|
|
- emek sineması'nın arka sokağında, ex-bronx ile yanyana, leziz müziklerin*** çaldığı, sokağa sandalye masa atıp yazın keyfini çıkarttıran mekan
- açık havada bira içip hemen yakınınızdaki seyyar satıcılardan alınan midye dolma olsun, patlamış mısır olsun çeşitli çerezleri tüketetebileceğiniz bir mekan olması sebebiyetiyle tercih edilebilecek bir yer.etraftaki çılgın teenagelerı ignore edebilecek bir bünyeye sahip olmak gerek şart ama.
- yeşil çam sokaktaki ex bronx yanı bar.
- izmir bornova'da süvari caddesi'nin arkasındaki sokakta bulunan ege üniversitesi ve bornova anadolu lisesi öğrencilerinin pek sevdiği oyun kafe.
- çok sevdiğim exbronx'un yanındaki bar. genel olarak sokak güzel zaten ordaki rahatlık hiçbiryerde yok. ama tuvaletinin trainspotting tuvaleti olmasına ramak kalmış. gerçi haftasonları falan zaten imkansız oluyor o tuvalete girmek önündeki kuyruk yüzünden.
(captoll, 02.09.2004 11:35 ~ 06.09.2004 14:13)
- cidden çok güzel müzik çalan yer. ama tuvalet kuyruğu emekli kuyruğu gibi resmen. bira ucuz vs. güzel bi yer
- önünden on dakikada bir salatalıkçı geçen, karşısındaki midyecisiyle özdeşleşmiş kalite müzik çalan mekan.
- (bkz: beyoğlunun arka sokakları)
(mavio, 29.09.2004 15:29)
- en azından şu sıralar pek leziz çaldığını söyleyemediğim mekan. duvarında pearl jam yanında dr. dre posteri asılı durmaktadır. ayrıca sokaktan geçen tuvalet ihtiyacını burda karşılıyo galiba. tuvaletin boş kaldığına şahit olamadım daha.
- bir aralar kaçak yayın dergisi içinde faaliyet sürdüren fanzin tadındaki dergicik. artık kaçak yayında yok, iyi ki yok!
- (bkz: yeşim çam sokak)
yeşim sokak'ta emek'i ve sinepopu geçince tabelasını göreceğin bar.
diğer bir deyişle barların duyunduğu güzide sokak.
yaşamak lazım,içmek lazım,orada muhabbet etmek lazım...
- alsancak kıbrıs şehitleri caddesinde bulunan vasat bi cafe. eskiden pek bi güzeldi. ortaçağ hanlarına benzerdi. duvarlar taştandı falan. frp mekanımızdı. ama şimdi duvarları garip garip renklere boyadılar. çaldıkları şeyler bile çekilmez oldu. yazık oldu.
(bkz: ticari kaygılar)
- ilkay akkaya'nın yine albümünden, söz ve müziği yaşar aydın'a ait olan bir şarkı.
sözleri ise şöyle efendim:
geçmişti bundan ibaret hayatım
korkmuştum kan ter içinde uyandım
evimiz arka sokaktaydı
eve dönmeler bize tuzak
vurulup düşmüş bedenim
gölgem ayakta kalmış
evimiz arka sokaktaydı
ana caddeler bize uzak
düşlerim hayallerim hep
arka sokakta kaldı
geçmişti bundan ibaret hayatım
korkmuştum kan ter içinde uyandım
evimiz arka sokaktaydı
derin uykular bize yasak
bağırdım çaresizliğimi
hiç arka çıkan olmadı
evimiz arka sokaktaydı
ana caddeler bize uzak
düşlerim hayallerim hep
arka sokakta kaldı
- beyoğlu'nda zamanın (en azından 5 sene civarı öncesi) çılgınımsı gençliğini, "eskiden insanlar beyoğlu'na takım elbiseyle çıkardı. buradan bir çorap bile alamazdın, öyle elitti.. kulitti.." tipi geyiklere gark eden bir mekan, günümüzde. sokağın girişindeki pendor isimli güzide mekan ise, tek mutluluk kaynağı olarak ayakta duruyor.
kışın, içersinin tıklım tıklım olduğu, herkesin gözlerinden ışık saça saça, mutlulukla coştuğu, hele ki özellikle yağmurlu günlerde; bira- ter ve yağmuru yiyip leş gibi kokan uzun saç kombinasyonunu kesinkes sağlayıp, iğrenç ambiyansını yakalayan tüm barları, her şeye rağmen eğlenceliydi.
yazın ise, sokağa atılan masalar, küçücük sandalyeler ve el arabasında hıyar satan abinin de aralarında bulunduğu envai çeşit seyyar satıcıları ile birlikte, sokağın apayrı bir tadı vardı. akşamları, çingene düğünü gibi kalabalığın içinden, sokaktan geçmek, sahiden zor bir iş olurdu, o derece.
"emek sineması sokağından kestirme şekilde nevizade'ye çıkayım" diye düşünüp, arka sokağa girip de şimdiki haline rast gelmek, insanın canını fena sıkıyor.
"modernize edelim, daha çok müşteri, daha çok müşteri" zihniyetiyle, sokak alenen tecavüze uğradı son birkaç yıldır. sarhoş- evsiz yahut kafası milyon olup işeyecek / sıçacak yer arayan herkesin durağı olmuş olmalı ki, sidik kokusu insana "bunu işeyen insan olamaz" dedirtiyor. binaların hepsini pislik, kene tutmasın diye beyaza boyamışlar ve "eskiden çok sevilen fakat kötüleşip hastanelik olan, deli gömleği giydirilmiş candan arkadaş" gibi gelmişti bana. öyle bir arkadaşım olduğundan değil, beynimde çarpışan anıların hüznünden nasıl betimleyeceğimi şaşırdığımdan.
velhasıl, yazık oldu gerçekten bu güzel sokağa.
not: kendi hayal kırıklığımı, beyoğlu encümen azası kisvesinde sunmak istemezdim fakat duygu ile düşüncelerimi ayıramadım sanıyorum yazıda, gusuruma bakmayın.(alik, 25.01.2008 18:11 ~ 18:13)
|