ukteyi veren bizim apartmanda oturuyo galiba diye düşündürtmüştür.
efendim 6 yıldır aynı apartmanda oturuyorum ama komşularım sağolsun, apartman yaşantısına dair hala beni şaşırtacak yenilikler sunabiliyorlar. şöyleki;
asansöre binip bizim katta indiğimde tam karşımda, dairelerle merdiven arasındaki boşluğun son kısmında dışarıya bakan bir pencere var. önceleri buralarda, apartmanın merdiven boşluklarının pencere önlerinde çiçekler görüyordum, "ah ne güzel, insanlar sadece evlerinin içini değil evlerinin dışını da önemsiyolar" diye düşünüyordum. sonraları baktım gittikçe saksıların boyutları büyüdü, sayıları arttı. derken saksıların yanında bir sandalye belirdi, ertesi günlerde ikincisi geldi. gene de güzel fikir diye düşündüm, hani herkesin kendi penceresinin önü var sandalyede oturup dışarıya bakacak ama oldundu, güzel görünüyordu, fırfırlı yastıklı, işlenmiş örtülü sandalyeler.
sonraki günlerde bu sandalyelerin üzerinde teyzeler belirdi camdan dışarıyı seyreden. teyzeler işi abarttı, 2 sandalye kime yeterdi, nerden bulup buluşturdularsa bir divan konuldu pencerenin önüne, dallı güllü, fırfırlı örtüsü de var tabii, sandalyeler de dizildi etrafına bu divanın. sonraları durum
mahmut tuncerin türküsüne dönüşüverdi:
-ayyşe teyze, ayyşe teyze?
-ne var?
-divanın/sandalyen var mı?
-vaar var
-böreğin, kekin var mı?
-vaar var
-ne duruyorsun?
-ne yapayım?
-gün yapsana vay vay, gün yapsan.
özellikle öğleden sonraları apartmana girip, dairenin bulunduğu kata gelince asansör kapısını açıyorsun, sen kapıyı açar açmaz hoop sana çevrilen kafalar. ellerde ince belli çay bardakları, böreğe saplanan çatal sesleri arasında birden kendini gün yapan yabancı birinin oturma odasında buluveriyorsun. güne gelmiş onca kadın sana bakıyor “bunun ne işi var burda” gibi, mahçup mahçup iyi günler dileyip zor zar atıveriyorsun kendini evinin kapısından içeri. bir nefes alıp kulak kesiliyorsun seslere, kahkahalara “acaba ben rüya mı gördüm?” diye.
tam apartmanı oturma odasına çeviren bu teyzelere alıştım derken bir gün akşam okul dönüşü asansör kapısını bi açarsınız, açtığınızla pencere önüne kurulu masada akşam yemeği yiyen yaşlı yan daire komşularınızla göz göze gelmeniz bir olur. teyze hemen “kızım, gel sen de ye, akşam yemeği yiyoduk” diye lafa girer. teşekkür ederek hızla evin kapısına yönelirsiniz, başbaşa romantik bir yemek yiyen çifti basmışcasına bir utançla. hani kimi anneler yapar ya, birgün eve gelirsiniz hoop, odaların içi değişmiştir, artık sizin odanız oturma odası olmuştur, işte bizim apartman boşluğu da günleri yapıldığı oturma odasından yemek odasına terfi etmiştir. sonraki günler akşam yemekleri devam eder.
derken günler geçti. bir akşam oturmuş sınav çalışıyorum, aman allahım o ne ses, hangi komşu bu kadar açar ki müziğin sesini. “şu çalan zurna sesi mi, bu tepinmeler halaya benziyo” diye içten geçiriler ama “yok artık, daha neler, evin içinde davul zurnanın ne işi var, ders çalışmak istemeyen bünyemin kendine bulduğu bahaneler bunlar” denilerek devam edilir derse. ama nafile sesler artmıştır, merak edilir, bi üst kata çıkıp bakayıp, uyarayım hangi dairedense denilir. merdivenden 3-5 basamak çıkmakla eşofmanla kendizi herkesin şıkır şıkır giyindiği
kına gecesinin içinde bulmanız bir olur, meğer bizim her katta bulunan yemek odaları yaz ayı münasebetiyle
düğün salonuna dönüşmüştür.
sonraki günlerin birinde gene akşam üstü okul çıkışı asansör kapısını bir açarsınız ki karşınızda sıkışık sıkışık en az 4 yuvarlak, kare masa, etrafında yaşlı genç insanlar, ayakta yemek servisi yapan genç kızlar... gene dumur tabii. kalabalıktan evin kapısına zor ulaşırsınız, anahtarı sokarsınız kapının deliğine, gözünüz tabaklardaki yemeklerde... eee, kına gecesi olur da düğün yemeği olmaz mı? meğer karşı komşu oğlunu evlendiriyomuş da, düğün yemeği için evde yer kalmayınca geniş olan merdiven boşluğu gene imdada yetişmiş komşulardan toplanan sandalye ve masalar eşliğinde.
işin garibi, bu duruma benim dışımda kimsenin şaşırmıyor görünmesi. çoğunlukla ailelerin oturduğu bir apartmanda, öğrenci olarak oturmanın neticeleri olsa gerek diyorum artık... “daraldım, bizim apartman çok sıkıcı” diyenler için tur düzenlemeyi düşünüyorum bizim apartmana. böyle olayların yaşandığı burası neresi mi?,
başkent,
ankara...