1. var böyle bir vazo. gerçekten. en sevdiği biblo da olabilir. ama değişmez olan şey evde sandalyeleri iki yana koyup kale yaptıktan sonra şut çekerken illa kırılan şeyin bu vazo olmasıdır. büyük şangırtı sesi sonrası anne "hiiiii! en sevdiğim vazo" diye bağırırken en refleksif ve en hızlı şekilde eli çoktan güdümlü terliğine ulaşmıştır bile.

    bir de vazoyu kıran büyük kardeşse illa küçüğe bok atar, eğer bonus olarak evde komşu çocuğu varsa bu daha iyi bir durumdur, çünkü eğer annesiyle çok yakın değilse mazlum anne çocuğa terliği fırlatamaz. iyi taktikti az yapmadım, sıcak servis yapın.
  2. en sonunda hep kırılır bu vazo, kırılmazsa olmaz. her zaman "tamam anne, ben sana yenisini alacağım;söz" denir ve yenisi alınmaz. sözün tutulmadığı her hatırlandığında hüzünlendirir insanı.
  3. "sakınılan göze çöp batar" misali kırılmaya mahkum vazodur. kırıldıktan sonra japon yapıştırıcı yardımıyla toparlama çalışmaları da fayda etmez. anneniz bu vazoyu hep özlemle anar.yeri bir türlü doldurulamaz.
  4. kırılmaya mahkum olan vazodur. anneniz size sık sık kırma sakın dikkatli ol emi diye tembihlesede bu vazonun kaderini değiştirmez evde oynanan top kardeşinizin kafasına attığınız uzaktan kumanda yada herhangi bir cisim vazonun hazin sonunu hazırlar
  5. bu vazo aynı zamanda annenin kendi elleri ile yaptığı, süslediği, verniklediği, günlerini harcadığı vazo ise, kırıldığında (ki kırılması zorunludur, yoksa annenin en sevdiği vazo sıfatını haketmiyor demektir) annenin yarattığı öfke dalgası, hatta şiddet korkunç olur. o vazo birden bire kırılıverir. adi cam bardaklar, tabaklar yere düşer, hiç bir şey olmaz. ama bu vazo harekete geçirildiği an kırılmaya mahkumdur. insan anlamaz bile nasıl kırıldığını, birden yere düşer bin parça olur. insan gülsün mü ağlasın mı şaşırır. (aslında gülmek daha iyi, nasıl olsa anne tepki verdiğinde ağlanacaktır)
  6. küçük yaşlarda kıskanılan şeydir bu vazo.. sanki benden kıymetli dersiniz.. annem onu benden daha çok seviyo dersiniz.. gıcık olursunuz ifrit.. olursunuz.. kırılsın istersiniz.