odanı topla ihtarlarını dikkate almayan kişinin annesinin sonunda çileden çıkıp odayı tamamiyle dağıtması
* ,"işte böyle tam oldu, oh be" demesi ve odadan çıkmasıyla sonuçlanabilecek olay
toplamasından daha az tehlikeli olan olaydır zira eşyaların nerde olduğu biliniyordur en azından.
(bkz.
düzen içinde dağıtmak)
(bkz.
kaosun içindeki gizli uyum)
(bkz.
maksimum düzensizlik minimum enerji)
annemin bugün odama girmesiyle yaşayacağı olay
daha kötüsü benim annemin önceleri sıkça yaptığı gibi odada yerde yada yatağımın üzerinde bulduğu ilk eşyayı (ki ne olduunu asla önemsemez) balkondan aşağıya bırakmasıdır..
daha da acısı odanın dağınık olmaması..
eğer anne asal değil üvey ise zincirleme tepkimeleri başlatacak hadise.
(skuba, 13.07.2004 18:46)
öğrenci evinin güzelliklerini anımsatan olay.
her gün başıma gelen hadise.dağınık yaşamayı seven biri için toplamak işkence gibidir.
temizlik konusunda tavizsiz anne odaya girer.odanın dört bir köşesinde bulunan sanki özellikle saklanmış top şekline getirilmiş çoraplar,hepsi ayrı ayrı sıvı tüketilmek için kullanılmış bardaklar ve odayı pamuk tarlasına döndüren kağıtlar tek tek toplanır.daha sonra savaş alanına dönmüş yatak "fesupanallah" çekilerek toplanır.ama yetmez.halının altına sinsice atılmıs bilimum sümük,tırnak,çerçöp de süpürüldükten sonra artık patlamaya hazır,pimi çekilmemiş anne sinirlenmesin de ne yapsın.pençelerini geçirmesi ya da terliğini bir bumerang edasıyla atması artık kaçınılmazdır.
(tonguç, 08.12.2005 00:02 ~ 20:09)
annenin özleminde, tahmin edilmeyecek şekilde aranan davranış
(felis, 13.01.2006 18:14)
annelerin evin kendilerine ait olmayan bölümünün dağınıklığı sebebiyle edindiği huzursuzluğun son noktası.benim annemle aramda genelde şöyle bir diyalog geçer:
anne- yavrum odan dağınık olduğunda demoralize olursun, düşüncelerini toplayamazsın bıdı bıdı bik bik biık
ben- tamam anne, toplıycam. (kestirip atma yolu tercih edilir genelde ve bir dahaki konuşmaya kadar aynı politika uygulanır.)
ya ben aradığımı böle daha kolay buluyorum ya da yatağı toplarsam gene bozulcak gibi sözlerle annenin sinir krizi geçirmesine bile neden olabileceğiniz,son derece gıcık psikolojik olay.
annenin dağınık olan odayı toplaması, akabinde benim aradığım hiçbir şeyi bulamamam ve sinirlenmemle sonuçlanan sinir silsilesi.
aslında odamız gayette derli topludur. belki psikolojik belkide sosyolojik durumundandır ki odaya her girişinde mutlaka bir şeylerin yerinin değiştiğini görmektedir. yılların tecrübesiyle şunu anladım ki; sabah odanın karış karış resmini çekmekte akşamsa odanın yeni halini eskisiyle 1-1 karşılaştırmaktadır. bunu ona bu kadar zevkli kılan hadise ise iki resim arasındaki limitsiz farkı bulma oyunu oynamasıdır. evet bütün sorun budur. bütün sorun kendini tatmin etme, eğlenme çabası içinde olmasıdır. selam olsun kendisine.aha içeri girdi........
vücutta derin terlik izleri bırakacak eylem.
mutlaka ve mutlaka olur bu, hiç şaşmaz. siz tüm odayı topladım mis gibi oldu diye düşünürken, "bu niye burada?", "kaç saat dayanır ki şimdi size?" falan diye başlar ve yavaş yavaş sinirlenir bir şey arayıp bulamazsa.
annenin odayı teftiş edeceğinin öngörüldüğü zamanlarda odadaki kıyafettir kitaptir odur budur her türlü zımbırtının yorganın altına tıkıştırılmasıyla önüne geçilebilecek durumdur.dikkat edilmesi gereken husus ise homojen bir dağılım yapılarak yataktaki şişkinliğin ilk anda dikkat çekmeyecek şekilde olmasını sağlamaktir.ama anne siz uyurken odaya dalmaya ısrarlıysa söylenebilecek tek şey vardır:tanrı bazalı yataklari kutsasın.
sinirlenip azarladıktan sonra "misafir mi gelcek?" , "bi şey olmaz." ve "akşam gene bozulcak!!" gibi söylemlerde bulunduğum durum. hakkaten ama misafir mi gelcek? biz bizeyiz yau şurda.
her defasında "anne bu dağınıklık değil ki, yaşanmışlık var bu odada, ben burada yaşıyorum bunlarda yaşadığımın işaretleri, bundan memnun olman lazım" diyerekten beni duygusal bir felsefe yapmaya zorlayan durum.ilk zamanlarda işe yarıyordu gerçi ama artık etkisini kaybetti.
beraber arkadaşın odasında otururken birden odaya hışımla annesi girer ;
-oğlum bu ne dağınıklık. kaç gündür söylüyorum sana topla diye odanı. bende toplamıcam bundan sonra bok içinde yaşarsın artık.
-ya anne ben böyle rahatım, hem sen topladığında aradığım hiçbirşeyi bulamıyorum ben.
daha sonra anne kendini haklı çıkartmak için bana döner;
-oğlum bari arkadaşından utan, bok içinde oturtuyosun onu da
-yok teeyze ben rahatım böyle sorun değil benim için
-evladım senin odan damı böyle dağınık sanki, milletin evi tertemiz bizimki pasaklı işte
o sırada arkadaş üste çıkmak için konuşmaya atlar;
-anne onun odası benden de pis, hiç toplamaz o odasını, kimseyi de sokmaz içeri toplatmak için
anne artık daha fazla uzatmaz;
-al birini vur ötekine işte
der ve o anda arkadaşın annesinin gözündeki yeriniz eskisine göre bayağı alt seviyelerdedir. arkadaş ise günü kurtarmanın sevinciyle bilgisayardaki oyuna daha bir şevkle asılır.
annenin odayı daganık görüp "topla çabuk odanı" lafını 2-3 kere ettikten sonra dagınık gibi görünen ama herbiri "alırken kolaylık olsun" diye bırakılmış giysilerin hepsini dolaba tıkmak ve annenin tekrar odaya gelip dolabı açmasıyla birlikte
--ne bu lan ölü götüne pamuk tıkar gibi doldurmuşun bunları buraya
demesi...
ama anne ben aradığımı buluyorum .diye annenin karşısında pişkince sırıttığın anda annenin hissettikleri..