güler, ağlar, düşünür ve johnny depp'e hayran olursunuz.emir kusturica'nın müthiş filmi soundtrackleriyle de süperdir. ** (bkz: this is a film about a man and a fish)
fish doesn't think because fish knows everything gibi insanı yaradılışın derinliklerini sorgulamaya iten repliklere sahne olmuş, emir kusturica'nın yarı mizah yarı dram gibilerinden bir türe sahip genel üslubunu içinde barındıran, izlenildiği andan sonra gelen bir kaç gün boyunca etkisinden kurtulunamayan izlenilesi yapıt..
gelmiş geçmiş en güzel ve trajik intihar sahnesinin olduğu film.mükemmel johnny depp'in yanında vincent gallo inanılmaz oynamıştır. lili taylor ise saplantılı kişiliği, kaplumbağaları ve bakışlarıyla kendine aşık etmiştir.
3 kere izlememe rağmen salak olduğum için anlayamadığım ve gidip bir arkadaşa "nedir olayı ?" diye sorduğum film...
sonra o arkadaş gidip o aralar birlikte olduğum insanla yatmıştı bu da ilginç tabi...nedeninin filmle bağlantılı olduğunu düşündüğüm film...
1993 yapımı emir kustarica filmi. lili taylor bu filmde kendine hayran bırakırken faye dunaway de oyunculuğunu konuşturmuştur. karakterlerin hepsi ayrı ayrı özeldir; günlük yaşantımızda pek karşılaşabileceğimiz tipler değiller. herkesin peşinde koşmak istediği "uçuk" hayalleri vardır. emir kustarica belki de burada aslında bunun tam tersini; günlük yaşantımızda karşılaştığımız insanların da özel olabileceğini, hayalleri olduğunu anlatmak istemiş olabilir.
bu filmi konunun ana hatları bakımından biraz da 2002 yapımı lone scherfig filmi wilbur wants to kill himself e benzetiyorum (daha doğrusu wilbur wants to kill himself'in bu filme benzemesi olacak sanırım daha sonra çekildiği hesaba katılırsa?) : birden bir anne-kız'ın arasında kendini bulan ve onların hayatına bir değişiklik getiren axel ile bir abi-kardeş'in hayatına renk getiren, onlara bir parça olsun umut vermiş olan alice.. daha sonra oluşan aşk üçgenleri ve ortada kalan kişinin suçluluk duygusu, bunun ardından da taraflardan birinin ölmesi. fark; birinde(wilbur wants to kill himself) geride kalanlar birleşip hayatlarına devam ederken diğerinde karakterlerin tamamen fark yollara gitmesi.
akordion , rus ruleti , herşeyi bilen balıklar .. , görüp görebileceğim en iyi intihar sahnesi ve lili taylor ve jonny depp vee tekrar izlenesi kusturica filmi.
gerçekler ,hayaller, rüyaların ve hayatın homojen biçimde ele alındığı,izlemeye başladığımda sıkılıyo gibi olduğum ama sonra hiç bitmesini istemediğim,kusturika'nın filmi olduğunu anlamanın zor olmadığı ,sonu vurucu ama üzücü olan,izledikten sonra etkisinden çıkmanın pek mümkün olmadığı dram. sürrealist hava her filminde olduğu gibi bu filmde de mevcuttur .yaşamı tiye alan,birbirinden tipik,zıt karekterleri biraraya getirir,beklemediğiniz tüm olaylar meydana gelir...
filmin müzikleri,film dram olamasına rağmen son derece eğlencelidir ,ksturika nın filmini izlediğinizi hatırlarsanız bu ayrıntı eğreti durmaz ayrıca film boyu uçan balık niye burda demezsiniz olmasaydı yadırgardınız.......
bu çok sevdiğim bir kusturica filmi kendisinin tek amerikalı filmidir johny depp oynamış ve hatta çılgın atmıştır. kusturica filminden beklelecek delilik densizlik ve kaos ortamı burda yine var ki olmazsa olmaz, intihar sahnelerini izleyen birininin hayatının geri kalanında unutması munkun gozukmez filmde yine metafor yağmuruna tutuluruz kusturica'ya eğlenir çaktırmadan düşünür saygı duyarız ve geçeriz
müziğini boşnak goran bregovic'in kotardığı harikulade film.beni en çok etkileyenlerden biri oldu diyebilirim rahatlıkla."death" ve "in the death car" mükemmel parçalar olduğu gibi düşle gerçeği , hayalle gerçekliği bu kadar iyi kotaran bir film daha görmedim.belki michel gondry'den science of sleep.
fish doesn't think because fish knows everything ...
müzikleriyle insanı daha da bir içine çeken mükemmel yönetmen emır kusturica filmi..
(bkz: johnny depp karayip korsanlarından ibaret değil)
emir kusturicanın time of gypsies filmi kadar olmasa da baştacı edilesi filmidir.bu yönetmenin goran bregovic olan ortak çalışmasının oldukça verimli olduğunu belirtmekte fayda var.her ne kadar başrollerdeki karakterler ön planda olsa da yan karakterler filme ayrı bir hava katmaktadır.özellikle film boyunca gördüğümüz ve alfred hitchoock un north by northwest filmine gönderme yapıldığı sahneleri oynayan ya da martin scorsesenin raging bull filminin bi nevi dublajını yapmaya çalışan paul karakteri gerekse leo amcanın performansı beni cezbetmiş,filmin gözümdeki değerini arttırmıştır.
filmi izlemektense bunlar ne diyo ya diye düşündüren emir kustarica filmidir..
film müzikleri goran bregovic tarafından yapılmıştır
(bkz: death)
filmden kesitler;
"günaydın colomb!"
bunlar bana annemin amerikanın çoktan keşfedildiğini hatırlatan sözleridir.
ve hayal kurmanın hayatın gerçekliğinden uzaklığının
ama biri size elmayla bisikletin arasındaki farkı söylerse nefes almanın ne anlamı kalır?
bisikleti ısırıp elmaya da binersen farkı o zaman anlarım.
ama ne yapacağımı düşünmek beni yapmaktan daha fazla yoruyor.
bi keresinde babam şöyle demişti:
“birinin ruhuna bakmak istiyorsan önce rüyalarına bakmalısın.bu senden daha büyük bi pislik içinde yüzenlere merhamet duymanı sağlar.”
insanlar balıkları saydığımı sanıyor ama bu doğru değil.
onlara bakıyorum.
ruhlarına bakıyor ve rüyalarını okuyorum.
sonra da kendi rüyalarıma sokuyorum.
insanlar onları aptall buluyor ama ben aptal olmadıklarından eminim, çünkü sessiz olmayı biliyorlar ve asıl aptal insanlar.balıklar her şeyi bilir ama düşünmeye ihtiyaçları yoktur.
küçükken hep uçmak isterdim , fakat bunu hiç kimseye söyleyemedim . eğer uçmak istediğini söylersen onlar seni düşürmeye çalışırlar.
film ve müziklerinin ayrı başlıklar altında incelenmesi gerekiyor.
arizona dream, bundan bir-iki sene evvel, çocuktum o zamanlar, hayatımı kurtaran filmdir. bu kadar büyük konuşabilirim bu film hakkında ben.
bugüne kadar binlerce balık besledim. herkes balık beslemiştir. ama ben dahil kaç kişi bakmıştır onlara / kaç kişi bir balığı axel gibi incelemiştir..
sanırım, bu film, bu yüzden, bu kadar, özel..
filmin her saniyesi, kafanızın bir köşesine yazılıyor /mutlaka/ filmden geriye, koca bir düş, balık sevgisi, kaplumbağalar, akordeon ve rüyalar kalıyor..
içini açtın mıydı, yüzük yerine nota çıkan bir balığa benziyor film bu yüzden. kusturica'nın büyüsünü geçtim, depp'in çocuksuluğunu geçtim; dünya tarihinde pek kadri bilinmemiş bir film arizona dream..
ama içine şöyle bir girdin miydi, çıkamayacağın kocamaan bir dünya.. kim çıkmak istiyor ki hem?
filmden sonra istanbul'la edirne arasındaki farkı kavrayabiliyorsunuz; çünkü bu kadar büyük new york'la arizona arasındaki fark..
film çok kaliteli olmasının yanında izlediğim en doğal sevişme sahnesine de sahiptir.ilk izlenişte hikaye biraz dağınık gelebilir.ikinci izlenişte daha iyi kavranır.