uyandırılan kişiyi saf yerine koyan tekniklerdir. işin garibi aynı tekniği birden fazla kullanılmasıdır.
annelerin bilmesi lazım papazın her zaman aynı pilavı yemeyeceğini.
bazen uyandırılan insan için çok hasas konuları kullanarakta yapılan teknikler vardır.
a:anne
m:ben
a: mustafa hadi kalk, saat 11 olmuş
m: evyah! (hemen kendimi yataktan dışarı fırlatıp saate bakıp)
m: ya anne, hani saat 11'di? saat daha 7.
a: galiba yanlış görmüşüm. zaten uyandın, hadi elini yüzünü yıka da kahvaltıya yap.
---
a: mustafa patronun aradı, acil işe gitmen gerekiyormuş.
m: ne alaka? her şey yolundaydı. tamam tamam, kalkıyorum.
(kalktıktan ne olup bittiğini öğrenmek için iş yerini aramaya karar verdiğimde annem gerçekleri açıklar. )
a: dur! arama, seni uyandırmak için öyle söylemiştim. yoksa uyanacağın yoktu.
----
a: mustafa kalk kalk, deprem oluyor.
m: hooaaa! ( aceleyle yataktan fırlayıp ayakta durabildiğimi anladım an)
a: sen uyurken çok sallandı.
m: ya anne, bırak!! tamam, kalktık işte.
---
(bu gerçekten en kötüsüydü ve benim hafife alamayacağım konuydu.)
a: mustafa çabuk kalk, sunucularınız(server) çökmüş.
m: (hiç birşey söylemeden iki dakika içinde el yüz yıkanır ve anne mutfaktayken çoktan evden çıkılmış olur.)
m:bravo anne! (akşam eve dönüldüğü zaman. )
uyuyan kişinin üstüne su dökme(yapanlar var, gördüm), yastık yorgan ne varsa toplanması, yüksek sesle müzik dinleme, sabah sabah elektirikli süpürge ile uyandurma gibi daha bir çok çeşit teknikler vardır.
bu şekilde uyandırmaya çalışan kişiler anne olduğundan bir şey de söylenemez.
bunlar gibi denenmiş teknikler zamanla etkisini kaybeder.
gelip uyuyan kişinin (benim) tepesinde dikilerek sonu gelmeyen monolog şeklinde tartışmalara başlayınca bi süre sonra ister istemz uyanıyo insan. ha tabi kalkıp anneyi boğup geri uyuyası oluyo biraz, ama olmaz, anne o, el kalkmaz, ayıp. e ben de evladıyım anasını satiim niye işkence ediyo bana ?
öncelikle sevgiyle yaklaşarak, sonrasında çocuğunun gideceği yere geç kalacağını anladığında sertleşen yöntemlerdir. sertleşmek zorundadır çünkü okula veya işe geç kaldığında çocuğunun başına neler geleceğini kendi geçmişinden biliyordur.
benim favorim ise : annemin, hıdrellez gününün sabahı bahçemizden kopardığı gül ile önce yanağımı okşayarak sonra da kokusunu duymam için burnumun dibine sokarak beni uyandırmaya çalışmasıdır. başta sevgi ile başlayan bu güzel yöntem, ben uyanmayı reddettikçe gülün dikeninin yanağıma batmasıyla sonuçlanır. sonuç ise, dikenin acısı ve yastığa gülün nereden geldiğini anlayamamanın yarattığı şaşkınlıkla yataktan zıplayarak kalkmanızdır.
uyandırılacak olan kişiye göre değişen tekniklerdir. kocasını uyandıracaksa çay bardağını şıkırdatır. kahvaltının hazır olduğunu anlayan baba gözünü açmadan el yordamıyla masayı 15 saniyede bulur.
geçen bayramda tekniğini geliştirmiş,başıma ütü masası düşürerek uyandırmıştı(o günden beri kaskla uyuyorum ben).bu bayramsa kendisinden duvar pası ya da plase gibi farklı bir teknik bekliyorum.hadi hayırlısı.
son ses müzik açmak ya da elektrik süpürgesini çalıştırmak ve bütün bunları kalk dediğinde kalkılmadığı için kasıtlı olarak yaptığını söyleyerektir. cinnet geçirmek için iyi bir sebeptir.
kaos teorisini defalarca kanıtlayacak şekilde kalkmazsak başımıza geleceklerin küçük çaplı özetini çıkartan ve sonucunda baş arılı uyku kaçıklığına sebep olabilecek yöntem, bahsedilen yöntemlerden sadece biridir.
en etkilisi aynı tonda hiç bozmadan ismin söylenmesidir kanımca. bir süre sonra isyan ediyorsunuz çıldırıyorsunuz yatakta. şöyleki diyelim ismimiz ali. hiçbir atraksiyona girmez anne direk:
alii alii alii alii alii alii alii şeklinde uzun süre tekrarlar kendini. işte o noktada s.kerm hayatı moduna girersiniz ve kalkarsınız. ayrıca bu taktiği yurtta arkadaşlarınızı uyandırmak için yapabilirsiniz. bir anne şevkatiyle. (bkz: çin işkencesi)
başucuna koyduğu bir manuel filtre kahve aparatı vasıtası ile (bardağın üzerine konan, prensip olarak filtre kahve makinası gibi çalışan, sadece sıcak suyu manuel olarak dökerek filtre kahve elde edilmesini sağlayan plastik hede) kahvenin o güzel kokusunun verdiği haz ile bardağa damla damla düşen sıcak suyun sinir bozucu monotonluğu arasında ikilem yaşatarak, o an itibarı ile hangi duygunun hissedildiğinin tam olarak anlaşılabilmesi için uyanılmasını sağlamak.
uzak değil gecen pazar günü aynen şu tekniği kullanmıştır:
-hadi kalk kahvaltı ediyoruz bak
+ben acıkmadım öğlen yemeğine yetişirim.uıyıucamm..
-aa hani bu senin yaratık var ya kaplumbağa mı ne ölmüşş hiç kımıldamıyo bu aa!!
bir de kalkılır bakılır ki söz konusu hayvancağız mutlu mesut yaşamaktadır.
zili çalar, ooo hoşgeldiniz, buyrun diye bişeyler söylerdi duyabileceğim bir sesle. telaş ve merak içinde fırlardım yataktan. bunun postacı gelmiş gibi değişik versiyonları mevcuttu kendisinde.