lütfü doruk,edip ossa ile ortak olur.şirketlerinin ismi erel çelik'tir.araları bozulunca lütfü doruk 1953'te vehbi koç ile ortak olur.şirketinin ismini de erel çelik eşya koyarlar.edip ossa erel markası yüzünden dava açar,şirketin adıda arçelik olarak değişir
bitirme projemi bünyesinde yaptığım fakat projemi devam ettirebilmek için vermesi gereken verileri bir türlü vermeyen, bitirme proje teslimime 2 hafta kaldığı için yusuf yusuf olmama sebep olan firma.
son reklamında makasıyla çimlerden beyaz eşya şekillendiren çeliğin yanına yaklaşan veledin sempati yaparak çeliğin icatlarında kullandığı makasını almaya kalkmasını, üstüne çeliğin "ben senden makas alayım" diyerek çocuğu kibarca sepetlemesini, (ar)çelik engellere takılmaz, kimseye yenilmez, yenilikler yapmaya devam eder, buna da kimse engel olamaz mesajı vermek amacıyla mı kullanmışlar acaba sorusunu akıllara getiren firma. evet öyle olsa gerek.
son zamanlarda çelik isimli maskotu ile yapılanma sürecine giren, logosunun anlamı "çelik bükülür ama kırılmaz" olan, yeniliklere açık türk beyaz eşya markasıdır.
arçelik a.ş. 1955 yılında sütlücede kurulmuştur. şirketin %56,3 ü koç grubuna, %14,7 si teknosan a.ş. ye, %7,7 si burla ticaret ve yatırım a.ş. ye, %21,3 ü ise diğerleri diye açıklanan gruba aittir. beyaz eşyada türkiye pazar lideridir. kimilerini türkiye'de görmediğimiz pek çok markaya sahiptir: arçelik, beko, blomberg, elektra bregenz, arctic, leisure, flavel, altus, arstil.
cumartesi gecesi 11:30 da aradığınızda serviste muhatap bulabildiğiniz ve pazar günü servis gönderebilen beyaz eşya üreticisidir. ne var bunda, olması gereken bu denebilir. ama bir servisini aradığınızda "elektrikçiden alıp, kendiniz takabilirsiniz" cevabını aldığınız, bir başka servisi "gelecem" dediği için bütün gün evde bekleyip, tekrar aradığınızda " birazdan sizde olurlar" dediği halde gelmeyen frigidaire firmasının yanında daha bir anlam kazandı arçelik in servis kalitesi. bu girinin yazılma nedeni budur.
işçi düşmanı koç holding'in, işçi düşmanı şirketidir. sanıldığı gibi her işi kendisi yapmaz, işçilere yaşayacak kadar bile ücret vermeyen, taşeron şirketlere yaptırtmaktadır pek çok işini. eğer bu taşerondaki işçiler yasal haklarını kullanıp sendikaya üye olurlarsa, başka taşerona geçivermekte; bu işçileri sokağa atıvermektedir. sendikacıları parayla satın almaya çalışmak, işçileri kendi kuklası sendikalara üye etmeye zorlamak, polis gücü kullanmak gibi türlü pisliklerle işçilerinin haklarını gasp etmeye çalışan bir şirkettir.
koç holdingin bel kemiği arçelik'in sokağa attığı 200 işçinin mücadelesi hala sürüyor:
--- alıntı ---
nakliyat-iş üyesi arçelik-yıldıran işçilerinin haklı ve onurlu direnişi zafer kazanacak!
türkiye’nin en önde gelen finans-kapitalistlerinden koç holding’e bağlı arçelik’in alt işvereni yıldıran şirketi’nde çalışan 200 kadar arçelik-yıldıran işçisi, 2 ocak’ta işyeri önünde çadırlarını kurarak direniş başlattılar.
işçileri sendikasızlaştırmak için taşeronlaştırmaya giden koç holding; arçelik’in dağıtım-taşıma işini yıldıran’a verdi. ancak nakliyat-iş’e bu da sökmeyince, yıldıran’la tis (toplu iş sözleşmesi) imzalanmasına rağmen firmanın iş akdini feshederek sendikadan kurtulmaya çalıştı.
koç holding, işçilere, sendikalarından istifa edip faşist türk metal sendikası'na üye olmaları için baskı yaptı. buna karşı, nakliyat-iş önderliğindeki arçelik-yıldıran işçileri, mücadele etmekten ve sendikalarından vazgeçmedi. öyle yağma yok, diyen işçiler, sendikalarıyla birlikte işlerine dönmek amacıyla 2 ocak’tan beri genel başkanları, yöneticileri, avukatlarıyla çayırova arçelik fabrikasının önünde, sırtlarında yıldıran-arçelik yazılı iş kıyafetleriyle kar kış, yağmur çamur demeden direnişteler.
nakliyat-iş’i yakından tanıyan arçelik, fabrika önüne polisleri yığarak etten bir duvar ördürmüş durumda. bu da koç holding’in işçi sınıfının örgütlenmesinden ne denli korktuğunu bir kez daha kanıtlıyor. arçelik işçilerine her türlü baskı ve yıldırma politikası vız geliyor. dondurucu kışa aldırmadan sabah vardiyasıyla beraber fabrika önüne geliyorlar ve 17.00’a kadar fabrika önünde bekliyorlar. kışı mücadelenin sıcaklığıyla ısıtıyorlar.
arçelik işçilerinin örgütlenme süreci kısaca şöyle gelişti:
türkiye finans-kapitalistlerinin (türkiye parababalarının) en kodamanlarından koç holding’e bağlı ünlü marka arçelik’in 2000 işçiyi çalıştıran onlarca taşeronundan birisi olan yıldıran şirketinde 350 işçi çalışıyor.
nakliyat-iş sendikası 2007 yılının başlarında arçelik’in alt işvereni yıldıran şirketinde örgütlenmeye başladı, sendikanın yeterli çoğunluğu olduğunu saptayan çalışma bakanlığı, 2007’nin mart ayında da bu şirkette toplu iş sözleşmesi yapması için nakliyat-iş’e ‘yetki’ verdi. koç’un yönlendirmesiyle taşeron yıldıran bu yetkiye itiraz etti (dava açtı), sendika üyelerine sendikadan istifa etmeleri için parayla satın alma, tehdit ve darba varana dek yoğun bir saldırı başlattı.
nakliyat-iş’ten alınan bilgilere göre; arçelik’in çayırova tesislerinde ‘kadrolu’ olarak çalışan 2000 işçinin üye olduğu, türk-iş’e bağlı, faşistlerin yönetimindeki türk metal sendikası da bu saldırılarda aktif rol oynadı. her zaman ve her yerde işveren çakallığı yapan bu sarı sendikacılar, vardiya değişimi saatinde fabrikanın içinde yalnız yakaladıkları bir nakliyat-iş üyesini tartakladılar.
bütün bu saldırılardan bir sonuç alamayan koç, en son çare olarak işçi kıyımına başladı. yalnız, koç holding, bir yıl önceki izmir tansaş-migros şanlı direnişinden nakliyat-iş’i gayet ‘iyi’ tanımaktadır. bu yüzden tansaş’ta yaptığı gibi toplu kıyıma gidemedi, ilk etapta gebze’de bir başka taşeron latek lojistik’te yıldıran işçisi olarak çalışan 15 işçiyi çıkardı. buna karşı, nakliyat-iş önderliğinde işçiler işyeri önünde direniş başlattılar. bunun üzerine koç, işçi kıyımına devam edemedi, bir süreliğine kıyımı erteledi. direnişin ardından çayırova’dan 5 işçiyi çıkartarak küçük bir kıyımla sendikanın örgütlülüğünü bir kez daha test etmek istedi. gene 1 ay süren bir direnişle hak ettiği cevabı aldı.
nakliyat-iş’ten işçi sınıfına bir zafer armağanı daha!
nakliyat-iş’ten başarılan bir ilk daha!
bu kararlı ve onurlu mücadele karşısında taşeron-yıldıran, nakliyat-iş’le anlaşmaktan başka çaresinin olmadığını görerek sendikanın yetkisine itirazını geri çekti ve 2007 yılının kasım ayında nakliyat-iş sendikası’yla toplu iş sözleşmesi imzaladı.
bunu içine sindiremeyen koç’un tepkisi, 1 ocak 2008’den itibaren geçerli olmak üzere taşeronun sözleşmesini feshetmek oldu.
yalnız, sendikal örgütlenmeye saygılı olunacağına ilişkin küresel sözleşmeyi, türkiye’den imzalayan işletmelerden biri olan koç, çok açık düşeceğini, sadece türkiye’de değil tüm dünyada madara olacağını anladığı için, bir tek yıldıran’ın değil, bünyesindeki tüm taşeronların sözleşmesini feshederek 2000 işçiyi kadroya aldı ve türk metal sendikası’na üye yaptı. yani nakliyat-iş’in devrimci kararlılığından, militan mücadelesinden ürken koç holding, 2000 işçiyi taşerondan kendi kadrosuna geçirmek zorunda kaldı.
aynı koç, nakliyat-iş üyelerine de türk metal’e geçme koşuluyla kadroya alınacakları vaadiyle 3 kez süre verdi. bu hileyle aklı sıra sendikaya karşı olmadığını gösteren koç, nakliyat-iş’in de; en azından bazı üyelerinin bu ‘kadro’ya geçme tuzağına düşeceğini sandı. bir kez böldükten sonra nasıl olsa arkası gelir, ben de devrimci nakliyat-iş’ten kurtulmuş olurum, hesabını yapan koç’un evdeki hesabı çarşıya uymadı.
her zamanki gibi doğru devrimci önderlik altında sendikasıyla etle tırnak gibi bütünleşen arçelik-yıldıran işçisi, sendikası nakliyat-iş’le birlikte işine geri dönmek için, hiç fire vermeden, 2 ocak 2008’den beri genel başkanları, yöneticileri, avukatlarıyla çayırova arçelik fabrikası’nın önünde direnişe, mücadeleye devam ediyor.
önderleriyle birlikte, kışın dondurucu soğuğuna, yağmuruna, karına aldırmadan mücadelesini sürdüren nakliyat-iş üyesi yiğit arçelik işçilerinin haklı ve onurlu direnişi mutlaka zaferle taçlanacaktır.
işçi sınıfına zaferle sonuçlanmış onlarca işgal-grev-direnişler ve örgütlenmeler armağan eden nakliyat-iş, bir kez daha dalgalandırdığı şanlı direniş bayrağının altında bir kez daha haykırıyor:
ölmek var dönmek yok !
işçilerin birliği sermayeyi yenecek!
şan olsun nakliyat-iş’e !
şan olsun devrimci sendikal mücadeleye !
şan olsun arçelik-yıldıran direnişine !
şan olsun taşeronlaşmaya karşı mücadeleyi zaferle taçlandıranlara !
beyaz eşyalarını bilemem ama elektroniği bir felaket olan firma!!! uydu alıcısı, televizyon, dvd, müzik seti vs. gibi elektronik ürünlerini kesinlikle tavsiye etmiyorum.
dvd oynatıcısı için film seçmek zorundayım resmen!! aldsığım her beş filmden kesin üçünü okumuyor. kırıcam o olucak, hayır dvd'yi diil abi, bizzat dvd oynatıcının kendisini. aptal, manyak, dandik şey...
diazepamın bahsettiği dvd oynatıcısına ek olarak, cd playerları da aynı ölçüde şiddete eğilimizi arttırabilir.
annemden istemiştim vakti zamanında kadın ne bilsin tabi, arçelik almış ve baya da bi para vermiş o zaman, o zaman dediğim de 2 yıldan fazladır hee neyse iyi hoş güzel sevindik.
ama beyimiz keyfine göre cd okuyor, hatta uyuzlanıp, mp3 cdsini vcd diye okuyabiliyordu. gönderdik bir çok kez, yenisiyle bile değiştirildi sonuç aynı tabii.. ben debelenmekten yoruldum bi köşeye koydum, ama annem feci kinlendi. nasıl becerdi hala aklım almıyor fekat 2 ay önce falan tüketici haklarına şikayet etmiş hatta öyle bir etmiş ki, adamlar zamanında kaç paradan aldıysak cd player ı, aynı fiyatı banka hesabıma yatırdılar. 180 ytl ilaç gibi geldi vallahi.