gününde,ne istiyosun?
-yaptık biz onu onbirinde
-bugün onu ama...
-tamam işte onbirinci ayın onikiside yaptık
-hadi ya ben onikinci ayın onbiri diye hatırlıyorum kutlu olsun o zaman...
bu bir
tersinir reaksiyondur unutulup önceden de kutlanabilir,affedilebilme özelliği daha yüksektir
(abece, 10.12.2006 02:09)
geçen sene başıma gelmiştir. benim doğum günümde canını dişine takıp da sürpriz parti hazırlamış olan yüce insan dr87 ye doğum gününde bir mesaj dahi atmak aklıma gelmemiştir. unutmuş olduğumu bizzat kendisinden öğrenmek daha da mal etmiştir beni. kafam eşek suratına dönüştü desem yeridir.
gayet normal bir durumdur nitekim her sene herkesin doğum gününü unuturum.artık bu duruma alışmışlardır.o yüzden doğum günü olan kişi "bugün benim doğum günüm" diye bana mesaj atmaktadır.
unuttuğunu farkedince ne yapacağını şaşırtan durum
telafi edilemez bir hata hele arkadaşınız böyle şeylere önem veren ve asla unutmayan biriyse
o gün bu gün müydü ya diye şaşırarak günleri karıştırdığınıza arkadaşınızı ikna etmenizi gerektirebilir.
ya da doğum günü olan arkadaşın kendisinin arayıp hesap sormasına maruz kalabilirsiniz.
on tane browni gold alınır,mum bulunur süprizvari bir kurtarma çalışması yapılır,batılır.
bugün yaşadığım durumdur.şükür olsun ki günün bitmesine 4 saat kala hatırlayarak, bir nebze de olsa durumu kurtarmış bulunuyorum.
(bkz:
oh be)
eğer kendi doğum günüzü bile unutuyorsanız ya da önemsemiyorsanız, samimice unutabileceğiniz ama her şeye rağmen kendi doğum gününüzden bile önemli olduğunu düşündüğünüz çoğu zaman bu dost sayılabilecek arkadaşınızın doğum gününü unutmuş olmak çok zor ve o derece utandırıcı gelir; öyleki, sırf bu yüzden, ondan sonra gelecek doğum gününüzü hatırlamamasını dahi büyük bir istekle dilersiniz. aksi halde bunu yaşamak daha da zordur.