gündem
  1. · 28 kasım 2009 fenerbahçe kasımpaşa maçı
  2. · ezel
  3. · sözlük yazarlarının dinlemekten bıkmadığı şarkılar
  4. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  5. · bir kadının bilmesi gerekenler
  6. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  7. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  8. · salıncakta tam tur atmak
  9. · mr spock

annelerin saça sakala karışması  

  1. "yok daha neler" denesi aile faciasının yakın olduğu gösteren olaylardan.
    (bkz: annenin eve dönüş saatine karışması)
    (warbringer, 25.01.2006 23:45)
  2. -"ya evladım güzel olmuş ama, kessen aslında şu sakalını"(ne o öyle hippiler gibi)
    (bkz: ironic)
    (dejavu, 26.01.2006 01:24)
  3. klasik ebeveynlik psikolojisinin yol açtığı olumsuz sonuçlardan biri. özellikle annenin gözünde ne yazık ki hala ilkokula giden küçük çocuksunuzdur ve o da sizi bu kalıba sokmak (ya da bu kalıptan çıkarmamak) için ellerinden geleni yapar (baba bu konuda daha ılımlıdır, çünkü "oğlan giderek bana benziyor" gibi düşünür, ve oğlunun onunla paylaştığı şey sayısının artacağından dolayı sevinçlidir, halbuki hiç de öyle olmaz). tabi erkek çocuk da büyümeye heveslidir her zaman.

    en başta sakalın çıkması, özellikle annenin hiç istemeyeceği bir durumdur. "benim oğlan büyüyor da sakalını kesiyor, olamaz!" düşüncesi onu yer bitirir. hatta "oğlum, neden haftada 2 kez tıraş olmaya başladın, daha onlar tüy, tüy!" şeklinde engellemelerde de bulunmaya çalışır. tabi anne dinlenmez böyle bir durumda, ve tüyler ormanlaşmaya başlar. sonunda anne, oğlunun daha bebek gibi görünmesi için oğlunun tıraş olduğu gerçeğini kabullenmeye başlar. tabi bu daha herşeyin başlangıcıdır.

    büyümeye hevesli oğlan lise sıralarındayken hep üniversite hayali kurar. hani asiyiz ya, artık yeter okul baskısı, ah bir üniversiteye gideyim var ya... şeklinde hayallerle kendini doldurup durur. tabi şişen şey bir gün patlar. oğlan bir gün "yeter artık, top sakal bırakacağım, çok direndim okul baskısına" gibi ilginç bir düşünceyle başlar bu işe. tabi sonuç hüsrandır ilk seferlerde. gerek arkadaş çevresi (sizde çıkmıyor diye kıskanmayın len) ,bilhassa aile bu durumdan hoşnut olmaz. tek beğenen sizsinizdir. her gece de, "sabah kalktığımda ya sakallarım yerinde olmazsa" gibi bir düşünceyle uyursunuz (gece gece anne makasla girişebilir, dikkat). en sonunda da bu işten vazgeçersiniz. çünkü anne sizi canınızdan bezdirir. "öyle mi büyünüyormuş, kafan büyüsün önce", "hippilere özenince adam mı olunuyor" vıdı vıdı dıdı dıdı tarzında kendisinin de mantıksız olduğunu bildiği sitemleri bir bir kafanıza işler işler ve en sonunda bu seferlik pes edersiniz.

    bu denemeyi birkaç sefer daha yapasınız, en azından etraftakiler sakalın size yakıştığını düşünmeye başlarlar. anne de bu görüntünüzün size yakıştığun düşünmeye başlamış olabilir, ama asla dile getirmez. çünkü her zaman en güzel haliniz bebek yüzlü halinizdir. bir tandan da çaktırmadan saç uzar tabi. bu nispeten az tehlikelidir şu an için.
    - oğlum sen kaç aydır berbere gitmedin?
    - ehm şey gitcem bi ara ya bissürü işim gücüm var bu aralar.
    - iyi peki.

    lise biter, artık hayatta daha özgür olduğunuzu düşünme zamanı gelmiştir. "aman annem ne derse desin bana ne" "artık kendim olmalıyım" "beni toplum şekilendiremez" gibi gazlarla üniversiteye başlarsınız. tabi anne artık bir "hippi" olduğunuzun farkına varmıştır (ah keşke olsam hippi, nerde...) ve baskıları daha da artırmaya başlamıştır. şöyle bir diyalog geçtiğini hatırlarım:
    - bak ya berbere gidersin, ya da gece saçlarını saçmasapan keserim kazıtmak zorunda kalırsın.
    - ben de sana aynısını yaparım!
    - görürsün sen!
    tabi ki birşey olmamıştır. anne ayarı almıştır çünkü. oğlan artık baş kaldırabilmektedir. büyüyor mu sanki?

    aradan bir zaman geçer, artık uzun saçlı sakallı bir delikanlı olmuşsunuzdur. anne de bu gerçeği kabullenmiştir. artık sizi böyle sevmeye çabalar. ama hala annedir, siz de çocuksunuzdur. onun için sizi şekillendirmeye devam eder. "bak bari şöyle yap sakalını", "bir ara şu berbere uğra da saçını düzelttir", "bak sen yapamıyosan ben düzelteyim (yıllardır tıraş olan kendisi sanki)"... bu böyle her gün her gün sizi kemirmeye devam eder.

    tabi sizin uzun saçlı ve sakallı bir birey olmanızda en büyük katkı da annenindir. burdan tüm annelere minnetlerimi sunar, bir de üniversiteli tüm "hippi"lere sabırlar dilerim.
    (plectrum, 26.01.2006 01:35)
  4. bir anneniz olduğuna delalettir. kelimelerle tarif edilemeyecek bir mutluluk kaynağıdır.
    (analist tilki, 02.02.2006 03:57)
  5. bendeki modelin saçımın turuncu halini beğenmediğini, pembe halinin fena olmadığını ama en çok morun yakıştığını, yalnız kakül kestirmemem gerektiğini söyleyerek yaptığı, kaküllerim varken her allahın günü iğrenç olmuş diyerek psikolojik baskı yoluyla ileri götürdüğü kendini bilmezlik. gerçi onunki de zevk, hani erkek kardeşim saçını uzatınca kestir yüzün gözün çıksın diyebiliyo, arkadaşlar söyleyince dert olmuyo da anne söyleyince sinir bozuyo böyle şeyler.
    hayatımdan kesitlerle süslediğim bu girimde anlatmak istediğim onun da çevrenizdeki herkes gibi fikrini belirttiği ancak fikirleri doğal olarak arkadaşlarınızınkinden farklı olduğu ve en önemlisi anneniz olduğu için bu durumun battığıdır. o yaştaki kadının ne haddinedir yorum yapmak, hem anneniz ya, küçüklüğünüzden beridir hep size karışıyodur ve artık canınıza tak etmiştir. kazık kadar adamsınızdır. beğenmeyen sevgiliniz olsa hadi neyse, kesersiniz gider. ama anne her alanda olduğu gibi saç alanında da sizi kısıtlamaya çalışıyodur, tek derdi odur.
    ha ben de rahatsız oluyorum o ayrı. hiç olgun bi insan değilim.
    (etipuf, 02.02.2006 04:16)
  6. bilimsel olarak milyarda bir gerçekleşebilecek bir durumdur.sakalı çıkan bir türk kızı vardı sadece onu hatırlayabiliyorum.
    (zaknafein, 02.02.2006 05:07)
  7. annenin dayanamayıp saça sakala makasla dalması olarak bir üst seviyeye çıkabilecek bir kuşak çatışmasımsısı.
    (yedinin yedincisi, 20.03.2006 17:20)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil