orta-1'de kardeş okul organizasyonlarından biriyle almanya'ya gitmiş, bir ay kadar kalmıştık. döndüğümde her insanın yapacağı gibi yolculukta terlediğim için duşa girdim. derken içeri birisi girdi fakat önemsemedim çünkü bizim aile biraz rahattır banyo/tuvalet konularında.
neyse efendim içeri giren kişi annemmiş, "seni keseleyeceğim." dedi. "neden?" dedim. "leş gibi olmuşsundur oralarda." dedi. "tamam." dedim.
*
ardından annem birden açtı duşakabini, hareketlerindeki sertlikten biraz ürkmedim diyemem, taktı keseyi eline, bir davrandı
* sırtıma, bir girişti, kolumdan omzumdan kavrıyor, karaciğerime çalışıyor, elleri de güçlüdür ama o derece kuvvetli olduğunu ilk kez o zaman öğrendim bir sürtüyor keseyi, tepemden su akmasa alev alacağım neredeyse.
kendime geldiğimde küvetin içinde, kıçıma baklava deseni veren plastik taburenin üzerinde
ıhlıyordum. kurulanmak için havluyu aldığımda zaten kuru olduğumu farkettim. ne kadar kırmızı olduğumu anlatmak için kasmayacağım. kırmızıydım. bildiğin kırmızı.
zaten ertesi gün vücudumun büyük bölümü kabuk bağladı. ziyarete gelen akrabalara anlatmak da bana düşüyordu:
- ooo, maviocum geçmiş olsun. neler geldi başına oralarda?