istanbul trafiğinde eziyet olan durum.
istanbul trafiğine de eziyet olan durum.
istanbul trafiğinden de eziyet olan durum.
canımın sıkkın olduğu anlarda beni rahatlatan eylem
özellikle yaz geceleri ,uzun yolda, pencere açık bir şekilde , sol el pencereden sarkmış pozisyonda , radyo n çalarken yapılması gereken eylem.
avrupalıların eziyet olarak gördüğü,türklerin ise hoşlandığı eylemdir.
istanbul dışında bir şehirde zevk verecek eylem.
genelde herkesin pek bir heves ettiği ve bir an önce ehliyet alıp yollara çıkabilmek için acele ettiği bir eylemdir.
bazı insanlarda ise bu hevesten eser miktarda bile bulunmaz.istanbul trafik koşullarında toplu taşıma, taksi, servis gibi olanaklar varken niye atayım kendimi bu keşmekeşin içine diye düşünür.ehliyet ise lazım olur bir gün diye özenle muhafaza edilir.
çok basit bir eylem yapıldığını düşünerek
sakin, her an ölme tehlikesini hesaplayarak
dikkatli olmanın arasındaki dengeyi sağlamaktır.
bir yere yetişme telaşı yoksa, trafiğin yoğun olmadığı zamanlarda, ki bu zaman aralığı istanbul da çok kısadır, zevkli bir şey. bu zevki yaşamak için gece araç kullananlar var.
cem yılmaz da bunlardan biriymiş.
babayla yapılmaması gereken 2. eylem, öyleki babanız arabanın çarpması durumunda ortaya çıkıcak iş yığınından ve birine çarpmanız durumunda başınıza gelebilcekler yüzünden araba sürmek gibi eğlence yüklü bir durumu işkenceye çevirebilir. ehliyet alırken kurs boyunca bir kere stop ettirmeyen, sınavda hatasız süren siz, baba kişisiyle ne yapacağınızı şaşırabilirsiniz...
efendim? 1. eylem mi? (bkz:
@961343 )
ehliyet için direksiyon sınavına girdiğinizde babanız komisyon başkanıysa, arabadakiler de tanıdıksa işkence olan eylem. araba sürmek yerine,
"-e
maia annen nasıl oldu?
-
maia dersler nasıl?
-hadi şöyle güzel bir şey bul da dinleyelim(radyoyu kastediyor). vb."
soru ve direktiflerine uymaya çalışırsınız. "aferin çok dikkkatlisin hiçbir kuralı ihlali etmedin." derler; akşam babanızın arabasına bindiğinizde sınav evraklarının durduğunu görürsünüz; açıp baktığınızda 95 almışsınızdır; sinyal falan vermememek(yalaan. ) gibi bir şeyden puanınız kırılmıştır.
her neyse efenim, araba sürmek uzun yollarda yorucu olan bir eylemdir. bir zaman sonra insan daydreaming yaparken yakalayabilir kendini; neyse ki yurdumun kamyocuları sağ olsun pek de öyle stabil gitmenize izin vermiyorlar de uyanıyorsunuz hemen.
şehiriçi trafiği ise işkencedir; kimin nasıl bir hata yapacağı kestirilemeyeceği için çok dikkatli olmak gerekir.
ayrı bir zevk olmasının yanında istanbul trafiğini düşünürsek kabusa dönüşebilir..
iyi yabapilmek için belirli bir alışkanlığa sahip olmayı gerektiren eylem.
herşeyi beyniyle kontrol etmeye çalışanların bir kısmı bu konuda ilk zamanlarda zorluk çeker. zira şimdi ayağımı debriyajdan yavaş yavaş çekmeliyim, sinyal vermeliyim, vitesi değiştirmeliyim, fren yapmadan önce şunu yapmalıyım diye her şeyi düşünerek yapmaya kalktığınızda, bir bireyin tüm bu işleye yetişmesi neredeyse olanaksız.
örneğin bir çok tecrübeli şoför yapacağı bir çok hamleyi beyniyle kurarak yapmaz. bir çok eylem otomatik olarak yapılır, bu sayede şoförün arabanın ve sürüşün diğer ayrıntıları ile ilgilenmesi mümkün olur. tepkiye otomatik olarak cevap verilir. hatta bunları belirli bir refleksle yapar.
bu konuda acemi olan arkadaşların, belirli bir alışkanlığa erişene kadar, yapacakları hataların makul olduğunu, zamanla bunun pratik bir şekilde çözüleceğini bilmelerini söyleyebilirim.
örneğin klavye de her harfin nerede olduğu bilmeyebilirsiniz. ama yazarken eliniz otomatik olarak ilgili harfe gider. araba kullanmak da bunun gibidir belirli bir pratikden sonra daha rahat gerçekleştirilebilir.
bir de iyi bir şoför olmak istiyorsanız debriyajla işiniz bittiğinde ayağınızı debriyajın üstünde tutmayın, bu yakıt ve performans kaybına, bunun yanında arabanızın mekanik olarak yıpranmasına sebep verir.
baban yanında olmadığında en güzel bişey.
insanı özgür hissetirten bişey.kullanmadan önce araba geyiği yapan insanlarla alay ederdim,bu geyiği saçma bulurdum.hayır,en güzel bişeymiş bu.
süper birşeydir. olayın dışında arabanın kendiside süperdir. bazen bütün kahrınızı, yakınmalarınızı çeken, bazen kahkahalarınıza sahne olan biricik dosttur. çok mu keyiflisiniz, atlayın arabaya, açın müziğide son ses, oohhh gel keyfim gel, tepeniz mi attı, yine atlayın arabaya, basın gaza. bağırın, çağırın, ağlayın, küfür edin, direksiyona vurun, sinirden bacaklarınız titresin vites atarken debriyaja iyi basamayın balataları mahvedin,daha neler neler, hiiç önemli değil efenim, gıkını bile çıkarmaz yavrucak, candır o can.
eşi benzeri yoktur..
yumuşak-sert kalkışlar esnasında tatlı sert koltuğa yapışmanız o ivmelenmeyi hissetmeniz her şeye bedeldir.
ben araba kullanamadığım zamanlarda sırf o ivmelenmeyi yaşamak için lunaparka gittiğimi bilirim..vay aklımı sikeyim
inanılmaz eğlenceli bir eylem.. tabii arabayı ilk kez kullanıyorsanız yanınızdaki şahıs aynı fikirde olmayacaktır..
her şey iyi güzel.. hangi pedala ne zaman basacağımı ezberlemişim.. debriyaj filan ne zaman kullanılır biliyorum.. nerden geldiğini de bilmediğim bir güvenle oturdum koltuğa.. kontaktı, el fireniydi, vitesi bire almak filan tamam her şey.. baktım ahanda gidiyor araba.. kullandığım araç oldukça hafif olduğundan direksiyon hakimiyeti de kolay..
şeytan burnuna üflüyor insanın böyle zamanlarda.. sonuna kadar birden basıverdim gaza.. ayakta ayar yok orası ayrı mesele de ben arabadan hızlanmasını beklerken, bar bar bağırıyor.. yanımdaki olaya müdahale edemeden araba durdu kendiliğinden..
öğrendim ki her vitesin bir hız aralığı varmış.. hoş iyi ki de varmış ya da kullandığım araba otomatik vites değilmiş.. mazallah ben gazı kökleyince olabilecekleri düşünemiyorum çünkü..
her neyse sonuç olarak araba servise gitti.. bense bir daha denemedim kullanmayı.. çünkü bir daha arabasının direksiyonunu bana verecek kadar cesur kimse olmadı.. o hatayı bir kere yaptım bir daha olmaz nidaları hep boşa tabii mimlendik bir kere..
arabayı yeni yeni kullanmaya başlıyorsanız yanınıza panik atak birini almanızı tavsiye etmem. ha tavsiyemi dinlemeyip alanlar olabilir şimdiden olacakları söyliyim en ufak bi çukurda heycanlanan hop hop yavaşla çukur var amn öle yapma yok şunu şöyle tut bıdı bıdı bik bik bik diyeceklerdir.
birde şöyle bişey var direksiyonu saat olarak düşünün sol eliniz takribi 10 üzerine gelicek şekilde sağ eliniz gene takribi 3 ün üzerine gelicek şekilde tutulacakmış. (alla alla kim diyo lan istedim yerden tutarm kime ne)
bunların hiç birine takılmayın şunu unutmamak gerekir ki araba kullanırken kendimizi ne kadar sıkarsak kasarsak işler daha da kötüye gidecektir. bu yüzden olabildiğimizce rahat relax kasılmadan sürüşümüze devam etmek lazım daha zevkli daha eğlenceli olucaktır hele bide kullanmayı biraz kavradıktan sonra
orgazm tadı verir ki bi el viteste diğer el direksiyonda donuşler sol elin iç tarafıyla daha bi hoş görüntü olur ve içeridekilere güven verirsiniz.
(arif19m, 22.11.2008 00:43 ~ 00:44)
insanların "kontrol" tutkusunu açığa çıkartan bir eylemdir. şöyle ki, normalde sizden kat be kat güçlü olan, önünde dursanız sizi asfalta yapıştırabilecek bir makinenin bunları yapmayıp sizin kontrolünüze uymasıdır araba kullanmanın hazının asıl sebebi. ama bu temel sebebin yanındaki soslar araba kullanmayı başka bir güzelleştirir, gece boş bir otobanda dingin bir müzik olsun, yanınızda en samimi arkadaşlarınızla geyik yaparken olsun veya sevdiceğinizle beraber dağlardan, ormanlardan geçerken olsun.. araba kullanmak bir sanattır. herkes yapabileceğini iddia eder bir açıdan ve de yapar da ama az kişi ustalıkla hamurunu yoğurabilir bu sanatın.
ha gönül isterdi ki, varsın sizle aynı trafiği paylaşan herkes de böyle düşünsün, öküzleşmesin, iki cadde kızına hava atmak için dingillik yapmasın ama. napalım artıkın.
ankara trafiğinden sonra bu zamana kadar sövülmüş istanbul trafiğine kul köle edebilecek deneyim.