sık sık belgesellerde gösterilen mevzu.. aslanlar gelir göt kaslarının verdiği çeviklik ile zebrayı kapar, büyük kısmını yer, kalan artıkları leş kokusuna gelen sürülerine bırakır gider, kimi zebralarda bu olayı belgesel çeken abilerinin yanında "kuliste" izlerler..
hikmet abi vardı bir de, bizim eski mahellenin bakkalıydı. her ne kadar altına mıknatıs koyduğu tartı doğruyu göstermese dahi iyi bir adamdı hikmet, elleri de gazyağı kokardı.. mevzu bahis eski ya, gittiğimde bakkalın yerinde yeller esiyordu, üzerinde de süpermarket..
artık hikmet abi de yoktu altına mıknatıs koyduğu tartı da...
bırakın türkiye'yi bütün dünya insanlarının da dönüştüğü zihniyetin küçük bir göstergesidir bu zebralar.
sokakta dövülen insanlara, işlenen cinayetlere, tecavüz edilmek üzere bir kenara çekilen kadınlara, yolda hastalanıp da yere düşen insanlara göz ucuyla şöyle bir bakıp geçen kişiliksiz korkakların bu zebralardan farkı kalmamıştır. aslında yanlış söyledim; fark vardır çünkü bu zebraların aklı yoktur ve bu yüzden öyle hıyar gibi bakarlar. ama aklı olduğu halde o aklın kulağına fısıldadığı "hadi bir şeyler yap!!" sözlerini bile etkisiz hale getirip yürüyüp geçen insansılar bu zebralardan da aşağıdır.
durun size örnek de vereyim, hem de çok çok yakın bir yerden ve yakın zamanda:
zaman: aralığın son haftası / 2006
elektrik - elektronik fakültesinde ön koridorda arkadaşla (ömer) duruyorum, sohbet ediyoruz. serkan adında diğer bir arkadaş önümüzden geçip selam verip arka koridora doğru bir hocaya yetişmek üzere aceleyle devam ediyor. (ön ve arka koridorlar "le" biçiminde bir dönemeçle ayrılıyorlar) biz konuşmaya devam ediyoruz. 5 dakika sonra serkan bu sefer bembeyaz bir suratla koşarak dışarı çıkıyor ve telefonla birilerini arıyor. ... 5 dk geçmeden sedye ile iki sağlık görevlisi, kapı önünde bir araçtan inip serkanla beraber yeniden arka koridora doğru koşmaya başlıyorlar.
e biz de tabii ki..
yerde yatan bir kız var; bayılmış. ilk kontroller yapılıyor ve sonra sedyeye alınıp götürülüyor medikososyale.
ayrıntılar şöyle;
serkan yanımızdan geçip arka koridora gittiğinde kızı orada yerde boylu boyunca yatar halde buluyor. kızın yakınındaki pencere önünde dikilmiş ve sohbet eden iki kişiye serkan ne olduğunu sorunca "biz yarım saattir buradayız ve geldiğimizden beri kız orada yatıyor" cevabını alıyor. sonrasını söyledim zaten; serkan koşarak yine yanımızdan geçiyor ve telefon.....
bu iki insan; size sesleniyorum; siz değil zebra, merzifon eşşeği bile olamazsınız!..
hıyar gibi baktığını düşündüğümüz ve fakat yanıldığımız zebralardır. dikkat ettiyseniz olayı izleyen zebralar sürekli geviş getirirler; biz onların mal gibi hıyar gibi baktıklarını düşünürüz ama aslında onlar, arkadaşlarıyla dudak alfabesiyle konuşan zebralardır.
- ne yatıyosun lan, gelsene buraya, şahane ebegümeci var burda.
+ görmüyor musun amına koyim?!
- ulan kalk gel işte, kalmayacak bıy bıy edecen sonra.
+ lan oğlum yiyorlar beni sen ebegümeci diyosun!
o asil renklerin hakkını veremeyen hayvanlardır. bir yardımlaşma, bir dayanışma, bir bütünlük, bir beraberlik bekliyor insan üstünde siyah beyaz formayı görünce.
(bkz: ruhsuz ibneler)
"ölenle de ölünmez ki" felsefesine sahip zebralardır. "boş yere don kişotluk yapmanın da alemi yoktur" diye düşünüyor olabilecekleri gibi, algıda seçililik yapıp hıyar gibi bakarken aslana filan değil belki yiyecek başka ota falan bakıyorlardır.
sistemin açlık, yoksulluk, işsizlik, hastalık v.b. şekillerde tüketmekte olduğu insanları yalnızca gazete sayfalarında bir haber olarak okuyup, iki "vah vah" dedikten sonra, "bakalım hülya avşar ne demiş bu hafta?" diyerek magazin sayfalarına yönelen insanların duyarsızlığından pek de farkı olmayan durum..üstelik zebralar hayvan ve düşünme yetileri yok diye biliyoruz...asıl hıyarlığın kimde olduğu meçhul...
önemli not: niyetim beşiktaş'lı dostları kırmak değil...ama renkleri de düşününce böyle bir benzetme yapmaktan alamadım kendimi..zafer sarhoşluğuna verin.)
iyi gün dostu zebralardır.
olurda aslanın pençeleri arasından kurtulursam, bir daha yüzlerine bakmam yemin ediyorum!
kurban zebra kanlı çığlıklar atarak yardım isterken;
-ekosistem abi doğal denge, seni seçti avcılar bizim misyonumuz izlemek !?
diyen zebralardır. kaç tanesiniz bi ogranize olun, bacaklarınız güçlü, beraber ilerleyin korkutun kaçırın, tepin bir şeyler yapın değil mi. ama yok, biz yırttık izleyelim ambiyansı bozmayalım.
dua edin kurtulmayayım burdan diyerek içinden binlerce küfür eden zavallı zebranın eski arkadaşlarıdır bu zebralar.
biraz insan olun filleri örnek alın.
----ulan aslanlar hilmi abiye otlağın orda dalmışlar herif hoşaf olmuş lan toplaşın basalım mekanlarını
----(!)(?)(!)(?)(!)(?)
----hadisenize oğlum
----abi sana kaç kere dedim insanlara özenme diye.sen otur götü kurtardığına şükret
önce zencileri götürdüler,ben zenci değildim sesimi çıkarmadım.
sonra sakatları götürdüler, ben sakat değildim sesimi çıkarmadım.
daha sonra da yahudileri götürdüler, ben yahudi değildim sesimi çıkarmadım.
en sonunda beni de götürdüler. kimse sesini çıkarmadı çünkü ses çıkaracak kimse kalmamıştı.
bertolt brecht'in anlattığı bu durumun doğadaki izdüşümü denilebilecek hadise.
insanlarda daha da vahşicesi yaşanır.
yaşıtları biraz para için mendil , limon satarken yanlarından umursamadan geçen insanlar kadar duyarlı zebralardır..zira bu tip örnekler için ormanlara cingıllara gitmeye ne hacet
doğanın dengesine ve hayvan düşünemediği/insiyatif kullanamadığı için hayvandır , içgüdüleriyle hareket ettiği için gibi gerçeklere uygun davranan zebradır .
çoğunlukla kaçar ve arkasına bakmaz zebra sürüsü saldırıya uğrayınca. geride kurban kaldıysa kimse takmaz, insani duyguları kabarmaz, çünkü insan değildir sürümüz bireyleri.
eğer zebra'nın teki (durum odur ya!) durup olayı izliyorsa, "tepkisiz" kalması yadsınamaz... ne yapacak ?! ağlayıp dövünsün mü hayvancağız, o kadarını sirkteki eğitimliler yapamıyor efendiler !!!