çocukluğumda çok oynadığım, her yerde satılan, 8-10 cm boyunda, sert plastikten yapılma ve çeşitli renklerde olan ucuz ve şirin bebek. şimdilerde yok artık, belki oyuncak müzesinde vardır. en önemli özelliği son derece basit olması, hiç bir süsü olmaması, dolayısıyla oynayanın hayal gücünü kullanmasına olanak sağlamasıydı. takısından giysisine ve mobilyasına kadar her türlü aksesuarı olan bebeklerden değildi yani.
sözlük için nick düşünürken akla gelmesiyle, bu bir işaret olabilir diye düşünülmüştür.
içinde bulunduğumuz dönemdeki araplaşma eğilimiyle ise uzaktan yakından ilgisi yoktur.
henüz almadığı, almayı ümit ettiği key ödemesinin hesaplanma yöntemini anlamadığı için sinirlenen yazardır. bir üçkağıda denk gelmez de belirtilen miktarı alırsa çatır çatır harcayacaktır.
kısa ve öz ama çarpıcı ve etkili yazılar yazan bir yazardır. yazdığı konunun özünü ele alır ve etkili bir şekilde size verir. lafı gereksiz yere uzatmaz ve sıkmaz. söylemek istediği şeyi net olarak bilir, onu söyler. yazdıklarıyla göstermektedir ki sözlüğün en kaliteli yazarlarından birisidir. onun kısa ve öz yaz ilkesine istinaden bu kadarla yetiniyorum.
not: yazarın kısa ve öz yaz diye bir ilkesi yoktur, bu tamamen benim kendi görüşümdür. yazara nedir bu ilke diye mesaj atmayın, bilmez.
çekilmez komşuları sayesinde ara sıra sinirleri bozulabilen yazardır.. yeni bir eve taşınması daha hayırlı olacaktır...
ayrıca anlatmak istediğini lafı dolandırmadan net bir şekilde izah eden benden daha rütbeli olan yazardır..
bazı eleştrileri kesinlikle sallamaması gereken yazar. haklı olduğu konuları iyi bildiğine eminim ve karşıt düşünce onu ezmeye çalışacaktır zira böyle emredilmiştir.
suratını dağıtmak, ağzını burnunu kırmak istediğim yazar. ayrıca kollarını bacaklarını falan böyle ayırmak istiyorum. gözlerini de çıkarıcam. hıncımı alana kadar vurucam da vurucam.
yazdıklarının günahı da, vebali de kendisine ait olan yazar. anlayanlar bana yeter, anlamayanlar ile anladığı halde farklı düşünenlere tahammül edemeyenler benden uzak dursun der. hakaret etmez.
"(...)
akit denen olayda şahitlik olayı esastır. dolayısıyla sizin dini nikahı gizli gizli kıydırmanız allah katından sizi zinadan alıkoymaz. iyi niyetli bir davranıştır doğru ;fakat etrafınızdaki insanlar nikah akdini yerine getirdiğinizi bilmediği için halk arasındaki deyimiyle yine ''günahınızı almaya'' devam ederler. bu sebepledir ki dini nikahta da şahitlik olgusu esas alınır 2 erkek ya da 4 kadın ya da 1 erkek 2 kadın şahit nikaha dahil edilir.
şimdi islamiyette kadının yeri başlığına konu olabilecek bu 1 erkek=2 kadın olgusuna da bir açıklık getiresim geldi. kadınlar duygularını olaylara daha çok dahil ettikleri ve bu islamiyetin ilk yıllarında yaşanan olaylardan gözlendiği için 2 kadının sözü bir erkeğe eşit sayılıyor. şeriat kanunlarına göre yapılan uygulamalarda kadınlar acıma duygularıyla hareket edip gördükleri şeyi görmedim diyerek şahitlik ettikleri için duygu mhkumu olmuşlar ve kendi eşitsizliklerini kendileri doğurmuşlardır yani."
yani ciddi ciddi 2 kadının 1 erkeğe eşit olması fikriyatını savunan, bunu da kendince temellendiren bir yazı yazılmıştı.
işte tam burada; arapbebek hakkında yazılanları okuyunca bu yazıyı hatırladım birden. neye neden karşı olduğu sadece kendisini ilgilendirmekte öncelikle. ama yukarıdaki örnek girideki gibi tarz temellendirmeleri hoş görmeyip başka başlıklar altında olsa da bu temellendirmelerin hatalarının altını çizdiği için geldi aklıma, iyi de etti derim ben kendi adıma.
(bkz: @3590260) olayda adı geçen dedesi annesinin değil de, babasının babası olsaydı tahminen en koyu müslüman olacaktı işbu yazarımız. ama ne yaparsın menfaat dünyası işte
islama göre mirasta erkeğe iki, kadına bir hisse verilmesi hükmündeki
adaletsizliğe bir örnekle değindiği için seviyesiz eleştirilere maruz kalan yazar. eleştiriye evet ama seviyesizliğe hayır der. hiç tanımadığı, yaşını, cinsiyetini bilmediği insanlara "yavrım" diye hitap edebilecek düzeydeki insanlar için ne yazık ki yapabileceği bir şey yoktur.
tanımam etmem. kendisini eleştiren dindar!lara burdan sesleniyorum;
birisi kendi başına din adı altında getirilmiş bir olayı sözlüğe yazdı ve kınadı diye, inandığınız dinden mi soğudunuz? inmedi şişiniz bir türlü, ne de kanamalıymışsınız be!
"öyle değil adam yanlış öğrenmiş, kadın erkek eşit. olur mu öyle şey" der geçersin, yok din dersi vermeler, sormadan tavsiye vermeler, ayet yazmalar. sen kimsin de din öğretisi veriyorsun? sen kimsin ki yazılmış bir kutsal kitabı onu yazdırandan daha iyi algıladığını iddia ederek burda kendi çapınca şov yapıyorsun? çok mu dindarsın? küçük cemaatlerde abla abi diye diye öğrendiğiniz lüzumsuz bilgileri din adı altında fikrini özgürce belirtmeyi seçmiş diğer insanlara enjekte edebileceğini mi düşündün küçük beyninle?
senin o küçük kafandan geçenlerin farkında insanlar zaten. ona bakarsan "kadınlar nur süresini okusun, evde dantel yapsın" gibi hadisler var, inandık mı biz şimdi bu safsataya? böyle bir şey olamaz diyor geçiyorsun. peki bu tarz bir safsataya hz. muhammed in sözüymüş gibi inanıp tapuda orda burda hak yiyen bir insanın yaptığını eleştiren insana ne bu tavır? sana ne? sen belirtince düşünce özgürlüğü oluyor da başka bir insan belirtince "babadan ona kalsaydı en koyu dindar olurdu" diyerek nasıl küçülüyorsun? senin din anlayışın parayla satın alınabilecek seviyede olabilir ama herkesinki değil emin ol.
madem o kadar din savunucusun, git başı açık diye iran'da din adı altında sömürülen kadınların, dini yanlış anladıkları için acı çeken insanların, dinde yok diye pakistan'da okula gönderilmeyen küçük kızların hakkını savun; ama zor di mi? sözlükte hurafelerden şikayet eden başına gelen olayı anlatıp buna itiraz eden insanlara, bilmediğin dinin dersini vermek daha kolaydır!