anosias   

adana çık aradan

  1. milattan önce 20 01'de bir sıradan bir insan olarak dünyaya gelmiştir. kısa sürede doğaüstü güçler edinmiş, bu güçlerini doğru yolu bulup, bir arilkha olarak kullanmış ve tüm yaşantısına arilkha olarak devam etmiştir. bazı çevrelerce modulantisliğe özendiği söylense de mitolojik kitapların hiçbirinde böyle bir kanıta raslanmamıştır.

    insanları yanlış anlamak, kendini anlatamamak gibi özelliklerininyanı sıra; kendisi uyuzluk, alınganlık ve trip tanrıçası olarak da bilinir. doğaüstü güçlerini kullanıp insanları kör ettiği ve olmadığı biri gibi de algılandığı söylenir. bu kötü özellikleri ve yaptığı yanlışlar yüzünden modulantislerden birkaçı tarafından sonsuz hapishanesi olan pyrds zindanlarına kapatılmış ömür boyu orada yaşamıştır.
    (ascella, 16.09.2004 23:43 ~ 17.09.2004 23:25)


  2. ismini açıklamak istemeyen bir tarihçinin, kendisi hakkında farklı yorumlar yaptığı yarı tanrıça.

    bu insan üstü varlık (kimilerine göre, bebekliğinde ashra'nın parmağını emmesinden gelen) güzelliğine ithafen, bizzat tanta tarafından bahşedilmiş yüce bir bilgelikle donatılmıştır.
    adalat gurusu oporhus, her ne kadar bu büyük gücün anosias'a verilmesini haksız bulup karşı çıksa ve lanetlese de bu genç arilkhayı, oporhus'un annesi trhemos, anosias için 28 gün göz yaşı dökmüş ve oğlunun lanetini kırıp, anosias'ı ölümden kurtarmıştır.
    gerçi tam olarak yok edilemeyen bu lanet, anosias'ta çeşitli izler de bırakmıştır. pre-tanrıça'nın huysuzluğunun ortaya çıkışı işte bu gözyaşı dökme mevsimine rast gelir. soydaşları ile -anlaşılamamaktan dolayı- çok sağlıklı ilişkiler kuramayan genç anosias, bilgeliği sayesinde iyi bir dinleyici ve akıl hocası olur halk arasında. insanlar ona saygı duyarlar bu özellikleri ile, ama söylemezler. o kabul edilmiş bir kişiliktir, dehası onu sivriltir, ama asla göze batmaz, batsa da söylenmez.
    bir çok şeyi hisseden kalbi, sadece kendi hakkındaki fikirleri algılamakta ve kabul etmekte zorlanır. kendisi hakkındaki konularda: algıları düşünceye dönüşürken, huysuzluğu tarafından elenen görüleri; düşüncelerini apayrı yerlere çeker ve; ne kendisi başkalarının eleştirilerini sağlıklı yorumlayabilir, ne de o başkalarına kafasındakileri tam olarak iletebilir.
    "zeki olmasına rağmen, nasıl iletişim kopukluğu yaşar ki bir yarı-tanrıça" sorusu çok kafa kurcalasa da, bu soruyu açıklamada anahtar durum: "kendini izah ederken zorlanma"sıdır. kendisini anlayabilen arilkhalar çok az sayıda olduğu için uyuz kabul edilse de, sorunları halleden tek olgu, kendisini en saf hali ile olduğu gibi anlamaya çalışmaktır. anosias anlaşılmadığında defalarca sorguya çekilip, kendisini anlatmasını istenmelidir. ölümlülerce gözlerine bakılıp, derinlemesine çözümlenmeye çalışıldığında savunma mekanizması devreye girer; kör etme olayı aslında, kendisini saklamak arzusudur (kendisi ile ilgili konularda aniden oluşan kaos ortamı, hep o lanetten öte gelir, dehasına olan kıskançlıktan ötürü yani). derin ifadeler aynı zamanda bir başka yere daha kapı açar; kıskanılası güzelliğine. pek dile getirilmese de aşikardır bu durum (tanta tarafından bile görürüldüğüne göre). genç arilkha kendisi bile unutmuştur neden güçlerine sahip olduğunu. pryds zindanları konusuna daha ileriki günlerde (elimize yeni kaynaklar ulaştıkça) değineceğiz(araştırmalarımız devam ediyor).
    (ascella, 22.09.2004 22:53 ~ 23:10)
  3. güçlerinden vazgeçip hayatını arilkha olarak sürdürdüğü söylense de,
    anlatılan efsaneler aksini söylüyor. tercümede eksiklikler olsa da hakkında
    yeni bulunan yazıtların bir kısmı ilişiktedir. çok dağınık ve düzensiz olsa da bu kaynaklar da gün ışığına çıkmalı artık, galiba.


    anosias | her şeyin sebebi (1211 #1300)
    güzel gülümsüyor güzel gülüyordu. (bu yazılar biraz silik, -buraya bir şey

    yazılacak-)
    güneş, tanrıça'nın sabah serinliğindeki ılık gülümsemesini bastırabilmek
    için tüm gücünü kullanır , kavururmuş toprağı; gün böyle doğuyormuş geç
    arilkhalara göre.
    sabah mahmurluğuyla yarı açık kalan dudaklarından zorlukla farkedilen
    gülümseme nasıl ısıtmasın, nasıl yetmesin herkese; güneşin onu kıskanması
    boşuna değil.
    toprak, yüzeyini güneşin kavurucu etkisinden koruyamadığı için ağlar,
    pınarları doğururmuş; sular böyle çıkıyormuş kaynaklardan geç arilkhalara
    göre.
    her doğan gün yeni bir pınar, her batan gün de dinginlikmiş topraklara.
    tanrıça, beyaz elleriyle gözlerini ovuştururken, çiğ sadeliğinde tenine
    sürünen aslında pınarların da kıskandığı saflıkmış.
    pınar, toprağı serinletmek için sularını dökerken, beslermiş de cılız
    tohumları; ağaçlar da böyle oluyormuş geç arilkha'lara göre.
    ama yüce ağaçlar da kıskanırmış anosias'ı içten içe. ağaçlar büyüyüp,
    yaprakları yeşerdikçe, varlıklarının sebebi ilham perisine özenirlermiş.
    özerline ulaşmak için daha çok ve daha güzel yaprak çıkarmak isterlermiş;
    kıskançlıklarının sebebi saçları imiş, ışıkta renkten renge giren,
    bulutları kesen yapraklar hep bu özenmenin eseri esasında.
    *bir tek yağmur ona özenmez, onu kıskanmazmış. yağmur'un kokusu herşeye yeter.
    ........
    anosias (1211 #2000)
    ilk insandan 2000 yıldönümü geçmesinin ardından, efsaneler de biraz
    biraz değişmiş. herkes kendine göre yorumlamış onu, herkes kendinden
    bir şeyler bulmuş belki de onda.
    seaman's diary*;
    sislerin arkasına gizlenen kuşlar, kendilerini göremediğinden haberdar
    oldukları denizcilerle dalga geçerlermiş. yollarını kaybettirmek için
    yalnız adamlara, açıklardan hep "kara bu tarafta" diye bağırırlarmış.
    bunlara kanan en kudretli denizciler bile fırtınalı açık denizin
    dalgaları ile boğuşamazmış.
    kurtulmanın hiç mi yolu yok, varmış elbet; kendisini bekleyen, çok iyi
    dilekler ile uurlamışsa denizciyi seferine; dilekleri duyan anosias,
    sislerin arasından ellerini uzatır, çeker alırmış kavuşmayı
    bekleyenleri, sağ salim buluştururmuş.

    herkes kendine göre yorumlarmış onu, herkes kendine göre hayatına
    yerleştirirmiş onu ve nimetlerini. sanırım ben de onu nereye
    koyacağımı buldum.
    ....
    anosias (1311 #0001)
    henüz yazılamayacak,
    gün ışığına küçük bir kısmı çıktığı tahmin ediliyor "anosias" için
    yazılanların ve hakkında konuşulanların. tam metinler sadece
    "arceitos"lar tarafından biliniyor.

    /*mevsimler geçiyor*/
    kış bile kıskanırmış anosias'ı herkesin duygusal olduğu karasoğuk
    vakitlerinde, insanın içini ısıtan gülümsemesi, kıymete binermiş belli
    ki.

    ....
    ilk arilkha'nın ardından onlarca asır geçmiş olmasına rağmen;
    herkesin, tanımlayabildiği en büyük güzellikler ile özdeşleştirdiği
    anosias, geç vakitlerde bulutlar arasında parmaklarını gezdirip şekil
    verir; insan hayallerinitürlü pembe tozlarla ilk çağların saflığında
    oyunlara boyardı.
    asırlardır değişmez, hayalgücü tek oyuncağıdır insanın.
    hayalleri peşinde geçmez mi günleri...
    (azureel, 26.11.2004 04:43 ~ 04:44)