arşivdeki dinlenmeyen şarkılar 

adana çık aradan

  1. yıllar yılı müzik klasöründe yer etmiş ama ya bir kere, ya hiç dinlenmemiş şarkılardır.

    taşıma cdlerinden, flash belleklerden, emule ve limewire'dan bir şekilde bilgisayara yüklenmiş ''sevgiliden ayrılınca dinlerim'' denilen arabesk, ''rakı muhabbetinde dinlerim'' denilen tsm, ''memleket hasreti bastırınca dinlerim'' denilen türküler hasılı ''birgün yeri gelir de dinlerim'' denilen pop, jazz, funk, soul, hip hop, rap, etnik, latin, rock, heavy metal, klasik, flamenco, dance, trip hop, acid jazz, blues, atmosferik yarrak metal şarkılar, bizim şarkılarımız.

    bu giriyi sabit diskte byte'larca yer kaplayan, her biri kendi tarzında büyük emeklerin ürünü olan şarkıların winamp'da, media player'de kendine yer bulamamanın boynu büküklüğünü bir nebze olsun azaltmak için yazdım.

    hadi şimdi sıra sende, playlist'e bir arşivdeki dinlenmeyen şarkı at ve o şarkıyı yapan müzisyene saygını göster.
    (mevlana beni görse sen gelme derdi, 04.07.2008 08:58 ~ 05.07.2008 02:36)
  2. arşiv sahibinin zevkinin dışında olan, ordan burdan gelen toplama cdlerden çıkan, "arkadaşlar seviyo gelince dinlerler" diyerekten silinmeyen şarkılar/gruplardır.
    (southern man, 04.07.2008 14:17)
  3. arşivin % 95 idir, gb gb arşiv var hepimizde, hepsini dinlemeye kalksan 1-2 hafta full dinlemen gerekebilir. en güzeli youtube dan, youtube periyodik kapatılmalarından birini yaşıyosa dailymotion'dan orda da yoksa bi paylaşım programıyla indiriverip dinleyivermektir. zaten internet ttnet tekeline rağmen rağmen 56k ları görmüş gençlik için şahane durumda, maşallahı var. bi mp3 dediğin nedir ki 3-4 dakikada iniveriyor. arşivde şarkıyı aramaktan daha kısa sürüyor bence.
    (schopenhauer, 04.07.2008 14:42)
  4. her yer anıya bulanmış. geçmişe dönmek istersen yapman gereken çok kolay; son iki yüzyıldır dinlemediğin şarkıları aç sadece. belki özlediğin insanların parfüm kokularına ulaşamazsın, o sarılmak ya da gülmek kokan sohbetleri zar zor hatırlarsın, fakat eskisi gibi hissetmek istiyorsan sadece o artık dinlenmeyen şarkıları aç yeter.

    sanki yerinden kaldırılmış bir kaya gibi ve kayanın kaldırıldığı yerde nem ve ıslak toprak ve ezici bir boşluk bırakması gibi, elinde yıllardır bir boşluk hissetmene neden olan o elin varlığını yeniden hatırlamak istersen ya da, eskiden, daha henüz bu kadar hissizleşmediğin ve yapılan esprilere güldüğün zamanları hatırlamak istersen.. o şarkılar sadece geçmişe seyehat edebilen bir zaman makinası gibi bekler acil bir panik atak soluksuzluğunu.

    one last goodbye, arşivinin en dayanılmaz derinliklerinde bir yerinde yatar daima. özellikle ilk aşık olduğun zamanların kokusu ve sancıları sinmiştir içine. büyük gençlik bunalımlarında verilen vahşet dolu iç hesaplaşmalarıyla birlikte yayılan meydan muharebelerinin yönünü belirlemiştir zamanında, çatışmaların yönünü belirleyen en ağır zırhlı savaş silahı olarak kalbinin yitikheveslenmelermüzesi'nde sergilenir ve içe batar one last goodbye. artık dinlemiyorsun, fakat adını anmak bile eski yaraların yeniden sızlaması için yeteridir.

    ölümler'in hangi klasörün içinde, batmış bir geminin hazinesi gibi su altında beklediğini tam çıkaramıyorsun, fakat orda bir yerde işte, türkçe klasörünün artık girilmez, ayrık otlarıyla kapanmış yollarından birisinde. nasıl gidileceğini bilirsin o eve, yolu hatırlarsın, fakat sarı tonda bir güneş ışığının sindiği fotoğraflar gibidir; "zorlamayın, hatırlamıyorum" dersin, orada beni çağıran bir şey yok artık. fakat için içini yemez mi! yeniden dünyayı öylesine tatlı bir melankoli ve baştan çıkarıcı bir şiirin altında ezilen hüzünle hissetmek için neler neler feda ederdin. yolu biliyorsun.. ama nasıl hissettirdiğini hatırlayamıyorsun. şimdi bu halde geriye dönsen, ölümler'in içine.. hesap veremeyeceksin o eskinin büyük yeminlerine ve hala arayış dolu geçmişte yaşayan o çocuğa.

    "nightfall, çok gürültü dolu geliyor artık" derken ne de büyük yalan söyledin. nerdeyse kendini bile kandırıyordun. şu kadarcık kalmıştı kendini de kandırmaya. hadi itiraf et. eskisinden bile çok istiyorsun o şarkıyı dinlemeyi. ama itiraf et hadi; peter panimiz büyüdü. kum tozlarını nereye bırakmıştı sandman hatırlayamıyor. ah içimiz çarpılıyor o düş ülkeye dönmek için. düş kuramıyoruz artık. o yağmurlu, sürekli güneş doğumu şeklinde renklerle zaman bükülmesi yaşayan dünyaya geri dönemiyoruz artık. bileklerimizde sancıyan işte bu. düş kurmayı unuttuk. "bir saniye bakar mısın" demişlerdi. ama hemen geri dönecektik. çok uzun zaman ayrı kaldık.. şimdi geri dönemiyoruz. ayna açılmıyor. parlamıyor ve sigara dumanı aynada çarpıp korkunç gözlerimize vuruyor. göz yaşarıyor ve en sonunda bir iki damla düşürebilirsek ne ala. bu kurumuş göz pınarlarıyla.

    high hopes, ışıktı göğsünde çarpıntılar yaratan. tozlar güneşte sihir gibi parıldarken. bir milyon geceyi feda ederdin yeniden dinleyebilmek için bu şarkıyı. istersen açıp dinlersin sorun o değil. unutttun unuttun. kendi üzerimize kustuk. artık dinleyemeyiz.

    ve daha binlercesi vardı. nefes darlığı çektiren yüzbinlerce şarkı. bir alışveriş mağazasında kaybolmuş çocuklar gibi ağlıyorlar.

    sana yemin ediyorum, bir gün geri döneceğiz denize!
    bekle ve unutma kim olduğunu
    ama bugün değil
    bugün olmaz
    zamanı geldiğinde bileceğiz
    (geber marla singer, 04.07.2008 16:15 ~ 16:19)
  5. "bir gün lazım eder" diye stoklanmış eserlerdir. belki winamp'ınız "shuffle" modundayken aniden karşınıza çıkıverirler. bir de bakarsınız küçük bir mutluluk kazanmışınız.
    (neazadem, 04.07.2008 16:36 ~ 16:37)