göz kamaştıran bir güzelliğe sahip olan aphrodite güzellik tanrıçasıdır..yürüdüğü, bastığı topraklarda binbir renkli çiçekler açan tanrıçadır..
bazı mitlerde tanrıçanın, kronos, uranos’un erkeklik organını kesip denize atınca meydana gelen köpüklerden doğduğunu ileri sürülür..efsaneye göre dalgaların köpüğünden doğmuştur..
"bir ilk bahar sabahı, kıbrıs adası kıyılarında kıpırtısız olan deniz birden bire köpüklü beyaz bir dalga ile hareketlendi..bu dalga ile birlikte bir sedef kabuğu kıyıya vurdu..sedefin kapağı açıldığında içinden güzeller güzeli aphrodite çıkmıştı..beraberinde aşk tanrısı olan oğlu eros da vardı..kumsalda yürüdükçe bastığı yerlerde renk renk güzel kokulu çiçekler açıyordu.
zaman tanrıçaları olan horalar onları karşıladılar ve önce aphrodite'i güzelce yıkayıp vücudundaki tuzlu deniz suyunu temizlediler. uzun saçlarını örüp başını altın bir taçla süslediler, üzerine tülden süslü elbiseler giydirip, boynuna kıvılcımlar saçan kolyeler taktılar. daha sonra onu ve oğlunu alıp olympos'a çıkardılar. olympostaki tanrılar bu güzeli görünce hayranlıklarını gizleyemediler...o günden sonra aphrodite güzellik ve aşk tanrıçası olarak olymposta diğer tanrı ve tanrıçalarla birlite yaşamaya başladı.."
bazı efsanelerde ise onun zeus ile, okeanos ve deniz nymphası tethys’in mi yoksa, hava ve yer’in kızları mı olduğu tam olarak kesin olmayan dione’nin kızı olduğunun ileri sürülür..yani bir efsanede zeus’un kardeşidir, diğerinde ise kızıdır..böyle bir çelişki bulunmaktadır..ama ancak herkesin hemfikir olduğu bir konu vardır ki o da; güvercin ve serçelerin kutsal sayıldığı aphrodite’in güzelliğini ışıktan aldığıdır..
aphrodite güzelliği ile sadece tanrıların değil insanlarında gönlünü fethetmişti..insanların kalplerine sevgi ve aşk tohumları serpiyor onlara neşe ve sevinç veriyordu.. diğer yandan kimi zaman bu neşe ve sevinç aşk acısına da dönüşebiliyordu..güzel tanrıçagücünü sadece insanlar ve tanrılar üzerinde göstermezdi..o tüm tabiata söz geçirebilirdi.. tek bir tatlı bakışıyla kudurmuş dalgaları sakinleştirir, nefesi ile deli gibi esen rüzgarları dindirirdi.. yeryüzünde her şeyi o diriltir, o canlandırırdı..kurumuş çiçekleri tekrar canlandırır, dünyayı süsler, güzelleştirirdi..
yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçasıdır.yunanlılar afroditin kıbrıstan geldiğini varsayarlar.bir söylentiye göre tanrılar kralı zeusun kızıdır başka bir söylentiye gore de deniz köpüklerinden doğmuş ve bir deniz kabuğundan karaya çıkmıştır.
gelmiş geçmiş en güzel yunan tanrıçasıdır kendileri.bu unvanı almaları entrika dolu bir mitos'a zemin hazırlamış.
kral peleus'un dillere destan düğününe bütün tanrılar ve zamanın jet sosyetesi davet edilmiş.fakat olacak ya geçimsizlik tanrısı eris es geçilmiş...durum böyle olunca eris küplere binmiş ve düğünü karmaşaya çevirmek için tutmuş peleus'un sarayının yolunu.ortaya en güzele! yazılı bir elma atmış.elmayı almak için gaza gelen üç tanrıça (hera, athena, aphrodite) bir yarış içine girmiş. ortamın delikanlısı zeus elmayı verecek kişinin yeryüzünün en yakışıklı adamı unvanını elinde tutan troya prensi paris olmasına karar vermiş.
bin bir katakulliyle paris'in aklını çelmeye çalışan tanrıçalar yağız çanakkale delikanlısına olmadık vaatlerde bulunmuşlar.hera asya imparatorluğunu, athena bilgeliği ve savaş kazanma becerisini, aphrodite ise zeus'un kızı menelaos'un zevcesi spartalı güzel helene i vaat etmiş.paris dünya malı dünyada kalır diyerek helene'i seçmiş...aphrodite o gün bugündür güzellik tanrıçası olarak alınır. (bkz. zorla güzellik olmaz)
ama mitolojiye göre afrodit'in sayısız sevgilisi vardır..bunların en ünlüsü savaş tanrısı ares'tir..aşk tanrısı eros ise ares ile afrodit'in oğludur..afrodit'in bir başka sevgilisi de truvalı ankhises'tir; afrodit ile ankhises'in oğlu olan aeneas roma'yı kuran kahraman olarak ünlenmiştir..*
yalnız ölümlüleri değil tanrıları bile baştan çıkartıcı bir güzelliğe sahip olan tanrıça afrodit, hoşlandığı ölümlülerin isteklerini yerine getirir, nefret ettiklerinin ve gücüne hafife alanlara çok acımasız davranırdı..
yunan mitolojisinin en kaşar tanrıçasıdır. kocası hephaistos'u önüne gelenle aldatır. o kadar güzeldir ki, aklını çelemeyeceği adam yoktur. helios bi gün bunu ares'le fanfinifinfon yaparken görür, hemen gider hephaistos'a ispikler. çok sinirlenen hephaistos bu ikisine bi tuzak kurar. abimiz demirci ustasıdır, gözle görülemeyecek incelikte ama üstüne oturanı sarıp sarmalayan demir bir ağ hazırlar. bunu aphrodite'in yatağına serer. iki aşık yatağa girdiklerinde ağ kapanır, bunlar yakalanır. hephaistos diğer tüm tanrıları da çağırır ve bu ikisiyle taşak geçerler.
didaktik şiirin babası hesiodos'a göre himeros'u ve eros'u bünyesinde barındıran aşk ve güzellik tanrıçası. hem aşk, hem de orta malı anlamına gelir. yunan mitolojindeki adıdır aphrodite. roma mitolojisinde venüs olarak anılır. kocası hephaistos olsa da pek çok erkekle ilişkiye girdiği ve büyülü memeliğiyle erkekleri baştan çıkardığı söylenir.
en şakacı tanrıçadır. güzeller güzelidir. tanrıların en çirkini ile evlenmiştir.
mitolojiye göre tanrıça afrodit doğan her bebeğin yanına gelir ve yüzüne bakarmış. istediği bebeğe göğsündeki memeliği verirmiş. bu memelik içinde seksiliği barındırırmış. tanrıça hera bile , ara sıra büyük tanrı zeus'u baştan çıkarmak için bu memeliği afrodit'ten ödünç alırmış.
afrodit genellikle bu memeliği çirkin bebeklere verirmiş..
eğer güzel kızlara verirse dünya zaten o kızların önünde diz çökermiş.
(bkz: marilyn monroe)
(bkz: michelle pfeiffer)
bunu yalnız kız bebeklere değil isterse erkek bebeklere de verirmiş.
onun için bazen yüzüne bile bakılmıyacak kızlar cillop gibi delikanlılarla evlenir. millet hayretler içinde kalır. fıstık gibi kızlar da angut gibi tiplere varır ki işin içinde çıkılmaz.
sanırım bir yerlerde de afrodit'in gülmekten gözlerinden yaş gelir.
bu da afrodit'in erkeklerden öç almasıdır. e sen tutar tanrıçaların en güzelini, hem de aşk tanrıçasını, tanrıların en çirkini ile hephaistos ile evlendirirsen olacağı budur. tanrıçanın intikam şakalarına katlanmak zorunda kalırsın.
doğuşu hakkındaki iki ayrı inanış, iki ayrı kişiden gelir; hesiodos ve homeros
hesiodos der ki; uranos, gaia'dan doğan bütün çocuklarını toprağa gömmektedir. tabi böyle olunca da toprak anamız şişim şişim şişmektedir ve sancılanmaktadır. bunun üzerine son oğlu olan kronos'a bir adet tırpan verir ve kronos da o tırpanla babasının, afedersin taşaklarını kesip denize atar:
dalgalı denize atar atmaz onları
gittiler engine doğru uzun zaman,
ak köpükler çıktı/ordu tanrısal uzuvdan-.
bir kız türeyiverdi, bu ak köpükten,
önce kutsal kythera'ya uğradı bu kız
oradan da denizle çevrili kıbrıs'a gitti,
orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça,
yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu
narin ayaklarının bastığı yerden.
aphrodîte dediler ona tanrılar ve insanlar,
bir köpükten doğmuş olduğu için.
homeros da şöyle der; aphrodite, zeus ile okeanos kızı olan dione'nin kızıdır. yani zeus ile okeanos sevişir dione doğar. sonra zeus ile dione sevişir aphrodite doğar. -ne çarpık ilişkiler m.k- ilyada'da diomedes'in aphrodite'yi (yani zeus'un kızını) yaralamasından sonra zeus kızını şöyle avutur:
böyle dedi o, gülümsedi insanların,
tanrıların babası,
çağırdı yanına altın aphrodite'yi, dedi ki: .
"cenk işleri sana vergi değil, yavrum,
sen evliliğin gönül açan işlerine ver kendini,
çevik ares'le athena uğraşacak savaşla. "