kız arkadaşların birbirlerini şımartma amaçlı kullandıkları bir sözcük. şöyle ki:
-nooluyo be burnunu çekmeye başladın sen! anneemm yoksa sen hasta mı oluyonn?...
ya da:
-of ya! ben gitçem bu herifin fakülteyi basacam olmayacak böyle!
+annem sen aşık mı oldun?!
veyahut:
yolda yürürken birden yolun kenarına isyankar bir tavırla oturuveren arkadaşa
-annem sen yoruldun mu?
2004 filmekimi kapsamında izlediğim sapık&ensest bir film olup sanatsal sıfatı yapıştırılan ve beni şimdiye kadar en çok rahatsız eden filmler listesinde 2. sıraya konan (1. sıradaki film: salo) bir christophe honoré filmi.
(bkz: http://www.istanbul.net.tr/...)
mazide kalan hatıra gibi
şefkatli kollarını aç bana anne
geceler çok soğuk, sessiz ve karanlık
üşüdüm, üstümü örtsene anne
anne, anne, anneciğim
uyandım uykudan, aradım seni
sağıma, soluma bakındım anne
geceler çok soğuk, sessiz ve karanlık
üşüdüm, üstümü örtsene anne
anne, anne, annecigim
yanımda olmanı ne çok isterdim
dizine yatıp da uyurdum anne
dilimde dua, gözümde ruyasın
seni çok özledim, hasretim (hastayım) anne
anne, anne, anneciğim
uyandım uykudan, aradım seni
sağıma, soluma bakındım anne
geceler çok soğuk, ıssız ve karanlık
üşüdüm, üstümü örtsene anne
anne, anne, anneciğim
kanal d'nin yeni yayın döneminde yayınladığı dizidir. an itibariyle de -reklam arası biter bitmez devam edecek- oynamaktadır.
annemle izlemekteyiz. annem çok beğendi. oyunculuklar hoşuma gitti açıkçası. dizilerde belli bir kalite seviyesini aşmış durumdayız aslında. beyaz gelincik, aliye, bir istanbul masalı gibi dizilerin devamı bir ekolden geliyor gibi. senaryo da fena değil. izleyiciyi sürükler yani.
onun dışında ilhan şeşen'i görmek de ayrı bir heyecan. adam tam romantik aşık yahu. bu kadar olabilir. şimdiki dizilerde "asi kız" rolleri de moda oldu.
aha 1. bölüm bitti. müzikleri galiba kıraç. evet kıraç'mış. jenerik çok hızlı akmasa bütün ayrıntıları yazacaktım ama neyse...
vahide gördüm-zeynep eğilmez
talat bulut-musa baylı
musa ve zeynep yıllar önce büyük bir aşk yaşarlar ve evlenirler. ancak zeynep hamileyken kocasının bir hatasını affedemez ve çocuğundan bahsetmeden musa’dan boşanır.
boşandıktan sonra, aileden kalma bir arsaya küçük bir ev yaparak yeni bir hayata başlayan zeynep pazarda köfte satarak kızını büyütmeye çalışmaktadır. musa mütaahitlikle başlayan iş hayatına farklı bir yön vererek bakanlığa ve konumu sayesinde rahat bir yaşantıya sahip olur. zeynep’ten bir daha haber alamayan musa gazeteci bir kadınla nişanlanır. kızları gonca16 yaşına gelmiştir. iyi bir okulda burslu okumaktadır. zeynep gonca’ya babasının yıllar önce öldüğünü söylemiştir. kızının daha iyi şartlarda yaşaması için elinden geleni yapan tek başına hayat mücadelesi vermeye çalışan zeynep, kardeşi mehmet’in tüm ısrarlarına ve gonca’nın yaşının da verdiği asi davranışlarına rağmen musa’dan asla yardım istemez. kızından haberi olmayan musa garip bir tesadüfle gerçekleri öğrendiğinde neler olacaktır.
gonca(duygu yetiş) adlı nerden baksan 22 23 yaşındaki kızı 7,9,1992 dogumlu göstermeleriyle anıra anıra gülmemi saglayan dizi.hadi kız minyon tipli yuttuk diyelim,gelelim eymen'e(cavit güner)86 lı,sakallı adamı sen nası goncanın 92li mantisi diye koyarsın?koyarsan millet buna biyeriyle güler...
senaryosu ve oyuncu kalitesiyle özellikle anneleri yürekten vurup gözyaşlarına boğan kanal d dizisi. bu geceki bölümde tek bir cümlesiyle şahsımda ağlama krizlerine yol açmıştır;
-nefesim yokmuş gibi geliyor. 16 saattir kızımı görmedim.
izlemeye değer kaliteli bir yerli dizi.
gonca'nın ailesinin durumunun ne olacağından çok polis ali'nin ömer oğlunun bilgisayar başındaki durumuna üzüldüğüm dizi.. çocuğun gözler bile sabit bakıyor artık. konuşması falan yavaşlamış. arkadaşlarıyla da msnde kahve içiyor zaten. vah yazık diyorum.
denk geldiğimiz zamanlarda msn den konuştuğumuz,
başka zamanlarda içmemesine rağmen ziyaretime geldiğinde beraber 2 bira içtiğimiz,
metallica - nothing else matters şarkısını ona dinlettikten sonra "güzel söylüyorlarmış kim bu çoçuklar" diyen,
en güzel sarma dolmaları yapabilen,
her konuştuğumuzda kaç zamandır neden aramıyorsun diye sitem eden
birtanecik, yegane, eşsiz, mükemmel insan...
benim herşeyimdir, canımı bile veririrm onun için ama bilirim ki ne olursa olsun o benim canımı değil saçımın telini bile istemez.
dünyadaki en mükemmel insandır benim için.
nasıl anlatsam anne. sana olan sevgimi canım ,hayatım ,herşeyim sensin anne taşımam mümkün değil kalbimde hasretini senden evvel can vermek bütün emelim anne
jeneriğinden anladığım kadarıyla karakterlerin bir tür telepati yoluyla iletişim kurduklarını tahmin ettiğim dizi. ne zaman karşıma çıksa bir kıraç müziği çalarken birbirlerine anlamlı anlamlı bakan, sağa sola dönen, hiç ağız oynatmayan tipler. evet, evet, kesin telepati bu.