|
|
- ah ya diyor ve söze giriyorum, zira türk gençliğinin en önemli problemlerinden biridir. özenle saklanılan dergi, gazete vs. ler evin bir köşesinde daha sonra incelenmek için saklanmaktadır. bir süre sonra arşivin emniyette olduğu düşünülerek bu mekana intikal edilmez ancak en sonunda kafayı bulandıran bir şeyler ortaya çıkmış ve arşivden cevap alınmak ya da danışmanlık hizmetini yerine getirmek için arşiv muhitine intikal edilir. fakat fakat evet bir terslik vardır ve arşivin yerinde yeller esmektedir. biraz düşünülür ve ev ahalisinden toplama/derleme organizasyonlarından sorumlu kişisi anneye kafadaki sorular yöneltiliir. cevap ise basitçe " e ben onları şeyettim(opsiyonel)" olacaktır. evet korktuğunuz başınıza gelmiştir ve arşiv imha edilmiştir. ortada bir anne katliamı vardır ve ağla1 için bile artık çok geçtir.
biraz yutkunup soğuk bir bardak su içtikten sonra modeli irdelemeye ve annelerin bu katliamı nasıl yaptıklarına bakmaya başlıyoruz. kemerlerinizi takınız.
1) ortalıkta ıvır zıvır görmekten hoşlanmayan anne tipi: en çok rastlanan durumdur. sizin için manevi değeri yüksek olan şeyler, anneniz için her ne kadar hesaplamasa da bilmem kaç cm küplük yer işgalidir. evdeki bütün alışveriş mağazası torbaları derhal olay yerine yönlendirilir ve iş bitirilir(haber de verilmez ya insana bu çok koyar). inanın anneniz kadar kağıt vs. hurdacıları da çok sevinecektir.
2) bazı malzemelerin altına bişi koymalı diye düşünmekle kalmayan anne tipi: çok yaygın değildir ama çok can yakar. misal benim annem de fanatik basket arşivimin en değerli sayılarından bir kısmını alıp sağolsun zeytinyağı/ayçiçek yağı ile bilumum sıvı temizlik malzemesi şişesi altına koymuştu. bu durum faciadır zira, bir yakınınızı kaybetmiş gibi zeytinyağına bulanmış bir kaç sayfayı görünce rakı sofrası bile kesmez sizi. hani kanınız bile soluk akar o derece.
3) soba tutuştururken çıra kullanmayan anne tipi: siz uğraşırsınız yıllarca ama güle güle bile diyemeden uğraşınız direk kül olur(mecazi değil harbi). gerçi soba kullanımı azalmıştır ama halen etkili bir ısınma aracıdır. o kadar kömür ve odun sobaya atılmıştır ama en önemli husus olan tutuşturma işlemi için yanılable bir şey lazımdır. merak etmeyin bu sizin arşivinizdir. ve tekrar merak etmeyin bu sizin onu son görünüşdür.
4)gıcık anne tipi: eşine az rastlanır ama vardır gene de. bunlar sizin arşivinize olan bağlılığınızı çok iyi bilirler. kıskanırlar, bazı zamanlarda da arşivinizle geçirdiğiniz zamanınızın sizin eğitiminize ya da başka türlü gelişiminize engel olduğunu düşünürler. sonra mı? hafiye gibi istihbarat toplayıp sizi en zayıf anınızda vururlar. kesinlikle ve kesinlikle gıcık anne tipine çare bulunamaz. bu aynı zamanda evleneceğiniz kişiye de dikkat etmeniz anlamına gelir ki o şu anda konumuzu aşıyor.
son olarak sözlük bağyanlarına sesleniyorum. işte gördüğünüz anne modeline lütfen benzemeyin. lüffen çocuğunuzun arşivinden elinizi çekin. bu sizin için zor olabilir biliyorum ama bir arşivin ne kadar zorlu bir şekilde yapılacağını düşünmeye çalışın, saygılar.
not: porno arşivleri müfredata dahil edilmemiştir.
- insanı zıvanadan çıkaran anne modeli. normalde çok fazla anne modeline aşina değilim, benim bildiğim anne tipi tektir. fakat bu sabah bu terminatör türü anne modeliyle karşılaştım efendim ben.
dolabın arka köşelerinden birinde artık yayınlanmayan pivot dergisinin eski sayılarını aramaktaydım. wildboy'la muhabbet geçmişti, aylardan beri atıl bir şekilde bekleyen dergilere göz atma ihtiyacı hissettim. dolabın kapağını açtım, ön saflardaki kitap+dergi+defterleri bir kenara ittim. bir de baktım ki dergiler yok. ne pivot, ne chip, ne de level. hemen koştum anneme. kendisi daha önce de battal boy lego koleksiyonumu yok ettiği için bu konularda sabıkalıdır (gerçi o zaman iyi bir sebebi vardı, salonun ortasına yaymıştım binlerce lego parçasını ve toplamamıştım). kendisine "anne dergileri..." dediğim anda savunmaya geçti zaten.
"dağınıklardı, yer kaplıyorlardı, işe yaramıyorlardı..."
son kısımları dinleyemedim çünkü gözlerim yavaş yavaş karardı, arkada da hüzünlü bir müzik çalmaya başladı. sayısını hatırlayamadığım kadar fazla dergi, kim bilir şu anda neredeydi? verdiğim paraya falan yanmıyordum, sonuçta o dergilerin parasını annem ve babam vermişti; ama çoğunun (özellikle aldığım ilk pivotun) bende çok önemli manevi değeri vardı. hadi basketbol dergilerini attı, anladım, ama bilgi hazinesi diye sakladığım chip'leri neden attı hala anlayamıyorum.
dağınıklarmış. hayatta hiç bir şeyi o kadar iyi saklamamıştım ben. giysilerim bile ümraniye çöplüğü konseptinde durur benim, dergiler ise bunun tam tersiydi. yıllara göre düzenlenmiş, "nasıl en efektif şekilde saklarım" felsefesiyle yerleştirilmişti...
şimdi giden onca anıya yanıyorum. ah anne ah, yaktın beni!(noscho, 26.03.2008 19:05 ~ 19:07)
|