dünyada bana en çok değer veren varlık. bu yorumu yaparken ona duyduğum özlemden dolayı gözlerimin dolmasına sebep olan "içim",
(biraz daha yazarsam ağlıycami burda kesiyorum)
bazıları sadece sizi doğruan kişi olarak kalacak, daha öteye gidip sizin için kutsal bir varlık olamayacak, sizin kendisine güçlü bir duygusal bağ kurmanızı sağlamayacak kişiler de olabilen; çocuk doğurmuş bütün kadınlara verilen genel ad.
korkuyorum anne al beni içine
alışamadım anne al beni yine... her durumda yanımızda olacak tek varlık. belki içine tekrar girmek mümkün olmayacak,ama o her halükarda bizi koruyacak..
canımın içi, yaşama sebebim.
3 yaşınızdayken size özenle yemekler hazırladı;
tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz.
4 yaşınızdayken elinize rengârenk kalemler tutuşturdu;
evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz.
5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi;
gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz.
6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü;
sokaklarda "gitmiycem" diye ağlayarak teşekkür ettiniz.
7 yaşınızdayken size bir top hediye etti;
komşunun camını kırarak teşekkür ettiniz.
9 yaşınızdayken size piano öğretmeni buldu;
notaları bir gün bile çalışmayarak teşekkür ettiniz.
10 yaşınızdayken doğumgünü partilerinden, dans derslerine kadar her yere sizi arabayla götürdü;
arabadan firlayıp giderken arkanıza bile bakmayarak teşekkür ettiniz.
11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü;
"sen bizimle oturma" diyerek teşekkür ettiniz.
12 yaşınızdayken zararlı tv programlarını seyretmenizi istemedi;
o evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz.
15 yaşınızdayken sizi yurtdışında yaz kampına gönderdi;
tek satır mektup yazmayarak teşekkür ettiniz.
17 yaşınızdayken erkek arkadaşınızla partiye gitmenize izin verdi;
bir telefon bile etmeden sabaha karşı eve dönerek teşekkür ettiniz.
19 yaşınızdayken okul masraflarınızı karşıladı, sizi arabayla kampüse götürdü ve eşyalarınızı taşıdı;
arkadaşlarınız alay etmesin diye kampüs kapısında ve dalaşarak teşekkür ettiniz.
21 yaşınızdayken iş hayatı ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi;
"ben senin gibi olmayacağım"diyerek teşekkür ettiniz.
22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı;
avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz.
24 yaşınızdayken uzun süredir çıktığınız çocukla tanışmak istedi;
"zamanını ben bilirim" diye tersleyerek teşekkür ettiniz.
25 yaşınızdayken düğün masraflarınızı karşıladı, sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı;
siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz.
30 yaşınızdayken bebek bakımı hakkında size akıl vermek istedi;
"artık bu ilkel yöntemleri bırak" diyerek teşekkür ettiniz.
40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın doğumgününü hatırlattı;
"anne işim başimdan aşkın" diyerek teşekkür ettiniz.
50 yaşınızdayken o, çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiginizde mutlu oldu;
ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz.
derken bir gün... o, öldü...
o güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi düştü...
eğer hâlâ sizinleyse,
şimdi onu her zamankinden daha çok sevin.
sadece 11 yaşına kadar tanındığı zaman bireysel tarihin karanlık çağlara bürünmesine sebep olabilecek bir mum gibi sönmesinin ardından aranır.gördüğünüz her nesnede arasanız 10'da 1'ini bulamazsınız , yaşam boyu tek aşk olur , bir gün ölümün sizi de kollarınıza alacağını düşünür , hayatın 1-1 sonlanacağından zevk alırsınız.
yaşamınızın tamamını onun yaşamını anlamak uğruna feda edersiniz , hissedilen bireysel yalnızlığı onun yokluğuna bağlar durursunuz , aslında aradığınız ondan size kalandır , ya da ondan size ne kadar kaldığı gerçeğidir.sonuçta tek aşkınız , inandığınız tek güçlü kadın yeryüzüyle birleşmiştir , siz evrenin kurallarını çiğnemek için bilgiyi öğrenmek istersiniz , ölümde tanrıyı , tanrıda adaleti ararsınız , yukarıdan bir uyarı gelene dek.
yalnızca geçirdiğiniz korku dolu anasız - babsız günler , etin tuzda piştiği gibi sizi pişirir.gerçeğe karşı çocukça ama daha karmaşık bakmaya başlarsınız.kafası karışık başlamış yaşamınız şimdi bir nodule şeklinde gırtlağınızda saçaklanarak hem maddi hem de manevi bir kansere sürükler , onu da aşarak 'bunu da başardım sen nerdesin' dersiniz , çevreniz bir sonsuz çöl , kum denizi halini alır.tanrı'ya kızar , "bu kadar mı acımasız bir dünya bu , adaletin bu mu , matematiğin bunda mı gizli" dersiniz , tanrı suskunca yapboz'u oynayışınızı izler.sahip olduğunuz son erdemi yakarsınız , sonunbaşlangıcı zannedersiniz , daha başlangıç ortada yok iken.
her kılıktaki dişi insani görünümün ardında gizli olduğunu sanırsınız , her dişide bir parçasını ararsınız , rus bebekleri gibi içinde farklı bebekler , hep aynı manevi görünümün farklı maddesel büyüklüklerinde çıkar size , sonuç boştur.heryerde o sevgiyi aramaktan yorulmazsınız ta ki saçmaladığınızı hissedene kadar.
bütün yaşamın aslında tek bir anadan türediği ile avunmaya başlamak da boşadır , sonunda anlarsınız ki sadece anne nesnesi değil , yaşamın yarısı gitmiş , sadece maddi bir görünümün perdesinin arkasında kalan manevi bir sonsuzlukta kaybolmuş bir erkek çocuğusunuzdur.mahvolursunuz , sonsuz bir kızgınlıkla , sonsuz savaşa yemin edersiniz.
işte böyle kutsal bir varlıktır ana , böyle tehlikelidir , bu yüzden analar güçlüdür , kadınların zayıf olmasına karşın.ama sadece kendi yaşamını feda edecek kadar fedakar anneler , yaşamlarını oğullarına aktarabilecek kadar güçlü ve ölümsüz olabilir.
her zaman yanımda hissettiğim ya da hissetmek istediğim, yeri doldurulamayan, olmak istediğim kişi, yeri geldiğinde her şeyi alttan alan bana yardımcı olan, yeri geldiğinde sorunlarım için kendini parçalayan, şu anda şu halde yaşamamı borçlu olduğum, mükkemel insan..
hep mutlu olsun istiyorum, artık benden çok kendini düşünsün istiyorum.. ona borcumu ödemek istiyorum
her anne hayatta en az bir kez sikilmiştir. üzgünüm. (bkz: baba)
ha istisnalar da olmuyor değil (bkz: tüp bebek)
bir istisna daha var, kutsal bakire kalabilen*.